• Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #643336
    Anonim

      Bir yiğit giderken kulağına garip , canhıraş sesler erişti. O tarafa yöneldi. Ejderhanın bir ayıyı yakalamış olduğunu gördü.

      Âlemde mazlumların seslerini her yerden işiten , düşkünlere yardımcı erler vardır. Muhabbetin , adaletin , rahmetin ta kendileridir!… Su , neresi alçaksa oraya akar ya!.. Onlar da nerede bir dert varsa orada bitiverir , deva olurlar.

      Hile ile babayiğitlik birleşti , o yiğit kişi ejderhayı alt edip öldürdü. Ayı kurtulunca sıkıntısından , Eshab-ı Kehf’in köpeği gibi peşine takıldı. Ayrılmadı yanından , arkasından . Günün birinde yiğit hastalandı . Ayı gönül verdiğinden bırakmadı , beklemeye başladı baş ucunda. Birisi yanına uğradı , halini hatırını sordu , ekledi :

      -Kardeş bu ayıyla ne işin var ?

      Yiğit , ejderha hikayesini nakletti . Adam da :

      -Ahmağın dostluğu düşmanlıktan beterdir. Ayıya sakın güvenme. Neye mal olursa olsun , yanından uzaklaştır , dedi.

      Yiğit dedi ki :

      -Vallahi sen bunu hasedinden söylüyorsun!… Yoksa sen ayıya ne bakıyorsun ?… Sevgilisine bak!…

      -Ahmakların sevgisi aldatıcı olur. Bil ki , benim bu hasedim , onun sevgisinden iyidir. Gel benimle bir ol , o ayıyı def et , sür gitsin!… Hemcinsini bırakıp ta ayıya güvenme , dediyse de , yiğit :

      -Git hasetçi herif , git kendi işine bak!… dedi.

      Adam :

      -İşim buydu ama sana nasip değilmiş. Bil ki ben bir ayıdan daha aşağı değilim ki!… Başına bir şey gelecek diye içerim titriyor. Bırak onu da eşin , dostun ben olayım.

      Bu sözler yiğidin kulağına girmedi. Su-i zan kabul etti. Ayının elini tuttu, adamın elini bıraktı. Adam da :

      -Senin aklın başında değil , gidiyorum dedi .

      Yiğit :

      -Git. Benim kaydımda kalma. Boşboğaz herif. Bir daha da öyle bilgiçlik satma , dedi.

      Adam :

      -Ben senin düşmanın değilim. Peşimden gelirsen kendine lütfetmiş olursun , dediyse de , yiğit :

      -Beni bırak , işine git!… Uykum geldi artık , dedi.

      Adam son bir ümitle :

      -Yahu , ne olur , bir dosta uy da , akıllı birisinin himayesinde , bir dostun civarında uyu , dedi.

      Babayiğit o adamın ısrarından sıkıldı , kızdı , yüzünü çevirdi kendi kendine söylendi :

      -“Bu galiba ya bir katil , bana kastetmeye geldi. Yahut da bir şeyler umuyor… Dilenci , külhani kılıklı herif!… Belki de bu ayıyla beni korkutma hususunda önceden arkadaşlarıyla bahse girişmiş olmalı!… “

      İçinin kötülüğünden aklına iyi bir şey gelmiyordu. Ayıyla aynı cinstenmiş gibi , bütün hüsnü zanları ona idi.

      Nihayet adam kızarak ve içinden “lâhavle” çekerek ahmağı bırakıp giderken içinden söyleniyordu :

      -“Benim ona ciddiyetle nasihat vermemden , üstüne düşmemden gönlünde ki hayalleri arttı. Büsbütün vehimlendi. Demek ki , nasihat yolu kapandı !…” dedi.

      Adam uyudu. Ayı baş ucunda sinekleri kovalamaktaydı. Kovalanan sinek kalkıyor , havada bir daire çizdikten sonra gelip yine yiğidin yüzüne konuyordu. Ayı sineğe kızdı , gitti dağdan kocaman bir taş alıp geldi. Sinek yine yüzde duruyordu. O kocaman değirmen taşını kaldırdı , sineği öldürmek için bütün gücüyle indirdi yiğidin suratına. Taş uyuyan adamın suratını paramparça etti. Bu mesele de âleme yayıldı.

    1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
    • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.