Mesneviden

hakka_yolcu

Well-known member
Çok eski zamanlarda bir padişah vardı. En son aldığı cariye­ye aşık olmuştu. Ancak, gel gelelim cariye hastalanmasın mı? Bütün hekimler seferber olup, “Kolay, hallederiz” dediler. Hiçbiri “Allah isterse” demediği için, cariye bir türlü iyileşmedi. Bilakis günden güne, hastalığı daha da arttı.
Padişah hekimlerin başarısızlıklarını görünce, ağlayarak Al­lah’a yalvarmaya başladı: “Yarabbim, sen varken tuttuk bir ölümlü cariyeye gönül verdik. Hastalandı, medeti senden değil, hekimlerden bekledik, bağışla beni…”
Bu yalvarma, Allah’a hoş geldi. Gece padişah uyurken, rüya­sında ak sakallı bir ihtiyar göründü ve, “Yarın yanına bir garip kişi gelecek. Bu ki o bizdendir. Hastanı iyileştirecek.” dedi.
Ertesi gün, beklenen kişi gelince, padişah herkesten Önce ko­şup, kapıyı açtı. İzzet, ikramda bulundu. Sonra, kişi hastayı muayene etti. Anladı kî, kızın derdi, gönül derdidir. Bulmak için, kızın nabzım tutup, hayat hikâyesini anlattırmaya başladı. Niyeti, hangi isim geçtiğinde, kızın nabzının atışı artıyorsa, böylelikle sevdiği kişiyi öğrenmekti. Kız anlattı, hekim dinledi. Ta ki, kişiyi Öğrenmekti. Klz anlattı, hekim dinledi. Ta ki, Semerkand’a gelinceye kadar. Sonunda, kızın Semerkand’lı bir kuyumcuya aşık olduğunu öğrendi. Kızı muayene eden hekim, kızı bu üzüntüden kurtarmak için, kuyumcuyu bulmaya karar verdi. Yalnız, kızdan bundan sonra neşelenip gülmesini, padişaha da bir şey söyleme­mesini tembih etti. Sonra da padişahın huzuruna çıkıp, “Kızın iyileşmesi İçin, bu kuyumcunun bulunması gerekir’ dedi.
Padişah, kuyumcuyu buldurtup, sarayına getirtti. Onu Kuyumcubaşı yaptı. Cariyeyi de kuyumcuya verdi. Aradan altı ay geçmeden, cariye sapasağlam oldu. Bu sefer, bizim hekim bir şurup yapıp kuyumcuya içirdi. Çok geçmeden kuyumcu eriyip solmaya başladı. Bu çirkin halini gören kız ondan soğudu. Bir müddet sonra da kuyumcu Öldü. Ölmeden önce de şunları söyle­di: “Bu dünya bir dağa benzer. Yaptıklarımız dağa seslenmek gibidir. Sesimiz, güzel de olsa çirkin de olsa, dağa çarpıp geri dönerek, gelir bizi bulur.”
 
Üst