- Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
12 Ağustos 2008: 21:12 #640182
Anonim
Atatürk ulusalcı değil milliyetçiydi

Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Vedat Bilgin röportajın ilk bölümünde Ergenekon sürecini Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ve istihbaratın desteklediğini, davayla birlikte yargının da ilk kez demokrasiye sahip çıktığının altını çizmişti.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin danışmanlığını da yapan Bilgin bugün ise ulusalcılık ve milliyetçilik ayrımını yapıyor. “Atatürk milliyetçidir, çünkü egemenliği savunmuş, Büyük Millet Meclisi’ni kurmuştur.” diyen Bilgin ulusalcıların Meclis’i kapatmak istediklerine dikkat çekiyor ve ekliyor: “Ulusalcıların Atatürk’te bir ulusalcılık keşfetme çabaları boşunadır.”
Suça karışan milliyetçilerin gladyonun devşirdiği adamlar olduğunu söylediniz dün. Ama Başbuğ Türkeş zamanında ülkücüler komando kamplarında bu yapıya eleman olarak yetiştirilmiyor muydu?
Ben o yıllardaki gençlik kamplarının bu yapılanmalarla bağlantısı olduğunu düşünmüyorum. O yıllardaki gençlik kampları Kızılay kamplarına benzer kamplardır. Ama o kamplardan devşirilmiş veya o kamplara yerleştirilmiş bu yapıların elemanlarının olabileceğini, bunların sağ ve sol kamplarda daha sonra uluslararası düzeyde bile kullanıldığını bu Ergenekon verilerinden çıkarıp söyleyebiliyoruz.
Peki Abdullah Çatlı’nın ölüm haberi geldiğinde bütün ülkücülerin ona sahip çıkmasını nasıl açıklıyorsunuz?
Ben böyle bir sahip çıkma olayına şahit olmadım. Susurluk kazası olduğu zaman basının büyük bir bölümü, Türkiye’deki bu gladyo operasyonunu örtbas etmek isteyenler meseleyi ‘eski ülkücülerden meydana gelen bir çete’ olarak göstererek rahatlamak istediler. Aynı zamanda da gladyonun üstünü örtmek istediler.
Oysa orada ölenler ya da öldürenler sağcılar ya da solcular, ülkücüler filan değildi. Onlar bu yapının elemanlarıydı. Bugün bunlar çok daha açık ortaya çıktı şimdi. Sayın Bahçeli o zaman bu suç unsurları ile ilgili açıkça tavrını koydu. Sayın genel başkanın “bu suçluların hiçbirisini bu hareketin içinde kimse savunamaz” tarzında bir duruşu ortaya koymuştur.
Niye şimdi Ergenekon konusunda Sayın Bahçeli’den gür bir ses çıkmıyor?
Kaç yıldır bu ulusalcılık vs. adıyla Türkiye’yi istikrarsızlaştırmak isteyen operasyonlara tabi tutmak isteyenlere karşı herhalde Sayın Bahçeli kadar açık bir mücadele vermiş olan başka bir siyasetçi yoktur. Gayri meşru hareketlerle Türk milliyetçilerinin işi olamayacağını çeşitli defalar söylemiştir. Antalya’daki olayda, Mersin’deki olayda, defalarca, Türkiye’yi kardeş kavgasına götürmek isteyenlerin hiçbirisinin milliyetçi olamayacağını açıkça ilan etmiştir.
Bunlar ancak Türkiye’nin düşmanlarının işidir gibi çok açık tavırlar ortaya koydu. Ve onlar da bunu fark ettikleri için Bahçeli başta olmak üzere MHP’ye yönelik çok ciddi bir kampanya başlattılar. Dün ulusalcılık adına gösteriler, birtakım girişimler yapan, bunları Türkiye çapında genel bir harekete dönüştürmek isteyen tavırları, ‘kızıl elma koalisyonu’ yapma girişimlerinin hiçbirisini tasvip etmedi. Ve milliyetçileri bunların dışında tuttu. Bu unsurlar MHP’ye sokulmadı.
Ergenekon iddianamesinde Ümit Özdağ’ın Devlet Bahçeli’ye karşı genel başkanlık yarışına girmesi, çetenin partiyi ele geçirme operasyonu olarak değerlendiriliyor.
,
Ulusalcı denen operasyon başarısız olunca MHP bu konuda açık tavır alıp ulusalcı, antidemokratik oluşumlara kapıları kapatınca onlar dışarıdan parti içerisine sızmak istediler. Bahsettiğiniz ismi parti içerisinde bir yere sokup aday yapmak istediler. Bu bilgi o günkü gazetelerde de yer aldı. O ismin partinin herhangi bir örgütüyle ilgisi olmadığı ve zaten parti üyesi de olmadığı için dışarıdan bir operasyonla adapte edilmek istenmesine parti örgüt yapısı müsaade etmedi, buna rağmen zorla girmeye kalktılar. MHP mahkemeye müracaat etti. Özdağ’ın yasal olarak, parti üyesi olmadığı tespit edildi. Şu anda mahkemenin hangi aşamada olduğunu bilmiyorum.MHP bütün ulusalcı artıklarından temizlenmiştir gibi bir şey söyleyebilir misiniz? Yoksa temizlenme süreci devam etmekte midir?
Neyin, neyden temizlendiğini bilmemiz için önce meseleyi görmemiz lazım. Kadro, Yön ve Devrim hareketinin bugünkü olaylarla organik-düşünsel bağını ve NATO’nun gladyo örgütlenmesini anlatıyordum. NATO’nun gladyo örgütlenmesi bu düşünce zemini üzerinde kendisine yer buldu. Türkiye ile NATO arasındaki ilişkilerden devşirilmiş veya işbirliği içerisindeki insanlar sağ ve sol örgütlenmelerin üzerinde etkili oldular. Hatta bizatihi kendileri sağ ve sol örgütlenmeler gerçekleştirdiler.
Mesela Ergenekon iddianamesinde var. İşte kendilerinin kurdurduğu veya belli ölçülerde etkili olduğu Dev-Sol örgütü, Dev-Yol örgütü, TİKKO ya da milliyetçilerle irtibatlandırılmaya çalışılan Türk İntikam Tugayı gibi yapılar aynı nitelikteki örgütlerdir. Bunların sağcılığından veya solculuğundan bahsetmek anlamsızdır.
Bunlar hep o yapının kurduğu örgütlerdir, diyorsunuz.
Evet. Ama oralara ‘milliyetçi’ veya ‘solcu’ diye bilinen kadrolardan adam devşirdiler. Dolayısıyla bu yapılanma karşısında açık siyasi ve ideolojik tavır almak, yani ulusalcılık denilen şeyin nevzuhur bir şey olduğu, bunun milliyetçiliğin siyaset anlayışı ile bağlantısı olmayacağı, teorik ve fikri olarak ortaya konduğu andan itibaren farklı bir olgu karşımıza çıkar. MHP’nin, milliyetçilerin, Bahçeli’nin yaptığı şey budur.
Milliyetçiliğin meşru, siyasal alanda mücadele edecek bir parti olarak kendisini tanımlaması ve kendisinin dışındakilerin de ideolojik farkını da ortaya koymasıdır. Onun için milliyetçilik kaçınılmaz olarak demokratik mücadeleyi seçer. Başka hiç kimse demokrasiyi savunmasa milliyetçiler demokrasiyi teorik sebeplerden dolayı savunmak mecburiyetindedirler.
Geçmişte yapılan sızmalardan MHP kendini tamamen temizledi mi?
Milliyetçilerin tamamen bu illegal, gayri meşru örgüt yapılarına karşı tavırları açıktır ve bunların geçmişten bu tarafa Türkiye’nin karşısında bir örgütsel ve ideolojik anlayışta mücadele eden, daha çok da dış servislerin unsurları tarafından yönlendirildiğinin bilinciyle davranmaktadırlar Bu tür odakların milliyetçilere, MHP’ye ve sayın genel başkana karşı ortaya koydukları tepkiler bunun zaten böyle olduğunu ortaya koymuyor mu?
Peki ülkü ocaklarında nasıl bir değişim oldu?
Ülkü ocakları ülkücü gençlerin oluşturdukları vakıf veya dernek gibi örgütlenmelerdir. Ve bu yapıların geçmiş yıllarda her mahallede, her semtte çok sayıda kurulmasının yarattığı sorunlar olmuştur. Çünkü çeşitli insanlar oralara girip oralarda o kuruluşları istismar edecek, kendilerine menfaat sağlayacak çabalar içerisine girenler olmuştur. Oysa ülkü ocaklarının amacı daha çok üniversite gençliğinin bir kültür hareketi olarak milliyetçiliği kavraması konusunda çalışmalar yapmaktır. Bunlardan sapmalar gösteren veya bu eğilimde olanlar tespit edildiği zaman bunlar tasfiye edilmiştir.
Ülkü ocakları bir dönemde tamamen suçlu yetiştiren bir bataklık olarak yazıldı…
Bu tür haksız suçlamalar her zaman basında yer almıştır. Ülkü ocaklarının bugün kendi misyonuna uygun bir düzenleme içerisinde faaliyetlerini sürdürdüğünü görebiliriz. Her kuruluşta olduğu gibi zaman zaman o kuruluşu dejenere etmek isteyen, tasvip edilmeyecek hareketlere bakarak bir kuruluşu yargılamanın doğru olmadığını düşünüyorum.
Atatürk milliyetçi miydi, ulusalcı mı?
Milliyetçi. Bir siyasal liderin milliyetçi olduğunu nereden anlarsınız? Bir, bağımsızlık savaşçısıysa milliyetçidir. Gandi milliyetçidir. Niye? Hindistan’ın sömürgeciliğine karşı bağımsızlık savaşının kahramanıdır. Mustafa Kemal milliyetçidir. Çünkü Türkiye’nin bağımsızlık savaşının kahramanıdır. İki, Mustafa Kemal Paşa bir Osmanlı subayıdır. Osmanlı Genelkurmayı’nın izniyle Ankara’ya gelmiştir. Osmanlı istihbarat teşkilatının organizasyonuyla Milli Mücadele’ye başlamıştır. Padişahın da izniyle gelmiştir biliyorsunuz. Ve imparatorluktan milli devlete geçişin şartlarını hazırlamıştır. Neyle hazırlamıştır? Ankara’nın kalbinde askerken, hiçbir zorunluluk yokken Büyük Millet Meclisi’ni kurmuştur. Yani milletin egemenliği fikrini savunmuştur. Bunlar milliyetçiliğin evrensel ilkeleridir. Bakın ulusalcılar ne yapıyorlar?
Atatürkçülüğü savunur görünüp milletin çanına ot tıkıyorlar!
Tabii tabii. Ulusalcılar Meclis’i kapatmak istiyorlar.
Binlerce kalpak ısmarlıyorlar, Meclis’e yürümek için.
Kalpak takarak Meclis’i kapatmak istiyorlar. Böyle bir karikatürize durum olur mu? Kara mizah. 1920’de Ankara’da meclis kuruluyor. Ne ihtiyaçları var bu askerlerin meclis kurmalarına?. Askerler bir araya gelirler savaş yaparlar. Ne yapıyor? Savaş yapmadan önce meclis kuruyor. Bu çok önemli. Bu CHP ne yapıyor? Ulusalcılık mulusalcılık edebiyatı altında Türkiye’de demokrasiyi sabote etmek isteyen, demokratikleşme sürecini durdurmak isteyen insanlara yeşil ışık yakıyor. Önce bu hesaplaşmayı yapmak mecburiyetinde CHP. Antidemokratik oluşumları eleştirip, bunların en önemlilerinden birisi olan 27 Mayıs ile hesaplaşamadıkları için bugün zor durumda kalıyor.
Çünkü modernleşmeye kafaları basmıyor
Türk modernleşmesi çok önemli bir aşamaya geldi. Türkiye’de orta sınıflar yetişiyor. Orta sınıflaşma bürokratik elitin kurduğu hegemonyayı dengelemeye başladı. Artık bürokratik hegemonya, ideolojik söylemde etkisini kaybediyor.
Mustafa Kemal Paşa milliyetçiydi. Ya Atatürk? Anadolu’daki Eti, Sümer, Hitit, Yunan kültürlerini ortaya çıkarmaya çalışan Atatürk, biraz evvel yaptığınız ulusalcılık analizinin neresine düşüyor?
Sorunuzda işaret ettiğiniz nokta sanırım Güneş Dil Teorisi’yle ilgilidir. Bildiğiniz gibi Atatürk döneminde bu mesele bir tarih kongresinde ele alınmıştır. Türkçenin Arapça ve Farsça kökenli kelimelerden ‘temizlenmesi’ düşünülmüş, Türk-İslam uygarlığı ile bağlarımız tartışılmış ve bu çerçevede Hititlerden Sümerlere kadar eski Anadolu uygarlıklarıyla yeni bağlar keşfedilmeye çalışılmıştır. Güneş Dil Teorisi etrafındaki tartışmalar, bürokrasi içindeki Batıcı grupların cumhuriyeti bugünkü ulusalcı yaklaşıma benzer bir anlayışla kendi medeniyet zeminimizden uzaklaştırmak isteyen bir anlayışın ifadesidir. Gazi çok kısa bir süre içinde bu gelişmeleri izlemiş daha sonra bunu reddetmiştir. Gazi’nin erken rahatsız olması ve vefatı bürokrasiyi daha sonra yükselen tek parti anlayışıyla birlikte bugün ulusalcı dediğimiz zihniyetin duruma egemen olmasına yol açmıştır. Bugünkü CHP’nin ulusalcı yaklaşıma sempati ile bakmasının temellerini burada görebiliriz. Bu sebeple ulusalcıların Atatürk’te bir ulusalcılık keşfetme çabaları boşunadır.
Dokuz ışıktaki sloganlarla bugünkü dünyaya bakmak zorDokuz ışık, artık MHP ideolojisini simgelemiyor mu? Bildiğiniz gibi, milliyetçilik, ülkücülük, ahlakçılık, ilimcilik, toplumculuk, köycülük, şahsiyetçilik, gelişmecilik var da bir demokrasinin ışığı yok?
Dokuz ışık 1960’lı yılların siyasal konjonktürünün içerisinde önemli bir belgedir. Demokrasi bir madde olarak değil, metnin bütününde savunulan bir kavramdır. Tabii bu tür metinleri, o dönemin siyasal bağlamında ele almak gerekir ve dokuz ışık düşüncesi de kendi dönemi içerisinde önemli bir misyonu yerine getirmiştir. Orada savunulan ana fikirlerin bugün de milliyetçiliğe ışık tuttuğunu söyleyebilirim. Ama sadece oradaki sloganlardan kalkarak bugün tamamen farklılaşmış olan bu dünyaya bakmak zor diye düşünüyorum. -
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.