• Bu konu 0 yanıt içerir, 2 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
  • Yazar
    Yazılar
  • #641388
    Anonim

      O bir kahramandı!
      (Merhum Mustafa Özsoy ağabeyin ardından…)

      Bazı kişiler vardır makalelere sığmaz. Yine bazı kişiler vardır, hatıraları
      kalplerden ve hafızalardan silinmez. Ani bir kalp krizi ile ebedî âleme irtihâl
      eden, her cihetle kubbede hoş bir sadâ bırakan ağabeyim merhum Mustafa
      Özsoy böyle bir şahsiyetti.

      1933 yılında Ermenek ilçemizin Sarıveliler köyünde dünyaya gelen merhum
      Ağabeyimiz 68 yaşında aramızdan ayrıldı. Kendisini 40 yıl önce Konya’da
      Bediüzzaman Hazretlerine ithafen “İman kahramanı şanlı Üstadım” başlıklı
      şiirini okurken tanıdım. 38 yıllık derin bir hukukumuz vardı. Hem kardeşim,
      hem de ağabeyim idi. Ailemin ameliyatında ve kızım doğduğunda, hastanenin
      kapısında ilk o vardı. Çok yönlü olan merhum ağabeyimle korkunç şakalar
      yapardık. Hatta vefat haberini saat sabah 5’de, muhtereme eşi bana
      bildirdiğinde, bir şaka olduğunu hissettim. Akabinde benim telefonla haber
      verdiğim bazı şahsiyetlerde “Şaka yapma ağabey” dediler.

      Merhum Mustafa Özsoy Ağabey, 1955 yılında Diyarbakır’ın Birsin köyünde
      öğretmenliğe başlar. 1956 yılında Diyarbakır’da Zülfi isimli bir zat vasıtasıyla
      Risâle-i Nurlarla ve emekli yüzbaşı Mehmet Kayalar ile tanışır. İlk aldığı ve
      eşine “Müjde aradığımı buldum” dediği 23. Söz kitabıdır. Daha sonra Konya
      Cihanbeyli Bulduk köyüne nakil olur. Konya’da ilk irtibat kurduğu kişiler
      Merhum Mehmet Yorgancı, Merhum Sabri Halıcı ve Merhum Abdülmecid Nursî
      (Ünlükul) idi. Ağabeyimiz 1956-1959 yılları arasında Bediüzzaman Said Nursî
      Hazretlerini 3 defa ziyaret eder ve onun feyzi ile dolar taşar.

      Merhum Mustafa Özsoy, özellikle Konya gibi çok kavşaklı ve nevzuhur
      hadiselerin bol olduğu bir beldede, 44 yıllık Risâle-i Nur hizmetinde, bir istikrar
      abidesi olarak hiç zikzak çizmemiştir. Hz. Bediüzzaman’ın siyasî, içtimaî ve
      imanî tespitleri içinde kalmıştır. Bunun için büyük mücadeleler vermiştir. Bu
      hususta kendisi ile makalelere sığmayacak, beka âlemine müteveccih sayısız
      hatıra ve hizmetlerimiz olmuştur.

      Merhum Mustafa Ağabey, inanç mefkûresi için çok çileli günler geçirdi. 1963
      yılında Adapazarı’nda öğretmenlik yaparken `Laikliğe aykırı hareketten’ ve de
      `bir komplo neticesinde’ görevinden alınmıştı. Mahkemelerin verdiği 1 yıllık
      cezasını, Konya, Hadim ve Çumra cezaevlerinde geçirdi. Cezanın 3 ayını
      1966’da, bulunduğumuz Konya Medrese-i Yusufiyesinde müşterek geçirdik.
      Tahliyeden sonra Ankara’ya gider, oradaki bir sohbete yapılan baskın
      neticesinde gözlem altına alınarak Ankara ve Mersin cezaevinde diğer
      arkadaşları gibi suçsuz olarak 7 ay kalır. Sonunda beraet eder. Devamında
      Konya Müftülük murakıplığına başlar. Öğretmenliğe tekrar döner ve 1979
      yılında Konya Halk Eğitim Müdürlüğünde görev alır. 12 Eylül ihtilâlinin 46.
      gününde laikliğe aykırı harekette bulunduğu gerekçesiyle askerî cezaevinde 4
      ay 20 gün kalır. Neticede orada da beraet eder.

      1966 yılında Konya Medrese-i Yusufiyesinden yeni çıkmıştım. Merhum Zübeyir
      Gündüzalp Ağabeyin çağrısı üzerine İstanbul’a geldim. Kirazlı Mescit’te 2
      saatlik özel sohbetin içinde “Kardaşım! Konya’da öğretmen hemşehrim
      Mustafa Özsoy’a söyle `Hizmet kılıncını’ bilesin, mükedder olmasın,
      tenperverlik yapmasın. Allah her şeye kadirdir” demişti. Evet onun hizmet
      kılıncı hiç kınına girmemişti. Son ana kadar da bu şekilde devam etti.

      Merhum Mustafa Özsoy’un Dursun, Cafer, Muhtar ve Fatih isimli 4 erkek evlâdı
      vardı. Cenazeye Çanakkale’den gelen oğlu, Dr. Muhtar ağlayarak boynuma
      sarıldığında hep şunu söylüyordu. “O bir kahramandı.” Ben de o sözü
      makalemin ser levhası yaptım. Evet o bir kahramandı. Fakat ikinci bir
      kahraman da eşi Seher Özsoy hanımefendi idi. Şimdiki bayanlara ders olacak
      bir metanet ve asalete malik bir karakter sahibidir. Çünkü Mustafa Ağabeyin
      cefasında, çilesinde ve her türlü sıkıntısında arkasında kale gibi durmuştur.
      Ayrıca evinin sofrasında yüzlerce kişiye yemek vermiştir.

      Makalemi Merhum Mustafa Özsoy Ağabeyin bana daima okuduğu 17. Söz’deki
      Farisî beytin Türkçesiyle noktalıyorum.

      “Eyvah! Aldandık. Şu hayat-ı dünyeviyeyi sabit zannettik. O zan sebebiyle
      bütün bütün zâyi ettik. Evet, şu güzerân-ı hayat, bir uykudur, bir rüyâ gibi
      geçti. Şu temelsiz ömür dahi, bir rüzgâr gibi uçar gider.”

      #700980
      Anonim
        4815.jpg

        İman Kahramanı Şanlı Üstadım

        Feyzin kalbimize doldu üstadım
        Kavuştum nurlara sanki ummanım
        Feda olsun nura benimde canım
        Sönse bütün alem sönmez imanım

        Üstadım bu alem beklerdi seni
        Uzatda öpeyim nurlu elleri
        Kuran bahcesinden gelen gülleri
        Koklattın bizlere şanlı üstadım

        Ezeli fermanda lütfa masharsın
        İhlasa imana açık bürhansın
        Kuran esrarına sen bir dellalsın
        İmanı bizlere sundun üstadım

        Nur olsun nur dolsun bütün gönüller
        Kahrolsun kurana uzanan eller
        Gelmesin geriye zulmatlı günler
        Nurunla zulmatı boğdun üstadım

        Yırtıldı perdeler parladı nurun
        Kör oldu gözleri dinsiz guruhun
        Dursun ızdırabı artık ruhunun
        Küffarın başını ezdin üstadım

        Yılmaz mücahid eşsiz kahraman
        Çarpıştın küfürle vermedin aman
        Kükrese imanlar hep BediüzzamanKalbimiz makberin olsun üstadım

        Konya 1956_1960
        Ögretmen Mustafa Özsoy

      2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
      • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.