• Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #646042
    Anonim
      8. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu 18-20 Kasım 2007 tarihlerinde gerçekleştirilecek
      Sempozyum_8.jpg

      Sempozyumunun konusu “Adalet: Risale-i Nur’a Göre Daha İyi Bir Dünyanın İnşasında Adaletin Yeri ve Rolü” olarak belirlendi.

      İstanbul İlim ve Kültür Vakfı tarafından gerçekleştirilen Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumlarına yeni bir halka daha ekleniyor. 18-20 Kasım 2007 tarihlerinde gerçekleştirilecek olan 8. Bediüzzaman Sempozyumunun konusu “Adalet: Risale-i Nur’a Göre Daha İyi Bir Dünyanın İnşasında Adaletin Yeri ve Rolü” olarak belirlendi.

      Sempozyumun açılışı İstanbul Kongre ve Gösteri Merkezi’nde (Atatürk Hava Alanı yanında) 18 Kasım 2007’de gerçekleştirilecek. Burasının açılış programı için özellikle tercih edilmesindeki en önemli etkenlerden birisi çok geniş katılım için gayet uygun olması. Başta metro olmak üzere toplum taşım araçlarıyla ulaşımın çok kolay olması da ana etkenler arasında yer alıyor. Yerli ve yabancı katılımcılar için de Beylikdüzü’ndeki Kaya Ramada Oteli tercih edildi.

      Sempozyum organizesini gerçekleştiren İstanbul İlim ve Kültür Vakfı yetkilileri, özellikle “Adalet” konusunun niçin tercih edildiğine dair şu bilgiyi verdiler:

      “İnsan nefsindeki sınırlandırılmamış duygular her türlü insaf ölçülerini aşarak, özellikle 20. asrın savaşları, tarih boyunca yaşanan toplam vahşeti bile geride bırakmıştır. Globalleşme ile birlikte adaletsizlik, hem kısmen boyut ve kılık değiştirmiş, hem de aleni ve yasal hale gelerek sistemleştirilmiştir. Yer yüzü, çok genel hatlarıyla ifade etmek gerekirse; ‘obezite’ hastalıklarının yaygınlaştığı aşırı beslenen ‘Zengin Kuzey’ ile, açlık sınırı altındaki yüz milyonların yaşadığı ‘Fakir Güney’in gelgitleri arasında bocalamaktadır. Fertler arası, aile içi ve ülkeler arası boyutundan küresel ölçekte çevreyi tahribe kadar her alandaki bu adaletsizliklerin azaltılması ve önlenmesi için yapılmakta olan çalışmaların yeterli olmadığı aşikârdır.”

      İslamiyet ve ana kaynağı Kur’ân-ı Kerim’in insanlığa getirmiş olduğu hükümlerle adaletin tesis ve korunmasına yönelik uygulanabilir bir vizyona sahip olduğuna vurgu yapan Vakıf yetkilileri, insanlığın bu kanayan yarasına bir çare sunmak ve insanlık onuruna layık bir dünya için nelerin yapılabileceğini tartışmak üzere böylesi büyük çaplı bir organizasyonu gerçekleştirdiklerini ifade ettiler.

      Sempozyum konusunun dünya genelinden çok sayıda ilim adamı, araştırmacı ve yazarın dikkatini çektiğine vurgu yapan Vakıf yetkilileri, birbirinden kaliteli ve derin araştırma ve analizlere dayalı çok sayıda tebliğ gönderildiğini, sınırlı bir katılımcı olacağından ister istemez gelen tebliğlerden büyük bir kısmını elemek zorunda kaldıklarını belirtiler.

      MORAL DÜNYASI DERGİSİNDEN BAZI ANEKDOTLAR

      Dr. Veli Sırım tarafından kaleme alınan ve aylık Moral Dünyası Dergisinin Kasım sayısımda “Dünya İnliyor, Çare: Adalet” başlıklı yazıda, sempozyum konusunda şu bilgilere yer verildi:

      İnsanlık tarihi adaletle dünyanın cennet bahçelerinden bir bahçe haline getirildiğine, zulümle de tam aksi olarak cehennemi dünyadayken yaşadığına dair sayısız örneklerle doludur. Aynı şekilde tarih, nice mazlumların küçük bir adalet kıvılcımına ümit bağlamalarına da şahit olmuştur.

      Adalet arayışı, her türlü medeniyet harikalarının geçit yaptığı çağımız insanı için de geçerlidir. Çünkü eski ve ilkel dönemlerde olduğu gibi günümüz şartlarında da haklı olan kuvvetli değil, kuvvetli olan hak iddia etmektedir. Fertten devlete kadar her kademede bu menfi anlayış ve uygulamalar ne yazık ki hakimdir. Hal böyle olunca, adalet, hak ve hukuk arayışları içinde yaşadığımız asırda da söz konusudur. Ve bu arayışlar toplumun her tabakasında görülebilir.

      Adalet arayışları ve bulunan güzel neticeler, tüm insanlık adına olunca bir farklı bir anlam taşıyacaktır. Böylece elde edilen birikim ve kazanımlar tüm insanlık hanesine yazılacaktır.
      İşte bu arayışlardan birisine, İstanbul İlim ve Kültür Vakfı tarafından 18-20 Kasım 2007 tarihlerinde organize edilecek olan uluslar arası bir sempozyumda şahit olacağız.

      “Adalet: Risale-i Nur’a Göre Daha İyi Bir Dünyanın İnşasında Adaletin Yeri ve Rolü” başlığı altında gerçekleştirilecek olan sempozyuma dünyanın dört yanından gelecek olan akademisyen ve uzmanlar hazırladıkları tebliğlerini sunacaklar. Bediüzzaman Said Nursi’nin eserlerinde vurguladığı adalet anlayışına birbirinden farklı yönler ve yaklaşımlardan hareketle yorum ve değerlendirmelerini paylaşacaklar. Yaratıcının Adl isminin ontolojik anlamı ve açılımından yaratılışta adaletin yerine, adaletin dünyevî ve uhrevî boyutundan siyaset ve adalet ilişkisine, uluslararası ilişkiler alanındaki adalet anlayışından küreselleşmeye, ekolojiden tasavvufa kadar uzanan geniş yelpazede adaletin sahip olduğu veya olması gerektiği konum üçerinde fikirlerini ifade edecekler.

      Organizasyona ev sahipliği yapacak olan İstanbul İlim ve Kültür Vakfı yetkililerinden aldığımız bilgilere göre gönderilen tebliğlerde birbirinden güzel yorum ve tespitlere yer verildiğini hemen belirtelim.

      “İlâhî adalet ve Rasyonalizm” başlıklı bir tebliğ hazırlayan Ahdar Şerît’e göre Bediüzzaman İlâhî adaletin zerreden güneşe kadar her şeyi kuşattığına dikkat çekiyor, kevnî âyetlerin en büyükleri arasında adâleti zikrediyor, hem kainat kitabında hem de Kur’an’da açık bir şekilde bu hakikatin müşahede edilebileceğini dile getiriyor.

      Risale-i Nur’la ilgili Türkiye’de ve uluslararası akademik platformlarda tebliğler sunan, konferanslar veren Prof. Dr. Ammar Ceydel, “Risale-i Nur’da Adalet” konusunu ele alıyor.

      Risalelerde adalet ile ilgili kısımları tahlil eden ve bunları kendi içinde sınıflandıran Prof. Cidel, tebliğinde genel hatlarıyla şunları söylüyor:

      “Risale-i Nur’da adalet Kur’an’ın dört büyük maksadından birisidir ve buna bağlı olarak da Risale-i Nur’un da temel esasları ve umdeleri içinde yer alır. Adalet sadece içtimâî bir mesele olmanın fersah fersah ötesinde bir mefhumdur. Bu itibarla, Risale-i Nur adaleti, hayatın maddî ve manevî bütün alanlarını kuşatan, bunun yanı sıra insanı ve diğer mahlukatı da içine alan çok geniş bir pencereden bakarak ele alıyor.”

      Prof. Dr. Rebiî b. Selâme, hazırladığı tebliğinde Mutezilî âlimler ile Bediüzzaman’ın adalet anlayışını mukayese ediyor.

      Prof. Dr. Muhammed Abdunnebi ise “Nursî ve Adalet: İtidal Düşünceleri ve İstibdad Meslekleri” başlıklı tebliğinde Risale-i Nur ışığında adalet ve istibdat konularını ele alıyor.

      “Allah’ın ‘Adl’ İsminin İmam Bediüzzam Said Nursî’de Maksat ve Muhtevası” başlıklı tebliğinde Prof. Dr. Ali Karadagi şunları söylüyor:

      “Bu risalelerde Said Nursî’nin tefekkürünün derinliğini, yepyeni düşünceler içinde vücut bulan ince fehmini ve keşfettiği bedi’ mânaları görüyoruz. Özellikle, onun risalelerinde göze çarpan güzellik ve letâfet, Adl ile Kadîr ismini, yine Adl ve halk ile İlâhî rahmeti, ayrıca iktisat ve nezafet ile adaleti ince bir şekilde birbirine bağlamasıyla daha da ziyadeleşiyor.

      “Said Nursî’nin İşârâtu’l-’İcaz’da sözünü ettiği Kur’an’ın Tevhid, Nübüvvet, Haşir ve Adalet olmak üzere dört maksadının bulunduğu tespiti, yaşadığı dönemde ‘Makasıd-ı Kur’an’ düşüncesi bakımından bir ‘ihyâ’ olarak kabul edilebilir.”

      Prof. Dr. Muhammed Ken’an Mîğa, “Risale-i Nur Külliyâtı Işığında Adalet ve Adaletin Dünyevî ve Uhrevî boyutları” başlıklı tebliğinde adaletle ilgili kısaca şu tesbitleri yapıyor:

      “Said Nursî’nin nazarında insanlar için en üstün hayatı tahakkuk ettiren adalet, aynı zamanda Kur’an medeniyetinin ‘hak, fazilet, hayır ve takvada yardımlaşma, topluma hidayet yolu ile hizmet ve beşer cemiyetini din ve uhuvvet-i imâniyye kardeşliği ile birbirine bağlamak’ olan beş esası bünyesinde barındırır.”

      “Said Nursî’nin Düşüncesinde Temel Bir İnsan Hakkı Olarak Adalet” başlıklı tebliğin sahibi olan Prof. Dr. Abdüllatif Huseyn’in tespitleri şunlar:

      “Üstad Bediüzzaman, hem insan haklarına hem de İslamın emirlerine göre hayat hakkı, din ve seçme özgürlüğü ve adaletin tatbiki gibi hususlarda insana hürmet etmeye ve onun hakkını gözetmeye davet eden düşünürlerden birisidir. Bu gibi hususlara Risale-i Nur’da münferiden değinmemiş olsa bile, birçok yerde zımnen konu ile ilgilenmiştir.”

      Bediüzzaman’ın adalet kavramına olan yaklaşımları üzerinde tebliğ hazırlayanlar sadece Müslüman akademisyenlerden ibaret değil. Dünyanın tanınmış üniversitelerinde görev yapan akademisyenler ve tanınmış düşünce adamları, bu sempozyum için tebliğ hazırlamışlar.

      Örneğin Prof. Dr. Ian Markham, “Ahlaki Sorumluluk ve Adalet: Hıristiyanlar neden Said Nursi’nin Eserlerini Okumalılar” başlıklı tebliğinde şu tespitlerde bulunuyor:

      “Nursi’ye göre, biz Allah nezdinde –kesinlikle– önemli bir konumda olduğumuz için, Allah ne yaptığımıza dikkat ediyor. Evrenin yaratıcısı benim davranışlarıma dikkat ediyor. Nursi için, bu özellik bizi mucize haline getiren temel özelliktir.

      “Nursi’ye göre davranışlar, insanın bu dünyaya bakış açısıyla bağlantılıdır. Eğer bir insan bu dünyanın büyük bir tesadüf sonucu oluştuğuna inanıyorsa; faziletli davranışı bulmak çok zordur; eğer bir insan bu dünyanın tasarlandığına inansa, o zaman her davranışı için sorumlu olacağını düşünür.”

      “Doğal Afetler ve İlahi Adalet arasında ilişki” başlığı taşıyan tebliğinde Thomas Michel Said Nursi ve Risale-i Nur’la ilgili şu tespitlerde bulunuyor:

      “Nursi’ye göre doğal afetlerde, ‘suçlanan sebepler’ ve yeryüzü tabakaları, okyanus hareketleri, volkanik tabakalardaki tektonik çizelgeler doğal afetlerde zarar gören afetzedelere yeterli ve ikna edici bir umut vermiyor. Oysa Nursi, bu tür olayların içinde insanın algılayışının üzerinde bir anlam arıyor. Nursi, bu tür olaylarda Allah’ın adalet ve şefkat elini gösteriyor ve bu olayları dua ve şükür vakti için bir fırsat olarak görüyor. Söz konusu olaylar sadece anlamsız yok olma anlamını içermiyor. Afetler, Allah’ın hikmetini anlamak için bir tecrübeden ibarettir.”

      Tebliğinde Said Nursi’nin şefkat anlayışı ve Kant’ın başkasını düşünme teorisini karşılaştıran Prof. Dr. Ian Kaplow’un tebliğinde temas ettiği şu hususlar dikkat çekici:

      “İyi bir insan olma noktasında şefkat Said Nursi’nin düşüncesinde çok önemli bir role sahip, bu da modern anlayıştan farklı olarak adalet anlayışıyla bağlantılıdır. Nursi’ye göre her kim Allah’ın merhamet ve şefkatine sığınırsa o doğru insan olur ve sonsuz merhamet sahibi Allah tarafından iyi karşılanan bir misafir olur.
      “Masum bir insana zarar vermekten sakınmak Nursi’nin ahlak ve adalet anlayışında ahlaki bir zorunluluktur.”

      Sonuç olarak, adalet insanlık için en temel ihtiyaçlarından birisi. Bu ihtiyaç giderek de şiddetlenmekte. Öyle ki, günümüz dünyasında her şey küreselleştiği gibi, adalete duyulan ihtiyaç da o seviyede küresel.

      İnsanlık adalet arayışında çok hayati bir noktada duruyor. Önünde iki seçenek var:

      Ya adalet, ya adalet!

      Daha da önemlisi, insanlık tarih boyunca adalete bu gün kadar, günümüz insanı kadar ihtiyaç duymamıştı.

      Her ihtiyacın karşılanmasında en doğru, en güvenilir ve emniyetli ve en kısa yoldan karşılanması için yol ve çareler vardır. İstanbul İlim ve Kültür Vakfı tarafından, yukarıda detaylı olarak yer verdiğimiz bilgi ve tespitlerden hareketle can-ı gönülden diyoruz ki, bu sempozyum aracılığıyla tüm insanlığa, açlığını çektiği adalete en güvenilir, en istikametli ve en kestirme yol sunulacaktır.
      _________________________________________________

      NOT:
      İstanbul’dan, diğer illerimizden ve dünyanın çeşitli ülkelerinden sempozyumu takip etme maksadıyla gelecekler şu iletişim adreslerini kullanabilirler:

      justice@iikv.org

      0212 527 81 81-82-83

      F:0212 527 80 80

      Rüstempaşa Medresesi, Sururi mah. Medrese Sk. No:2

      Eminönü / İstanbul

    1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
    • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.