• Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #643431
    Anonim

      Masal bu ya, uzak bir ülkede, kara bulutlarin karamsarlik yagdirdiğiyüzyillar yasanirmis. Kara bulutlarin arasindan günes bir yolunu bulup görünemezmis bir türlü. O ülkede dogan hayvanlar olsun, insanlar olsun hiç günes yüzü görmeden ölür gidermisler. Yalniz bir söylence içinde geçermis günesin adi. Bunun için de kimse günesin varligina inanmazmis…Bu karanlik ülkede herkes birbirine kizar, arkasindan konusur, kavga ederekyasamlarini sürdürürmüsler. Bu SIKICI yasam biçiminden, insanlar mutsuzmuslar. Yüzlerinden düsen bin parça olurmus. Sokakta yürüyenler sikça görünmezmis. Tek tük asik yüzlü insanlarin, paltolarinin yakasini kaldirarak saçaklarin altindan hizla ilerledigi görülürmüs ama; genelde sokaklar bos, islak ve karanlikmis. Yalniz basi bos aylakça dolasan hayvanlar varmis.
      Evlerin kepenkleri çogu zaman kapali dururmus. Içeriden ara sira agit, ya da yas çigliklari duyulurmus. Bu karamsar, islak ve çamurlu ülkenin uzak bir kösesinde, bir bahçe içindeki kulübede, tek basina yasiyan bir adamcagiz varmis. Evinden pek çikmaz, kimseyle konusmaz, kitap okur ya da bahçesi ile ugrasirmis. Aslinda zamaninin çogunu bahçesinde geçirirmis. Amaci bahçedeki balçigi temizleyip, kara toprak üzerinde çim ve çiçek yetistirmekmis.
      Söylenceye göre; yesillik, günesi geri getirecekmis. Söylence belki de dogrudur diye, sabahlari erkenden kalkar, bahçeyi balçiktan temizlemek için saatlerce ugrasirmis. Bu çok zor bir ismis. Sürekli yagan yagmur altinda çamurlari temizlemek için harcanan çaba, bir baska çamur ve pis su göleti
      olusturmaktan öteye gitmiyormus. Önce küçük kanallar yapmis. Yagan yagmuru bu kanallara yönlendirerek toprak parçasinin çamurlasmasini önlemeye çalismis. Toprak, yagan yagmura doymus oldugundan kolay kolay istenilen sonucu verememis. Kanallari daha derinlestirmis. Toprak parçasina yeterli egimi vermis. Gündüz bahçede kazma kürekle, aksam masa basinda plan yaparak bitmeyen bir enerji ile ugrasmis durmus… Ilerleyen haftalarda; çabalarinin basariya ulasacagini gösteren küçük belirtiler görmeye baslamis. Toprakartik yagmuru emmiyor, suyun açilan kanala dogru akmasini sagliyormus. Tümsekler çamur yigini degil de bir toprak parçasi gibi görünmeye baslamis.
      Bir gün evin önündeki verandaya çikip, bahçeye söyle bir bakmis : – Artik tohumlari ve fidanlari dikmeliyim. demis kendi kendine. Ertesi gün erkenden kalkip ise koyulmus. Çim tohumlarini topraga özenle serpistirmis. Bahçe duvari dibindeki topraga da, çiçek ve agaç fidanlari dikmis. Isi bitince verandadan bahçeye bakip : – Bir gün yemyesil olacak. Güzel kokulu renk renkçiçekler açacaklar. diye söylenmis. Geceleri rüyasinda bahçesinin
      gelecekteki biçimini görürmüs. Uyaninca rüyasina sevinir : – Yemyesilbahçeye kuslar da gelir. Ötüsürler civil civil. diye düs bile kurarmis.
      Günlerce, aylarca ugrasmis. Sonunda çamuru kurutmayi basarmis. Çim tohumlari ve çiçek fideleri artik çamur içinde kalmiyormuslar. Yoldan geçenler
      bahçedeki degisikligi görüyorlar ama “Nasil olsa basaramaz. Burada hiçbirsey yasamaz.” diyerek önemsemiyormuslar yapilan isi. Çamur tümüyle yok olunca,çevredekiler rahatsiz olmaya baslamislar. “Çamur olmayan bahçe olmamali” diyerek geceleri yoldan topladiklari çamurlari bahçe duvarindan içeriye küreyip, bahçeyi çamura bulamaya çalismislar. Ancak tüm çabalari bos çikmis.Adamin bahçede açtigi su arklari o kadar düzenli ve güzelmis ki; yagan yagmur, topraga karisan çamuru, su yollarina sürükleyip topragin çamura bulanmasini engelliyormus. Gün geçtikçe toprakta bir hareket belirmis. Artik toprak kabariyor, canlanip hava aliyormus. Kabaran toprak hava aldikça, suyu emiyor ve yagan yagmur topraga zarar veremiyor, hatta yararli bile oluyormus. Bir sabah, yalniz adam, bahçede bir degisiklik gözlemlemis. O gece birkaç çim tohumu filizlenip kil gibi ince sürgünler halinde topraktan çikmayi basarmislar. Adamin keyfine diyecek yokmus. Sevinçten gözlerinden
      akan mutluluk damlalarini nasirlasmis ellerinin tersi ile silmis. Hos bir ezgi mirildanmaya baslamis gülümseyerek. Yalniz Adam, belki de ülkenin ilkgülümseyen kisisiymis. – Sonunda basardim. Birkaç tane de olsa çim sürgünleri topraktan çiktilar ve Özgürlüklerine kavustular. demis verandadan
      bahçeye bakarken. Artik çalismalarini daha özenle sürdürüyor, umitsizlige kapilmiyormus. O gece, uykusundan birkaç kez uyanmis. Rüyasinda, bahçesini yemyesil çim halinin kapladigini görmüs. – Bu rüya hiç bitmesin, gerçek olsun. diye yakarmis mutlulukla. Sabah olmasini bekleyememis. Hemen bahçeye çikip çalismaya baslamis gecenin karanliginda. Çalisirken toprak tepeciklerine basmamaya, yeseren ciliz çim sürgünlerini ezmemeye özengöstermis. Gün agirirken biraz ara vermis. Agriyan belini elleri iletutarken söyle bir bakmis bahçeye. Baska çim sürgünleri görmüs topragi yarip
      özgürlüge kosusan. Artik topragin üzerinde araliklarla yayilmis çim sürgünleri varmis. Ciliz ama sayica çok. Sayilari her geçen gün hizla artmaya baslamis sürgünlerin. Sayilari çogaldikça güçlenmisler. Artik ilk çikan sürgünler kalinlasmis birer çim topagi olmuslar bile. Bir hafta sonra,
      civardakiler de gözlemeye baslamislar bahçedeki ayricaligi. Çünkü topragin üzerindeki yesil örtü, artik bahçe duvarinin ötesinden de görünüyormus.
      Yesil örtü hizla koyulasiyor, gürlesiyormus. Yalniz Adam’in bahçesi, diger çamurlu yerlere göre çok farkliymis. Eskiden söyle bir bakip geçerken dudak
      bükenler, bahçe duvarindan çamur atanlar, artik durup hayretle bahçeye bakiyormuslar. Yeseren topragin nasil böyle oldugunu yorumlamaya
      çalisiyormuslar akillarinca. Bazilari kendilerine pay bile çikartmaya baslamislar : – Çim tohumlarini benden almisti. – Gübreyi de ben satmistim.
      – Çapayi ben vermistim. – Ne yapmasi gerektigini ben söyledim O’na. Sanki onlarin verdigi destek olmasa basaramazmis gibi bir tavir içine girmisler,
      bahçedeki emegihiçesayarak ortak olmuslar her seye. Bahçenin ünü tümülkeye yayilmis. Ama hala kötümser görüsü savunanlar çogunluktaymis : – Hep yagmur yagiyor. Bir süre sonra bu çimler çürüyüp ölür. – Bir saganakta yok olur bu bitkiler, yine çamur olur her yer. – Daha önce kimse basaramamis. Bu toprak verimsiz. Bu adam da basaramiyacak. diye yorumlarla gelismelerigölgelemeye çalismislar. Bahçeyi görmeyenlerin çogu inanmis kötümser yorumlara. Hatta bazilari kötümser yorumlari savunan kitaplar bileyazmislar. Aylar sonra, ciliz çim sürgünleri dört parmak boy atip, bir yesil
      örtü gibi bahçeyi kapladiginda ülkenin tek yesil bahçesini görmek için meraklilar gelmeye baslamis her yerden. Yalniz Adam’dan nasil basardigini
      ögrenmek isteyenler, çim tohumlari satin alanlar, evlerine dönerken dükkandan satin aldiklari çapayi sirtlayip yollara düsünler her geçen gün
      çogalmaya baslamis. Yalniz Adam yapabildigine göre, kendileri de yapabilirler diye düsünenlerin sayisi çogalinca bahçelerini isleyenler
      artmis. Söylentiler yayilmis baska bahçelerde de çim yetistigi yolunda. Çim yetistirenler gülmeyi ve gülümsemeyi de beceriyormuslar. Çim yetistirenlerin
      neseli ve güler yüzlü olmalari, ülkedeki karamsar tabloyu degistirmek üzereymis… Tüm yasamlarini, karamsarligi ve karanligi temel alan düzene
      ayak uydurmus olanlar, degisimden hosnut olmamislar. Karamsarligi savunacakgüvenilir adamlar yetistirmeye baslamislar. Sonra bu adamlari, gözlem yapmak için yemyesil bahçelerin bulundugu yerlere göndermisler. Karamsar güçlere, her gün bahçelerdeki gelismeler bildirilmis. Karamsar güçler de, gelismeleriengellemek için en uygun ani beklemeye baslamislar. Yalniz Adam, tümgelismeleri sevinçle izliyor, kendi gibi çabalayanlara yardim ediyor,
      baslattigi yenilige katilanlara kucak açip, destek oluyormus. Ama bahçesini hiç unutmamis. Isini hiç aksatmadan, her sabah çalismis. Çimlerin büyümeleri tek basina yeterli degilmis onun için. O çiçekleri de görmek, agaçlarin büyüdügünü de izlemek, olursa meyvelerini de toplamak istiyormus. – Bir de söylence dogru olsa, günes çiksa, ülke aydinliga kavussa… diyormus kendi kendine verandada oturup bahçesine bakarken. Bir sabah, duvar dibindekiçiçek fidelerinden birinden, beyaz taç yapraklarini açarak dünyaya gelen ilk
      papatyayi görmüs sevinç çigliklari atarak. Bu karamsar ülkede açan ilk beyaz çiçekmis. Tüm yandaslarina, gönül birligi yapanlara duyurmus çiçegin
      dogusunu. Halk, bu söylenti ile çalkalanmaya baslamis. Çogunluk artikaydinlik günlerin dogacagini, söylencenin gerçeklesecegini konusur olmus.
      Herkes günesin dogacagi günü ümitle beklemeye baslamis. Karanliktan beklentisi olan, çamuru ve karamsarligi kendileriyle özdeslestirmis olanlar,
      gelismelere “dur” demenin zamani geldigini düsünüp, plan yapmaya baslamislar. Birden halkin tepkisini alip, halkla karsi karsiya gelmemek
      için küçük oyunlar kurmuslar. Küçük ama, yesil bahçelere zarar verecek oyunlar. Güvenilir güçler, kimselere görünmeden bahçelere saldirilar
      düzenlemisler. Bazi bahçelere gece girip çamur serpmisler. Çiçekleri koparmislar. Kabarali büyük postallarla çimlerin üzerinde tepinmisler. Harap
      olan bahçeyi ertesi gün gördüklerinde, sanki bahçeye zarar veren kendileri degilmis gibi halkla beraber bagirip, karanlik güçlere ates püskürmüsler.
      Üzüntülerini bildiren bildiriler dagitmislar. Ama bu küçük oyunlar hizla bir çig gibi büyüyen yesil bahçe akimini engellemeye, yildirmaya yetmemis. Bir
      sabah, yalniz adam yataginda uyandiginda, camdan içeri sizin bir isik kümesi görünce çok korkmus. Önce karanlik güçlerin bahçesini talan ettigini, sonra evine bir el feneri ile baktiklarini sanmis. Hemen giyinip panik içinde evden disari çikmis. Verandaya geldiginde gözlerine inanamamis. Gökten
      süzülerek bahçesine kadar uzanan isik kümesi, yesil çimlere degdikçe çimler parlaklasiyor, duvar dibindeki çiçekler taç yapraklarini gökten gelen sicak
      isik kümesine açarak onu kucaklamaya çabaliyormuslar. Bu, sabahin ilk saatlerinde dogan günesin ilk belirtileriymis. Hayatinda ilk kez günesin
      dogusunu gören Yalniz Adam, çimlerin ve çiçeklerin çoskusuna katilmis ve bahçesi içinde kosarken: – Söylence gerçeklesti. Günes doguyor. Aydinliklar sizinle olsun arkadaslar. diye çiglik atiyormus. Kara bulutlarin arasindansizip bahçesine uzanan günes isinlarini gören çevredekiler, bahçenin
      etrafina toplanmaya baslamislar. Hep beraber hayretle ve korkarak günes isinlarinin yesil çimler üzerinde gezinisini, rengarenk çiçekleri oksayisini
      izlemisler. Kiskananlar ve inanmayanlar da sarmislar bahçenin etrafini. Günesi ilk kez görmenin mutlulugunu yasayan birkaç dost, sevinç göz yaslari
      dökerken, kalabaligin arasina karisan güvenli güçler, homurdanmaya baslamislar : – Büyücü bu adam. Bakin sonunda günesi de dogdurdu. Ama yalniz
      kendi bahçesine. Bize birsey vermedi. Vermeyecek de. Yok edelim. Aydinligi ve günesi alalim elinden. Bu adam insanliga zararlidir. Ön siralarda
      kiskanarak bahçeye bakanlar, önce bir adim atmislar bahçeye basmamaya özengöstererek. Kimin oldugu belli olmayan kocaman eller, arkalarindan onlari bahçeye dogru itince, sendelemisler ve fazla zorlanmadan adimlarini atmislar bahçedeki çimlerin üzerine. Çimler ezilince, aydinlik günes isininin
      kendilerine zarar vermedigini görenler, bahçe içinde kosmaya baslamislar. Her bastiklari yerde, çimler topraga yapisip tutsaklar gibi etkisiz ve
      güçsüz kalinca, daha çok cesaretlenmisler. Bazilari çimlerin üzerinde ziplamislar topraga daha çok gömülsün, hiç çikmasinlar diye. Yalniz Adam
      çirpinarak bir ona bir ötekine kosmus : – Yapmayin. Çok emek verdim. Ne olur bozmayin bahçemi. Size bir zarari yok onlarin. Bakin aydinlik da oldu. Artikgünes hepimizi isitacak… Gözleri hirçinliktan kizarmis, asik yüzlüinsanlar ellerinin tersi ile itmisler Yalniz Adam’i. Sonra daha hirsla
      tepinmisler çimlerin üzerinde. Adam aldigi darbe ile sendeleyip yere düsünce, onu gören biri tekme atmis hirsini yenmek için. Bunu gören
      digerleri, çullanmislar adamin üzerine, tüm güçleri ile yumruklamaya ve tekmelemeye baslamislar adami. Yalniz Adam, aldigi darbelerden korunmak için kollarini kafasina sarmis ve yüzü koyun topragin üzerine kapanmis. Hareket etmeden hem saldirilarin durmasini beklemis, hem de bedeni kadar çimi korumak istemis. Ayni anda güvenli güçler, baska bahçelere de saldirmislar.
      Bu toplu saldiri eskiden yaptiklari küçük oyunlardan çok farkliymis. Buradakaranlik güçlerin, aydinligi yok etme eylemini baslatmislar. Günesin baska
      bahçelerde dogmasi olasaligini beklemeden tüm bahçeleri talan etmisler bilinçle. Yalniz Adam’in bahçesindeki ugultular ve bagirmalar sonunda
      kesilmis. Sonsuz bir sessizlik baslamis. Yalniz Adam kollarini kullanarak, uzandigi topraktan yavasça basini kaldirmis. Acilar içinde, bir eliyle
      belini tutarken, dizlerinin üzerine dogrulmus ve gözlerinden sicim gibi akan hüzünlü yaslar arasindan bahçesine, emeginin yok olusuna bakmis. Çiçeklerinkoparilmis, çimlerin ezilerek topraga gömülmüs oldugunu görmüs. – Size bir zarari yoktu çimlerin. Yalnizca güzel kokuyordu çiçekler. Neden yaptiniz bunu ? diyebilmis. Sonra elleriyle yüzüne kapatmis. Hareket etmeden bir süre öyle durmus, yavasça sag tarafina dogru ulu bir çinar gibi yikilmis. Uzaktan tüm çirkinligi ile olaylari izleyen yasli bir adam harap olan bahçede gördügü manzaraya bakmis, gözleri sulanarak. Bahçenin kösesine sinmis, tüyleri çamura bulanmis ve korkulu gözlerle etrafa bakan kediyi görünce ona dogru yürüyüp, kucagina almak istemis. Yalniz Adam’in anisina kediyi evine götürüp beslemekmis amaci. Kedi, yasli adamin kendisine zarar vereceginisanarak, bir hamlede bahçe duvarinin üzerine siçramis ve gözden kaybolmus. Yasli adam, kedinin bulundugu yerde, saldiridan zarar görmemis bir tutam çimi ve bir çiçek fidesini görünce sevinmis ve dönüp evine gitmis. Bu olaydan sonra, ülkede aydinliktan söz edilmez olmus. Güvenli güçler, halkin da destegi ile tüm bahçeleri yok etmisler. Bahçe yapanlar dislanmis, ya da sudan bir gerekçe ile tutuklanip yargilanmislar. Karanlik ve çamuru kendileriyle özdeslestirmis olanlar, eskisi gibi güven içinde, yasamlarinisürdürmüsler… Yalniz Adam’in ölümüyle sonuçlanan olaydan sonra, bahçenin önünden geçenler, olayi hep animsamislar. Ama kimse bir daha ne eve ne de bahçeye girmis. Çogu zaman yollarini degistirmisler. O bölgede görünmemeye özen göstermisler. Her sabah ciliz bir tutam günes isini, bahçenin kösesinde kalan çimi ve çiçek fidesini kisacik bir süre aydinlatmaya devam etmis. Kimse görememis bu olayi. Küçük aydinlik, yalniz adamin görevini üstlenmis, yasatmaya çalismis çimi ve çiçegi. Bu olay, zaman içinde bahçenin bazi bölgelerinde yer yer türeyen yaban otlarinin yesermesine neden olmus. Artik bahçeye özenle bakan olmadigi için, yeseren yaban otlari ve çiçekler eskisi kadar güzel degilmis… Kimse gelismeyi gözlemleyemeden, gelismeye karsi bir önlem alamadan, yaban otlari tüm ülkeyi sarmis. Degisim o kadar yavas olmus
      ki, kimse bilememis yaban otlarinin çamuru yok ettigini. Çamur, örtememis aydinligi. Otlar çogaldikça günes daha sik görülür olmus. Bazen günes tüm gün görünmüs, isil isil sicakligini yaymis, insanlarin içini isitmis. Düzensiz büyüyen yaban otlarinin ve çiçeklerin, özgürce aydinligi
      kucaklamasi, ilk günkü gibi saf ve temiz kalmis. Bu duygu hiç kaybolmamis…Ülkede yasayanlardan bazilari, anlayamamislar karanlikla aydinligin farkini.
      Pekçok kisi hala karanlikta olduklarini sanirken, aydinligi ve özgürlügü bilenler, özlemle beklemisler aydinligin yayginlasmasini. Bazi güçler de kendilerine çikar bile saglamislar aydinligin olanaklarindan. Onlar degisim gösteren karanligi kullanmislar araç olarak. Zavalli insanlar, yaslari
      ilerledikçe kusaktan kusaga anlatmislar o kötü günü. Aydinligi nasil yokettiklerini. Söylencenin nasil gerçek oldugunu… Yalniz, yaban otlari,
      çiçekler ve onlarin varligina inananlar, aydinligi ve günesin sicakligini bilerek yasamislar sonsuza degin…
      :angel:

    1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
    • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.