- Bu konu 3 yanıt içerir, 3 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
3 Ağustos 2007: 16:34 #644737
Anonim
“Ey dost! Hanımına iyi huylu olmalısın, onunla yumuşaklıkla sohbet ve tatlı sözle konuşmalısın. Peygamberimiz “İnsanların hayırlısı, eşine ve ev halkına hayırlı ve faydalı olan kimsedir” buyurur. Eşini üzüntülü bulduğunda onu çok sevdiğini söylemelisin, şefkatle gönlünü almalısın. Çünkü o evinde mahpus ya da meyus, ümitsiz olabilir. Onun dert ortağı sen olmalısın. Çocukların terbiyesinde de eşine yardım etmelisin. Çünkü çocuk, annesine, gece gündüz ağlamak ve sızlamak suretiyle hiçbir zaman istirahat vermez. Ona yardım edene Mevlası da yardım eder. İşlerindeki kusurlarından ötürü kızmamalısın, kötü söz söylememelisin. Ve bir günden de çok küsmemelisin. Eşinin kötü huyları baş gösterince kabahati kendinde bulup: “Ben iyi olsaydım, o da iyi olurdu” diye düşünmelisin. Hanımın kızınca sen susmalısın. Erkek susunca hanımı pişman olup özür diler. Her hizmetini seve seve yapmaya başlayınca, ona dua, Hakk’a şükür ve sena etmelisin; çünkü erkeğe uygun bir hanım, şükrü edilemeyen bir nimettir. Hanımına öyle davranmalısın ki eşin, “Kocam beni herkesten çok seviyor” demelidir.
Evin idaresi ve geçimi hususunda ona danışmalı, onunla konuşmalısın. Diğer büyük işlerini ona anlatıp üzmemelisin. Eşinin günah olmayan kusurlarını ve hareketlerini görmezlikten ve bilmezlikten gelmelisin. Gizli hallerini ve ayıplarını ise herkesten saklamalısın. Eşin ile şakalaşıp lâtifeler, çeşitli oyunlar yapmalısın. Sevgili Peygamberimiz eşleri ile oynar, onlara karşı insanların en zarafetlisi olurdu. Hatta bir defasında Hz. Aişe ile yarış ettiklerinde Hz. Aişe geçti; sonra bir daha yarış yaptıklarında Resulullah geçti. Tatlı sözle konuşmalar sizi birbirinize bağlar. Eşi işe karşılıklı farz olan bilgileri, ilimleri konuşmalı okumalıdır. Kendi giydiğinden giydirmeli, kendi yediğinden yedirmelidir. Eşine, üzüntülerini, sıkıntılarını, düşmanlarını ve borçlarını asla söylememelidir; çünkü bunları kendisi aşsa bile onun dünyasında bir iz bırakacaktır.
Eşinin yüzünden ve arkasından hayır dua edip beddua etmemelidir. Çünkü o gece gündüz onun hizmetindedir. Ekmeğinin pişiricisi, yemeğinin pişiricisi, çamaşırının dikicisi ve yıkayıcısı, malının, çocuklarının ve şerefinin koruyucusudur. Hem enisi (dostu), hem munisi, hem yâri, hem nigârıdır.”
3 Ağustos 2007: 16:52 #709511Anonim
HANIMA DAVRANIŞ
“Güzel huylu” olmalı bir erkek hanımına.
Şefkat ve muhabbetle davranmalı hep ona.Ev içinde, dâimâ “Güler yüzlü” olmalı.
Ona karşı yumuşak ve nâzik davranmalı.Önce selâm vermeli, girince eve erkek.
Hatırını sormalı, hem (Nasılsın?) diyerek.Neş’esiz, üzüntülü görürse onu eğer,
Tesellî eylemeli söyleyip güzel şeyler.Onu “Çok sevdiğini” bildirmeli kendine.
İştirak etmelidir sevincine, derdine.Ağır ve zor işleri, meselâ çarşı pazar,
İşlerini, hanıma yaptırmamalı zinhâr.Kolaylık göstermeli ona ev işlerinde.
Ve yardım etmelidir, çocuk terbiyesinde.
Yemede, giyinmede, imkânı varsa şâyet,
İyisini almaya etmeli sa’y-ü gayret.Onu, hiç bir sûrette aslâ dövmemelidir.
Dövmek değil, “Sert” bile, hiç söylememelidir.Resûlullah buyurdu: (Eşini dövse bir zât,
Bilsin ki, dâvâcısı mahşerde benim bizzât.)Onun huysuzluğuna sabırlı olmalıdır.
Bir günden daha fazla dargın durmamalıdır.Ahlâkında, huyunda değişiklik görünce,
Kabâhati, kendinde aramalı ilk önce.Görmezlikten gelmeli, bâzı kusûrlarını.
Gizlemeli herkesten, ayıp ve sırlarını.Ona, yanında iken ve yanında olmadan,
“Hayır duâ” etmeli, kaçmalı “Bedduâ”dan.Çünkü o, gece gündüz beyi için çalışır.
Ve onun en vefâlı “Hayat arkadaşı”dır.Onun, kat’î sûrette kırmamalı kalbini.
Zîrâ o, beyi için adamıştır kendini.Bâzı erkek vardır ki, nâziktir ona buna.
Lâkin “Arslan” kesilir evinde hanımına.Önemsiz bir şeyleri bahâne eyliyerek,
İncitir hanımını, hakâretler ederek.Şunu bilmelidir ki, “Kalp kırma”nın günâhı,
Sanki yıkmak gibidir, kazmayla Beytullah’ı.Hattâ en büyük günah, “Küfür”den sonra gelen,
Mü’mini incitmektir, şu veyâ bu sebepten.“Îmân”dan sonra ise, en kıymetli ibâdet,
Bir mü’minin kalbini sevindirmektir elbet.Yine bilmelidir ki, hanım “Esir” değildir.
Rabbin bir emâneti, bir “Cennet nîmeti”dir.Bu yüzden, hanımını üzmemeli bir erkek.
Ve ona güvenmeli, çok muhabbet ederek.Öyle olmalıdır ki hanımıyla gerçekten,
Bilsin ki: “Beyim beni, çok seviyor herkesten”.3 Ağustos 2007: 17:18 #709516Anonim
allah razı olsun abi,guzel bir paylasım…
3 Ağustos 2007: 20:29 #709529Anonim
sizlerdende kardeşim.. eyvallah!
16 Eylül 2007: 20:13 #711692Anonim
(Bir erkek, hanımını döverse, kıyamette onun davacısı ben olurum.) [R.Nasıhin]
Peygamberimiz -sallallâhu aleyhi ve sellem- hanımlarını döven erkekleri de muhtelif şekillerde uyarmış ve bunlara karşı daima memnuniyetsizliğini ifade etmiştir. Bir keresinde kocaları tarafından dövülen bazı kadınlar, onları şikayet etmek üzere Hz. Peygamber’in evine gelmişlerdir. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem -sallallâhu aleyhi ve sellem-:
“- Kadınlarınızı döven o kimseler, sizin hayırlınız değildir.” buyurmuştur. (Ebû Dâvûd, Nikâh 42; İbn-i Mâce, Nikâh, 51)
Amr bin Ahvas – radıyallâhu anh-, Peygamber – aleyhisselâm-‘ın Vedâ Haccı’nda şöyle buyurduğunu nakleder:
“Ashâbım! Kadınlara iyi davranmanızı tavsiye ediyorum. Vasiyetimi tutunuz. Zira onlar sizin idarenize ve himâyenize verilmişlerdir. Kesin olarak bildiğiniz bir ahlâksızlık yapmadıkları takdirde, onlar üzerinde zorbalık kurmaya hakkınız yoktur. Eğer ahlâk dışı bir hareket yaparlarsa, onları yataklarında yalnız bırakın. Bir yerlerini incitmeyecek şekilde dövün. Şayet size itaat ederlerse, artık onlara zarar verecek bir şey yapmayın.
Şunu bilin ki, sizin kadınlar üzerinde haklarınız olduğu gibi onların da sizin üzerinizde hakları vardır.
Sizin onlar üzerindeki haklarınız, yatağınızı yabancılardan korumaları, istemediğiniz kimseleri evinize almamalarıdır.
Onların sizin üzerinizdeki hakları ise, giyim kuşam ve yeme içme konularında kendilerine iyi imkânlar sağlamanızdır.” (Tirmizî, Radâ`, 11; İbn-i Mâce, Nikâh, 3)
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.