• Bu konu 0 yanıt içerir, 2 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
  • Yazar
    Yazılar
  • #646763
    Anonim

      Amerika’nın muhtelif üniversitelerinde görev yapan matematik Prof. Jefri
      Lang İslam’a giriş hikayesini yazmış olduğu ‘Melekler soruncaya kadar’
      isimli eserinde derin felsefi düşüncelerle, ruhani duygular arasında ilk
      namazını şöyle dile getiriyor:

      “Müslüman olduğum gün cami imamı, bana namazın kılınışını açıklayan bir
      kitap verdi. Ancak Müslüman talebelerin buna endişelerini gördüm, bana:
      “Acele etme, rahat ol, zamanla yavaş yavaş yaparsın” dediler. Ben de kendi
      kendime, namaz bu kadar zor mu? Dedim ve talebeleri duymamazlıktan
      gelerek, hemen vaktinde beş vakit namaz kılmaya karar verdim. O gece, loş ve
      küçük odama çekilerek kitaptan abdest ve namaz hareketleri eksersizlerini
      yaptım, namazda okunacak bazı surelerin Arapça okunuşlarıyla İngilizce
      anlamlarını ezberlemeye çalıştım. Bu çalışmalar saatlerce devam etti.

      İlk namaz denemesi için kendime güven gelince yatsı namazını kılmaya karar
      verdim. Vakit gece yarısıydı, kitabı alıp banyoya girdim, kitabı açarak,
      mutfaktaki ilk yemek denemesi yapan aşçı gibi kitaptaki talimatları dikkat
      ve incelikle bir bir uyguladım. * **
      *Abdest bitince odanın ortasında durup, kapı ve pencerelerin kilitli ve
      kapalı olmasından emin olduktan sonra kıble olarak bildiğim tarafa yöneldim,
      derin bir nefes aldım ve elimi kaldırarak alçak bir sesle Allahu Ekber
      dedim. Kimsenin
      beni işitmemesini ve görmemesini umuyordum, yavaş yavaş Fatiha suresi ile
      kısa bir sureyi Arapça olarak okudum. Öyle zan ediyorum ki herhangi bir Arap
      beni dinlemiş olsaydı benim okumamdan bir şey anlamayacaktı.
      *
      *İkinci bir tekbir alarak Rükua gittim, rükuda biraz tedirginlik
      hissettim, çünkü hayatımda hiç kimseye eğilmemiştim. Odada yalnız olduğumu
      hatırlayınca sevindim. Subhane Rabbiyel azim dediğimde kalbimin hızla
      çarptığını hissettim. Tekrar tekbir getirerek doğruldum ve artık secdeye
      varma zamanı gelmişti. Secdeye varmak üzere ellerimi ve dizlerimi yere
      koyunca dona kaldım, secdeye gidemiyordum, efendisinin önünde başını yere
      koyan köle gibi yüzümü, burnumu yere koyup kendimi
      zillet sandığım bir duruma düşüremiyordum, üstelik bacaklarım da
      katlanamıyordu,utandım gülünç duruma düştüm zannettim. *
      **
      *Bu durumda beni gören, arkadaş ve tanıdıklarımın önünde acınacak ve alay
      edilecek halimi düşündüm, arkadaşlarımın kahkahalarını duyar gibi oluyordum.
      ‘San Francisco’da Araplar çarptı bu hale düştü’ gibi sözler sarf
      edeceklerini tahayyül ederek zavallı duruma düştüğümü hissettim. Bir müddet
      tereddüt ettikten sonra derin bir nefes aldım başımı seccadeye koydum,
      zihnimdeki bütün düşünceleri attım, dikkatimi dağıtacak düşüncelere yer
      vermeden ikinci secdeye de vardım. Bu esnada kendi kendime “Daha önümde üç
      tur daha var”
      diye düşündüm ve kararlıydım: Neye mal olursa olsun bu namazı
      tamamlayacağım. Kalan rekatlarda işler gittikçe daha da kolaylaşıyordu.
      *
      *Son secdede tam bir sükunet hissettim. Nihayet teşehhütten sonra selam
      verdim.

      Selamdan sonra bulunduğum yerde olduğum gibi kaldım, geriye dönüp nefsimle
      giriştiğim savaşı aklımdan geçirdim, bir savaştan çıktığımı hissettim sonra
      başımı önüme eğerek mahçup bir şekilde “Allah’ım geri zekalılığımdan ve
      tekebbürümden dolayı beni bağışla, uzak bir yerden geldim ve daha önümde kat
      edilecek uzun bir yol var” diye dua ettim.

      Bu esnada daha önce hiç yaşamadığım bir şeyi hissettim. Bunu kelimelerle
      ifade etmek mümkün değil. Vücudumu, kalbimin bir noktasından çıktığını
      hissettiğim ve anlatmaktan aciz kaldığım bir dalga kapladı, soğuk gibiydi,
      ilk etapta irkildim, vücuduma olan etkisinden ziyade garip bir şekilde
      duygularımı etkiledi ve görünür bir rahmetin varlığını hissettim. Bu rahmet
      sonra içime nüfuz ederek içimde kaynamaya başladı.
      *
      *Sonra sebebini bilmeden ağlamaya başladım, ağlamam artıp göz yaşlarım
      aktıkça, rahmet ve lütuftan harika bir gücün beni kucakladığını hissettim.
      Günahkar olmama rağmen, günahlarımdan, veya utanç ve sevinçten dolayı
      ağlamıyordum. Sanki büyük bir set açılmış ve içimdeki korku ve keder sel
      olup gidiyor. Bu satırları yazarken kendi kendime diyordum: “Allah’ın rahmet
      ve mağfireti, sadece günahları affetmiyor, o
      aynı zamanda bir şifa ve bir sekinedir”. Uzun bir süre başım eğik bir
      şekilde öylece diz üstü kaldım.

      Ağlamam durunca, yaşadığım deneyin akıl ile izah etmenin mümkün olmadığını
      anladım, Bu esnada idrak ettiğim en önemli husus ise, benim Allah’a ve
      namaza şiddetle muhtaç olduğum gerçeği oldu. Yerimden kalkmadan önce de şu
      duayı yaptım: “Allah’ım bir daha küfre girmeye cüret edersem beni, o küfre
      girmeden önce öldür ve bu hayattan kurtar, hata ve eksiksiz yaşamanın çok
      zor olduğunu biliyorum, ancak şunu
      yakînen biliyorum ki, bir tek gün dahi olsa sensiz yaşamak senin varlığını
      inkar etmem mümkün değildir”.*

      ” HAYAT BIR UYKUDUR, OLUNCE UYANIR INSAN; SEN ERKEN DAVRAN OLMEDEN ONCE UYAN

      #719038
      Anonim

        nefsi ile epy mücadele etmiş, sanırım prof olunca gurur had safhaya çıkıyor, bizim celal şengördeki gurur gibi 🙂

      2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
      • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.