• Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #639955
    Anonim

      SANA SAKALLI YADA SAKALSIZ DEĞİL ESFELİ SAFİLİN YAKIŞIR, YAKIŞIYO DA…

      Selamun aleykum

      Geçenlerde kahvede oturmuş televizyon seyrediyorum. Herkes kendi halinde: Bir yanda kağıt oynayanlar, öbür yanda arapça Kuran okuyanlar. Kapının yanındaki masada iki kişi dalmışlar iş konuşuyorlar. Berilerinde yaşlılar var, az ve klişe laflarla memleket meselerinden bahsediyorlar. Gençler hararetli transferleri tartışıyorlar. …Kavmim….
      Benim masada dün tanıştığım yabancı arkadaşlar var. Yabancı dediysem o kadar da değil, ortak tanıdıklarımız var: Biri Arap, onunla Muhammed peygamber, gözümün nuru Ömer bin Hattab ortak tanıdıklarımızdan. İsrailli var masamızda, onunlada Musa peygamber, Süleyman peygamber var mesela. Birde Yonanlı bir arkadaş var, onunla da ortak tanıdığımız varya hiç sevmem: Konstantin, hani şu hristiyanlığın kurucusu. Ama o arkadaşla da tarihi, kültürel, coğrafi yakınlığımız var. O kadarda yabancı değiller yani. Hemde sen ben gibi adamlar, çocukluğumda hayal ettiğim gibi değillermiş hiç biri.
      Neyse televizyona Rahmi çıktı. Bizim karşımıza, kavmi karşısına. Allahın kendisine hazineler verdiği kavmimden biri o. Hazinesinin anahtarlarını yanında çalışan binlerce kişi taşıyor. Zenginlik aralarında devlet olmuş kavmimin aristokratlarından Rahmi. Çıktı karşımıza, kavmi karşısına.
      Fanatik gençler yüksek tondan : “Ulen şu herifteki para bende olacak…” diyerek iç çekti. Yaşlılardan biri bastonuyla işaret edip dedi ki: “Babasını bilirim ben bunun” sonra yanındakine dönüp: “Kızılcahamamlı değil miydi bunlar”. İş konuşanlar şöle bi bakıp televizyona döndüler önlerine. Masamdaki arkadaşların dikkati çekti sordular kim diye. Bu dedim bizim kavmin zengini, Allahın kendisine genişlettiği. O ara Rahmi demez mi: “Sakallı bıyıklı, bluejeanli, mini etekliyi işe almam…” kafamı bi çevirdim eğilerek konuştuğum masanın üstünden televizyona. Sonra dediğini tercüme ettim İsraiilliye bakarak. Ve bekledim o bakışlarla bir müddet. Farketti, bende farkettiğini bildim. Yunanlı ve Arapda farketti durumu ve bakmaya başladılar ona. O ise aniden kahveciye kötü türkçesiyle seslendi: “Bize şay getirirsin”. İçimden “ülen çakal tanıdın sen Rahmiyi ya, bende seni tanıdım” dedim…

      BU HİKAYEDEKİ KARAKTERLER TAMAMEN GERÇEK, OLAY TAMAMEN KURGUDUR.

      Selamun aleykum-alıntı

    1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
    • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.