- Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
20 Nisan 2007: 21:54 #643336
Anonim
Bir yiğit giderken kulağına garip , canhıraş sesler erişti. O tarafa yöneldi. Ejderhanın bir ayıyı yakalamış olduğunu gördü.
Âlemde mazlumların seslerini her yerden işiten , düşkünlere yardımcı erler vardır. Muhabbetin , adaletin , rahmetin ta kendileridir!… Su , neresi alçaksa oraya akar ya!.. Onlar da nerede bir dert varsa orada bitiverir , deva olurlar.
Hile ile babayiğitlik birleşti , o yiğit kişi ejderhayı alt edip öldürdü. Ayı kurtulunca sıkıntısından , Eshab-ı Kehf’in köpeği gibi peşine takıldı. Ayrılmadı yanından , arkasından . Günün birinde yiğit hastalandı . Ayı gönül verdiğinden bırakmadı , beklemeye başladı baş ucunda. Birisi yanına uğradı , halini hatırını sordu , ekledi :
-Kardeş bu ayıyla ne işin var ?
Yiğit , ejderha hikayesini nakletti . Adam da :
-Ahmağın dostluğu düşmanlıktan beterdir. Ayıya sakın güvenme. Neye mal olursa olsun , yanından uzaklaştır , dedi.
Yiğit dedi ki :
-Vallahi sen bunu hasedinden söylüyorsun!… Yoksa sen ayıya ne bakıyorsun ?… Sevgilisine bak!…
-Ahmakların sevgisi aldatıcı olur. Bil ki , benim bu hasedim , onun sevgisinden iyidir. Gel benimle bir ol , o ayıyı def et , sür gitsin!… Hemcinsini bırakıp ta ayıya güvenme , dediyse de , yiğit :
-Git hasetçi herif , git kendi işine bak!… dedi.
Adam :
-İşim buydu ama sana nasip değilmiş. Bil ki ben bir ayıdan daha aşağı değilim ki!… Başına bir şey gelecek diye içerim titriyor. Bırak onu da eşin , dostun ben olayım.
Bu sözler yiğidin kulağına girmedi. Su-i zan kabul etti. Ayının elini tuttu, adamın elini bıraktı. Adam da :
-Senin aklın başında değil , gidiyorum dedi .
Yiğit :
-Git. Benim kaydımda kalma. Boşboğaz herif. Bir daha da öyle bilgiçlik satma , dedi.
Adam :
-Ben senin düşmanın değilim. Peşimden gelirsen kendine lütfetmiş olursun , dediyse de , yiğit :
-Beni bırak , işine git!… Uykum geldi artık , dedi.
Adam son bir ümitle :
-Yahu , ne olur , bir dosta uy da , akıllı birisinin himayesinde , bir dostun civarında uyu , dedi.
Babayiğit o adamın ısrarından sıkıldı , kızdı , yüzünü çevirdi kendi kendine söylendi :
-“Bu galiba ya bir katil , bana kastetmeye geldi. Yahut da bir şeyler umuyor… Dilenci , külhani kılıklı herif!… Belki de bu ayıyla beni korkutma hususunda önceden arkadaşlarıyla bahse girişmiş olmalı!… “
İçinin kötülüğünden aklına iyi bir şey gelmiyordu. Ayıyla aynı cinstenmiş gibi , bütün hüsnü zanları ona idi.
Nihayet adam kızarak ve içinden “lâhavle” çekerek ahmağı bırakıp giderken içinden söyleniyordu :
-“Benim ona ciddiyetle nasihat vermemden , üstüne düşmemden gönlünde ki hayalleri arttı. Büsbütün vehimlendi. Demek ki , nasihat yolu kapandı !…” dedi.
Adam uyudu. Ayı baş ucunda sinekleri kovalamaktaydı. Kovalanan sinek kalkıyor , havada bir daire çizdikten sonra gelip yine yiğidin yüzüne konuyordu. Ayı sineğe kızdı , gitti dağdan kocaman bir taş alıp geldi. Sinek yine yüzde duruyordu. O kocaman değirmen taşını kaldırdı , sineği öldürmek için bütün gücüyle indirdi yiğidin suratına. Taş uyuyan adamın suratını paramparça etti. Bu mesele de âleme yayıldı.
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.