• Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #642235
    Anonim

      1.BEYT

      Hudâ Rabb’im Nebim hakka Muhammeddir Rasûlullah
      Hem İslam dînidir dînim kitâbımdır Kelâmullah

      Hudâ Rabb’imdir, Peygamberin Muhammed Rasûlullahtır. (sallallahu aleyhi ve sellem)
      Dînim, İslam dînidir. Kitabım Allah’ın kelâmıdır.

      2.BEYT

      Akâid içre Ehli Sünnet oldu mezhebim cem’â
      Amelde bu Hanîfe mezhebidir mezhebim vallah

      İtikadlar içerisinde gittiğim yol, Ehli Sünnet velCemaat mezhebidir. Doğrusu o haktır.
      Amelde ise Ebû Hanîfe rahimehullah’ın görüşleri mezhebimdir. Buna Allah’a andederim.

      3.BEYT

      Dahî zürriyetiyim Hazreti Âdem Nebî’nin hem
      Halîlin milletiyim dahi kıblem Ka’be Beytullah

      Aynı zamanda Hazreti Âdem aleyhisselam’ın neslindenim.
      Ve İbrahim aleyhisselam’ın milletindenim. İbadetlerde yöneleceğim yer, Ka’be Beytullahtır

      4.BEYT

      Bulunmaz Rabb’imin zıddı ve niddi misli alemde
      Ve sûretten münezzehtir mukaddestir Teâlallah

      Âlemde Rabb’imin zıddı, benzeri, ortağı yoktur.
      Rabb’im Teâlallah, sûretten münezzehtir, paktır, yücedir.

      5.BEYT

      Şeriki yok berîdir doğmadan dahi doğurmadan
      Ehaddir küfvi yok İhlas içinde zikreder Allah

      (Rabb’imiz altı i’tibâriye ve sekiz subûtiye sıfatla vasıflandığı için) Şerîki, ortağı yoktur. Doğmaktan, doğurmaktan münezzehtir.
      Bir tek’tir; dengi yoktur. İhlas sûresi içinde Allah Teâlâ sıfatlarını böylece bildirdi.

      6.BEYT

      Ne cismi ne arazdır ve mütehayyiz ne cevherdir
      Yemez içmez zaman geçmez berîdir cümleden Allah

      Rabbimiz Teâlâ, cisim değil, araz değil; bir mekana ihtiyacı yoktur. Cevher de değildir.
      Yemez, içmez, üzerinden zaman geçmez. Hâsılı, madde ve sıfatlarının hepsinden Allah Teâlâ münezzehtir.
      Not..
      Araz : Süratle varlığını kaybeden ve cevhersiz olmayan, şekil, renk gibi nesneye ;
      Cevher : Kendisiyle olup başkasına muhtac olmayan ve taksim kabul etmeyen küçük parçaya denilir.

      7.BEYT

      Tebeddülden teğayyürden dahi elvân u eşkalden
      Muhakkak ol müberrâdır budur selb-i Sıfâtullah

      (Maddeden enerjiye, enerjiden maddeye) Dönüşmekten, renklerden, sûretlerden,
      Gerçekten O berîdir. Allah Teâlâ’nın hakkında düşünülmez selbî sıfatlar bunlardır.

      8.BEYT

      Ne göklerde ne yerlerde ne sağ u sol ne ön ardda
      Cihetlerden münezzehtir ki olmaz hiç mekânullah

      Gökler, yer; sağ, sol; ön ve arka gibi
      Cihetlerden , Rabb’imiz Teâlâ münezzehtir. Zira Allah Teâlâ’nın mekanı asla olmaz

      9.BEYT

      Hudâ vardır varlığına yok evvel u âhir
      Yine Ol varlığıdır Kendi’den ğayrı değil Vallah

      Allah Teâlâ vardır, lakin varlığına başlangıç ve sonuç yoktur.
      O’nun varlığı, Kendi’nden başkası değildir.

      10.BEYT

      Bu âlem yoğiken ol var idi ferd u tek u tenha
      Değildir kimseye muhtac ve hep muhtac ğayrullah

      Bu âlem yok iken dahi, O hakîkî mevcud var idi. Tek ve yalnız idi.
      Artık, Allah Teâlâ gayrına muhtac değildir. Dâimâ ğayrı O’na muhtacdır.

      11.BEYT

      A’na hâdis hulûl etmez ve bir şey vâcib olmaz kim
      Her şeyde hikmeti vardır abes fi’l işlemez Allah

      O’na hâdis hulûl etmez. Ve hiçbir şey O’na vacib olmaz. Çünkü
      Her işte O’nun hikmeti vardır. Elbette Allah Teâlâ başıboş iş işlemez. (Binaenaleyh)

      12.BEYT

      Hulûl etmez O Zat abde ve hiçbir ferde zulmetmez
      İbâdın aslahı lazım değil kim halk ede Allah

      O Zat bir kula hulûl etmez. Ve hiçbir ferde zulmetmez.
      Kendisi’ne kulunun yararına sebebleri yaratmak gerekmez ki, onu yaratsın.

      13.BEYT

      A’na bir kimse cebrile bir iş işledemez asla
      Ne kim Kendi murad eyler vücûda gelir Billah

      Hiçbir kimse O’na cebren iş yaptıramaz
      Kendisi neyi dilerse, o nesne Allah Teâlâ’nın kudretiyle meydana gelir..

      14.BEYT

      A’nın her bir kemâli bîteğayyür hâsıl olmuştur
      Ki yoktur muntazır olunacak hiçbir Kemâlullah

      Allah Teâlâ’nın Zât-ı Şerîf’inin kemâlatı, Zât’ıyla birlikte ezelîdir; değişmeyi kabul etmez.
      Çünkü Allah Teâlâ’nın hakkında sonradan meydana gelecek bir kemal söz konusu değildir.

      15.BEYT

      Sıfât-ı bâkemal ile O daim muttasıfdır kim
      Kalu noksan sıfatlardan berîdir Zülcelâlullah

      Celal ve Azamet sahibi olan allah Teâlâ, kemal sıfatlarıyla daima vasıflanır.
      (Mahluka isnadı mümkün olan) Bütün noksan sıfatlardan beridir.

      16.BEYT

      Sekizdir çün sıfât-ı zâtî İlm ile İrâdetdir
      Hayât u Kudret u Halk-ı Basar Sem’u Kelâmullah

      Allah Teâlâ’nın Zâtî olan subûtî sıfatları; İlim, irade
      Hayat, Kudret, Halk, Basar, Semi’ ve Kelam olmak üzere sekizdir.

      17.BEYT

      Alîm Ol’dur ki erişmez ilmine kimsenin aklı
      İhâta eylemişdir cümle bu eşyayı İlmullah

      Alîm O’dur ki ilmine kimsenin aklı erişmez.
      Allah Teâlâ’nın İlmi her şeyi kuşatmıştır. ( Alîm, ” bilici ” demektir ki sıfatı, İlimdir. Böylece )

      18.BEYT

      Mürid Ol’dur Dileyicidir ve her şey üzre kâdirdir.
      Ne kim diler olur peydâ alâ vefki Murâdıllah

      Müriddir= Dileyicidir. Ve herşey üzere kâdirdir.
      Artık kendisi neyi dilerse, O’nun muradına muvafık olarak peyda olur.

      19.BEYT

      Cemîi hayr u şerri Ol diler takdîr u halk eyler
      Velî hayrı sever ancak ki sevmez şerleri Allah

      Bütün hayrları, şerleri Kendisi diler; tesbit eder; yaratır.
      Allah Teâlâ, kulunun ancak hayrlı işlerini sever; şer işlerini sevmez.

      20.BEYT
      Basîr Ol’dur hakîkatde ki hep eşyâya nâzırdır
      Velî gözden münezzehtir Basardır min Sıfâtillah

      Basîr= Görücü O’dur ki gerçekte her şeyi kontrol altına alıp bakar.
      Lâkin göz(gibi alet, edevat)den münezzehtir. Basar yani görmek, Allah’ın sıfatlarındandır.
      21.BEYT

      Semîi’ Ol’dur işidir her avazı sır ile cehri
      Münezzehdir kulaktan Ol sıfattır A’nda Sem’ullah

      Semîi’=işitici O’dur, ki gizli ve âşikar her avazı işitir.
      Kulaktan münezzehtir ancak Semi’=işitmek Allah Teâlâ’nın sıfatıdır.

      22.BEYT

      Mütekellimdir Ol ammâ berîdir dilden ağızdan
      Hurûf u lafzı savt ile değil vasf-ı Kelâmullah

      Allah Teâlâ, Mütekellim=Konuşucudur. Amma dil ve ağızdan beridir.
      Kelâmullah=Allah’ın konuşma sıfatı, ses, harf ve lafızla değildir.

      23.BEYT

      Subutiyye sıfâtı kim ne aynıdır ne ğayrıdır
      Kadîm dâim ve Zât’ıyla kâimdir Sıfâtullah

      Allah Teâlâ’nın subûtiye sıfatları, ne Kendisi ne de başkasıdır;
      Ezelîdir, dâimîdir, Zât’ıyla kâimdir.

      24.BEYT

      Hakk’ın mukrim ibâdıdır melekler yerde göklerde
      Avâmından avâm-ı nâsı efdal eylemiş Allah

      Yerde ve göklerde melekler, Hakk Teâlâ Hazretleri’nin şerefli kullarıdır.
      Allah Teâlâ, insanlardan avam mü’minleri, meleklerin avâmından üstün kılmıştır.

      25.BEYT

      Yemek içmek hem erkeklik dişilik yokdur anlarda
      Hakka hiç âsi olmazlar muti’dirler li Emrillah

      Meleklerde, yemek, içmek, erkeklik ve dişilik yoktur.
      Allah Teâlâ’nın emrlerine tabiî olarak boyun eğerler. Asla Cenâb-ı Hakk’a âsî olmazlar.

      26.BEYT

      Ve Cebrâil u Mikâil u İsrâfil u Azrâilu
      Mukarrebdir Peygamberdir bu dördü hep Emînullah

      Cebrâil, Mîkâil, İsrâfil ve Azrâil,
      Allah’a en yakın elçilerdir. Bu dördü Allah Teâlâ’nın emin kullarıdırlar.

      27.BEYT

      Hakkın yüzdört kitâbı kim nebîler üzre inmiştir.
      Kitabdır anların dördü suhuf yüzü Kelâmullah

      Allah Teâlâ tarafından nebîler üzerine yüzdört kitab inmiştir.
      Dördüne kitab, yüzüne suhuf denilir. Hepsi Allah Teâlâ’nın kelâmıdır.

      28.BEYT

      Zebûr’u verdi Dâvud’a dahi Tevrât’ı Mûsâ’ya
      Ve hem İncîl’i İsâ’ya getirmiş Cebrâil Billah

      Allah Teâlâ, dört kitabdan Zebûr’u Dâvûd’a, Tevrat’ı Mûsâ’ya,
      İncil’i İsa’ya vermiştir. Cebrâil Allah Teâlâ’nın emriyle bunları, onlara getirmiştir.

      29.BEYT

      Habîbullah’a Kur’ân’ı getirdi hâcet oldukça
      Yirmiüç yıl içre cümle kati’ oldu o Vahyullah

      Cebrâil, yirmiüç yıl, ihtiyac oldukça, Allah Teâlâ’dan vahiyle ayet ayet Kur’an’ı Habîbullâh’a getirmiştir.
      Bundan sonra vahiy kesilmiştir.

      30.BEYT

      Dahi ben enbiyâ hakkında bildim ismet u fitnet
      Nezâfet hem emânet sıdk ile tebliğ-i Hükmullah

      Peygamberlerin, günahtan masum ve mahfuz, üstün akıl ve zeka sahibi,
      Pak ve temiz; Allah’ın buyruklarını kullarına tebliğ etmede ve her hususta emîn; özlerinde ve sözlerinde doğru olduklarına ve Allah Teâlâ’nın hükümlerini bildirdiklerine inandım.

      31.BEYT

      Kazerle zenb u humk u kizb u ketbân u hıyânetle
      Münezzehdir müberrâdır cemîi Enbiyâullah

      Bütün nebîler, kir ve pislikten, ahmaklıktan, yalandan, hakkı, doğruyu gizlemek ve hıyanetten,
      münezzehtirler; berîdirler

      32.BEYT

      Nebîler ismini bilmek dediler ba’zılar vâcib
      Yirmisekizin bildirdi Kur’an’da bize Allah

      Bazı alimler nebîlerin isimlerinin bilinmesi vacibdir dediler;
      Kur’an-ı Kerim’de Allah Teâlâ nebilerden yirmisekizinin adını beyan etti; şöyleki…

      33.BEYT

      Biri Âdem biri İdris u Nuh Hûd ile Sâlih
      Hem İbrâhîm u İshâk ile İsmâil Zebîhullah

      34.BEYT

      Dahi Ya’kub ile Şuayb u Lût ile Yahyâ
      Zekeriyyâ ile Hârun ahi Mûsâ Kelîmullah

      35.BEYT

      Ve Dâvud u Süleyman u dahi İlyâs u Eyyûbdur
      Biri de Elyasa’dır dahi İsâ’dır o Rûhullah

      36.BEYT

      Birinin ismi Zülkifl u biri Yûnus nebidir hem
      Hitâmı Ol Habîb-i Hakk Muhammed’dir Rasûlullah

      Bazı alimler, Kur’an-ı Hakîm’in bildirdiği yirmisekiz enbiyanın isimlerini bilmenin vacib olduğunu söylediler. Bunların isimleri şöyledir: Adem, İdris, Nuh, Hûd, Sâlih, İbrâhim, İshak, Allah yolunda boğazlanmayı cân-ı gönülden kabul eden İsmâil, Ya’kub, Yûsuf, Şuayb, Lût, Yahyâ, Zekeriyyâ, Mûsâ kelimullah ve kardeşi olan Hârun, Dâvud, Süleyman, İlyas, Eyyub, Elyasa’, Ruhullah olan İsa, Zülkifl, Yûnus ve bunların sonuncusu Allah’ın sevmiş olduğu Muhammed Rasûlullah..

      37.BEYT

      Üzeyr, Lokman u Zülkarneyn üçünde ihtilaf oldu
      Ki ba’zı enbiyâdır der ve ba’zı der Veliyyullah

      Üzeyr, Lokman ve Zülkarneyn’de ihtilaf edildi.
      Bazıları bunların enbiyâ olduklarını, diğer bazısı Allah’ın dostları yani velî olduklarını söylediler.

      38.BEYT

      Cemîi enbiyâdan evvelidir Hazreti Adem
      Kâmûdan efdal u âhir Muhammed’dir Habîbullah

      Bütün enbiyânın ilki Hazreti Adem;
      Sonuncusu Habîbullah Muhammed’dir ve hepsinden üstündür.

      39.BEYT

      İkisinin arasında kati çok enbiyâ geldi
      Hisâbın kimseler bilmez bilir anı hemen Allah

      İkisi arasında, birçok enbiyâ gelmiştir.
      Onların hesabını Allah’tan başka kimse bilmez.

      40.BEYT

      Risâlât-ı rusul mevtiyle bâtıl olmaz ol kat’â
      Ve efdaldir melekler cümlesinden Enbiyâullah

      Rasullerin ölümleriyle, risâletleri asla bâtıl olmaz.
      Peygamberler, büyük meleklerden daha büyüktürler

      41.BEYT

      Bizim Peygamber’in ahkâm-ı şer’î öyle bâkîdir
      Ki ehli mahşeri bu şeri’le fasledecek Allah

      Bizim Peygamberimiz’in getirmiş olduğu şeriatin hükümleri bâkîdir.
      Nitekim mahşerde de Allah Teâlâ bu şeriatle mahluku arasında hükmedecektir.

      42.BEYT

      Ve mi’râc-ı Nebî hakdır Ana şahsıyla muhtasdır
      Çıkıb fevk-al-ulâya Hakk’ı görmüştür Habîbullah

      Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’in mi’râcı hak ve doğrudur; Onun şahsına hastır.
      Habîbullah en yüksek mevkiye çıkmış ve orada Hakk Teâlâ’yı görmüştür.

      43.BEYT

      Cihan cümle sıfâtıyla ve eczâu sıfâtıyla
      Hem ef’ali ibâdın hayr u şerri cümle Halkullah

      Madde ve mana=mülk ve melekut âleminde ne varsa, tek tek ve toplu olarak;
      Aynı zamanda kulların yapageldikleri hayr ve şerlerin hepsini Allah Teâlâ yaratmıştır.

      44.BEYT

      A’nın ilm u murâd u halk u takdîriyle hâdisdir
      Ki yoktur hâlık u bârî iki âlemde ğayrullah

      (Mahluk) O’nun ilmiyle, iradesiyle, yaratmasıyla, hüküm ve kudretiyle yoktan var olurlar.
      Madde ve manada, dünya ve ahirette, Allah Teâlâ’dan başka yaratıcı ve var edici yoktur. ( Şu kadar ki, )

      45.BEYT

      İbâdın ihtiyârı vardır ef’âlinde cüz’îce
      Ol ef’âl üzre bulmuşlar sevab hem İkâbullah

      Kulda, akıl ve aklı kullanmaktan ibaret yapabilme gücü, cüz’î de olsa vardır.
      Bunun için kullar, yaptıklarından dolayı sevab veyahud da azaba müstehak olurlar.

      46.BEYT

      Ol ef’âlin cümeylidir Hakk’ın hubb u rıdâsıyla
      Kabîhinde bulunmaz ne mehabbet ne Rıdâullah

      Kulun iradesiyle meydana gelen fiilinin güzelinde, Allah Teâlâ’nın sevgi ve rızası vardır.
      Çirkininde ise, ne sevgisi ne de rızası vardır.

      47.BEYT

      Sevâb efdalidir Hakk’ın ve adlidir ikab A’nın
      Vücûb icabsız Hakk’a bî istihkak abdullah

      Allah Teâlâ üzerine hiçbir hak gerekli olmaksızın kuluna sevab vermesi, fazl u keremidir.
      Kulu da hiçbir azaba müstehak olmaksızın, Allah Teâlâ’nın onu cezalandırması adaletidir.

      48.BEYT

      Mukârindir bu fi’le istitâat kim o kudretdir
      Bulunsa istitâat olunur teklif Şer’ullah

      İstitâat=yapabilme gücü, kulun işlediği işle beraberdir.
      İstitâat kulda olduğu müddetçe, Allah Teâlâ’nın şeriatini tatbik etmeye mükelleftir.

      49.BEYT

      Ki abdin kendi vus’ında ne kim olmaz anı asla
      Ana din içre teklif etmemişdir Ol Halîmullah

      Kulun yapabilme veya terkedebilme gücü olmadığı yerlerde,
      Allah Teâlâ, hilm sıfatıyla tecelli ederek, ona hükümlerini yüklemez.

      50.BEYT

      Haram erzakdır herkes yer içer kendi rızkın hep
      Ve kimse kimsenin rızkın alıb ekil edemez Vallah

      insanın boğazından geçen, helal olsun haram olsun, rızktır. Herkes kendi rızkını yer içer.
      Hiçbir kimse diğerinin rızkını alıp yiyemez Vallâhi.

      51.BEYT

      Ecel vaktinde meyyittir o maktûl ecel birdir
      Ve hâl-i ye’sin îmânı değil makbûl İndallah

      Öldürülen, ecelinin vaktinde ölmüştür. Ve ecel birdir.
      Ümidsizlik halinde iman etmek, Allah nezdinde makbul değildir.

      52.BEYT

      Heyûlâ yokdur ezhan içre bir cüzü olduğu hakdır
      Ki ol vasf-ı tecezzîden birîdir der bu Ehlullah

      Heyûlâ ezelî değildir. Ancak, cevherler (elektron, nötron, proton gibi aslî cüzler ) vardır.
      Ehli Sünnet velCemaat dediler ki: Kâbil-i taksim olmayan cüzlerden Allah Teâlâ münezzehtir.

      53.BEYT

      Kabirde meyyite Münker Nekir dört şey sual eyler
      Ki Rabb’in kim nebin kim nedir dînin ve kıblengah.

      Ölene kabirde Nekir ve Münker adlı melekler gelip dört şey sorarlar:
      Rabb’in kim, peygamber’in kim, dînin nedir, kıblen neresi?

      54.BEYT

      Cevâbın verenin canı ile cismi zevk eder anda
      Şaşıb küffâr u âsiler çeker anda Azâbullah

      Cevabını veren, ruh ve cismiyle zevki tadar.
      Kafir ve âsîler şaşırırlar ve Allah’ın azabını çekerler

      55.BEYT

      Bu dünyaya gelen gider ki kalmaz canlı hiç kimse
      Dahi yevmi kıyâmetde eder emvâti ba’s Allah

      Bu dünyaya gelen bütün canlılar, ölürler; canlı kalmaz.
      Kıyamette dahi Allah Teâlâ ölenleri, beden ve ruhla haşre gönderecektir.

      56.BEYT

      Verirler defter-i a’mâlini her adamın anda
      Kiminin sağ eline kimine soldan maâz Allah

      Her adamın, ameli içinde bulunan defterini verirler.
      Kimine defteri sağdan, Allah korusun kimisine de soldan..

      57.BEYT

      Kitâbıyla hisâbı var Hudâ’nın rûz-i mahşerde
      Sorarlar herkesin ef’âl u akvâlin Biemrillah

      Kıyamet gününde Allah Teâlâ’nın hükmü, hesabı vardır.
      Melekler, Allah Teâlâ’nın emriyle herkesin işlediği işini, söylediği sözünü sorarlar.

      58.BEYT

      Kebâirle sağâir ehline ol gün şefâatler
      Ederler enbiyâ u ehli ilm u Evliyâullah

      Kıyamet gününde, büyük ve küçük günah işleyenlere,
      Enbiya, ulemâ ve Allah’ın dostları şefaat ederler

      59.BEYT

      Ameller vezn olundukda Sırâtı geçmemiz hakdır
      Ve Kevserle sekiz cennet verir mü’minlere Allah

      Ameller terazide tartıldıktan sonra, Sırat Köprüsünden geçmemiz haktır.
      Allah Teâlâ mü’minlere Havz-ı Kevser ve sekiz cenneti vermiştir.

      60.BEYT

      Girecek cennete mü’minler anda çok bulub ni’met
      Görürler şübhesiz anda niteliksiz cemâlullah

      Mü’minler cennete girecekler; onda nice nimetler bulacaklar.
      Şüphesiz mü’minler Allah Teâlâ’nın Cemâli’ni niteliksiz göreceklerdir

      61.BEYT

      Ve cennetle cehennem şimdi var ehliyle bâkîdir
      Cehennem yedidir ehlin yakar dâim o Nârullah

      Cennet ve cehennem şimdi de vardır; ehliyle ebedîdirler.
      Cehennem yedi kattır. Allah’ın ateşi onda, cehennemlikleri ebediyen yakar.

      62.BEYT

      Kazâ ile gelir her hayr u şer Tanrı cenâbından
      Bulur hayr ehlin dâim olur şer ehline hemrah

      Kulun lehinde olan nimet ve hayrlar, aleyhinde olan bela ve şerler, Allah Teâlâ’nın hükmü, takdiriyle gelir.
      Vakti geldikçe, hayrlı sebeb hayrlılara, şerli sebeb belaya giriftâr olanlara yoldaş olur.

      63.BEYT

      Ve Peygamber ne kim eşrât-ı sâatden haber vermiş
      İnandım cümlesin izhar eder vaktinde hem Allah

      Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem, kıyametin alâmetlerinden her ne haber vermişse,
      Cümlesine inandım. Vakti geldikçe Allah Teâlâ onları izhar eder.

      64.BEYT

      Çıkar Yer Dâbbesi Deccâl u Ye’cûc ile Me’cûc
      Doğar gün mağribden çün iner gökden o Rûhullah

      Dâbbet-ul-arz ( Sâlih Peygamberin devesinin yavrusu ), Deccal, Ye’cûc, Me’cûc çıkarlar.
      Bir de mağribden güneş doğar; Rûhullah olan İsâ aleyhisselam da gökten iner.

      65.BEYT

      Kebîre mü’mini îmandan ihrâc eylemez dahi
      Ne küfre dâhil ve ne tâatin habt ede İndallah

      Büyük günahı irtikab, mü’mini imanından çıkarmaz.
      Onu küfre sokmaz. Yapmış olduğu taatini Allah nezdinde düşürmez.

      66.BEYT

      O isyan eylemez anı muhalled hem cehennemde
      Meğer ki i’tikad ede anı maâz Allah

      İşlediği o büyük günah, mü’mini cehennemde ebedî bırakmaz.
      Ancak kat’î delille haram olanı, helal saymak; yahud kat’î olan helali haram saymak, Allah korusun, küfre sokar.

      67.BEYT

      Hudâ afveylemez şirki ve illâ andan ednâyı
      Dilediği kulundan her günahı afveder Allah

      Hudâ Teâlâ, küfür ve şirki afuv etmez, amma ondan aşağı dilediği kulunun günahını afuv eder.

      68.BEYT

      Kebâirden kaçan câiz ikab olmak sağâirle
      Ve bîtevbe giden câiz kebâirden geçe Allah

      Allah Teâlâ’nın, büyük günahtan kaçan kimseyi küçük günahla cezalandırması,
      Aynı zamanda büyük günah işleyip tevbesiz öleni afuv etmesi mümkündür.

      69.BEYT

      Kabul eyler duâyı Hakk Teâlâ Kendi fazlından
      Ve hâcet-i ibâdı hem kabul eyler Raûf Allah

      Sonsuz esirgeyici merhamet sahibi olan Allah Teâlâ, kulunun yalvarışını fazlıyla kabul eyler.
      Kullarının ihtiyacını da fazl u keremiyle giderir.

      70.BEYT

      Dahi îman ile islam ikisi şey’i vâhiddir
      Cenâb-ı Hakk’dan ol her ne getirdiyse Rasûlullah

      Allah Teâlâ’ya, tasdikle gönül bağlayarak inanmak ve teslim olmak, yani iman ve islam birdir.
      Hâsılı Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in Allah’tan bildirdiği din, iman ve islamdır.

      71.BEYT

      Kamûsun dil ile takrîr u tasdîk eyledim bilkalb
      Birine yokdur inkârım inandım şüphesiz Vallah

      Binaenaleyh cümlesini ikrar ettim; kalbimle tasdik ettim.
      Hiçbirine inkarım yoktur. Ve hepsinin gerçekten Allah’tan geldiğine inandım.

      72.BEYT

      Çu din a’mâli îmandan muhakkak başka hâricdir
      Pes îman izdiyad nâkıs olmaz hıfzede Allah

      Zira din ile amel, imandan haric bir şeydir.
      İş böyle olunca iman, zâtı itibariyle ziyade ve eksik olmaz. Allah Teâlâ onu hıfzeder.

      73.BEYT

      Demem ki inşâAllah mü’minim bel mü’minim hakkâ
      Bu ma’nâ ile îmanı kesbî u mahlûkdurur Lillah

      Bunun için inşâAllah mü’minim demem. Bilakis hakîkaten mü’minim derim.
      Bu itibarla iman, kesbî ve Allah Teâlâ’nın mahlukudur.

      74.BEYT

      Ve ammâ Tanrı’nın Kendi kuluna ma’rifet küncin
      Hidayet kıldığı ma’nâ ile vehbîdir ol Tallah

      Fakat Tanrı Teâlâ’nın, Kendi fazl u kereminden ma’rifet hazinesini hediye ettiğine itibarla iman,
      Vehbî ve mücerred ihsan ve tevfîk olur.

      75.BEYT

      Ve îman-ı mukallid hem sahîh olmuşdur ammâ ki
      Ol istidlâl aklı terk ile âsim olur Billah

      Allah ve O’nun Rasûlü’ne, delilsiz ve başkalarına uyarak inanan kimsenin imanı sahihdir.
      Fakat taklidci, aklî delilleri araştırmayı terketmekle,
      Allah Teâlâ’ya karşı günahkar olur.

      76.BEYT

      Kerâmet-ı velî hakdır nebîsi mu’cizâtîdir
      Keser az müddet içre çok mesafe Evliyâullah

      Allah Teâlâ’nın sevdiği kulunun kerametleri haktır.
      Ve onun kerâmetleri nebîsinin mucizeleridir.
      Az bir müddette çok mesafeyi evliyaullah geçer.

      77.BEYT

      Bulurlar vak-i hâcetde taâmı hem libâs anlar
      Behâim hem cemâdâtile söylerler Biiznillah

      İhtiyac oldukca onlar, yiyecek ve giyecekleri bulurlar
      Hayvanlarla, cansız varlıklarla Allah Teâlâ’nın izniyle konuşurlar

      78.BEYT

      Gehi su üzerinde meşî ederler vecd-i hâletle
      Havada hem uçarlar hark eder âdâtını Allah

      Bazan vecd u hâletle, su üzerinde yürürler.
      Havada uçarlar. Allah Teâlâ tabiî kanunları onlara iptal eder.

      79.BEYT

      Erişmez bir velî hiçbir nebînin rütbesine hem
      Ana ermez ki andan sâkıt ola emr u Nehyullah

      Hiçbir veli, hiçbir nebînin mertebesine ulaşamaz.
      Ondan Allah’ın emr ve yasakları düşecek bir mertebeye de ulaşamaz.

      80.BEYT

      Ve efdal evliyâ Sıddîk-ı Ekber ba’dehu Fâruk
      Ve Zinnûreyn’den sonra Alî’dir ol Veliyullâh

      Ve evliyânın en üstünü, Sıddîk-i Ekber Hazreti Ebû Bekr’dir. Sonra Hazreti Ömer-ul-Fâruk’tur.
      Sonra iki nur sahibi Hazreti Osman’dır. Sonra Allah’ın dostu Hazreti Ali’dir.

      81.BEYT

      Bu dördü hem hilâfetde bu tertib üzre kâimdir
      Bu çâr-ı yârdan sonra hem efdal Evliyâullah

      Dördünün hilâfeti de bu tertib üzeredir.
      Bu çâr yâr güzin’den sonra, Evliyâullah’ın üstünleri

      82.BEYT

      Kalan ashabdır ki cümlesinin zikri hayrolsun
      Cemîl âl u ashab-ı kirâmı sevmişem Billah

      Dördünün hilâfeti de bu tertib üzeredir. Bu çâr-ı yâr-ı güzin’den sonra,
      Evliyâullah’ın üstünleri, kalan ashâb-ı kiram’dır. Hepsinin zikri hayr olsun.
      Hasıl, bütün ashâb-ı kirâmı Allah için severim.

      83.BEYT

      Aşere-i mübeşşere ve Fâtıma Hasen Hüseyn
      Bu ümmetden bulâra cennetile neşhedu Billah

      Bu ümmetten cennetle müjdelenen on nefer ve Fâtıma, Hasan, Heseyn Hazerâtına cennet müjdesi verilmiştir.
      Biz dahi Allah için bunların cennetlik olduklarına şehadet ederiz.

      84:BEYT

      ve ğayrı kimseye aynıyla cennetlik denilmez ki
      O ğayba hükmolur ğaybı ne bilsin kimse ğayrullah

      Bunlardan başkasına bitta’yin cennetlik denilmez.
      Zira o ğayba hüküm olur. Gaybı Allahtan başka kim bilebilir ki..

      85.BEYT

      Ve ashâb-ı kirâmın cümlesinden sonra ümmetden
      Cemîl tâbiîn olmuştur efdal-i Evliyâullah

      Ümmetten evliyânın en üstünleri, ashâb-ı kirâmın hepsinden sonra, tüm tâbiîndir.

      86.BEYT

      İmâm-ı müslimîn sultan müslim hür mükellef hem
      Kureyşî zâhir olâlı edib tenfîz-i Hükmullah

      Müslümanlara imam olacak sultan; müslim, hür, mükellef
      Kureyşî ve açıkta olmalıdır ki, Allah’ın ahkâmını infaz etsin.

      87.BEYT

      Velî Hâşimli hem ma’sum olmak şart değildir kim
      O fısk u cevr için hiç mün’azil olmaz Bişer’illah

      Lakin Hâşimli ve masum olması şart değildir.
      O fısk ve cefa vermekte, Allah’ın şeriatiyle asla azlolunmaz.

      88.BEYT

      Ve berr u fâcire uyub namazım kılarım bile
      Hem anların cenazesi namazın kılıram Lillah

      Salihe de fâsıka da uyup namazımı kılarım.
      Salih olsun fâsık olsun, her müslümanın cenaze namazını Allah için kılarım.

      89.BEYT

      Adîn üzre hazarda hem seferde mesih câizdir
      Ve müskir olmayan temr u anab suyu Mübâhullah

      Hazarda ve seferde mes üzerine meshetmek caizdir.
      Sekir vermeyen hurma ve üzümden çıkan meşrubatlar Allah’ın helal ettiği şeylerdir.

      90.BEYT

      Tasaddukla duâmızdan bulur emvâtimiz ni’met
      Ve fazl-ı emkine eşhas u ezmân hakdır ey Vallah

      Sadaka ve dualarımızdan ölülerimiz nimet bulurlar.
      Bazı yerlerin, şahısların, zamanların üstünlüğü, hak ve gerçektir.

      91.BEYT

      Bilinmez müşrikîn etfâli cennetle mi nârda mı
      Ve küffâra kirâmen kâtibeyn vermiş Kerîm Allah

      Müşriklerin ergenlik çağına gelmeyen çocukları, cennette mi, ateşte mi bilinmez.
      Kerim olan Allah Teâlâ, kafirlere bile amelleri tesbit eden melekleri tayin etmiştir.

      92.BEYT

      Ne ki ma^dûmdurur o şey ve mer’î ad olunmaz ki
      Mükevvin kâinata benzemez şeydir Teâlallah

      Olmayan bir şey, yoktur ve görülmesi de yoktur.
      Kainatı yaratan Allah Teâlâ kainata benzemez bir şey’dir;
      Allah Teâlâ, kainatın sıfatından münezzehtir.

      93.BEYT

      İsâbet-i ayn câizdir ve sihir insana vâki’dir
      Beşer aklından efdaldir ulûm-i Enbiyâullah

      Nazar değmesi mümkündür. İnsana sihir yapmak vâki’dir.
      Enbiyâullah’ın ilimleri, tüm beşerin aklından üstündür.

      94.BEYT

      Delîle müctehid evvel bakıb eyler isâbet hak
      Ve sonra muhkeme bakıb hatâsın afveder Allah

      Müctehidin bir önceki delile bakarak hüküm etmesinden sonra,
      Muhkem bir delili görüp yeniden hüküm etmesi halinde Allah Teâlâ önceki hatasını afuv eder..

      95.BEYT

      Ve hak birdir muayyendir ve Kur’an ve hadîs ancak
      Ne miktar olsa mümkün zâhirine hamlolur hergah

      Ve hak birdir; Allah nezdinde bellidir. Kur’an ve hadis lafızları,
      mümkün oldukça zahirine hamlolunur daima

      96.BEYT

      Bu zâhirden ol ehli bâtının da’vası ma’naya
      Udûli hem nusûs u istihfaf-i Şer’ullah

      Bâtınîlik iddiasına mebnî, Bâtınîlerin Kur’an ve hadis lafızlarını, bu zâhirî manasından başka bir manaya hamletmeleri,
      açık manasını reddetmeleri, Allah Teâlâ’nın şeriatini hafife almaları…

      97.BEYT

      Hem istihlâl-i zenb u rahmet-i Hakk’dan ye’si hem de
      Azâbından emîn olmak bu cümle küfürdür Billah

      Yahud günah işlemeyi helal inanmak, Allah Teâlâ’nın rahmetinden ümid kesmek, yahud azabından emin olmak..
      Bunların hepsi dinden çıkmaktır. Ve Allah Teâlâ’yı inkardır.

      98.BEYT

      Ve lafz-ı küfrî tav’ile ve kâhin sözlerin tasdîk
      Küfürdür lakin inkarı yeniden tevbedir Lillah

      Böylece ihtiyârî olarak inkara sirayet edecek söz sarfetmek, yahud kahinlerin sözlerini tasdik etmek küfürdür.
      Bu küfürden dönüş, Allah’a yeni bir tevbeyledir.

      99.BEYT

      Hudâ otuziki farzı ibâdına buyurmuştur
      Kamûsun farz bildim boynuma aldım Bitav’illah

      Hudâ Teâlâ, otuziki farzı kullarına yüklemiştir
      Hepsinin farz olduğuna inandım; ve Allah Teâlâ’ya boyun eğerek boynuma aldım.

      100.BEYT

      Şurûtu beşdir İslâm’ın ki tevhîd u salât u savm
      Zekat u hac ğanîler hakkında bu cümle Farzullah

      Allah’ın farzları ki, İslamın beş şartı; kelime-i şehadet, namaz, oruc,
      Zenginlere zekat ve hac…

      101.BEYT

      Namazın farzı hâricde olanlar altı farz olmuş
      Ve erkânı içinde oldular hem altı Farzullah

      Namazın haricinde altı şart, içinde de altı rükün;

      102.BEYT

      Dışındaki taharet setri avret vakti bilmekdir
      Ve abdest almak ve niyet hem istikbâl-i Beytullah

      Haricindekiler; taharet, setri avret, vakti bilmek,
      abdest almak, niyet etmek, Beytullah’a yönelmek;

      103.BEYT

      Namaz içinde tekbîr u kıyam ile kırâatdir
      Rükû’ u ka’de-i uhrâ ikişer secdedir Lillah

      İçindekiler ise; tekbir kıyam, kıraat,
      Rüku’, Allah için iki secde ve son oturuştur.

      104.BEYT

      Vudûnun farzı yüzün ellerin dirseklerile hem
      Başa mesheyleyib ayakları gaslet dedi Allah

      Abdestin farzları; yüzü, dirseklere kadar yıkamak,
      Başı meshetmek, bir de ayakları yıkamak üzere Allah’ın dört emridir.

      105.BEYT

      Ve guslün farzı üçdür mazmaza ile hem istinşak
      Üçüncü cümle a’zâsın yumatdır tevbetn Lillah

      Guslün farzları, ağzı çalkalamak, burna su çekmek,
      Tüm bedeni yıkamak üzere üçtür. Bu Allah’a tevbe için yapılır.

      106.BEYT

      Teyemmüm eylemek vâcibdir abdest ile gusl için
      Su bulunmazsa ya kudret yoğisedir bu Şer’ullah

      Suyu kullanmaya güç yoksa, yahud su bulunmazsa, abdest ve gusül için teyemmüm vacib olur.
      Bu dahi Allah’ın şeriatidir.

      107.BEYT

      Anın rüknü iki urmak şurûtu beş biri niyyet
      Saîd u tâhir u mesh biri acz-i İbâdullah

      Teyemmümün rüknü, yüzü ve elleri meshetmek üzere iki vuruştur. Beş de şartları vardır:
      Niyet, toprak (veya onun cinsi), toprağın da temiz olması, meshetmek, kulların suyu kullanmak da aciz kalmaları…

      108.BEYT

      Ve savmın farzı üç niyetle ekli nîki terk etmek
      Fecir doğdukda gün batınca imsak oldu Emrullah

      Orucun farzı, fecrin doğuşundan gün batıncaya kadar,
      Niyetle, yemek, içmek ve temastan sakınmaktır. Allah Teâlâ’nın emri budur.

      109.BEYT

      Dahi haccın fürûzu üç biri ihrama girmekdir
      Biri vakfe cebel üzre ziyâret oldu Beytullah

      Haccın farzları, ihrama girmek, Arafat dağında durmak,
      Beytullah’ı tavaf etmek üzere üçtür.

      110.BEYT

      Harâmı i’tikad etmek haram andan sakınmakdır
      Helâli hem helal bilib bu oldu cümle Farzullah

      Haramı haram inanmak ve ondan sakınmak;
      Helali de helal inanmak dahi, Allah Teâlâ’nın bize emrettiği farzlardır.

      111.BEYT

      Hep ashâb-ı güzîn u tâbiîn u müctehidînin
      Ne ki var Ehli Sünnet velCemâat cümle Ehlullah

      Tüm ashâb-ı güzîn, tabiîn, müctehidler,
      Hepsi, Ehli Sünnet velCemaattir; Allah’ın dostlarıdırlar.

      112.BEYT

      Kamûnun i’tikadı bu yüzon beyt içre bil Hakkı!.
      Budur hak mezheb ancak bunda sâbit eylesin Allah

      Ey Hakkı!.. Artık onların itikada dair ölçülerini, yukardaki yüzon beyt içerisinde bil.
      Budur hak mezheb. Allah Teâlâ bizi bu itikad üzere sabit eylesin.

      113.BEYT

      Eğer benden küfür amden hatâen sâdır olduysa
      Ben ol küfrün cemîinden berî oldum Livechillah

      Eğer benden kasden veya hatâen küfür sâdır olmuşsa,
      Hepsinden beri oldum; Allah Teâlâ’ya yöneldim.

      114.BEYT

      Dahi şer’a muhalifse eğer akvâl u ef’âlim
      Ben anlardan rücu’ etdim ve tubtu kurbeten Lillah

      Sözüm, fiilim, şeriate muhalifse, ondan pişmanım; döndüm.
      İbadet olarak Allah’a tevbe ederim. (Ve)

      115.BEYT

      Ne ki kılmış Habîbullah bize tebliğ-i ahkâmı
      Kabul etdim âmentu Billah ve Hukmillah.

      Allah’ın sevgili kulu, Allah Teâlâ’nın ne gibi hükümlerini bize bildirdiyse,
      Kabul ettim; ona razı oldum. Allah Teâlâ’ya ve hükümlerine ve Peygamber’in getirdiklerine inandım.

      116.BEYT

      Dilim ikrârımı kalbimle tasdîk eyledim candan
      Sen’in hıfzında îmânım emânet olsun ey Allah

      Kalbimle candan tasdik ederek, dilimle söylerim.
      Allah’ım, bu gönül bağlılığım, tasdik ve itirafım, dönüş ve ibadetlerim, hepsi, Sen’in hıfzında emanet olsun.

      Allâhumme salli efdâle salâtin ve sellim ekmele selâmin alâ Seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli Seyyidinâ Muhammedin adede ma’lûmâtike ve midâde kelimâtike kullemâ zekerek-ez-zâkirûne ve ğafele an zikrik-el-ğâfilûn

      Her şeyden yüce olan Cenâb-ı Hakk’a envâi hamd ve senâ ederiz. O’nun seçtiği kulu ve Rasûlü’ne salât ve selamlar olsun. Beytlerin Osmanlıca nazmı ve Türkçe tercümesi hitama ermiştir.

    1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
    • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.