• Bu konu 1 yanıt içerir, 3 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
3 yazı görüntüleniyor - 1 ile 3 arası (toplam 3)
  • Yazar
    Yazılar
  • #639223
    Anonim

      üniversiteli öğrenci efsaneleri

      Geçtiğimiz ay ÖSS sonuçları açıklandı. Birinciler televizyonlara çıktı ve başarılarının sırlarını açıkladı. Anne babalar ile röportajlar yapıldı. Hatta çocuğun berberine kadar mikrofonlar uzatıldı. Şimdi sıra üniversite adaylarının yerleşmelerine sıra geldi. Üniversiteye girmeden önce dünyamda üniversite deyince çok büyük büyük binalar, koca koca profesörler, çok ciddi dersler vs. vardı. İçeriye girdikten sonra ise her şeyin aslında zannımdan farklı olduğunu gördüm. İşte bu ay üniversiteye yeni girecek arkadaşlarımız için üniversitenin keyifli yanlarından bahsetmek istedim.
      ODTÜ Felsefe öğrencilerini en çok zorlayan hocalardan biri yıllık olan dersinin final sınavında sınıfa gelmiş ve sınav sorusu olarak tahtaya, “Why?” (Neden?) yazmış. Öğrenciler ilk önce ne yazacaklarını şaşırmışlar, sonra herkes bir şeyler yazmaya başlamış. Yalnız bir öğrenci, sınavın ilk dakikasında kâğıdını teslim etmiş. Öğrencinin cevabı da soru gibi kısaymış: “Why not?” (Neden olmasın ki?) Bu öğrenci sınavdan “100” almış.
      “Risk nedir?”
      Aynı hoca başka bir sınavda “risk nedir?” diye sormuş. Yine bir öğrenci sınavın ilk 10 saniyesinde teslim etmiş kâğıdını. Kâğıdın üst kısmında sadece isim – soyadı yazıyor, gerisi ise bomboş beyaz yaprak. En altta ise “İşte risk budur” diye yazıyor. Ve bu öğrenci de sınıftaki en yüksek notu almış.
      Hocanın bir sonraki sınavında yine “Risk nedir?” sorusuyla karşılaşan öğrencimiz tekrar boş kâğıt verince bu sefer 0 almış. Tabii koşa koşa hocaya gidip sebebini sormuş. İşte cevap: “Aynı şartlar altında, aynı riski iki kere almak ***************lıktır!”

      Davanın sonucu
      Bu tür öğrenciler ve değerlendirmeler bizim üniversitelerimizde yok mu? Elbette var. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde hocanın biri sınavda, o günlerde devam etmekte olan bir davanın detaylarını vermiş ve sonucun ne olacağını sormuş. Tabii, bütün öğrenciler ha babam, de babam, sayfalarca yazmaya başlamışlar. Ama bir öğrenci kâğıdını sınavın ilk dakikasında vermiş. Ve buna rağmen 100 almış. Öğrencinin yanıtı tek cümleymiş: “Devam eden dava hakkında yorum yapılamaz.”

      Rujlu aynaların akıbeti
      Bir kız yurdunda kalan kızlar, artık temizlik görevlisine olan gıcıklıklarından mıdır yoksa nerden çıktığı belli olmayan bir yurt geleneğinden midir, her sabah dudaklarına ruj sürdükten sonra aynaya öperek iz bırakıyorlarmış. Yurt müdürü ne yapıp ettiyse bu alışkanlığı ortadan kaldıramamış. Diğer yandan temizlik görevlileri de iyiden iyiye baş kaldırmaya başlamışlar. Sonunda müdürün aklına parlak bir fikir gelmiş. Hemen bir duyuru yapıp, kızları toplantıya çağırmış. Neyse bir gün toplanmışlar. Müdür “Buyurun tuvalete” demiş. Hep birlikte, temizlik görevlisinin beklediği umumi tuvalete girmişler. Aynalarda sabahki ruj izleri hâlâ duruyormuş. Müdür “Arkadaşlar” demiş, “Bazılarınız dudaklarına ruj sürdükten sonra aynaları öperek çıkması güç izler bırakıyor. Temizlik görevlilerimiz bunları temizlerken zorlanıyor. Sizleri görevlimizin bu temizliği yaparken ne kadar zorlandığını bizzat görmeniz için topladım. Bakın ve görün”. Sonra görevliye bir işaret çakmış. Bizimki gayet sakin bir şekilde tuvalet fırçasını almış, klozetteki suya daldırmış ve aynayı temizlemiş. O günden sonra bir daha o yurtta tuvaletlerde dudak izine rastlanmamış.

      “Ama siz Türkçe anlatıyor”
      Olay ODTÜ’de geçiyor. Dışarıda bahar havası; amfide ders, hem de İngilizce. İnsanlar seçimlerini doğru yönde kullanmış olacaklar ki 100 kişilik sınıftan ancak 15 – 20 kişi var içeride, onlar da oyun oynuyorlar. Bir tek en önde bir kızcağız dersi dinliyor. Aklına bir şey takılıyor hocaya İngilizce soruyor şuradaki şunu tekrar anlatır mısınız diye. Hoca eyvallah diyor, dönüyor, başlıyor bütün konuyu yeniden,
      ama bu sefer Türkçe anlatmaya. Bitiriyor, kıza dönüyor, şimdi anladın mı diye soruyor. Kızdan gelen cevap yarım yamalak bir Türkçeyle “Ama hocam siz Türkçe anlatıyor ben anlamadı.”
      Hoca dumur, amfi gülmekten yerlerde…

      **
      Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi bilgisayar bölümünde öğrenciler ile görevli arasında geçen diyaloglar.
      * Bilgisayarda çalışan öğrencinin elektrik kesildikten 15 dakika sonraki sorusu:
      — Elektrik mi kesik?
      * Boş bilgisayar yok mu?
      — Yok
      — Hiç mi yok?
      * Word’lü bilgisayar var mı?
      — Hayır, çilekli ve vanilyalı var sadece.
      * Çıkıntı alabilir miyim? (Printerdan çıktı almak için öğrencinin sorusu)
      * Çıktılar hep siyah beyaz mı oluyor?
      — Hayır, ara sıra yeşil üzerine eflatun hatta ördek desenli de çıkıyor.
      * İçeriye yiyecekle girme lütfen arkadaşım!
      — Hocam hemen çıkacağım
      — E herhalde çıkacaksın. Yatıya gelmedin ya?

      * Hocam internet hâlâ gidik mi?
      — Hayır gelik.
      * Printer sayfası ne kadar?
      — 40 kuruş.
      — 25’di artmış dimi?
      — Aferin hesabın kuvvetliymiş.

      Profesör ve seyis
      Profesör ders vermek üzere salona girmiş. Salon, ön sırada oturan seyis dışında boşmuş. Konuşup konuşmama konusunda tereddüde düşen profesör sonunda seyise sormuş:
      “Buradaki tek kişi sensin. Sana göre konuşmalı mı, yoksa konuşmamalı mıyım?”
      Seyis cevap vermiş:
      “Hocam ben basit bir insanım, bu konulardan anlamam. Fakat ahıra gelseydim ve bütün atların kaçıp bir tanesinin kaldığını görseydim, yine de onu beslerdim.”
      Bu sözlere hak veren profesör konferansa başlamış. İki saatin üzerinde
      konuşmuş durmuş, konferanstan sonra kendini mutlu hissetmiş, dinleyicisinin de konferansın çok iyi olduğunu onaylanmasını isteyerek sormuş:
      “Konuşmayı nasıl buldun?”
      Seyis cevap vermiş:
      “Hocam sana daha önce basit bir adam olduğumu ve bu konulardan pek anlamadığımı söylemiştim. Gene de eğer ahıra gelir biri dışında tüm atların kaçtığını görseydim, onu beslerdim, ama elimdeki tüm yemi ona verip hayvanı çatlatmazdım.”

      Kilit ne işe yarar?
      Çin’de bir üniversitede oldukça ilginç bir olay:
      Kızın biri bir gün yeni aldığı bisikletiyle okula geliyor ve okulun bahçesindeki bisiklet parkına henüz kilit almadığı için öylece bırakıyor. Derslerin bitiminde okul çıkışı bisikletinin yerinde olmadığını görüyor ve çok sinirleniyor. Ertesi gün sabah okula geldiğinde bisikletini üzerinde bir notla bir gün önce bıraktığı yerde buluyor. Üzerindeki notta, “Çok özür dilerim ama bisikletine gerçekten çok ihtiyacım vardı. Aldıktan 2 saat sonra geri getirdim ama sanırım çıkışına yetişemedim çok üzgünüm anlayışın için teşekkürler” yazıyor.
      Kız doğruca bir bisikletçiye gidiyor ve 5 tane kilit alarak okula dönüyor. Bisikleti iyice kilitleyip 5 farklı anahtarla derse giriyor ve olayı arkadaşlarına anlatıyor. Ders bitimi okul çıkışında 5 kilit taktığını anlattığı arkadaşlarıyla beraber bisikletini almaya gittiğinde şok oluyor. Bisikletin üzerinde 10 kilit ve birde not var: “Eğer acil ihtiyacım olduğu halde ben kullanamayacaksam sen hiç kullanamayacaksın.”

      #691850
      Anonim

        Hocam hemen çıkacağım
        — E herhalde çıkacaksın. Yatıya gelmedin ya?

        :D:D:D

        #691990
        Anonim

          çok hoşlar ALLAH razı olsun

        3 yazı görüntüleniyor - 1 ile 3 arası (toplam 3)
        • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.