- Bu konu 3 yanıt içerir, 3 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
29 Temmuz 2008: 09:40 #646872
Anonim
Halbuki, şu zamanda, kizb ve sıdkın ortasındaki mesafe o kadar kısalmış ki, âdetâ omuz omuza vermişler. Sıdktan yalana (geçmek) pek kolay gidiliyor. Hattâ, siyâset propagandası vâsıtasıyla, yalancılık doğruluğa tercih ediliyor. İşte, en çirkin şey, en güzel şeylerle beraber bir dükkânda, bir fiyatla satılsa, elbette pek âlî olan ve hakikat cevherine giden sıdk ve hak pırlantası, o dükkâncının mârifetine ve sözüne itimad edip, körü körüne alınmaz.
29 Temmuz 2008: 09:54 #719172Anonim
Bu asırda ikinci dehşetli hal: Eski zamanda küfr-ü mutlak ve fenden gelen dalaletler ve küfr-ü inadiden gelen temerrüd, bu zamana nisbeten pek az idi. Onun için, eski İslam muhakkiklerinin dersleri, hüccetleri o zamanlarda tam kafı olurdu. Küfr-ü meşkuku çabuk izale ederlerdi. Allah’a İmân umumi olduğundan, Allah’ı tanıttırmakla ve Cehennem azabını ihtar etmekle çokları sefahetlerden, dalaletlerden vazgeçebilirlerdi.
Şimdi ise, eski zamanda bir memlekette bir kafır-i mutlak yerine, şimdi bir kasabada yüz tane bulunabilir. Eskide, fen ve ilimle dalalete girip inat ve temerrüdle hakaik-i imana karşı çıkana nisbeten şimdi yüz derece ziyade olmuş. Bu mütemerrid inatçılar, firavunluk derecesinde bir gururla ve dehşetli dalaletleriyle hakaik-ı imaniyeye karşı muaraza ettiklerinden, elbette bunlara karşı atom bombası gibi bu dünyada onların temellerini parça parça edecek bir hakikat-i kudsiye lazımdır ki, onların tecavüzatını durdursun ve bir kısmını imana getirsin.
10 Kasım 2008: 20:02 #721741Anonim
Hayat-ı beşeriye bir yolculuktur. şu zamanda, Kur’ân’ın nuruyla gördüm ki, o yol bir bataklığa girdi. Mülevves ve ufûnetli bir çamur içinde, kafile-i beşer düşe kalka gidiyor. Bir kısmı selâmetli bir yolda gider. Bir kısmı mümkün olduğu kadar çamurdan, bataklıktan kurtulmak için bazı vasıtaları bulmuş. Bir kısm-ı ekseri, o ufûnetli, pis, çamurlu bataklık içinde, karanlıkta gidiyor. Yüzde yirmisi, sarhoşluk sebebiyle, o pis çamuru misk ü amber zannederek yüzüne gözüne bulaştırıyor; düşerek, kalkarak gider, tâ boğulur. Yüzde sekseni ise, bataklığı anlar, ufûnetli, pis olduğunu hisseder; fakat mütehayyirdirler, selâmetli yolu göremiyorlar.
11 Kasım 2008: 07:52 #721769Anonim
Hakaik-i imaniye,
herşeyden evvel bu zamanda en birinci maksat olmak
ve sair şeyler ikinci, üçüncü, dördüncü derecede kalmak
ve Risale-i Nur‘la onlara hizmet etmek
en birinci vazife ve medâr-ı merak ve maksud-u bizzat olmak lazım iken,
şimdikihâl-i âlem hayat-ı dünyeviyeyi,
hususan hayat-ı içtimaiyeyi
ve bilhassa hayat-ı siyasiyeyi
ve bilhassa medeniyetin sefahet ve dalâletine
ceza olarak gelen gadab-ı ilâhinin bir cilvesi olan
Harb-i Umumînin
tarafgirâne, damarları ve âsabları tehyîç edip
bâtın-ı kalbe kadar,
hatta hakaik-i imaniyenin elmasları derecesine
o zararlı, fâni arzuları yerleştirecek derecesinde
bu meş’um asır öyle şırınga etmiş ve ediyor ve öyle aşılamış ve aşılıyor ki,
11 Kasım 2008: 07:57 #721770Anonim
Risale-i Nur dairesi haricinde bulunan
ulemalar, belki de velîler
o siyasî ve içtimaî hayatın rabıtaları sebebiyle,
hakaik-i imaniyenin hükmünü
ikinci, üçüncü derecede bırakıp, o cerayanların hükmüne tabi olarak,
hemfikri olan münafıkları sever.
Kendine muhalif olan ehl-i hakikati,
belki ehl-i velayeti tenkit ve adâvet eder,
hatta hissiyat-ı diniyeyi o cereyanlara tabi yaparlar.
İşte bu asrın bu acip tehlikesine karşı,
Risale-i Nur‘un hizmet ve meşgalesi,
şimdiki siyaseti ve cerayanlarını o derece nazarımdan ıskat etmiş ki,
bu Harb-i Umumîyi bu dört ayda merak etmedim, sormadım.
Kastamonu Lâhikası – 84 / 85
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.