- Bu konu 6 yanıt içerir, 7 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
8 Haziran 2007: 16:25 #644286
Anonim
O cennetlerde gözleri eşlerinden başkasını görmeyen, tatlı bakışlı öyle güzeller vardır ki, daha önce cin ve ins’ten hiç kimse kendilerine dokunmamıştır. Rahman Sur. 56
Yanlarında, kocalarından başkasının yüzüne bakmayan, yumuşak bakışlı, güzel gözlü, gün yüzü görmemiş yumurtanın pembe beyaz renginde eşleri de olacak. Saffat sur. 48-49
Onların beraberinde, gözleri kocalarından başkasını görmeyen yumuşak bakışlı, aynı yaşta güzeller vardır. Sad 52
Gerçekten biz hûrileri apayrı biçimde yeni yarattık.
Onları, bâkireler kıldık.
Eşlerine düşkün ve yaşıt. Vakıa Sur 35-36-37gözleri eşlerinden başkasını görmeyen
kocalarından başkasının yüzüne bakmayan
kocalarından başkasını görmeyen
daha önce cin ve ins’ten hiç kimse kendilerine dokunmamıştır
Eşlerine düşkünHiç düşündünüz mü RABBİM cennet hurilerini anlatırken ısrarla neden hep bu cümleleri kullanıyor.. sadece eşlerine has, gözleri sadece eşlerine bakan, sevgileri sadece eşlerine olan, eşlerinden başkasının kendilerine ne bakabildiği ne dokunabildiği ne de sevebildiği; göz nuru gönül süruru huriler eşler…
Düşünün bir; sevdiğinizi düşünün, bu dünyada size eş olan hanımlarınızı düşünün.. bu dünyada size eş olan kocalarınızı düşünün.. evlerinizi düşünün.. sevginizi düşünün.. nasıl bir sevgiyle sevildiğinizi düşünün..
istemez misiniz eşinizin gözü sizden başkası kimseyi görmesin..
istemez misiniz eşinizin bütün sevgisi son zerresine kadar size ait olsun..
istemez misiniz sevginiz size hem bu dünyada hem ahirette cenneti yaşatsın..
istemez misiniz eşiniz gözünüzün nuru gönlünüzün en güzel süruru olsun..
istemez misiniz eğlenceniz; eviniz eşiniz çocuklarınız olsun..istemez misiniz dostlar RABBİMİN sizlere en güzel hediye olarak verdiği eşlerinizi hep en güzel bir hediye en güzel bir emanet olarak görmeyi, korumayı, sevmeyi ve bu sevgiyle dünyadaki cenneti yaşayıp bu cennetle ahiretteki cennette koşmayı ve cennette eşlerinizin hurilerden daha güzel bir şekilde yine size eş olarak verilemesini…
Şimdi daha iyi anlıyorum RABBİMİN hurileri anlatırken ısrarla bu kelimeleri kullanmasını
gözleri eşlerinden başkasını görmeyen
kocalarından başkasının yüzüne bakmayan
kocalarından başkasını görmeyen
daha önce cin ve ins’ten hiç kimse kendilerine dokunmamıştır
Eşlerine düşkünEşinizin sadece sizi sevmesi
Sadece size ait olması
Size en güzel güveni vermesi
Size verdiği sözü en güzeliyle tutması kadar insana huzur veren bir şey var mı şu dünyada..Eşiniz sadece sizin eşiniz…
Sevgisi sadece sizeİşte sizin huriniz.. işte sizin cennetiniz işte sizin eşinizi ama sadece sizin.. Kimsenin değil sadece sizin…
Ve eşinize sözünüz ve onun size sözü
İşte size sadece dünyada ki değil ahirette ki cennetti de bulduracak sözünüzEşinize hitaben ve ondan size hitaben
RABBİMDEN başkasına kul
RASULUNDEN başkasına ümmet
SENDEN başkasına eş olmıcamRABBİM tüm mü’min ve mü’minlere sadece eşlerine eş olmayı sevgilerini sadece eşlerine ve RABLERİNE hasretmeyi ve bu sevgiyle hem bu dünyada hem de ahirette cenneti yaşamayı nasip etsin
AMİN AMİN AMİN
RABBİME emanetsiniz bu canda can olan dostlar
RABBİMİN iman edenlere vaadi olan cennette buluşmak dua ve yakarışıyla..
.8 Haziran 2007: 23:36 #708574Anonim
Allah razı olsun çok güzel kardeşim her çifte vermek lazım..Rabbim dünya ahiret saadet verecek eşlerle karşılaştırsın tüm kardeşlerimizi..şehadet alemınde cennet yaşamak bu olsa gerek…_________________________________________________ ŞÜKREDENLER VE SABREDENLER
Medine’nin kadınları hem güleryüzlü, hem de güzeldirler. Ancak Hifa Hatun başka güzeldir ve bambaşka gülümser.
Öylesine sıcakkanlı ve öylesine samimidir ki kadınlar onu canları gibi severler. Oğlu, abisi, erkek kardeşi olanlar akraba olmaya kalkar, hatta bazıları beylerine ister. Onu ciddi ciddi sıkıştırır, araya hatırlıları koyup, izdivaç teklif ederler.
Hifa Hatun’un methi hızla yayılır ve çoook uzaklara gider. Bırakın hekimleri, tüccarları; vezirler, sultanlar sıraya girer. Ancak o Necaşi gibi bir İmparatoru bile reddeder sadece ve sadece Allah’ın rızasını diler. Ama taliplerin ardı arkası kesilmez.
Kimi ayaklarına halılar serer… Kimi eşiğine cevahirler döker…
Yüz kızıl tüylü deveyi getirip kapısına bağlayanları mı sorarsınız, yoksa saray anahtarlarını önüne atanları mı? Hifa Hatun bütün bunlara dönüp bakmaz bile, Efendimizin huzuruna çıkıp“Ey Allah’ın Resûlü” der, “bana cennete götürecek bir şeyler öğretsene.” Doğrusu o, Peygamber Efendimiz’in (sallallahu aleyhi ve sellem) ‘gündüzleri oruç tut’ ya da ‘geceleri namaz kıl’ gibi bir tavsiyede
bulunacağını sanır ama Server-i Kâinat “Önce evlenmen lâzım” buyururlar “zira bununla dininin yarısını emniyete alırsın!” Hifa, büyük bir teslimiyetle boynunu büker ve “siz kimi münasip görürseniz ben ona razıyım” der.
Mâlum, o sıradan bir hanım değildir ve onu nikahına alacak erkeğin de “özel” olması gerekir. Lâkin Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ne kimseye ümid verir, ne de kimsenin ümidini kırar.
Her zamanki gibi basit ve pratik bir çare bulur “yarın sabah mescide ilk gelenle evlen” buyururlar. Bu teklifi herkesin hoşuna gider, talipler erken kalkmak için tedbirler düşünür, kendilerince hazırlık yaparlar.
Bu haberi elbette Hazret-i Suheyb de duyar ama dikkate almaz. Zira o fakir ve kimsesiz biridir. Evi yurdu yoktur ve karnını zor doyurur. Kah ağaç altlarına uzanır, kâh mescid gölgelerine kıvrılır. Uzun boyuna rağmen o kadar zayıftır ki, rüzgar sert esse ayaklarını yerden kaldırır.
Ama bakın şu işe ki o gece Allahü teâlâ bütün sahabelere derin bir uyku verir, Hifa Hatun’un talipleri gözlerine çöken ağırlığa yenilirler.Resulullah Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) her zamanki gibi imsak sökerken mescide gelir ve büyük bir merakla talihli sahabeyi bekler. Nitekim mescidin eşiğinde bir gölge uzar ve Süheyb içeri girer. Resulullah Efendimiz namazdan sonra Hifa Hatunu çağırtıp neticeyi bildirir. Hazret-i Hifa büyük bir teslimiyetle kabul eder.
Efendimiz güzel bir hutbe okur ve nikah akidlerini yaparlar. Sonra şanslı sahabeye döner “Ey Süheyb” buyururlar, “şimdi hanımına bir hediye al ve tut elinden evine götür.”Suheyb Radıyallahu anh ellerini çaresizlikle iki yana açar. “İyi ama” diye mırıldanır, “benim ne bir dirhem gümüşüm, ne de sığınacak evim var.
” Hifa Hatun kocasının boynunu büktürmez, ona içinde on bin dirhem gümüş olan süslü bir heybe gönderir ve “filanca yerdeki köşkümü sana hediye ettim” der.
Alemlerin Efendisi çok hislenir onlara hayır dualar ederler. süheyb, o gün Medine sokaklarında dolanır durur, akşama doğru utana sıkıla konağa sokulur. Kendisi için hazırlanan muhteşem sofradan ya bir, ya iki hurma alır ve “Ya Hifa” der, “biliyorum sen benim için bulunmaz bir nimetsin, ben ise senin için sadece mihnetim. Ben şükretsem gerek, sen sabretsen gerek. İster misin şu geceyi taat ve ibadetle geçirelim zira Efendimiz (Sallallahü aleyhi ve sellem) “Cennette yüksek bir çardak vardır. Orada yalnız şükredenlerle sabredenler otururlar.” buyurdular. Ve öyle de yaparlar. Seccadelerini gözyaşları ile ıslatır, kalplerini zikr ile aydınlatırlar. Cebrail Aleyhisselam olup biteni Resulullah Efendimize anlatır ve onları Allahü teâlânın cenneti ve cemaliyle müjdeler. Ertesi sabah, namazdan sonra Efendimiz Suheyb’i yanlarına oturtur “Ey Süheyb” buyururlar “geceki halini sen mi anlatırsın ben mi anlatayım?” Süheyb gözlerini kucağına indirir, zor duyulan bir sesle “Allahın Resulü en iyisini bilir” cevabını verir.Efendimiz onlara “ne mutlu size” gibilerinden bakar, “İkiniz de cennetliksiniz” buyururlar, “… ve Allahü teâlâyı göreceksiniz!”
Süheyb derhal secdeye kapanır ve “Ya Rabbi!” diye yalvarır, “o ki beni mağfiret ettin, günahlara bulaşmadan canımı al!” Allahü teâlâ bu yanık duayı kabul eder, Suheyb, secdede kalakalır. Mescidde bulunanlar ağlamaklı olurlar. Resulullah Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) “Size daha şaşılacak bir şey söyliyeyim mi? Şu anda Hifa Hatun da ruhunu Hakka teslim etti” buyururlar. Namazlarını, yüzü suyu hürmetine yaratıldığımız o yüce Server kıldırır. İkisini yanyana toprağa bırakırlar. Baş uçlarına küçük bir tahta çakar.
Birine “şükredenlerden Suheyb” yazarlar, öbürüne “sabredenlerden Hifa!”9 Haziran 2007: 08:50 #708580Anonim
Allah razı olsun çok güzel olmuş 😉
9 Haziran 2007: 09:22 #708581Anonim
Birine “şükredenlerden Suheyb” yazarl ar, öbürüne “sabred enlerd en Hifa!”
ÇOK GÜZEL..ALLAH C.C. RAZI OLSUN BİZİM MEZAR TAŞIMIZA NE YAZILIR Kİ..:( : (
ALLAH’IN C..C SEVDİGİ KULLARDAN OLABİLMEK DUASIYLA..
25 Haziran 2007: 23:30 #708980Anonim
Amin Rabbim sabredenlerden ve şükredenlerden eylesin..
26 Haziran 2007: 15:35 #708985Anonim
eşimiz gılman olsun isteriz 😀 😀
26 Haziran 2007: 15:54 #708987Anonim
Aslında haklısınız yanhi yazılanlar çok doğru … Hem erkek olsun bayan olsun ne bileyim dikkatli olmaları gerekir …23 Temmuz 2007: 16:06 #709354Anonim
ibadetlerin illeti sorulmaz ama, hikmetleri arstırılabilir…
insan rabbinin emirlerine uyunca bunun neticesi dahi cok guzel oluyor; mesela,harama gırmeyınce esinize daha onu tanımadan SADAKAT gostermiş oluyorsunuz.
Bence eşlerin birbirlerine verecekleri en guzel hedıyelerden biri budur.
Daha onu tanımadan ona sadakat gostermek… -
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.