Kaidelerin, kuralların, teorilerin, duygusuzluğu kara kule gibi dikildiğinde hayatımıza, bir şeyler söylemenin, bir şeyler yapmak gerektiğinin acısı ve sızısı yorarken bizi, bize lazım olan bir şeyin ihtiyacını hissederiz.
Yorulmuşluktan, çaresizlikten, umutsuzluğumuza yol veren çıkmazların içinden sıyrılıp, yeniden başlamak, silkelenip dağıtmak isteriz kara bulutları.
Sonuca varan yollar ufukta olsa da, bir sis kaplayıp kuşatsa da düşüncelerini, deli eden anlamsızlıkların kırgınlığı olsa da, bu karanlığı delecek ışık, bu kuşatmayı yaracak irade, bu komployu çürütecek fikir, içinde bir yerlerde, sende…
Karanlığın hükmüne inanma. Modern hayatın, ruhunu söndüren kurallarına diren, kaidelerin sertliği incitse bile yıldırmasın seni.
Yoluna çıkan engellerden, otoriter mantığın hissiz/duygusuz tavrından, hayatını saran ablukadan sana iletilmek istenen bir mesaj var. Arayışlarını kendine yönelt. Sorunların, çıkmazların anlamını deşelemeden önce kendine dön, gidişatı sorgulamadan önce kendini sorgula ve içinde, derinlerde toz tutmuş coşkuyu bul. Coşkularını diri tut, umutlarını sakla, tutkularından güç al.
Çilelerin sana ışık olacak, yolunu aydınlatacak. Yorgunlukların, yoldaki tabelalar gibi seni aydınlığa götürecek. Tutkuların sana enerji verecek, şimdiki zamanda sessizce aklında dursalar bile, onları hiçbir zaman kaybetme. Duygularını haykıramasan bile, silinip gitmesine izin verme, güzel günler için dursun ceplerinde.
Duaların, destekçin ve koruyucun olacak, usanmadan, bıkmadan, umutsuzluğa kapılmadan iste…
İhanetler sarsa da seni, yoldaşların bıraksa da elini, ruhuna tırmanan hissiz/duygusuz süvarilere izin verme, mevzini terk etme… Korkma, ceplerinde duaların var, unutma!
Abdullah Kibritçi