• Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #641343
    Anonim

      [FONT=tahoma,arial,helvetica,sans-serif]Bismillahirrahmanirrahim
      [/FONT]
      [FONT=tahoma,arial,helvetica,sans-serif]Cenâb-ı Hak, kütüb-ü semâviyede beşere karşı Cennet gibi azîm mükâfat ve Cehennem gibi dehşetli mücâzâtı göstermekle beraber,
      beşer=insan demektir[/FONT]

      rnksohbet.gif

      [FONT=tahoma,arial,helvetica,sans-serif]çok irşad, ikaz, ihtar, tehdit ve teşvik ettiği halde;
      şu ikaz ihtar irşad tehdit ve teşvik de: Kur’an-i Kerim başta sona ve Hadis-i Şerifler baştan sona delildirler izaha lüzum yoktur.
      [/FONT]
      [FONT=tahoma,arial,helvetica,sans-serif]ehl-i iman, bu kadar esbab-ı hidayet ve istikamet varken,
      esbab-ı hidayeti ileride birazdaha açacağız
      hizbüşşeytanın mükâfatsız, çirkin, zayıf desiselerine karşı mağlûp olmaları, bir zaman beni çok düşündürüyordu.
      Acaba, iman varken, Cenâb-ı Hakkın o kadar şiddetli tehdidâtına ehemmiyet vermemek
      nasıl oluyor? Nasıl iman gitmiyor?
      [/FONT]
      [FONT=tahoma,arial,helvetica,sans-serif]“Muhakkak ki şeytanın hilesi pek zayıftır.” Nisâ Sûresi, 4:76.
      [/FONT]

      [FONT=tahoma,arial,helvetica,sans-serif]sırrıyla şeytanın gayet zayıf desiselerine kapılıp Allah’a isyan ediyor.
      Hattâ benim arkadaşlarımdan bazıları, yüz hakikat dersini kalben tasdik ile beraber, benden işittiği ve bana karşı da fazla hüsn-ü zannı ve irtibatı varken,
      [0kalbsiz ve bozuk bir adamın ehemmiyetsiz ve riyâkârâne iltifatına kapıldı; onun lehinde, benim aleyhimde bir vaziyete geldi.
      Fesübhânallah,” dedim. “İnsanda bu derece sukut olabilir mi? Ne kadar hakikatsiz bir insandı!” diye o biçareyi gıybet ettim, günaha girdim.

      evet
      insan için hidayet sebebleri çoktur
      ve hidayete teşvik edici sebeblerde çoktur
      hidayetin tum guzellikleri
      ibadetin tum guzellikleri
      tum latifelermizin memnun ve mesruriyetleri
      hem
      tum peygamberler bizim imanımıza delildir tum mucizeler imanımıza teşvik ve kuvvet olduğu
      tem evliyalar ve onların kerametleri bizim imanımıza delil ve kuvvet olduğu halde
      cennet bizim için teşvik olduğu halde
      cehennem bizim için tehdik olduğu ve bizi cennete sevke sebeb olduğu halde
      en başta mutlak hakim ve kadir olan Allah bizden yana olduğu halde
      buna mukabil
      şeytan aciz olduğu halde
      şetanın gösteridiği dalalet yolu çirkin olduğu halde
      şeytanın ve avenelerinin riyakar ve nefret verici ve insan fıtratına ters olduğu halde
      herturlu iğrençlik sapıklık cinayetler tecavuzler hırsızlıklar vedaha aklıma gelmeyen ve gelsede söylemeye utandığımız iğrenclikler şeytanların ve onların avenelerinin yolunda olduğu halde
      ehl i iman
      bukadar ustum avantajlarına rağmen
      ehl i dalalete aldanması nedendir[/FONT]
      [FONT=tahoma,arial,helvetica,sans-serif]
      Sonra, sabık işaretlerdeki hakikat inkişaf etti, karanlıklı çok noktaları aydınlattı.
      O nur ile, lillâhilhamd, hem Kur’ân-ı Hakîmin azîm tergibat ve teşvikatı tam yerinde olduğunu;
      hem ehl-i imanın desâis-i şeytaniyeye kapılmaları imansızlıktan ve imanın zayıflığından olmadığını;
      hem günah-ı kebâiri işleyen küfre girmediğini;
      hem Mutezile mezhebi ve bir kısım Hariciye mezhebi “Günah-ı kebâiri irtikâp eden kâfir olur veya iman ve küfür ortasında kalır” diye hükümlerinde hata ettiklerini;
      hem benim o biçare arkadaşım da yüz ders-i hakikati bir herifin iltifatına feda etmesi, düşündüğüm gibi çok sukut ve dehşetli alçaklık olmadığını anladım,
      Cenâb-ı Hakka şükrettim, o vartadan kurtuldum.
      Çünkü, sabıkan dediğimiz gibi, şeytan, cüz’î bir emr-i ademî ile insanı mühim tehlikelere atar.
      Hem insandaki nefis ise, şeytanı her vakit dinler. Kuvve-i şeheviye ve gadabiye ise, şeytanın desiselerine hem kabile, hem nâkile iki cihaz hükmündedir.

      insanda öyle cihazlar vardırki bazı zamanlarda ve şartlarda iradeyi dinlemez
      bazı anlar vardırki
      hissiyatlar
      aklı ve kalbi dinlemez onları malub eder
      o mağlub anları o kişini asıl kimliği değildir
      o an için mağlub olduğu bir haldir
      o anın geçmesiyle kendine gelir
      farkına varır muteessir olur
      [/FONT]
      [FONT=tahoma,arial,helvetica,sans-serif]İşte, bunun içindir ki, Cenâb-ı Hakkın Gafûr, Rahîm gibi iki ismi, tecellî-i âzamla ehl-i imana teveccüh ediyor.
      Ve Kur’ân-ı Hakîmde peygamberlere en mühim ihsanı mağfiret olduğunu gösteriyor ve onları istiğfar etmeye davet ediyor.
      Bismillâhirrahmânirrahîm kelime-i kudsiyesini her sûre başında tekrar ile ve her mübarek işlerde zikrine emretmesiyle, kâinatı ihata eden rahmet-i vâsiasını melce ve tahassungâh gösteriyor ve
      festaiz
      (sığınmak emriyle,)
      Eûzü billâhi mine’ş-şeytâni’r-racîm kelimesini siper yapıyor

      bu kelime harika bir iksirdir
      ne zaman şeytanın tarassudunda olunulsa kurtulmak kolay sadece euzü besmele çekmek
      bu besmele şeytanı kovuyor
      el fatiha[/FONT]

    1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
    • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.