• Bu konu 7 yanıt içerir, 8 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
9 yazı görüntüleniyor - 1 ile 9 arası (toplam 9)
  • Yazar
    Yazılar
  • #643382
    Anonim
      Bediüzzaman’ın Hayatından Önemli Kesitler
      • 1878 – Bitlis’in Hizan İlçesine bağlı İsparit Nahiyesinin Nurs Köyünde dünyaya geldi.
      • 1888 – Normalde on beş yıl süren klâsik medrese eğitimini, üç ay gibi kısa bir sürede tamamladı.
      • 1894 – Van’a giderek orada coğrafya, matematik, jeoloji, fizik ve kimya gibi müsbet ilimleri öğrenmeye başladı. Kısa süre sonra da ilim adamları tarafından, ilimdeki üstünlüğü sebebiyle “zamanın emsalsizi, benzersizi” anlamında Bediüzzaman lâkabı verildi.
      • 1907 – Eğitimle ilgili projelerini padişaha sunmak üzere İstanbul’a geldi.
      • 1909 – 31 Mart Olayı sebebiyle Divan-ı Harp Mahkemesinde yargılandı ve berat etti.
      • 1911 – Şam Emeviye Camiinde büyük bir hutbe irad etti. Bu hutbe daha sonra Hutbe i Şamiye adıyla kitaplaştırıldı. Münâzarat ve Muhakemât gibi eserlerini telif etti.
      • 1915 – Talebelerinden gönüllü bir milis alayı kurarak Birinci Dünya Savaşına katıldı. Savaşırken cephede İşârâtü’l-İ’câz adlı eserini telif etti.
      • 1916 – Bitlis savunması esnasında yaralanarak Ruslara esir düştü.
      • 1918 – İki buçuk yıl süren esaretten firar etti, İstanbul’a geldi. Devrin tek İslâm Akademisi olan “Dârü’l-Hikmeti’l-İslâmiye”ye üye oldu.
      • 1919 – Mesnevî-i Nuriye adlı eserini telife başladı.
      • 1920 – İstanbul’un İngilizler tarafından işgali üzerine Hutuvât-ı Sitte adlı bir eser yayınladı. Bu eser yüzünden İşgal kuvvetleri tarafından gıyabında ölüm cezasına mahkûm edildi.
      • 1922 – Zaferden sonra Ankara’ya Büyük Millet Meclisi’ne dâvet edildi. Burada mebuslara hitaben bir beyanname yayınladı.
      • 1923 – Van’a döndü. Talebelerine ders vermeye başladı. Erek Dağı’nda iki senesini geçirdi.
      • 1925 – Şeyh Said isyanıyla hiçbir ilgisi olmadığı halde, bu bahaneyle mecburî ikamet için Burdur’a gönderildi ve Burada Nur’un İlk Kapısı isimli eserini yazdı.
      • 1926 – Barla’da zorunlu ikâmete memur edildi. Burada Risale-i Nur’u telife başladı. Sözler ve Mektubat’ın tamamı, Lem’alar’ın da büyük bölümü burada telif edildi.
      • 1934 – Barla’dan Isparta’ya getirildi.
      • 1935 – “Gizli cemiyet kurmak, rejimin temel düzenini yıkmak” ithamıyla Eskişehir Ağır Ceza Mahkemesinde aleyhinde dâvâ açıldı ve mahkeme neticesinde Tesettür Risalesi’nden dolayı 11 ay hapse mahkûm edildi. 120 talebesiyle birlikte Eskişehir Hapishanesinde tutuklu kaldı ve orada tecrid-i mutlak altında tutuldu.
      • 1936 – Kastamonu’da zorunlu ikâmete memur edildi. Buradaki ikâmeti yedi yıl sürdü. Eserlerini telife burada da devam etti.
      • 1943 – 126 talebesiyle birlikte tekrar tutuklanarak Denizli Hapishanesine sevk edildi. Dokuz ay süren tutukluluktan sonra Denizli Ağır Ceza Mahkemesi berat kararı verdi.
      • 1944 – Emirdağ’a götürüldü ve burada zorunlu ikâmete memur edildi.
      • 1948 – Aynı suçlamalarla tekrar tutuklanarak 54 talebesiyle birlikte Afyon Hapishanesine sevk edildi. Yaklaşık 20 ay süren hapis hayatında büyük sıkıntılar çektirildi. Mahkemenin verdiği mahkûmiyet kararı temyiz edilip esastan bozuldu. Buradan tekrar Emirdağ’a götürüldü.
      • 1952 – Gençlik Rehberi Mahkemesi münasebetiyle İstanbul’a geldi ve bu dâvâdan da beraat etti.
      • 1953 – Emirdağ’a döndü. İkinci defa İstanbul’a geldi ve üç buçuk ay burada kaldı. Bundan sonraki hayatı genellikle Emirdağ ve Isparta’da geçti.
      • 23 Mart 1960 – Urfa’da Hakkın rahmetine kavuştu.
      RİSALE-İ NUR KÜLLİYATININ TELİF TARİHLERİ
      SÖZLER’İN TELİF TARİHLERİ VE YERLERİ
      • Birinci Söz – 1926 – Barla
      • On Dördüncü Lem’anın İkinci Makamı-1934 – Barla(Tahminen)
      • İkinci Söz – 1926 – Barla
      • Üçüncü Söz – 1926 – Barla
      • Dördüncü Söz – 1926 – Barla
      • Beşinci Söz – 1926 – Barla
      • Altıncı Söz – 1926 – Barla
      • Yedinci Söz – 1926 – Barla
      • Sekizinci Söz – 1926 – Barla
      • Dokuzuncu Söz – 1926 – Barla
      • Onuncu Söz – 1928 – Barla (1342)
      • Onuncu Sözün İkinci Zeyli – 1935-36 – Eskişehir Hapsi
      • Onuncu Sözün Üçüncü Zeyli – 1936 – Eskişehir Hapsi
      • Onuncu Sözün Dördüncü Zeyli – 1927 – Barla
      • Onuncu Sözün Beşinci Zeyli – 1934 – Barla
      • On Dördüncü Sözün Zeyli – 1933 – Barla
      • On Sekizinci Söz – 1927 – Barla
      • Yirminci Sözün Birinci Makamı – 1930 – Barla
      • Yirminci Sözün İkinci Makamı – 1926 – Barla
      • Yirmi Birinci Söz – 1926 – Barla
      • Yirmi İkinci Söz – 1926 – Barla
      • Yirmi Üçüncü Söz – 1929 – Barla
      • Yirmi Beşinci Söz – 1927 – Barla
      • Yirmi Beşinci Sözün Birinci Zeyli- 1938 – Kastamonu
      • Yirmi Beşinci Sözün İkinci Zeyli – 1943-44 – Denizli Hapsi
      • Yirmi Yedinci Söz ve Zeyli – 1929 – Barla
      • Yirmi Sekizinci Söz – 1928 (Tahminen) – Barla
      • Yirmi Dokuzuncu Söz – 1928-30 – Barla
      • Otuzuncu Söz – 1928-30 – Barla
      • Otuz Birinci Söz – 1928-30 – Barla
      • Otuz İkinci Söz – 1928-30 – Barla
      • Otuz Üçüncü Söz – 1928-30 – Barla

      Not: Sözler, genel olarak 1926-34 Barla döneminde tamamlanmıştır.

      MEKTUBAT’IN TELİF TARİHLERİ
      • Birinci Mektup – 1929 – Osmanlıca Lem’alar
      • İkinci Mektup – 1930 – Son Şahitler, s. 754
      • Üçüncü Mektup – 1930 – Aynı eser, s. 67
      • Çam Dağı’nda yaz ayları, – 1930 – Aynı eser, s. 67
      • Dördüncü, 5. ve 6. Mektuplar – 1930-1931 – Tahminen
      • Dokuzuncu Mektup – 1930 – Son Şahitler, s. 47
      • On Üçüncü Mektup – 1929 – Mektubat, s. 48
      • On Altıncı Mektup – 1930-1931 – Mektubat, s. 47
      • On Altıncı Mektubun Zeyli – 1931 – Osmanlıca Lem’alar, s. 96
      • On Yedinci Mektup – 1930 – Son Şahitler-3, s. 43
      • On Dokuzuncu Mektup – 1929 – Osmanlıca Sikke-i Tasdik-i G.,s. 70
      • Yirminci Mektup – 1928 – Aynı eser, s. 78
      • Yirmi Üçüncü Mektup – 1933 – Son Şahitler-1, s. 42
      • Yirmi Dördüncü Mektup – 1928 – Osmanlıca Sikke-i Tasdik-i G., s. 78
      • Yirmi Altıncı Mektup – 1932 – Aynı mektubun ifadesi
      • Yirmi Altıncı Mektub İkinci Kısım -1931 – Aynı mektubun ifadesi
      • Yirmi Yedinci Mektup – 1929-1960 – Lâhikaların tamamı
      • Yirmi Sekizinci Mektub 1. Parça – 1931 – Tahminen
      • Yirmi Sekizinci Mektup 2. Parça – 1933 – Aynı mektubun ifadesi
      • Yirmi Dokuzuncu Mektup 1. Kısım – 1934 – Son Şahitler, s. 42
      • Otuzuncu Mektup,(İşarat-ül İ’caz)- 1916 – Baskı tarihi
      • Otuz İkinci Mektup, Matbu Lemeat – 1921 – Baskı tarihi
      • Otuz Üçüncü Mektup, (Pencereler)- 1929 – Tahminen
      LEM’ALAR’IN TELİF TARİHLERİ VE YERLERİ
      • Birinci, 2.,3. ve 4.Lem’alar – 1932 – (Tahminen)
      • Beşinci ve Altıncı Lem’alar – Te’lif edilmediler
      • Yedinci Lem’a – 1932 – Osmanlıca Lem’alar, s. 79
      • Sekizinci Lem’a – 1933 – Osmanlıca Lem’alar, s. 79
      • Dokuzuncu Lem’a – 1932 – Osmanlıca Lem’alar, s. 79
      • Onuncu Lem’a (Şefkat Tokatları) – 1934 – (Tahminen)
      • On Birinci Lem’a – 1933 – (Tahminen)
      • On İkinci Lem’a – 1934 – Barla Lâhikası
      • On Üçüncü Lem’a(Hikmetü’l-İstiaze)-Tesbit edilemedi
      • On Dördüncü Lem’a – 1934 – (Tahminen)
      • On Beşinci Lem’a [Sözler, Mektubat ve Lem’aların (On Beşinci Lem’aya kadar) fihristidir>. –
      • On Altıncı Lem’a – 1934 – (Tahminen)
      • On Yedinci Lem’a – 1933 – Osmanlıca Lemalar, s. 346
      • On Sekizinci Lem’a – 1934 (Kasım) – Osmanlıca Lemalar, s. 79
      • On Dokuzuncu Lem’a – 1934 – Ramazandan sonra Isparta’da
      • Yirmi ve Yirmi Birinci Lem’alar – 1934 – Isparta
      • Yirmi İkinci Lem’a – 1934 – Isparta
      • Yirmi Üçüncü Lem’a – (Tespit edilemedi)
      • Yirmi Dördüncü Lem’a – 1934 – Isparta
      • Yirmi Beşinci Lem’a – 1934 – Isparta
      • Yirmi Altıncı Lem’a – 1934 – Isparta (Ekser ricaları)
      • Yirmi Yedinci Lem’a – 1935-36 – Eskişehir Müdafaanamesi
      • Yirmi Sekizinci Lem’a – 1935 – Eskişehir Hapsinde
      • Yirmi Dokuzuncu Lem’a – 1935 – Eskişehir Hapsinde
      • Otuzuncu Lem’a – 1935-36 – Eskişehir Hapsinde
      • Otuz Birinci Lem’a (Şualar) – – 1935-36 – Eskişehir Hapsinde
      • Otuz İkinci Lem’a – Bir cihette matbu Lemeat eseridir
      • Otuz Üçüncü Lem’a – 1921-23 – Mesnevî-i Arabî
      ŞUÂLAR’IN TELİF TARİHLERİ
      • Birinci Şuâ – 1936 – Başındaki tarih (1938 tebyiz tarihi)
      • İkinci Şuâ – 1936 – Eskişehir hapsi
      • Üçüncü Şuâ – 1937 – Osmanlıca Kastamonu Lâhikası-2, s. 47
      • Dördüncü Şuâ – 1938 – (Tahminen)
      • Beşinci Şuâ – 1938 – Osmanlıca Kastamonu Lâhikası, s. 35 (Tebyiz tarihi)
      • Altıncı Şuâ – — – (Tesbit edilemedi)
      • Yedinci Şuâ – 1938 – Osmanlıca Sikke-i Tasdik-i G., s. 90
      • Sekizinci Şuâ – 1942 – Osmanlıca Sikke-i Tasdik-i G., s. 90
      • Dokuzuncu Şuâ – — – (Tesbit edilemedi)
      • Onuncu Şuâ – 1940 – (Tahminen)
      • On Birinci Şuâ – 1943-1944 – Denizli hapsi
      • On İkinci Şuâ – 1944 – Denizli hapsi
      • On Üçüncü Şuâ – 1943-1944 – Denizli hapsi mektupları
      • On Dördüncü Şuâ – 1948-1949 – Afyon mahkemesi müdafaanamesi ve hapis mektupları
      • On Beşinci Şuâ – 1949 – Afyon hapsi
      ASÂ-YI MÛSÂ’NIN TELİF TARİHLERİ
      • Asâ-yı Mûsâ’dan 1. Kısım (11.Şuâ) -1943-1944 – Denizli hapsi
      • Birinci Hücceti İmâniye(7. Şuâdan)-1938 – Osmanlıca Sikke-i Tasdik-i G., s. 90
      • İkinci Hüccet-i İmâniye(32.Sözden)-1928-1930 – Barla
      • Üçüncü Hüccet-i İmâniye (23.Lem’a)-(Tespit edilemedi)
      • 4.ve 5. Hüccet-i İmâniyeler – 1935-36 – Eskişehir Hapsinde(30. Lem’adan)
      • Altıncı Hücceti İmâniye – 1928 (1342) – Barla (10. Sözden)
      • Yedinci Hüccet-i İmâniye – 1928-30 – Barla (33.Sözden)
      • Sekizinci Hücceti İmâniye (3. Şuâ)-1937 – Osmanlıca Kastamonu Lâhikası-2, s. 47
      • Dokuzuncu Hücceti İmâniye (9. Şuâ)-Tesbit edilemedi
      • Onuncu Hücceti İmâniye(20. Mektup)-1928 – Osmanlıca Sikke-i Tasdik-i G., s. 78
      • On Birinci Hücceti İmâniye – 1926 – Barla (22.Sözden)
      #708586
      Anonim
        BEDIUZZAMAN HAZRETLERININ KRONOLOJISI

        Bediüzzaman’ın hayat seyri ve safahatından mühim bir kısmının tarihleri:

        1877
        Said Nursî Hazretlerinin Bitlis Vilayeti Hizan İlçesi Nurs Köyü’nde doğumuştur.

        1885
        Yaş 9
        Said Nursî ilk tahsile başlamak için ailesinden ayrılıp Tağ Köyü Medresesine gelmesi…
        Burada çok az bir süre kalıp tekrar köyüne dönmüştür.

        1891
        Yaş 14
        Hz. Üstad’ın Resulullah’ı (A.S.M.) rüyasında görmesi ve emsalsiz üç aylık tahsilini yaptığı yer olan Doğu Beyazıt’a gitmesi…
        Bu sıralarda kendisinin lakabı, Molla Said-i Meşhur’dur.
        1892
        Said Nursî Hazretleri, görülen hârika haller ve zamana uymayan durumlar karşısında Bediüzzaman ünvanının
        kendisine verilmesi ve böyle anılmaya başlanması

        1893
        Yaş 16
        Bitlis ve Siirt civarında çeşitli yerlerde bulunup, daha sonra Siirt’in Tillo kasabasında bir kubbede
        inzivaya çekilmesi…
        Karınca ve arı milletlerinin cumhuriyetçi olduklarını söylemesi…
        1894
        Bediüzzaman Hazretleri, Abdülkadir-i Geylanî Hazretlerinden rüyasında aldığı emir üzerine, Cizre’de aşiret reislerinden Mustafa Paşa’yı ikaz için Cizre ve Mardin taraflarında bulunması…
        Mardin’de siyaset-i İslâmiye ve içtimaî mes’elelerle ilgilenmesi…
        1895
        Mardin’den nefiy ile Bitlis’e gelmesi ve iki yıl orada valinin ilme hürmetinden dolayı
        tahsis ettiği odada kalması…

        1897

        Van Valisi Hasan Paşa’nın daveti üzerine Van’a gitmesi ve Valinin konağında kalması

        Müsbet ilimlerle meşgul olarak hârikulâde bilgi sahibi olması
        Bu zamana kadar hıfzına aldığı 80-90 cild kitabı, üç ayda bir ezberden devretmesi

        1900
        İngiliz Müstemlekât Nâzırı Gladiston’un gazetelerde çıkan beyanatı üzerine Bediüzzaman o zamana kadar elde ettiği bütün ilimleri,
        Kur’anın hakikatlerine çıkmak için basamak yapmaya karar verir ve der:
        “Kur’anın sönmez ve söndürülmez manevî bir güneş hükmünde olduğunu,
        ben dünyaya isbat edeceğim ve göstereceğim!”

        1907
        Din ilimleriyle fen ilimlerinin beraber okutulacağı ve Arapça, Türkçe, Kürtçe tedrisat yapabilecek bir İslâm Üniversitesi’nin Şark’ta tesisi için İstanbul’a gelmesi
        Kaldığı yerin kapısına “Her suale cevab verilir” levhasını asıp, âlimleri sual sormaya daveti
        Sultan Abdülhamid’e Şark’ta üniversite açılması için müracaatı
        Yıldız Divan-ı Harbi’ne verilmesi

        1908
        Meşrutiyete, yani seçim ve meclis sistemine (tam meşruiyete istinadı için) sahip çıkması

        1909
        31 Mart’ta Bediüzzaman’ın yatıştırıcılığı
        İsyan etmiş olan sekiz taburu itaata getirmesi
        Bediüzzaman’ın Divan-ı Harb’e verilişi
        Divan-ı Harb’de beraet edişi ve serbest bırakılması

        1910
        Divan-ı Harb’den beraet eden Bediüzzaman’ın Van’a gitmek üzere İstanbul’dan ayrılması
        Şark’ta aşiretleri dolaşarak hürriyeti, meşrutiyeti anlatması ve içtimaî dersler vermesi

        1911
        Şam’a gelişi ve Câmi-i Emeviye’de muhteşem bir hutbe ile İslâm Âleminin dertlerini ortaya koyması
        ve hal çarelerini göstermesi
        Sultan Reşad’la beraber Rumeli seyahatine çıkması
        1913
        Van’a gitmesi ve Şark Üniversitesinin temelini attırması

        1915
        Milis Kumandanı Bediüzzaman, Pasinler cephesinde Ruslarla çarpışıyor
        1916
        Bediüzzaman’ın Ruslara esir düşmesi ve iki yıl esaret hayatı

        1918

        Bediüzzaman’ın Kosturma’dan firar edişi

        17 Haziran 1918: Bediüzzaman’ın Varşova, Viyana ve Sofya üzerinden İstanbul’a avdeti
        Enver Paşa’nın vazife teklifini kabul etmeyen Bediüzzaman’a,
        Harbiye Nezareti ikramiye ve harb madalyası veriyor
        13 Ağustos 1918: Ordu-yu Hümayun’un tavsiyesiyle Dâr-ül Hikmet’e âzâ oluşu
        1919
        19 Nisan 1919: Bediüzzaman’ın Dâr-ül Hikmet’ten altı ay izne ayrılması
        Sultan Vahdeddin, Bediüzzaman’a “Mahreç” pâyesi veriyor
        1920
        İngiliz işgaline karşı “Hutuvat-ı Sitte”yi neşrederek mücadele etmesi
        1921
        Bediüzzaman’ın Anglikan Kilisesi’ne cevabı
        Bediüzzaman, Kuvâ-yı Milliyeyi destekliyor
        1922
        Bediüzzaman davet üzerine İstanbul’dan Ankara’ya geliyor
        9 Kasım 1922: Bediüzzaman’a Meclis’de hoşâmedî yapılması

        1923
        19 Ocak 1923: Bediüzzaman Meclis’de mebuslara hitaben bir beyanname neşrediyor
        17 Nisan 1923: Ankara’da umduğunu bulamayan ve kendisine yapılan bütün teklifleri reddeden Bediüzzaman’ın
        Van’a gitmek üzere yola çıkması
        1925-1927
        Bediüzzaman’ın Van’dan nefyi
        Bediüzzaman Van’dan İstanbul’a oradan da Burdur’a getiriliyor
        Isparta’da bir müddet kalan Bediüzzaman, önce Eğridir oradan da Barla’ya getiriliyor
        Başta Sözler, Mektubat, Lem’alar’ın bir kısmı olmak üzere Risale-i Nur’lar te’lif edilmeye başlanıyor

        1934
        Barla’dan alınan Bediüzzaman’ın Isparta’ya getirilişi
        27 Nisan 1935: Dâhiliye Vekili Şükrü Kaya ve Jandarma Umum Kumandanı askerî bir kıt’a ile Isparta’ya
        geliyor ve Bediüzzaman tevkif olunuyor
        Tevkif edilen Bediüzzaman ve talebeleri, muhakeme edilmek üzere Eskişehir’e götürülüyor
        Tesettür âyetinin tefsirinden dolayı Bediüzzaman’a 11 ay ceza veriliyor

        1936
        Temyiz edilen mahkûmiyet kararının neticesi Temyiz’den gelmeden hapis müddeti tamamlandığı için
        Bediüzzaman tahliye ediliyor

        27 Mart 1936: Tahliye edilen Bediüzzaman, Kastamonu’da ikamete mecbur ediliyor
        Üç ay karakolda kalan Bediüzzaman, karakol karşısında bir eve yerleştiriliyor.
        Burada da bir kısım insanlar ona talebe oluyorlar.
        Âyet-ül Kübra ve bir kısım risalelerin telifi yapılıyor.
        Başka yerlerdeki talebeleriyle, Kastamonu Lâhikası adıyla toplanan kitaptaki mektublarla haberleşiyor
        ve hizmet metodları hakkında ikazlarda bulunuyor.
        1943
        20 Eylül 1943: Bediüzzaman’ın tevkif edilerek Ankara, Isparta ve oradan Denizli’ye getirilmesi
        1944
        Denizli mahkemesinin başlaması
        15 Haziran 1944 Denizli Ağırceza Mahkemesi Bediüzzaman’ın beraetini ilân ediyor
        Ağustos 1944 sonlarında Ankara’dan gelen emirle Bediüzzaman Emirdağ’da ikamete mecbur ediliyor
        1948
        23 Ocak 1948 Emirdağ’da kış ortasında Bediüzzaman ve talebelerinin tevkif edilişi
        ve Afyon mahkemesine sevki
        6 Aralık 1948 Afyon Mahkemesinin mevhum ve mesnedsiz iddialarla Bediüzzaman ve talebelerine
        mahkûmiyet kararı verişi ve temyiz
        1949
        20 Eylül 1949 Yirmi ay mevkuf tutulan Bediüzzaman Hazretleri, halkın tezahüratına mâni olmak için
        Afyon hapishanesinden şafak vakti tahliye ediliyor
        20 Kasım 1949 Bediüzzaman’ın tekrar Emirdağ’a getirilişi
        1952
        Ocak 1952’de Gençlik Rehberi mahkemesi için Bediüzzaman İstanbul’a geldi.
        22 Ocak 1952 Salı Gençlik Rehberi mahkemesinin ilk duruşması
        5 Mart 1952 Salı: Bediüzzaman’ın Gençlik Rehberi dâvasından beraeti
        1953
        Nisan 1953: Bediüzzaman tekrar Emirdağ’a geldi
        Mayıs 1953: İstanbul’a gelen Bediüzzaman’ın üç ay kadar kalması
        Bediüzzaman’ın Patrik Athenagoras’la görüşmesi

        Onsekiz yıllık ayrılıktan sonra Barla’ya gelişi

        1956
        23 Mayıs 1956: Sekiz senedir devam eden Afyon Mahkemesinde Risale-i Nurların beraeti ve iade edilmesi

        1957-1958
        Nur Risalelerinin ve bu arada Tarihçe-i Hayat’ın matbaalarda neşredilmesi
        1960

        23 Mart 1960 Çarşamba: Bediüzzaman, Ramazan’ın 25. günü gece saat 03.00 civarında bu fani âleme veda etti

        12 Temmuz 1960 Salı: Mezarı açılan Bediüzzaman’ın naaşı çıkarılarak askerî bir helikopterle
        meçhul bir istikamete götürülüyor.

        Kaynak: Bediüzzaman Said Nursi- Mufassal Tarihçe-i Hayat, Abdülkadir Badıllı
        #712259
        Anonim

          ibretlik muhteşem bir hayat ALLAH RAZI OLSUN TEKRAR HATIRLATIĞINIZ İÇİN

          RAHMAN ŞEFAATLERİNDEN AYIRMASIN

          #712280
          Anonim

            RİSALE-İ NUR UN KIRMIZI RENKLİ OLMASININ DA Bİ HİKMETİ ŞU İMİŞ..
            KIRMIZI RENGİN HEM ÇEKİCİLİK ÖZLELLİĞİNİN YANISIRA BİRDE İTİCİLİK ÖZELLİGİ BULUNMAKTA İMİŞ..
            ÇEKİCİLİK ÖZELLİĞİ İLE OKUYUCUSUNU KENDİNE BAĞLIYOR..
            İTİCİLİK YÖNÜ İLE DE KÖTÜ CİN TAYİFESİNİ UZAK TUTUYOR BULUNDUGU ORTAMDAN.. ONLARIN YAKLAŞMASINA MANİ OLUYORMUŞ..
            DUYUNCA İLGİMİ ÇEKTİ SİZLERLE PAYLAŞMAK İSTEDİM..

            #712281
            Anonim

              çok ilginç teşekürler verdiniz bilgi için

              #722032
              Anonim
                imported_eFTaL;63171 wrote:
                RİSALE-İ NUR UN KIRMIZI RENKLİ OLMASININ DA Bİ HİKMETİ ŞU İMİŞ..
                KIRMIZI RENGİN HEM ÇEKİCİLİK ÖZLELLİĞİNİN YANISIRA BİRDE İTİCİLİK ÖZELLİGİ BULUNMAKTA İMİŞ..
                ÇEKİCİLİK ÖZELLİĞİ İLE OKUYUCUSUNU KENDİNE BAĞLIYOR..
                İTİCİLİK YÖNÜ İLE DE KÖTÜ CİN TAYİFESİNİ UZAK TUTUYOR BULUNDUGU ORTAMDAN.. ONLARIN YAKLAŞMASINA MANİ OLUYORMUŞ..
                DUYUNCA İLGİMİ ÇEKTİ SİZLERLE PAYLAŞMAK İSTEDİM..

                hmmm bir hocamda, Risalelerin kirmizi bi serit (veya bi cizgi) halinde ilham edildigi icin, Ustad kirmizi olmasini istedigini soylemisti.

                #783238
                Anonim

                  Bediüzzaman’ın Hayatından Önemli Kesitler

                  1878 – Bitlis’in Hizan İlçesine bağlı İsparit Nahiyesinin Nurs Köyünde dünyaya geldi.
                  1888 – Normalde on beş yıl süren klâsik medrese eğitimini, üç ay gibi kısa bir sürede tamamladı.
                  1894 – Van’a giderek orada coğrafya, matematik, jeoloji, fizik ve kimya gibi müsbet ilimleri öğrenmeye başladı. Kısa süre sonra da ilim adamları tarafından, ilimdeki üstünlüğü sebebiyle “zamanın emsalsizi, benzersizi” anlamında Bediüzzaman lâkabı verildi.
                  1907 – Eğitimle ilgili projelerini padişaha sunmak üzere İstanbul’a geldi.
                  1909 – 31 Mart Olayı sebebiyle Divan-ı Harp Mahkemesinde yargılandı ve berat etti.
                  1911 – Şam Emeviye Camiinde büyük bir hutbe irad etti. Bu hutbe daha sonra Hutbe i Şamiye adıyla kitaplaştırıldı. Münâzarat ve Muhakemât gibi eserlerini telif etti.
                  1915 – Talebelerinden gönüllü bir milis alayı kurarak Birinci Dünya Savaşına katıldı. Savaşırken cephede İşârâtü’l-İ’câz adlı eserini telif etti.
                  1916 – Bitlis savunması esnasında yaralanarak Ruslara esir düştü.
                  1918 – İki buçuk yıl süren esaretten firar etti, İstanbul’a geldi. Devrin tek İslâm Akademisi olan “Dârü’l-Hikmeti’l-İslâmiye”ye üye oldu.
                  1919 – Mesnevî-i Nuriye adlı eserini telife başladı.
                  1920 – İstanbul’un İngilizler tarafından işgali üzerine Hutuvât-ı Sitte adlı bir eser yayınladı. Bu eser yüzünden İşgal kuvvetleri tarafından gıyabında ölüm cezasına mahkûm edildi.
                  1922 – Zaferden sonra Ankara’ya Büyük Millet Meclisi’ne dâvet edildi. Burada mebuslara hitaben bir beyanname yayınladı.
                  1923 – Van’a döndü. Talebelerine ders vermeye başladı. Erek Dağı’nda iki senesini geçirdi.
                  1925 – Şeyh Said isyanıyla hiçbir ilgisi olmadığı halde, bu bahaneyle mecburî ikamet için Burdur’a gönderildi ve Burada Nur’un İlk Kapısı isimli eserini yazdı.
                  1926 – Barla’da zorunlu ikâmete memur edildi. Burada Risale-i Nur’u telife başladı. Sözler ve Mektubat’ın tamamı, Lem’alar’ın da büyük bölümü burada telif edildi.
                  1934 – Barla’dan Isparta’ya getirildi.
                  1935 – “Gizli cemiyet kurmak, rejimin temel düzenini yıkmak” ithamıyla Eskişehir Ağır Ceza Mahkemesinde aleyhinde dâvâ açıldı ve mahkeme neticesinde Tesettür Risalesi’nden dolayı 11 ay hapse mahkûm edildi. 120 talebesiyle birlikte Eskişehir Hapishanesinde tutuklu kaldı ve orada tecrid-i mutlak altında tutuldu.
                  1936 – Kastamonu’da zorunlu ikâmete memur edildi. Buradaki ikâmeti yedi yıl sürdü. Eserlerini telife burada da devam etti.
                  1943 – 126 talebesiyle birlikte tekrar tutuklanarak Denizli Hapishanesine sevk edildi. Dokuz ay süren tutukluluktan sonra Denizli Ağır Ceza Mahkemesi berat kararı verdi.
                  1944 – Emirdağ’a götürüldü ve burada zorunlu ikâmete memur edildi.
                  1948 – Aynı suçlamalarla tekrar tutuklanarak 54 talebesiyle birlikte Afyon Hapishanesine sevk edildi. Yaklaşık 20 ay süren hapis hayatında büyük sıkıntılar çektirildi. Mahkemenin verdiği mahkûmiyet kararı temyiz edilip esastan bozuldu. Buradan tekrar Emirdağ’a götürüldü.
                  1952 – Gençlik Rehberi Mahkemesi münasebetiyle İstanbul’a geldi ve bu dâvâdan da beraat etti.
                  1953 – Emirdağ’a döndü. İkinci defa İstanbul’a geldi ve üç buçuk ay burada kaldı. Bundan sonraki hayatı genellikle Emirdağ ve Isparta’da geçti.
                  23 Mart 1960 – Urfa’da Hakkın rahmetine kavuştu.

                  -Alıntı-

                  #783239
                  Anonim

                    Konular birlestirilmistir….

                    #804452
                    Anonim

                      Güzel olmuş allah razı olsun

                    9 yazı görüntüleniyor - 1 ile 9 arası (toplam 9)
                    • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.