• Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #642262
    Anonim

      Rahim’dir Allah
      Rahman’dır
      Mülkün tek sahibi ve hakimler hakimi ancak O Allah’tır
      Attığımız her adım
      Geçirdiğimiz her dakika O’na yaklaştırıyor bizi
      Verilecek hesabımız var O’na
      Üzerimizdeki nimetlerinin hesabı
      Söylediklerimizin ve söylememiz gerekirken söylemediklerimizin
      Yaptıklarımızın ve yapmadıklarımızın hesabı
      Bir hayatın hesabı var
      Ve sonra bir sonsuz hayat
      Bitmek tükenmek bilmeyen
      Ölümün öldürüldüğü bir hayat
      Bir yanda bir dünya var
      Göz kamaştıran tahtların kurulduğu
      En güzel nimetlerin sunulduğu bir dünya
      Sözün SELAM olduğu bir dünya
      Ve bir yanda insanların azabın en çetin ve elem verici olanına uğratıldığı
      Mideleri kasıp kavuran içeceklerin sunulduğu
      Ateşin ve çığlığın her yanı sardığı bir dünya
      Keşke TOPRAK OLSAYDIM diye feryat edenlerin dünyası
      Sözün EYVAH olduğu dünya
      Ve bilerek yada bilmeyerek bu iki sonuçtan birine doğru yürüyoruz her birimiz
      Ekiyoruz biçeceklerimizi
      Ellerimiz, ayaklarımız, gözlerimiz ve gönlümüz
      Hepsi tanık oluyor işlediklerimize
      Ve saat yaklaşıyor
      Rabbimiz!
      Bize hesabı kolaylaştır
      Senin gazabından yine senin rahmetine sığınıyoruz
      Dininle yücelmeyi,
      Dinini yüceltmeyi bize nasip et
      Canımızı Müslümanlar olarak al
      Ve bizi SALİHLER topluluğu ile haşret .Amin
      Şüphesiz ki duâ ak yüreklerden çıkıyorsa menziline ulaşır. Ya da sütteki siyah lekeler gibi içindeki pislikleri temizleme gayreti ise gerçek duâ vasfını kazanır. Beyaz yürekler pisliklere dayanamaz ama bu demek değildir ki, o beyazlık hep lekesizdir. İnsandır bir olur rahmet denizlerinde yüzer, bir olur günah bataklıklarında sürünür. İşte bu zaman beyaza leke düşmüştür ama o yürekle lekeyi taşıyamaz uzun zaman. İsyan eder. Pislik mutlaka temizlenmeli, sütteki leke tutulup atılmalıdır. Yüreği zonklatan bir arzu itiraf ihtiyacıdır, bu arzu, itiraf kime? Sığınılacakların, güvenileceklerin en büyüğüne, hudutsuz af ve bağışlama sahibine.

      Duâ, bu itirafın en mükemmel vasıtasıdır. Eğer duâ sağlıklı bir iç hesaplaşmanın sıkıntılarından güç alıyorsa mutlaka müessir olur. Gözyaşı karışmış duâlar ise en samimi yakarışlardır. Çünkü gözyaşları iç hesaplaşmada inanç adına kazanılan zaferlerin muştusudur.

      O halde duâ bir yeniden doğuştur.

      Duâ, sessiz, iniltili, gürültüsüz feryattır.

      Duâyı bir ruhi ihtiyaç ve alışkanlık edinmiş kimsede mükemmel bir karakter oluşur. Yakarışımız kendimiz için değildir. Kendimiz için duâ edeceksek, biz de bizim olmayan, gayrılara feda ettiğimiz tarafımız için duâ edelim. Ölücü yanımızda çürüyücü fani tarafımıza değil. “ Kim ki, yanında hazır bulunmayan bir inanmış kardeşi için duâ ederse, etrafındaki melekler, istediğinin bir misli de senin için olsun derler.”
      Duâ insanın ızdırap, çile, endişe ve merakından ibarettir. Kendi benlik varoluş zindanından bilgiye ulaşmasıdır, kişinin. Kurtuluş arzusunu ve kurtuluşa olan aşkı kanıtlanılmaz yapandır.Duâ, yalnız ruhun ve yalnızlığın tecellisidir…

    1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
    • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.