- Bu konu 1 yanıt içerir, 3 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
6 Temmuz 2006: 19:11 #642123
Anonim
Filipinlerden gelen ihtida haberini muhterem ağabey ve kardeşlere takdim ederiz..
Selamlar Muhterem Abilerimiz,
Bayramın üçüncü günü meydana gelen müjdeli bir haberimiz var. Hyde isminde bir Filipinli iki ay evvel müslüman olmuştu, kendisi üniversite talebesi, bu kişiyle Sally hanım ilgileniyor. Kimin aklına gelir ki; Hyde, Manila`da yapılan Güney Asya sakatlar olimpiyatlarındaki âmâların yüzme yarışmalarında iki günlüğüne görev almış. Görevi, âmâlar yüzerken, önlerini görmedikleri için havuzun başında, 1 metre kala başlarına vurup, havuzun sonuna 1 metre kaldığını, âmâ yüzücülere haber veriyor. Hyde de, Filipinli âmâ milli yüzücüyü, havuzun sonuna yaklaştığında uyarıyor. 22 yaşındaki âma yüzücünün ismi Erik. Filipinler adına uluslararası başka yarışmalara da katılmış. Hyde Erik`e, iki ay evvel müslüman olduğunu söylüyor. Erik, Manila`da değil de ülkenin güneyinde yaşıyor, yarışmalardan sonra, uçakla 1saat 15 dk mesafedeki memleketine dönüyor.
Bir gün Erik, Hyde ye mesaj atıyor, bana yardım edin diyor, ben müslüman olmak istiyorum. Hyde, bana ve Sally hanıma haber veriyor, heyecanlı heyecanlı, arkadaşım Erik`e yardım edelim diyor. Ben Hyde’ye, hafta sonu Erikle görüşelim diye mesaj attım. Hyde, imkansız diyor; çünkü Iligan`da yaşıyor, Marawiye 1 saat mesafede, Manila`da yaşamıyor. Daha sonra Sally hanım Eric’in yanına Iligan’a gidiyor. Cunku o zaman Marawi de, yani Iligan`a 1 saat mesafede yasiyor. Gözleri görmeyen milli yüzücüye bir saat genel hatlarıyla (imanın şartları, Allah`ın birliği, ahiret vs.) İslamiyetten bahsediyor. Erik`in kendi inancı kendisini tatmin etmiyor, bu yüzden islamiyeti öğrenmek istiyor. Bir saat içinde yeni şeyler öğrendikçe, içindeki mutluluk yüzüne vuruyormuş.
– Sally hanımın anlattıklarını dinledikten sonra, “tamam ben müslüman olmak istiyorum” demiş.
– Sally hanımın “Emin misin? Kalben Allah`ın birliğine ve Hz.Muhammed`in (ASM), Allah`ın kulu ve elçisi olduğunu kabul ediyor musun?” sorusuna, hulus-u kalble evet demiş.Erik sonra kelime-i şehadet getirmiş. Müslüman olmuş. Sally hanım diyor, “İlginç, yanındaki camiideki imamdan sormuyor, bizlerden yardım istiyor, demek ki bu âmâ kardeşimizin Nur kervanına katılmak için nasibi varmış. Cenab-ı Hak, dünyada Erik`e görme kabiliyetini nasip etmemiş ama, kalbini İslamiyete açtı inşaallah.” Bizde Lemalar’ın sesli cd si var, Erik nurları dinlemeye onunla başlayacak. Şu an Fatiha suresini ezberliyormuş.
Bu hidayet haberinden bizlere de güzel dersler var, Allah başkalarının hidayetine kimleri, hangi vasıtayla vesileler kılacağı belli olmuyor. Biz Hyde kardeşe su-i zan edip, âmâlara yardım etmek için havuza gidilir mi deyip kınasaydık, biz kaybedecektik. Üstadın hüsn-ü zannı bırakmamak dersi aklımıza geliyor. Çünkü Cenab-ı Mevla niyetlerimize bakıyor, bizler ise dış çevreye ve görünüşlere bakıp hükmümüzü veriyoruz. İki ay evvel müslüman olan Hyde kardeşin halis niyeti, birinin daha Nur kervanına katilmasına vesile oldu.. Bizim için iyi bir ders, niyetlerimizi sağlam tutup, hizmetin yayılması için her türlü meşru yola başvurabiliriz.
Bu hidayet vakasında yanlış bir ders çıkardıysak, kusur bize ait. Hepimizi Allah istikametten ayırmasın!
Allah`a emanet olun.
Filipinler’deki Kardeşleriniz
Ocak’061 Ağustos 2006: 11:22 #703291Anonim
Filipinlerde aborjinler vardı değil mi.
eski Yam yamların orda hizmetler nasıl anlatırsanız. seviniriz. Selam ve dua ile kalın2 Mayıs 2007: 07:37 #706901Anonim
ABDULLAH AYMAZ
Aile Sağlık
‘Herkes bilsin, bunlar benim evlatlarım’Filipinler’de Zamboangan şehrinde vali olarak, Maria Clara Lobregat isimli yaşlı bir hanım vardı. Oradaki bazı radikal grupların hareket ve tavırlarından dolayı bütün Müslümanlara karşı peşin ve yanlış bir hükme sahipti.
Oraya okul açmak için gelen eğitim gönüllülerimiz, kolej için uygun hiçbir yer bulamadıkları için, seneler önce orada İslâm Bankası tarafından yaptırılmış ve işletilemeyen bir okul binasını kiralamak zorunda kalmışlardı… Açılan bu Türk kolejine, bir gün devlet istihbaratının en üst komutanı tarafından “Bu okulu, yarın sabah hemen kapatın.” diye bir emir geldi. Kolej idarecileri bu kapatma emri karşısında, ne yapacaklarını şaşırıp kaldılar. Tevâfukan Mehmet Ali Bey de o gün orada bulunuyordu. Okul idarecilerine, hemen emri veren zat ile gidip görüşmelerini tavsiye etti. Gece vakti saat 24.00’te istihbarat başkanının evine gidip sabaha kadar verdikleri eğitimle neyi hedeflediklerini ve asıl gayelerini anlattılar. Bu temiz ve samimi insanları sabırla dinleyen bu zat, onların iyi niyetli ve faydalı insanlar oldukları kanaatına vardı. Sabah olunca da kapatma emrini geri aldı.
Bir müddet sonra Kayseri’den bir grup esnaf Filipinler’e gelmişler ve ziyaret için bu koleje uğramışlardı. Vali Maria Clara Lobregat Hanım’ın ziyaretine de gittiler. Türkiye’den getirdikleri hediyeleri takdim ettiler. İçlerinden birisi yanına yaklaşıp, “Bizde büyüklerin elleri öpülür. Şimdi seni bir vali olarak değil, bir büyük olarak görüyor ve eğer müsaade ederseniz Türkiye’den gelmiş evlatların olarak elinizi öpmek istiyoruz.” dedi. Sonra hepsi de sıraya geçip elini öptüler. Onlara “Size çok teşekkür ederim. Maalesef terör olaylarından dolayı Müslümanlar hakkında çok yanlış kanaatlarım vardı. Siz bana, ölmeden önce gerçeği gösterip, yanlış olan kanaatımı değiştirdiniz.” dedi.
Bir merasim sırasında resmî geçit anında Türk koleji öğrencileri geçerken onları durdurup, bütün halka karşı: “Bu öğrenciler, benim evlatlarım… Herkes bilsin!..” dedi. Tabiî öğrencilerin büyük çoğunluğu Müslüman ailelerin evlatlarıydı.
Türk koleji öğrencilerinden Bandhar Sunga 4-12 Aralık 2004’te Hindistan’da düzenlenen Dünya Matematik Olimpiyatları’nda gümüş madalya almıştı. Bandhar Sunga bulunduğu şehir ve bölgede hatta ülke çapında da birçok altın madalya ve ödül almıştı. Bayan Vali Maria Clara’nın milletvekili olan oğlu Celso Lorenzo Lobregat’a ve öğrenci Bandhar’a başarılarından dolayı madalyaları verilecekti. Celso’ya madalyası verilip boynuna asıldıktan sonra, o da Bandhar’ın ödüllerini vermeye başladı. Dokuz madalyayı öğrencinin boynuna taktıktan sonra, kendi boynundakini de çıkarıp “Sen, buna da layıksın” diyerek onu da Bandhar’ın boynuna astı…
Vali annenin vefatından sonra yerine oğlu Celso Lorenzo Lobregat vali oldu. Aynen annesi gibi okula ve öğrencilere sahip çıktı… Zaten böyle olması, annenin bir vasiyeti idi…
Okulda verilen eğitim ve öğretilen insanî evrensel değerler, Zanboangan gibi kesin hatlarla Müslüman ve Hıristiyan mahallelerine ayrılmış ve birbirine düşman cehennemnümûn bir bölgede bu Türk okulu, öğrencileri ve velileri cennet-âsâ bir güzellik birlikteliği içinde huzur ve sûkûn içinde kucaklıyordu. Müslüman ve Hıristiyan veliler düşmanlığı bir tarafa bırakmış, sadece okul ve öğrencilerin faydasına neler yapacaklarını beraberce ve dostça düşünüp planlıyorlardı…
30 Nisan 2007, Pazartesi -
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.