• Bu konu 3 yanıt içerir, 4 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
5 yazı görüntüleniyor - 1 ile 5 arası (toplam 5)
  • Yazar
    Yazılar
  • #645793
    Anonim


      Kapıda kontrol var. Kimlikler yukarı. Temiz! Sen geçebilirsin.

      – Peki ya ben?

      – Sen mi?

      – Evet ben!

      – Sen şu köşede bekle bakalım, seninle daha yakından ilgileneceğim.

      – Evet, bekliyorum!

      – Bekliyor musun?

      – Evet, dakikalardır sizi bekliyorum?

      – Patladın mı hemşerim, görmüyor musun kontrol var! Döneceğim ben sana!

      – Kaç dakika oldu hâlâ kıpırdanma belirtisi yok. Maksadı nedir acaba! Neden beni bu duvarın dibinde dakikalarca bekletmeyi, gölgesi kodaman olan duruşuyla doğal bir hadise âddedebiliyor. Bir saat oldu, gözlerindeki umarsızlık emarelerini kibirle kaf dağına doğru yükseltmeye devam ediyor. Bakar mısınız, bir saat oldu ve ben hâlâ beklemekteyim!

      – Sen ne kadar sabırsız bir insan evladısın, bak duvar şikayet ediyor mu! O, bu bina yapıldı yapılalı aynı noktada bekliyor. Sabret, geleceğim birazdan.

      – Sabretmek! Sabredebilirim, fakat gözlerinizden yansıyan güneş şahdamarımı yakmaya başladı. Aklediyorum ve bekliyorum. Ya sabır! Kapı caddeye çok yakın. Bu yüzden yoldan geçen araçların egsoz gazları ruhumu işkillendiriyor. Sahi, el hamdülillah ruhum yanımda. Şükürler olsun. Hey! İkindi ezanı okunmak üzre, ve siz gelmemekte ısrar ediyorsunuz. Bakın iki dersim sayenizde buhar oldu!

      – Görmüyor musun, telefonum çalıyor. Telefona bakmak zorundayım. Sen beklemeye devam edeceksin. Alo! Evet, işyerindeyim. Ne diyorsun? Demek doğum sancıları arttı. Hemen kardeşime haber ver, o götürsün hanımı hastaneye.

      – Bir anda duraksıyorum, o kodaman gölgeli adamın kelimelerinden bazıları, benim günlük hikâyelerimde merkezde olan kelimelerimden! Fakat, bakışlarının kırık bir aynada parçalanmış hâlleri var. Ve bu ayna, benim aynama benzemiyor. Ders bitti ve öğrenciler guruplar halinde dağılmaya başladılar. Ben ise duvar dibinde açmayı bekleyen bir gelincik çiçeği gibi öylece duruyorum. Kapılar açılıyor, kapılar kapanıyor. Dudaklarımda martılar geziniyor. Kodaman gölgeli adam ise ses vermiyor. Yüreğimin sürgülerini üzerime çeker gibiler! Gelmeye niyetiniz yok mu? Lütfen bir cevap verin!

      – Telefonum çalıyor.. Evet! Ne diyorsun! Demek bir kızım oldu! Hanım iyi mi? Oh, maşallah! Bak! İsmini şey koymayı düşünüyorum, şey. dilimin ucunda. Ne idi o? Hah, hatırladım; ”Sümeyye” olacak kızımın ismi. Şimdi kapatmak zorundayım. Görüşmek üzere.

      – Özür diliyorum; bir sorum olacaktı!

      – Evet?

      – Bir çocuğunuz oldu sanırım?

      – Evet! Hem de bir kız çocuğum oldu. İsmini Sümeyye koyacağım.

      – Demek ismini Sümeyye koyacaksınız! Ne mutlu size.. Bakın saatlerdir bu taş duvarın dibinde boylu boyunca sizi bekliyorum. Bugünün dersleri de bitti!

      – Kim demiş dersler bitti diye! Dersin daha bitmedi! Sana tavsiyem; beklerken şu gökteki yıldızları say, ben gelesiye kadar sen saymış olursun zaten!

      – Ne demek gökteki yıldızları saymak?

      – Gökteki yıldızları sayman demek, parmağını semaya doğru kaldırmak ve zihni tahâyyülünü harekete geçirmen demek! Ama, istersen çitten koyunları atlatabilirsin! Vakit geçirmiş olursun. Ben ne de olsa er ya da geç geleceğim!

      – Siz aklınızı gaf kuyusuna düşürmüş olmalısınız. Ne demek yıldızları saymak, koyunları çitten atlatmak! Lütfen kilitli kapıları açınız.

      – Kilitli kapıları açmak mı! Yok daha neler.. Köpek balıkları bütün anahtarları yuttu, yoksa sen duymadın mı? Telefonum çalıyor. Efendim! Sümeyye sen misin? Söyle babacığım. Tamam kızım, gelirken sana yaz kursu için bir elif ba getireceğim. Benim akıllı kızım, annene söyle hazırlansın. Onu da bu akşam kursa ben bırakırım.

      – Duvarla birlikte kalbimin sıvaları tahriş oldu. Dökülüyorlar parça parça! Yıldızları saymaktan yoruldum. Artık sadece ay’ı saymayı ve parmaklarımın tahliye olmasını istiyorum. Gözlerime düşen kaçıncı ay ışığı bu? Kulaklarım uğulduyor. Gene rüzgârlar hücum ediyor duvar dibi esaretime. Bu sefer hangi sonbahar yaprağını yüzüme çarpacaksın vefasız rüzgâr? Sararmış benzime sonbaharın hüzünlü yaprakları çok mu yakışıyor dersin? Git başımdan, rahat bırak sevdalarımı!

      – Hey, sen! Kendi kendine konuşmaktan ne zaman vazgeçeceksin. Er geç geleceğim dedim ya! Hırpalama kendini. Bak duvarın sesi çıkıyor mu yıllardır?

      – Siz hangi gezegenin yağmurlarında ıslandınız merak ediyorum doğrusu! Şemsiyenizle yüreğinizi korumalıymışsınız!

      – Cevap veremeyeceğim! Telefonum çalıyor. Alo! Oh, Sümeyye kızım, sen misin? Okulda mısın? Ne demek kodaman gölgeli bir adam seni duvar dibinde bekletiyor! Ağlama kızım, ben halledeceğim! Kapatma kızım.. alo.. alo.. Sümeyye kızım!..

      – Kum çanağına dönmüş kalbinizde vaha mı arıyorsunuz bunca yıldır? Seraplarınızı toplasanız bir damla su etmez ne yazık ki! Bakınız, benim bekleyişlerimi toplamaya gücünüz yetmez! Fakat sizin nöbetlerinizi kimse elindeki bir çakıl taşıyla değişmek istemez, bunu bilesiniz. Bakın duvar gölgelenmek istiyor artık. Gelmeyecek misiniz?

      – Peki, geliyorum! Kimliğini göster. Ama burada ismin yok. Silinmiş! İsmin nerede, söyle çabuk?

      – Buradan silinen ismimi yıllar yılı kalbime kazıdım.

      – Lütfen söyler misin; senin ismin nedir?

      – Çok mu merak ediyorsunuz? Aman sakın, gözyaşlarınızı toprağa düşürmeyiniz! Toprak her yağmura pirim vermez! Bağrına kabul etmez her damlayı. Kabul edilmeyen damlalar yeryüzünün kursağında birike birike sel olur. Ve kendi tufanınızda boğar sizi!

      – Lütfen ismini bağışla bana!

      – Bakınız bulutlara, hangi figürü çiziyorlar bugün? Geceleyin hangi oyunu sahnelemek için yer açıyorlar yıldızlara? Size tavsiyem, semaya parmaklarınızı uzatınız ve saymaya başlayınız yıldızları. Bir kürek mahkumu olamazsınız elbet, fakat size bir ufuk mahkumu sıfatı yakışır. Ufkunuzu dar ağacına çektiğiniz bu kapı ve bu duvar şahitlik edecektir sırat-ı mustakimde. İsmimi sormuştunuz değil mi? Bu bağışlama, size ilk işittiğinizdeki teveccühü bahşedecek midir bilemiyorum, fakat söyliyeyim. İsmim; ”Sümeyye”. selman maltaş

      #713709
      Anonim

        – Buradan silinen ismimi yıllar yılı kalbime kazıdım.İsmim; ”Sümeyye”. :angel:

        cok guzeldi saya dayi sagol paylasimin icin bi tesekkuru hak ettin 😀

        #713712
        Anonim

          saol yiğenimmmmmmmmmmmmmm Allah razı olsun…. :)_________________________________________________Aman sakın, gözyaşlarınızı toprağa düşürmeyiniz! Toprak her yağmura pirim vermez! Bağrına kabul etmez her damlayı. Kabul edilme yen damlal ar yeryüzünün kursağında birike birike sel olur. Ve kendi tufanınızda boğar sizi!
          _________________________________________________ya Rabbim gözyaşlarımız toprağın kabul edeceği gözyaşlarından olsun……..
          aminnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnn

          #713717
          Anonim

            – Çok mu merak ediyor sunuz? Aman sakın, gözyaşlarınızı toprağa düşürmeyiniz! Toprak her yağmura pirim vermez! Bağrına kabul etmez her damlayı. Kabul edilme yen damlal ar yeryüzünün kursağında birike birike sel olur. Ve kendi tufanınızda boğar sizi!
            MAŞALLAH saya harikaydı vallah çok etkilendim 🙂

            #713721
            Anonim

              sevindim ….. okuduğunuz için teşk ederim. özellikle dikkat ediyorum boş yazılar yollamama ya 🙂

            5 yazı görüntüleniyor - 1 ile 5 arası (toplam 5)
            • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.