- Bu konu 0 yanıt içerir, 2 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
10 Ekim 2008: 09:02 #641833
Anonim
Güzel Sanatlar Fakültesi Tekstil Bölümü’nden mezun Halit Özüdoğru, İsviçre’deki işçi eniştesinin-ablasının yanına gidiyor. Orada Almanca öğreniyor.
Dönüp askere gidiyor. Askerden sonra İstanbul’da bir pansiyon ve halı dükkanı açıyor. Gelen turistlerle ilgileniyor. Dil bildiği için ‘yabancılar bölümü’ne bakan polisler tercümanlık için hep onu çağırıyorlar. Hep problem çözücü oluyor. Bazılarının problemi çözülünceye kadar pansiyonda bakıyor. Sonradan ayrılıp giden ve ülkelerinden borçlarını gönderen oluyor veya olmuyor. O buna hiç önem vermiyor. Güney Afrika’dan bir grup geliyor. Kızlardan birisinin sorularına cevap verirken, beyaz ırktan olan bu kıza “Siz niçin orada siyahlara ırk ayırımcılığı yapıyor, zulmediyorsunuz?” diye sorular soruyor. Bu dostluk ilerliyor. Grup gidiyor fakat bu kız kalıyor. Yüksek hemşirelik fakültesinden mezun olan bu kız sekiz ay Türkiye’den ayrılamıyor. Halit Beyin annesi ve ablası “Oğlum bu kızla evlen… Bak seni bırakıp gitmedi… Biz şâhidiz her gün ağlıyor.” diyorlar. O da “Ben hiç evlenmeyi düşünmüyorum” diyor.
Halbuki anneannesi sağ iken Halit Bey hep onunla şakalaşır, “Ben sana Afrika’dan gelin getireceğim!” dermiş. O da “Evladım öyle söyleme. Bunun şakası olmaz. Bak öyle oluverir.” diye ikaz edermiş. Vefatından sonra da rüyasında “Afrika’dan hayat arkadaşın geliyor!” demiş. Aynı rüyada hiç tanımadığı şu andaki eşinin anneannesini görmüş, o da “Benim torunum geliyor, senin hayat arkadaşın olacak!” demiş.
Halit Bey bir gün bir arkadaşının nikahına giderken annesi, ablası ve bu kızı da alıp götürmüş. Yine yolda annesi “Bak arkadaşların evleniyor. Sen de bununla evlen.” demiş. Bu da nikah merasimi sırasında nasıl olduğunu fark etmeden kıza evlilik teklif etmiş. O da sevincinden ağlamaya başlamış. Halit Bey “Ama şartlarım var. Bak benim annem-babam hacı… Senin Müslüman olmanı ve çocuklarımızı da Müslüman olarak yetiştirmeni isterim.” demiş. O da kabul etmiş. Hemen nikahlarını kıymışlar.
Halbuki yengemiz Cape Town’dan arkadaşları ile ilk defa yola çıkarken eniştesi “Türkiye ile ilgili çok kötü haberler duyuyoruz. Sakın Türkiye’ye gitme ve hiçbir zaman Türk erkeklerine yaklaşma!” diye sıkı sıkı tembih etmiş. Ama onlar grup hâlinde Marmaris’e adım atınca içinde bir sıcaklık hissetmiş. Köylerde dolaşırken insanlarımız çorbalarını onlarla paylaşmış, Anadolu misafirperverliğini göstermişler. Hele İstanbul’a gelince kendi memleketine gelmiş gibi bir rahatlık hissetmiş. Pansiyonda Halit Bey’le karşılaşınca da güzel duygular hissetmiş. Bir ara şansımı deneyeceğim diye düşünüp bekar olup olmadığını sormuş. Evli olmadığını öğrenince, içinden Halit ile evlenmeye karar vermiş.
Bunlar dini nikahtan sonra Cape Town’a gelmişler. Kayınpeder, topaç gibi hoş bir delikanlı diye onu sevmiş; “Evlenmek zorunda değilsin.” demiş. Enişte şaşırmış. Kayınvalidenin annesini aynen rüyada gördüğü gibi koltuğu ile bulmuş. Bu yaşlı anneannenin odasında balık şekli üzerinde âyet yazılı bir levha varmış. Bunun hikayesini şöyle anlatmış: “Ben gençliğimde İstanbul’a gitmiştim. Bekir isimli bir Türk genciyle gönül ilişkim oldu; ama aramızda hiçbir şey geçmedi. Bu levhayı bana o hediye etmişti! Bunu bir hatıra olarak hep sakladım.” Halit Bey, Güney Afrikalılara Türkiye’de çok yardımcı olmuş. Onlar da kendisini Güney Afrika fahri konsolosu yapmışlar. Sonra Cape Town’a gelip yerleşmiş. 23 senedir orada. İşleri iyi gidip zengin olmuş. Özel uçakla Türkiye’ye gitmeyi düşünürken çok tehlikeli bir hastalığa yakalanmış; her an ölümle burun buruna gelmiş. İşini kaybetmiş, iflas etmiş. Ama eşi, tam bir fedakar Anadolu hanımı gibi, üç oğlan evladının da yükünü üzerine alarak, bütün işlerle uğraşmış. Halit Bey’e en güzel sadakati göstermiş. Şimdi Allah, Halit Bey’e şifa ihsan etmiş, yavaş yavaş işleri de yoluna girmiş… Cape Town’daki eğitim gönüllüleri ile beraber neler yapabiliriz diye çırpınıp duruyor. Bu rahatsızlıktan dolayı da “Hayatın gerçek gayesini öğrenmeme vesile oldu.” diye Allah’a şükrediyor… Hani diyoruz ya “Nasipse gelirmiş Çin’den, Yemen’den” Hem daha nerelerden.
Abdullah AYMAZ – ZAMAN10 Ekim 2008: 17:41 #702022Anonim
Rabbim sen nelere kadirsin….
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.