• Bu konu 0 yanıt içerir, 2 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
  • Yazar
    Yazılar
  • #646252
    Anonim

      Ümit taşı

      Küçük çocuk, deniz kenarında gördüğü yassı bir taşın güzelliğine hayran
      olmuştu. Mutlaka bir mücevherdi bulduğu. Şekli de bir insan kalbi gibiydi.
      Üstelik de parıl parıl parlamaktaydı.

      Çocuk, taşı avuçlayıp evine koştu. Ve onu büyük bir heyecanla babasına
      uzattı. Adam, yavrusunun soğuktan morarmış avucundaki taşın, birbirine
      sürtüldüğünde kıvılcım çıkartan bir çakmak taşı olduğunu hemen anladı.
      Fakat bunu ona söyleyemedi.

      Küçük çocuk, rüyalarını süsleyen bisiklete kavuşmak için elindeki taşı
      satmak istiyor ve o paranın bir bölümüyle, bir de top alacağına inanıyordu.
      Fakat babası buna yanaşmıyordu.

      Çocuk, işin kendisine düştüğünü anladığında, tatilde simit sattığı çarşıya
      gitti. Kuyumcu vitrinleri, göz kamaştıran ışıkların aydınlattığı altın
      kolyelerle doluydu. Bir de, elindeki taşın çok daha küçük olanlarıyla
      süslenen pahalı yüzüklerle.

      Çocuk, en gösterişli mağazayı gözüne kestirdikten sonra, bir süre vitrin
      önünde bekledi. İçeride, dükkan sahibi olduğu anlaşılan bir adam vardı.
      Müşteri olarak da, kürk mantolu bir hanım.

      Küçük çocuk, biraz sonra içeri girdi. Ve cebinden çıkardığı taşı dükkan
      sahibine uzatarak:
      — Bu pırlantayı deniz kenarında buldum efendim! dedi. Eğer isterseniz size
      satarım.
      Adam, taşa uzaktan bir göz atıp:
      — O sadece basit bir çakmak taşı, dedi. Bütün sahil o taşlarla doludur.
      — Hayır, diye atıldı küçük çocuk. İsterseniz ıslatın. Ne kadar parladığını
      göreceksiniz.
      Dükkan sahibi, zengin müşterisini kaçırmaktan korkuyor ve çocuğu kolundan
      tutup atmayı planlıyordu. Kadın, onun niyetini sezmişti. Çocuğun taşına
      yakından bakıp:
      — Tam istediğim şey! diye gülümsedi. Onu bana satar mısın?

      Küçük çocuk, taşının gerçek değerini anlayan biriyle karşılaşmış olmaktan
      son derece mutluydu. Kadının cebine doldurduğu paralar ise, aklını başından
      almıştı. Defalarca teşekkür ettikten sonra, koşarak uzaklaştı. Kadın,
      elindeki taşı kuyumcuya vererek ona bir zincir takmasını istedi. Belli ki,
      mücevher gibi taşıyacaktı.

      Dükkan sahibi, yapmış olduğu ikazı anlamadığı için, kadının aldandığını
      düşünüyordu. Bu yüzden de:
      —Söylemiştim ama tekrar edeyim! dedi. Satın aldığınız şey basit bir taştır.
      Kadın, önce pırlanta kolyesine, daha sonra da yüzüğüne bakarak:
      —Zannetmiyorum!.. dedi. O taş bence bunlardan çok değerli. Çünkü küçük bir
      çocuğun ümidini taşıyor.

      #716203
      Anonim

        SERGERDAN ABİ BUNU BEN ÖNCEDEN PAYLAŞMIŞTIIIIM 😀
        YANİ ÖYLESİNE DEDİM 🙂

      2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
      • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.