• Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #641085
    Anonim

      Güney Afrikalı bir siyahî olan Selim (Müslüman olmadan önceki ismi mahfuz), daha dokuz yaşlarında iken kendi dininden soğur ve onu sorgulamaya başlar.
      Büyüdükten sonra çalışır ve bilgisayar programcısı olur. Evler, arabalar alır; çok zengin olur. Zenginliği, araba koleksiyonu yapmaya kadar varır. Fakat sonra işleri bozulmaya başlar; borç altına girer ve bütün arabaları elinden alınır. Bu durumda “Ben niçin bu hâle düştüm?” diye düşünürken, Johannesburg’da liseden bir arkadaşı ile karşılaşır. Konuşma sırasında, düştüğü iflas ve borçlarından söz edince arkadaşı ona kendi durumunun çok iyi olduğunu söyleyip, “Sana güzel bir teklifim var. Bak bu kapının önündeki son model araba benim. Ben çok zengin oldum. Sen de kafanı çalıştır, teklifimi kabul et. Ben Mozambik’e ‘özel’ bir ticaret yapıyorum. Kuryelerim var. Bu kuryelerin kontrolü bazen kolay olmuyor. Ben seni tanıyorum; bu işi rahat yaparsın. Sana ortaklık teklif ediyorum. Kabul edersen, faizleriyle beraber borçlarını da üzerime alıyorum.” der. O da kabul eder. Bir müddet sonra işleri düzelir, yine evleri ve arabaları olur. Yıllarca bu durum devam eder. Bu arada evlenir… Fakat bir gün arkadaşı kendisini kenara çeker ve der ki: “Bu kötü yola seni ben soktum. Ama ben bugün yarın öldürülebilirim. Sana tavsiyem, hemen geri dön… Bak benim şu anda ne kendimin ne de ailemin güvencesi yok. Tehditler alıyorum. Öyle hissediyorum ki, beni yakında öldürecekler. Sen ne yaparsan yap, hemen bu işten elini çekip kurtulmaya bak!”
      Selim, “Acaba ben bu işten nasıl sıyrılabilirim?” diye düşünürken arkadaşı cep telefonundan arayarak “Yetiş!..” diyerek, telefonunu kapatır. Selim, arkadaşının evinin olduğu yere varınca bir de bakar ki, her taraf polis kordonu ile çevrilmiş… Arkadaşı, eşi, üç yaşındaki çocuğu, evdeki kedisi dahil her canlı öldürülmüş… Durumu anlayınca hemen geri döner ve cep telefonlarını kapatıp acilen yurtdışına çıkar. Elindeki paralarla işler yapmaya çalışır ama birkaç yıl içinde iflas eder.
      Bu hâlde iken, Durban’da şehir merkezinde Muhammed Ezherî ile tanışırlar. Selim, hayatının çok sıkıntılı olduğunu söyler. Ezherî, “Hayat sıkıntılarla olgunlaşır, sâfileşir, güzelleşir.” der. Bunun üzerine Selim, “Neden ben iki defa zengin olduğum hâlde sonra tekrar yerin dibine batıp fakirleştim?” diye sorar. Ezherî cevaben, “Kalbini dinle… Yaradan’ın belki sana anlatmak istediği şeyler vardır. Belki bu sıkıntılar seni bir şeylere hazırlamak içindir.” der. Selim, “Peki bunlar nedir?” diye sorar. Ezherî, “Bunları geniş zamanda, sohbet şeklinde görüşebiliriz. Bir program yapalım.” deyince, o da kabul eder. Sonra belirlenen vakitlerde söz verdiği üzere Selim gelip gitmeye başlar. Sohbetlerde genellikle “Biz kimiz? Nereden geldik? Nereye gidiyoruz? Bu dünyadaki varlık gayemiz nedir? Hayatın mânası ve vazifelerimiz nelerdir?” gibi sorulara cevap teşkil edecek meselelere temas ederler… Selim, sohbetler dışında “Living in the Shade of Islam” adlı Dr. İsmail Büyükçelebi hocamızın eserini alır ve ilmihal mevzularını öğrenmeye başlar. Sonra Müslümanlarla tanışıp kaynaşan Selim, mütevazı bir merasimle şehadet kelimesini söyler. Sonunda Selim, “Şu anda ben anlıyorum ki, bu sıkıntılarla Rabb’im beni Kendisi’ne yaklaştırmış da ben hiç farkında olmamışım!” der. İslâmiyet’teki bu çözümler ve olaylar arkasındaki gerçekleri fıtrî şekildeki izahlar, insan ruhunu aydınlatıyor, insan gönlüne ve vicdanına çok hoş geliyor. Meyvesini de veriyor.

    1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
    • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.