- Bu konu 7 yanıt içerir, 6 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
18 Haziran 2006: 01:13 #642085
Anonim
ASHAB-I KİRAM KİMDİR?
Peygamber efendimizi hayatta iken ve peygamber olarak bir ân gören, eğer âmâ ise bir ân konuşan mü’mine Sahâbî denir. Birkaç tânesine Ashâb ” veya Sahâbe denir. Hürmet olarak Ashâb-ı kirâm denir. Peygamberimizi, kâfir iken görüp de, Resûlullahın vefâtından sonra îmâna gelen veya Müslüman iken, sonra mürted olan ya’nî Müslümanlıktan çıkan sahâbî olamaz.
Zaten Peygamber efendimiz, Ashâbından hiçbirinin sonradan kâfir olmıyacağını, ya’nî Müslümanlıktan çıkmıyacağını, hepsinin Cennete gideceklerini haber verdi.
Ehl-i sünnet âlimleri, Eshâb-ı kirâmı üçe ayırmıştır:
1. Muhâcirler : Mekke şehri alınmadan önce, Mekke’den veya başka yerlerden, vatanlarını, yakınlarını terk ederek, Medîne şehrine hicret edenlerdir.
2. Ensâr : Peygamber efendimize ve Muhâcirlere her türlü yardımda ve fedâkârlıkta bulunacaklarına söz veren Medîne şehrinde veya bu şehre yakın yerlerde bulunan Müslümanlardır.
3. Diğer Eshâb-ı kirâm : Mekke şehri alındığı zaman ve daha sonra Mekke’de veya başka yerlerde îmâna gelenlerdir.
Eshâb-ı kirâmın en üstünleri, Resûlullahın dört halîfesidir. Bunlardan sonra en üstünleri Cennet ile müjdelenmiş olan Hz. Ebû Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali, Talhâ, Zübeyr bin Avvâm, Abdurrahmân bin Avf, Sa’d bin Ebî Vakkâs, Saîd bin Zeyd, Ebû Ubeyde bin Cerrâh, ve Hz. Hasan ile Hz. Hüseyin’dir.
Eshâb-ı kirâmın adedi : Mekke’nin fethinde on bin, Tebük Gazâsında yetmiş bin, Vedâ Haccında doksan bin ve Resûlullah efendimiz vefât ettiği zaman yeryüzünde yüz yirmi dört binden fazla sahâbî vardı. Bu konuda başka rivâyetler de vardır.
Allahü teâlâ, Eshâb-ı kirâmdan râzı olduğunu, onları sevdiğini Kur’ân-ı kerîmde bildiriyor. ve meâlen:
– Allah onlardan râzı, onlar da Allahtan râzıdır, ve:
– Hepsine hüsnâyı, Cenneti va’dettik , buyuruluyor. Allahü teâlânın sıfatları ebedîdir, sonsuzdur. Bu bakımdan Eshâb-ı kirâmdan râzı olması da sonsuzdur. Bunun için bu mübârek insanlardan bahsederken sıradan bir insandan bahseder gibi konuşmamalıdır. Her zaman edebli, terbiyeli olmalıdır.
Peygamber efendimizi sevenin, O’nun Ehl-i beytini ve Eshâbını, ya’nî arkadaşlarını da sevmesi lâzımdır. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:
– Sırât köprüsünden ayakları kaymadan geçenler, Ehl-i beytimi ve Eshâbımı çok sevenlerdir.
– Eshâbıma dil uzatmakta, Allahü teâlâdan korkunuz! Benden sonra onları kötü niyetlerinize hedef tutmayınız! Nefsinize uyup, kin bağlamayınız! Onları sevenler, beni sevdikleri için severler. Onları sevmiyenler, beni sevmedikleri için sevmezler. Onlara el ile, dil ile eziyet edenler, onları gücendirenler, Allahü teâlâya eziyet etmiş olurlar ki, bunun da muâhezesi, ibret cezâsı gecikmez, verilir.
– Allahü teâlânın, meleklerin ve bütün insanların la’neti, Eshâbıma kötü söz söyliyenin, üzerine olsun! Kıyâmette Allahü teâlâ, böyle kimselerin farzlarını da, nâfile ibâdetlerini de kabûl etmez!
– Kıyâmette, insanların hepsinin kurtulma ümidi vardır. Eshâbıma söğenler bunlardan müstesnâdır. Onlara Kıyâmet halkı da la’net eder..
DEVAMINI GETİREBİLİRMİYİZ?????30 Haziran 2006: 00:07 #703127Anonim
Allah razı olsun….
14 Ocak 2007: 17:41 #704063Anonim
Allah cc Razı olsun evet abi orda ki ayet sanırım Beyyine suresinin son ayeti olmalı inşallah vaktim olduğu bir vakitte onu yüklerim …
beyyine suresi 8 . ayet
Bunların Rab’leri nezdindeki ödülleri, içinden ırmaklar akan, hem de devamlı kalmak üzere girecekleri, Adn cennetleridir.Allah onlardan, onlar da Allah’tan râzı olmuşlardır.
İşte bu rıza makamı da Rabbine saygı duyanlarındır
bu konuyu çok iyi özetliyor kanatindeyim ..
17 Şubat 2007: 14:37 #704594Anonim
Ashabım goktekı yıldızlar gıbıdır,
hangısını uyarsınız dogru yolu bulursunuz.
Efendımız (sav).21 Şubat 2007: 09:12 #704659Anonim
Ehlibeyt Kavramı
Elhamdülillahi Rabbi’l-Âlemin. Ve’s-salatü ve’s-selamu al Rasulina Muhammedin ve ala âli Seyyidina Muhammedin eshabihi ve ezvacihi ve evladihi ve etbaihi ve ehl-i beytihi ve ümmehatihi ve ebihi bi-adedi külli şey’in fi’d-dünya ve’l-ahireti ve kezalik. Ve’l-hamdü lillahi Rabbi’l-Âlemin.“Ehl-i Beyt” Kavramı
Ehl-i Beyt kavramının sözlük anlamı, “ev halkı”dır. Istılah olarak ise Resul-i Ekrem (s.a.v)’in ailesine denilir.Ehl-i Beyt’in nüvesi Hazret-i Resul-i Ekrem (s.a.v) ile birlikte Hazret-i Haticetü’l-Kübra (r.anh) Validemiz’dir. Çünkü Sevgili Peygamberimiz (s.a.v)’in soyu, onunla olan evliliği aracılığıyla sürmüştür. Hazret-i Fatıma (r.anh) Validemiz’in annesi, Hazret-i Hasan ve Hazret-i Hüseyin (r.a)’nın ninesi odur.
Dar anlamda Ehl-i Beyt kadrosuna Hazret-i Peygamber (s.a.v) ile birlikte Hazret-i Fatıma, Hazret-i Ali, Hazret-i Hasan ve Hazret-i Hüseyin (r.anhüm) dâhil edilmektedir. Bunun sebebi, Hazret-i Resul-i Ekrem (s.a.v)’den nakledilen şu hadis-i şeriftir:
“Resul-i Ekrem (s.a.v) torunları Hazret-i Hasan ve Hazret-i Hüseyin’i abasının içine almıştı. Bu sırada Hazret-i Fatıma ve Hazret-i Ali de arkalarında bulunuyorlardı. Resulullah (s.a.v) onları kasd ederek;
“İşte benim ehl-i beytim.” buyurdu.”
“Ehl-i Beyt”le aynı anlamda kullanılan “Al-i Aba” terimi de bu hadis-i şerife dayanmaktadır.Geniş anlamda Ehl-i Beyt kadrosuna kimler dâhildir? Bu meyanda öncelikle, Hazret-i Peygamberin Ezvac-ı Mutahhara’sından söz etmek gerekecektir. Yani Hazret-i Hatice Validemizle birlikte, Hazret-i Aişe, Hazret-i Mariye, Hazret-i Safiye, Hazreti Sevde, Hazret-i Cüveyriye, Hazret-i Zeyneb gibi ümmet-i Muhammed’in anneleri de aslında Ehl-i Beyt’e dâhildir. Bunların dışında Hazret-i Peygamber (s.a.v)’in amcaları; Hazret-i Hamza, Hazret-i Abbas ve oğlu Abdullah b. Abbas (r.anhüm) ve onların çocukları da Ehl-i Beyt’e dâhil edilmiştir. Yine Hazret-i Peygamber (s.a.v)’in bütün akrabaları ve Kureyş kabilesinden olanlar da Ehl-i Beyt’ten sayılabilmektedir. Ayrıca Resulullah (s.a.v) Hazret-i Selman-ı Farisi hakkında da; “Selman bizdendir.” buyurarak, onu da Ehl-i Beyt’e dâhil etmiştir.
Çok daha geniş anlamda düşünecek olursak, başta ashab-ı kiram olmak üzere, tüm muttaki mü’minler, Hazret-i Peygamber (s.a.v)’in ailesindendir. Bunu ifade eden Enes (r.a)’in rivayet ettiği bir hadis-i şerif şöyledir:
“Her müttaki insan, al-i beyttendir.”
(Taberani’nin Evsat’ından ve Beyhaki’nin Sünen’inden nakleden: Gümüşhanevi, Ramuzu’1-Ehadis, s. 4)
Kur’an’da Ehl-i Beyt
Kur’an’da Ehl-i Beyt hakkında varid olan bazı ayetler mevcuttur. Bu konuda varid olan iki ayeti zikredelim:1- “İsa (a.s) Allah’ın kulu ve Resulü olduğuna dair sana ilim geldikten sonra onun hakkında kim seninle münakaşaya kalkışırsa şöyle de: “Gelin oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, bizleri ve sizleri çağıralım; sonra hepimiz dua edip yalvaralım da Allah’ın lanetini yalancıların üzerine okuyalım”.
Müslim ve Tirmizi’nin rivayet ettikleri bir hadiste anlatılır ki, bu ayet okunduğu zaman Resul-i Ekrem (s.a.v), Hazret-i Ali (k.v) Fatımatü’z-Zehra(r.anha), Hasan ve Hüseyin (r.anhüma)’yı zikretti ve onlar için dedi ki;“Ey Allahım! Onlar Benim ehlimdir.”
2- “Ey Ehl-i Beyt! Peygamber ailesi! Allah sizden sırf günahı gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor.” (Ahzab: 33)Vesile b. el-Eski anlatıyor: “Günlerden bir gün Resul-i Ekrem (s.a.v)’e geldim. o esnada Ümmü Seleme’nin evinde idi. Sonra Hasan (r.a) geldi onu sağ dizinin üzerine oturttu, kucak- layıp öptü. Ondan sonra Hüseyin (r.a) geldi. Onu da sol dizinin üzerine oturttu, kucaklayıp öptü. Daha sonra da Fatızmatü’z-Zehra (r.anha) geldi. Onu da önüne oturttu. Sonra kocasını çağırdı ve Resul-i Ekrem (s.a.v) yukarıdaki ayet-i okudu” demektedir.
Taberani ve Ahmed b. Hanbel’in Ebu Said el-Hudri’den rivayet ettikleri bir hadiste bu ayetin beş kişi hakkında nazil olduğu yani Resul-i Ekrem (s.a.v), Hazret-i Ali, Hazret-i Fatımatü’z-Zehra, Hazret-i Hasan ve Hazret-i Hüseyin (r.anhüm) hakkında indirildiğini söylemiştir. İbn Ebi Şeybe, Ahmed b. Hanbel, Tirmizi, İbn-i Cerir b. Hâkim, Taberi’ rivayet ettikleri bir hadis de şöyledir:
Resul-i Ekrem (s.a.v) Fatımatü’z Zehra (r.anha)’nın evine her sabah namazına çıktığı zaman Uğrar, “Haydi Ehl-i beyt namaza” derdi ve bu ayeti okurdu.
Hâkim, Ahmed b. Hanbel, Tirmizi ve Müslim bu ayetin Ehl-i Beyt hakkında varid olduğunu zikretmişlerdir.Ehl-i Beytle İlgili Hadis-i Şerifler
Ehl-i Beyt sahih hadis kitaplarında ve hadis müsnedlerinde oldukça çok zikredilmektedir İmam Nesâi gibi âlimlerden bazıları, bu hadisleri kitaplarında özel olarak ele alarak bir araya toplamışlardır. Bu meyanda kitaplarının bir bölümünü bunun için ayırmışlardır21 Şubat 2007: 09:19 #704660Anonim
a) Ehl-i Beytle İlgili Umumi Hadisler:
*Hazreti Ali (k.v)’den:
”Dua ile Allah arasında perde vardır. Bunu ancak, Hazret-i Muhammed ve âline salât ve selam kaldırır.” (Beyhaki / Şu‘abu’l-iman)*İyas (r.a)’den.
“Yıldızlar gök ehli için emandır Ehl-i Beytim de ümmetim için emandır.” (İbn Ebi Şeybe, Hâkim Ebi Ya’la, Taberani/Kebir).Cabir (r.a)’den:
“Size tutunduğunuz zaman asla dalalete düşmeyeceğiniz şeyi bıraktık. Allah’ın kitabı Kur’an ve Ehl-i Beytim.” (Ibn-i Ebi Şeybe)* Ebu Zerr (r.a)’den:
“Ehl-i Beytimin sizin yanınızdaki durumu, Nuh (a.s)’ın gemisi gibidir. Kim bunlara tutunursa kurtulur; kim de tutunmaz, yüz çevirirse boğulup gider.” (Taberani Kebir, Hâkim/Müstedrek).b) Geniş Anlamda Ehl-i Beyt Kadrosunu Gösteren Hadisler:
Hubeşi b. Cünde (r.a)’den:
“Allah, insanların içinden Beni Haşim’i, ondan Ehl-i Beytimi, Hamza, Ali, Ca’fer, Hasan, Hüseyin’in içinden de beni seçti.” (İbn-i Asakir)* Ibn-i Abbas (r.a) annesi Ümmü’l-Fadl (r.anh)’dan:
“Ya Abbas, sen benim amcamsın; babamın yarısısın. Ehl-i Beytimin de hayırlısısın.” (Hatib/Tarih).* Hazret-i Ali (r.a)’den:
“Her peygambere eşraf ve kerimden yedi kişi verilmiştir. Bana ise on dört tane: Ali, Hasan, Hüseyin, Ca’fer-i Tayyar, Hamza, Ebu Bekir, Ömer, Mus’ab b. Umeyr, Bilal, Selman, Ammar, Abdullah b. Mes’ud, Mikdad ve Huzeyfetü’l-Yemani.” (Tirmizi, Taberani/Kebir, Hâkim Müstedrek).Bu hadisin diğer bir rivayetinde de Ebu Zerr (r.a) ve Süheyb-i Rumi (r.a) de zikredilmiştir. (Ebu Nuaym / Hilye).
c) Ehl-i Beyt Sevgisini Tavsiye Eden Hadisler:
* Hazret-i Ali (r.a)’den:
“Sırat üzerinde ayağı sabit olanınız, Ehl-i Beytim ve ashabımı sevmekte üstün olanınızdır.” (Deylemi)* Ibn-i Abbas (r.a)’dan:
“Allah Teala’yı, nimetleriyle sizi rızıklandırdığı için seviniz. Beni de, Allah beni sevdiği için seviniz. Ehl-i Beytimi de Allah ve ben onları sevdiğim için seviniz.” (Taberani/Kebı’r, Hâkim/Müstedrek, Beyhakı’/Şu’abu’l-İman, Tirmizi).* Ebu Said (r.a)’den:
“Allah’ın üç hürmeti vardır. Bunları gözeten, dini ve dünyası hususlarında muhafaza edilir; yoksa hiçbir şeyi korunmaz. Bunlar; hurmetü’l-İslam, Peygamber’e hürmet, O’nun soy-sop ve sülalesine hürmet.” (Taberani/Kebir, Ebu Nuaym).* Hazret-i Hüseyn (r.a)’den:
“İslam çıplaktır. Giyimi hayâ, zineti vefa, mürüvveti amel-i salih, derneği de vera’dır, müslümanlığın temeli de ashabı ve Ehl-i Beytimi sevmektir.” (İbn-i Neccar)* Ibn-i Abbas (r.a)’dan:
“Bir kimse ashabımı, zevcelerimi ve Ehl-i Beytimi sever ve onlara dil uzatmazsa, dünyadan da onlara sevgi üzere ayrılırsa, kıyamet gününde benimle beraber olur.” (Gümüşhanevi/Ramuzu’1-Ehadis).Ebu Said (r.a)’den:
“Nefsim yed-i kudretinde olana yemin ederim ki ey Ehl-i Beyt! Size, ancak Allah’ın kendisini yüz üstü cehenneme sürüdüğü kimse hariç, hiç kimse buğzetmez.” (Ahmed b. Hanbel/Müsned, I-Hâkim/Müstedrek).d
21 Şubat 2007: 09:20 #704661Anonim
) Ehl-i Beyt ve Mehdi Hakkında Hadisler:
*Ebu Said (r.a)’den:
“Mehdi ile müjdelenin. 0, Kureyş’ten ve Ehl-i Beytimdendir.” (Ahmed b. Hanbel, Baverdi).* Ümmü Seleme (r.anha)’dan
“Mehdi benim Ehl-i Beytimden ve evlad-ı Fatıma’dandır.” {Ebu Davud, İbn-i Mace, Taberani/Kebir)Hazret-i Ali (k.v), Hazret-i Fatıma (r.anha), Hazret-i Hasan ve Hazret-i Hüseyin (r.anhüm) hakkındaki hadisler, onlarla ilgili bölümlerde verildiği için burada yazmıyoruz.
Ehl-i Beytle İlgili Adab ve Erkan
Ehl-i Beyt sevgisi, ehl-i sünnete mensup her mü’minin kalbinde yer bulan, bulması gereken bir sevgidir. Konuyla ilgili hadis-i şeriflerde de vurgulandığı gibi, dini gerekliliklerden biri de bu sevgidir.İmam-ı Rabbani Müceddidi Elf-i Sani Ahmed Faruki es-Serhendi (k.s) bu konudaki ölçüyü veciz bir şekilde şöyle ortaya koymaktadır:
“Ehl-i Beyt’e muhabbetin olmayışı hariciliktir. Ashabdan teberri etmek (yüz çevirmek) Rafızîliktir. Bütün ashaba saygılı olarak Ehl-i Beyti sevmek ise ehl-i sünnet olmaktır.” (349. Mektubu)Bu konuyu Mektubat adli eserinde genişçe ele alan İmam-i Rabbani (k.s), şu açıklamaları da yapmaktadır
“Resulullah (s.a.v)’in Ehl-i Beytini sevenler ehl-i sünnet ve’1- cemaatten olmaktadırlar. Ki, ehl-i sünnet, gerçek anlamda Ehl-i Beyt taraftarlarıdır.
Hülasa, ehl-i sünnet olmanın binası, Resulullah (s.a.v) Efendimiz’in ashabını sevmektir. İnsaf sahibi akıllı kimse odur ki; Ehl-i Beyti sevmesine binaen, ashab-ı kirama buğzetmeye!.. Resulullah (s.a.v) Efendimiz’in sevgisine uyarak onların tümünü seve!..
Ehl-i sünnet ve’l-cemaatte, Ehl-i Beyt muhabbetinin olmayışı nasıl düşünülebilir? Hâlbuki ehl-i sünnet katında Ehl-i Beyt’e muhabbet duymak, imanın bir parçası durumundadır. Yine onlar katında, son nefesin selametle verilmesi, onlara karşı beslenen sevginin kalbe yerleşmesine bağlıdır.
Ne var ki, muhalifler, bu manadan yana gaflet içindedirler. Ehl-i Beyt’i orta halli sevmeyi bilememektedirler. Bunlar bilmezler ki, ifrat ve tefrit arasında bir orta sınıf vardır; bu da Hakk’ın merkezi ve doğruluğun yeridir. Bu durum dahi, ehl-i sünnet ve’l cemaate nasib olmuştur. Allah Teala onların çalışmalarını şükrana layık eylesin. Muhabbetin ifratından ve tefritinden Allah Teala bizi korusun.
Ashab-ı Kiram’a tazim ve onlara karşı saygılı olmak babında çokça hadis-i şerif varid olmuştur. Bu manadan ötürü, onların tümüne karşı izzet-ikram göstermek gerekir. Onların yanılmalarını dahi, iyiye yormak lazımdır. Bu meselede ehl-i sünnetin yolu budur.21 Şubat 2007: 09:21 #704662Anonim
Kur’an ve hadis, ancak ashab-ı kiram’ın tebliği ile bize ulaşmıştır. Ashab-ı Kiram’a ta’n edilince durum nasıl olur? Onların sebebi ve onların yolu ile Kur’an dahi zaruri olarak ta’na uğramış olur. Böyle bir manadan dolayı Allah’a sığınırız.
Üstte anlatılan manalar açısından bakılınca, ashabı kötüleyenlerin kasdı, dini iptal edip Resulullah (s.a.v) Efendimiz’in şeriatını inkâr etmektir. Dış surette, Ehl-i Beyte muhabbet izhar edip, hakikatte onun şeriatını iptale çalışırlar. O’na, âline ve ashabına salat ve selam olsun.” (349. Mektub)
Hace Muhammed parsa (k.s) Faslu’1-Hitab adlı eserinde Ehl-i Beytle ilgili Adab ve erkan hakkında şunları söyler:
“Her bir mü’min Resulullah’ın Ehl-i Beytine ve ashabına son derece saygı ve muhabbetle bağlı olmalıdır. Çünkü Allah onlardan her türlü aşağılığı ve ricsi gidermiş ve tertemiz kılmıştır. Ayrıca onların her mü’min üzerinde hakları vardır. Bu hakları edada kusur etmemek lazımdır. Resulullah’ın Ehl-i Beytini sevmeyen mekr-i ilahiye duçar olur. Onları bütün gönlüyle seven ise sevgisi derecesinde Selman-i Farisi (r.a)’nin nail olduğu şerefe nail olur.”
Bu konuda Allah dostlarının çokça uyarıları vardır. Yine Ebu Hafsa Ömer b. Muhammed es-Sühreverdi (k.s); “Nübüvvetin bıraktığı miras ilimdir. Onu Resulullah (s.a.v)’in Ehl-i Beyti ve ashabı tevarüs etmişlerdir.” diyerek manevi mirasın tahsilinde Ehl-i Beytin ve Ashabın yerini vurgulamakta
Seyyid Ahmed er-Rufai (k.s)’nin el-Burhanü’l Müeyyed adlı eserinde bu konuda yer alan tavsiyeleri ise şöyledir:“Kalblerinizi Ehl-i Beyt muhabbetiyle tenvir ediniz. Çünkü Ehl-i Beyt, varlık âleminin parlayan nurları ve gönüllerin ziyalı yıldızlarıdır. Allah kimin hakkında hayır murad ederse ona, Peygamberi’nin Ehl-i Beyt’i hakkındaki vasiyetine sarılmayı nasib ederek onları ona sevdirir. Böylece bu kişi onları baş tacı eder, onlara tazim gösterir, himaye eder ve her hususta onlara riayetkâr olur. Velhasıl o kişi Peygamberimizin hukukuna riayeti gözeterek, onlara iyi mumele ile Peygamberimizin sevgisini iltizam eder. Ehl-i Beyt’i daima kendinize takdim ediniz.
Kendinizi onlara değil… Onlara yardım ve ikramda kusur göstermeyiniz ki, bu muamelenizden hayır ve menfaat göresiniz.”Büyük fakih İmam Şafi (rh. a) de Ehl-i Beyt sevgisi hakkında şunları söylemektedir:
“Peygamber evladı benim vesilemdir. Onlar benim için Allah’a vesiledir. Onlar yüzü hürmetine kıymet gününde sahifemin sağ tarafımdan verilmesini umarım. Ey Resulullah’ın Ehl-i Beyti! Sizi sevmek, Allah’ın inzal buyurduğu Kur’an’da bize farz kılınmıştır. Size şu büyük şeref ayeter ki; size salâvat getirmeyen kimse namaz kılamaz. Eğer Al-i Muhammed’i sevmek, rafızilikse ins ü cin şahid olsun ki, ben rafıziyim!”
Yukarıda yer verdiğimiz hadis-i şeriflerde ve Allah dostlarından aktarılan sözlerde üzerinde birleşilen husus; “Ehl-i Beyt’i, Ashab-ı Kiram ile birlikte sevmek” hususudur.Allah Teala, bizleri onlarıin sevgisinden ayirmasin ve ssaadetlerine nail eylesin. AMiN
15 Kasım 2007: 20:05 #715856Anonim
Resulullah (a.s) görmek Sahabeden olmanın BİR şartıdır.
TEK şartı değil! Bakın ben size bir hadise anlatayım.Malumunuz, Amr, bir siyasi deha idi. Bu özelliği ile, İslamla şereflenmeden önce müslümanlara çok zarar da vermişti. Müslüman olduktan sonra, Resulullah Amr’a “siyasi” heyetlerin reisliğini yaptırıyordu.
Yine, Amr riyasetindeki bir heyette bulunan sahabeden bir muhacir ile
Amr ihtilaf ettiklerinde, Amr, ağır sözler sarfetmişti. Dönüldüğünde muhacir durumu Resulullaha bildirdi. Resulullah (a.s) Amr’ı çağırarak şu ifadelerde bulundu. “Yavaş ol! ey Amr yavaş ol! Benim Eshabıma karşı edepli ol….” ve devamında rivayet edilir ki senin bahsettiğin sözleri söylemişti. “Sizden birinizin uhud kadar altı olsa, onu Allah yolunda harcasa, Eshabımın bir dirhem verdiği sadakanın sevabına ulaşamaz”Resulullahın (a.s)ın “siz” diye hitabedip eshabını övdüğü insanlar da ELBETTE Resulullahı GÖREN müslümanlardı! Muhabbetle.
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.
