• Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #641693
    Anonim

      [FONT=tahoma,arial,helvetica,sans-serif]Bismillahirrahmanirrahim
      bu işaret kanattaki butun mevcudatın, kainattaki unsurların yani yer gök ve hava gibi unsurların
      Allahı inkara ve imansızlığa karşı hiddet ettiğini
      ve bunun sebebini akla ispat ettiriyor
      mesela kavimlerin helakında bu unsurların
      o inkarcılardan intikam aldığına işaret ediyor..

      [/FONT]

      rnksohbet.gif

      [FONT=tahoma,arial,helvetica,sans-serif]Ehl-i dalâletin şerrinden kâinatın kızdıklarını ve anâsır-ı külliyenin hiddet ettiklerini ve umum mevcudatın galeyana geldiklerini,[/FONT][FONT=tahoma,arial,helvetica,sans-serif]
      Allahu teala ayeti kerimesinde
      yapılan bütün iyiliklerin mükafatı
      yapılan bütün kötülüklerin mucazatı yani cezası verileceğini
      kimisi mukafatını kimiside cezasını
      ya bu fani dünyada alacağını
      veyahut büyük bir mahkeme kurulacağını orada hesapa cekileceklerini
      mükafatlarının ve cezalarının orada verileceğini haber vermekde
      Hatta Ustadımız Bediüzzaman
      gerek haşir bahsinde
      gerekse risale-i nurun sair kısımlarında
      ufak sucların cezaları kucuk mahkemelerde
      büyük sucların ve iyiliklerin
      hesabı ve mukafatı büyük mahkemelerde görüleceğini söleyerek ahiretteki mahkem-i kubrayı anlatmakdadır
      işde ölede bütün kainatın inkarcıların
      şerlerine hiddetlendiğini ustad sölemekde
      mesela risale-i nurun mahkeme davaları ve Ustadımız Bediüzzamanın mahmeye karşı
      cevaben verdiği itiraznameleri okuduğumuzda
      hatta hayatını okuduğumuzda
      bizler o gafillerin ve o komitelerin
      haksız yere Ustadımız Bediüzzaman ve Talebelerin yapdıkları zulum ve işkencelere karşı hiddet ediyoruz
      işde ölede
      mutlak hikmet sahibi olan Allahu teala
      kainatı binlerce hikmet dairesinde yaratmışdır
      ehli dalaletin kainatın bu kadar hikmetlerini görmezden gelmelerine Allahın gazabını kendilerine celbeder
      ve kainattakı bütün varlık ve unsurlar ;
      kendilerindeki bu sanata olan ittihamdan hiddete gelmesi iktiza eder
      [/FONT] [FONT=tahoma,arial,helvetica,sans-serif]Kur’ân-ı Hakîm, mucizâne ifade ediyor.[/FONT][FONT=tahoma,arial,helvetica,sans-serif]
      Şimdi ayeti kerimelerden bazıları ile kavimler helakını hatırlıyalım
      ve kainattai unsurların nasıl hiddet ettiklerine şahit olalım
      [/FONT] [FONT=tahoma,arial,helvetica,sans-serif]Yani, kavm-i Nuh’un başına gelen tufan ile semâvat ve arzın hücumunu[/FONT][FONT=tahoma,arial,helvetica,sans-serif]Kuşkusuz, sular kabarınca sizi gemide biz taşıdık.(Hakka Süresi 11)[/FONT] [FONT=tahoma,arial,helvetica,sans-serif]ve kavm-i Semud ve Âd’ın inkârından hava unsurunun hiddetini[/FONT][FONT=tahoma,arial,helvetica,sans-serif]Semûd kavmi korkunç bir sesle yok edildi.(Hakka Süresi 5)
      Âd kavmi ise gürültülü ve azgın bir fırtına ile yok edildiler. (Hakka Süresi 6)
      [/FONT] [FONT=tahoma,arial,helvetica,sans-serif]ve kavm-i Firavuna karşı su unsurunun ve denizin galeyanını[/FONT][FONT=tahoma,arial,helvetica,sans-serif]Biz de, âyetlerimizi inkâr ettikleri ve onlara kulak vermedikleri için kendilerinden intikam aldık da hepsini denizde boğduk. (Araf Süresi 136)
      Firavun ordularıyla hemen onları takip etti, denizden kendilerini sarıveren (korkunç boğulma) sarıverdi (Taha Süresi 78)
      [/FONT] [FONT=tahoma,arial,helvetica,sans-serif]ve Karun’a karşı toprak unsurunun gayzını[/FONT][FONT=tahoma,arial,helvetica,sans-serif]Derken biz onu da, sarayını da yerin dibine geçirdik. Artık Allah’a karşı kendisine yardım edecek taraftarları olmadığı gibi, o,
      kendini savunup kurtarabilecek kimselerden de değildi.(Kassas Süresi 81)
      [/FONT] [FONT=tahoma,arial,helvetica,sans-serif]ve ehl-i küfre karşı âhirette[/FONT][FONT=tahoma,arial,helvetica,sans-serif]Neredeyse öfkeden parçalanacak! (Mülk Sûresi [/FONT][FONT=tahoma,arial,helvetica,sans-serif]
      evet yukarıda ayeti celile ile kavimlerin toprak, su, hava gibi unsurlar ile helak olduğunu görmekdeyiz
      bildiğimiz gibi gerek kavimlerin helakı gerek ise firavun nemrud ve karun gibi inkarcıların helakında iki rol var
      bu iki rolu Ustadımız Bediüzzaman bir soru ile cevap verecek konu içinde değinmeğe çalışacağız
      [/FONT] [FONT=tahoma,arial,helvetica,sans-serif]sırrıyla Cehennemin gayzını ve öfkesini ve sair mevcudatın ehl-i küfür
      ve dalâlete karşı hiddetini gösterip ilân ederek gayet müthiş bir tarzda ve i’câzkârâne ehl-i dalâlet ve isyanı zecrediyor.
      [/FONT] [FONT=tahoma,arial,helvetica,sans-serif]
      Sual: Niçin böyle ehemmiyetsiz insanların ehemmiyetsiz amelleri ve şahsî günahları kâinatın hiddetini celb ediyor?
      [/FONT] [FONT=tahoma,arial,helvetica,sans-serif]Evet başta kainattaki o güzellikleri ve Allahın esmasının tezahurunu inkar etmek
      onlardaki o guzellikleri görmeyerek kıymetlerini düşürmek
      Allahı ve ahireti inkar etmek
      ehemmiyetsiz gözükebilmekde
      zahirde böle olabilir
      ama hakikate inince
      o ehemmiyetsiz gözüken hal ve hareketler azim cinayetleri işlendiği
      bütün kainattaki unsurların hakkına girdiklerini göstermekde
      elbette mutlak adalet sahibi olan Allah
      zerreden şemse kadar bütün mevcudatın hakkını gözetecekdir
      [/FONT] [FONT=tahoma,arial,helvetica,sans-serif]Elcevap: Bazı risalelerde ve sabık işaretlerde ispat edildiği gibi, küfür ve dalâlet, müthiş bir tecavüzdür
      ve umum mevcudatı alâkadar edecek bir cinayettir.

      burada haşir risalesine bir göz atalım ve umum mevcudatı nasıl alakadar ettiğini öğrenelim
      [/FONT] [FONT=tahoma,arial,helvetica,sans-serif]Hem hiç mümkün müdür ki, bir ağaca taktığı neticeler, meyveler miktarınca, her bir zîhayata, belki lisân gibi her bir uzvuna,
      belki her bir masnua o derece hikmetleri, maslahatları takmakla, Kendisinin bir Hakîm-i Mutlak olduğunu ispat edip göstersin,
      sonra bütün hikmetlerin en büyüğü ve bütün maslahatların en mühimmi ve bütün neticelerin en elzemi ve hikmeti hikmet,
      nimeti nimet, rahmeti rahmet eden ve bütün hikmetlerin, nimetlerin, rahmetlerin, maslahatların menbaı ve gâyesi olan bekâ
      ve likâyı ve saadet-i ebediyeyi vermeyip terk ederek, bütün işlerini abesiyet-i mutlaka derekesine düşürsün..
      [/FONT][FONT=tahoma,arial,helvetica,sans-serif]
      evet bu onuncu sözde Ustadım butun mevcudatı daireler halinde
      ve dairelerdeki güzellikleri göstererek vurguluyor
      mesela
      bir elma çekirdeği,
      bir incir cekirdeği vs.
      herbiri ufak bir zerre iken
      Allahu teala o zerrede umum guzellikler derc etmiş
      toprağa atıyorsun suyu veriyorsun
      ismi hayy ın cilvesi ile ağac oluyor sonra yeşeriyor
      ve sonra meyve veriyor
      ve o yaprakda çiçekde meyvede ve ağacda
      umum guzellikleri
      gören gözlere gösteriyor.
      Hem mesela etli kanlı bir canlıdan kan ve irin arasından süt gibi bir nimeti veriyor
      Hem arı gibi bir mahlukattan bal gibi leziz bir gıda ihsan ediyor
      madem bütün bu bu güzelliklerinde abesiyet yok
      hani soruda diyordu ya
      böyle ehemmiyetsiz bir fiilsizliğe, Halbuki kainatın butun bu güzelliklerine bakdığımızda abesiyet görmüyoruz
      hep bir hikmet bir gaye görmekteyiz madem öle azim bir güzelliğe ve vazifeye ayine oluyorlar öle ise
      bu kıymeti düşürecek her bir fiil elbette ehemmiyetsiz olamaz..
      hazır yeri gelmişken bu kısmı biraz daha açalım :
      işde bu kadar güzelliklerde madem abesiyet yok
      ve madem Allah abes iş yapmaz
      öle ise bunlardaki amaca bakalım
      otuzuncu lemada ustadımız bediüzzaman amac ve gayeyi şöle anlatmakda
      Bütün kainata bakdığımızda
      hayat sahibi varlıklara hizmet ettiğini anlıyabilmekdeyiz
      hedefte gaye hayat görünmekdedir.
      Hayat madem kainatın en azametli gayesi
      ve en büyük neticesi ve en kıymetli meyvesi ise
      elbette bu hayatın kainat kadar büyük bir hedefi gayesi neticesi ve meyvesi olması gerekir
      Mesela ağacın neticesi meyve olduğu gibi
      meyveninde neticesi gelecekde bir ağac olabilmekdir
      işde bu hayatın gayesi ebedi bir hayat oılduğu gibi
      bir meyveside Allaha kulluk ve şükür ve duadır.
      bu şükür ve kulluk ve ibadet ve dua
      hayatın meyvesi olduğu gibi
      aynı zamanda kainatın gayesidir
      işde o ehli dalalet böle azim bir gaye ve meyves ilişkisini inkar etmesi
      elbette butun mecudatı hiddete getirecekdir
      çünkü onlara ilişiyor onlardaki güzelliği ve hakikati göremiyor
      bu azim kıymeti hice indirmeye çalışıyor ve hakaret ediyor
      [/FONT] [FONT=tahoma,arial,helvetica,sans-serif]Çünkü hilkat-i kâinatın bir netice-i âzamı, ubudiyet-i insaniyedir
      ve rububiyet-i İlâhiyeye karşı iman ve itaatle mukabeledir.
      Halbuki ehl-i küfür ve dalâlet ise, küfürdeki inkârıyla, mevcudatın ille-i gayeleri
      [/FONT][FONT=tahoma,arial,helvetica,sans-serif]
      yukarıda mevcudatın varlıkların esas gayelerini anlatmaya çalışmışdık
      [/FONT] [FONT=tahoma,arial,helvetica,sans-serif]ve sebeb-i bekàları olan o netice i âzamı reddettikleri için, umum mahlûkatın hukukuna bir nevi tecavüz olduğu gibi,
      umum masnuatın âyinelerinde cilveleri tezahür eden ve masnuatın kıymetlerini âyinedarlık cihetinde
      âli eden esmâ-i İlâhiyenin cilvelerini inkâr ettikleri için,
      [/FONT][FONT=tahoma,arial,helvetica,sans-serif]
      evet her bir varlıkda özelliklede butun esmasının tezahur ettiği insandaki
      bu hakiki kıymeti görmemek
      ve guzellikleri ve sanatı inkar edip tahkir etmek
      onlardaki guzellikleri hice indirmek ve kıymetini düşürmeye çalışmak
      o varlıklarda tecelli eden Allahın isimlerini tazyifdir bir nevi inkardır bir nevi tanımamadır
      [/FONT] [FONT=tahoma,arial,helvetica,sans-serif]o esmâ-i kudsiyeye karşı bir tezyif olduğu gibi, umum masnuatın kıymetini tenzil ile,
      o masnuata karşı bir tahkir-i azîmdir.
      [/FONT][FONT=tahoma,arial,helvetica,sans-serif]
      Ustadımız Bediüzzaman azim bir tahkir dir derken
      soruda yine diyordu ehemmiyetsiz görünen şu inkarları;
      evet zahiren ehemmiyetsiz görünüyor
      ama hakikate bakdığımızda
      Ustadımız Bediüzzaman her bir mevcuddaki guzellikleri ve hussan esma-i ilahiyeyi inkar etmeleri tecavuz etmeleri
      büyük bir cinayet olduğunu bize göstermekde
      [/FONT] [FONT=tahoma,arial,helvetica,sans-serif]Hem umum mevcudatın herbiri birer vazife-i âliye ile muvazzaf birer memur u Rabbânî derecesinde iken,[/FONT][FONT=tahoma,arial,helvetica,sans-serif]
      Evet yukarıda dediğimiz gibi butun kainat hayata hizmet etmekde
      ve bu hizmet ile vazifelendirilmiş
      [/FONT] [FONT=tahoma,arial,helvetica,sans-serif]küfür vasıtasıyla sukut ettirip, câmid, fâni, mânâsız bir mahlûk menzilesinde gösterdiğinden, umum mahlûkatın hukukuna karşı bir nevi tahkirdir.[/FONT][FONT=tahoma,arial,helvetica,sans-serif]
      işde küfür yani inkar bir nevi onlardaki butun bu vazifeleri hiçliğe düşürmekde
      ve gayesiz hala getirmekde.
      Hem nasıl ki bizde dahi bu hissiyat mevcut bir işde çalışdığımızda yapdığımız işi tamamıyla hakkıyla yerine getirdiğimiz halde bizde o vazifeyi
      ve o çalışmamaızı beğenmemek bir nevi bizlerdeki hissiyatı galeyana getiriyor bizleri hiddetlendiriyor.
      Bizim fani gecici olan bir işimizi ve sanatımızı tanımama tahkir etme bu kadar galeyana getiriyor ise şu koca kainattaki umum
      bekaya bak vazife ve guzellikleri tahkir ne kadar hiddete getirir ?
      [/FONT] [FONT=tahoma,arial,helvetica,sans-serif]İşte, envâ-ı dalâlet, derecâtına göre az çok kâinatın yaratılmasındaki hikmet-i
      Rabbâniyeye ve dünyanın bekàsındaki makasıd-ı Sübhâniyeye zarar verdiği için,
      ehl-i isyana ve ehl-i dalâlete karşı kâinat hiddete geliyor, mevcudat kızıyor, mahlûkat öfkeleniyor.
      Ey cirmi ve cismi küçük ve cürmü ve zulmü büyük
      ve ayıp ve zenbi azîm biçare insan!
      [/FONT][FONT=tahoma,arial,helvetica,sans-serif]
      evet ayeti kerimede Allahu teala söle diyor
      [/FONT] [FONT=tahoma,arial,helvetica,sans-serif]Biz o emaneti göklere, yere ve dağlara arz ettik, onlar, onu yüklenmeye yanaşmadılar, ondan korktular da onu insan yüklendi.
      O gerçekten çok zalim ve çok cahildir.(Ahzab Süresi 72)
      [/FONT] [FONT=tahoma,arial,helvetica,sans-serif]Kâinatın hiddetinden, mahlûkatın nefretinden, mevcudatın öfkesinden kurtulmak istersen,
      işte kurtulmanın çaresi:
      Kur’ân-ı Hakîmin daire-i kudsiyesine girmektir ve Kur’ân’ın mübelliği olan Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın sünnet-i seniyyesine ittibâdır.
      Gir ve tâbi ol.
      [/FONT][FONT=tahoma,arial,helvetica,sans-serif]
      Rabbim Kuran dairsinde bulunmayı ve sünneti seniyye ile amel etmeyi her daim nasip etsin ..
      sübhaneke la ilmelene illa ma allemtena inneke entel alimül hakim
      velhamdulillahil rabbulalemin el-fatiha
      amin
      [/FONT]

    1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
    • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.