- Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
6 Ağustos 2008: 08:59 #646895
Anonim
Quote:(FOTO )

“Allah’a ak bir yüzle hesap vermeye hazırız ve rahatız”
Yıllardır hakkında ortaya atılan iddialar ve yapılan bütün yayınlara karşı sessiz kalmayı tercih eden Hizbullah Cemaati ilk kez sessizliğini bozup hakkındaki iddialara cevap verdi. Önceki gün ‘Hizbullahi Müslümanlardan Kamuoyuna’ başlığıyla gazetemize gönderilen e-mailde, son günlerde birtakım basın yayın organlarında Hizbullah ile 2000 yılında Beykoz’da çıkan çatışmada hayatını kaybeden lideri Hüseyin Velioğlu hakkında ortaya atılan iddialar sert bir dille yalanlandı. Geçmişten bugüne kamuoyunda doğru veya yanlış olarak bilinen birçok konuya açıklık getireceği tahmin edilen açıklamada, başta Zaman Gazetesinin ortaya attığı iddialara, Hizbullah’ın Ergenekon’a bakışı, 1999 yılında yakalanan ve Hizbullah’a ait olduğu ileri sürülen bombalar, mezar evlerde çıkan şahıslar, Molla Mansur Güzelsoy’un ölümü ile son günlerde basın yayın organlarında ortaya atılan bütün iddialara tek tek cevap veriliyor.
Bugüne kadar hiçbir şekilde haklarında ortaya atılan iddialara cevap vermeyen Hizbullah Cemaati, son günlerde medyada çıkan Ergenekon haberleri ve bu haberlerde Hizbullah Lideri Hüseyin Velioğlu hakkında ortaya atılan iddiaları, yine Ergenekon örgütüne ait bombalar ile Hizbullah’a ait olduğu iddia edilen bombaların aynı seriden olduğu, Hizbullah’ın Molla Mansur Güzelsoy’u öldürdüğü gibi birçok iddia tek tek yalanladı.
Özellikle Zaman gazetesinde çıkan haberlerin tamamen yalan ve art niyetli olduğu vurgulanan açıklamada, “Müslüman” olarak bildiğimiz; ama icraatları, meselelere bakış açıları, İslam’ın temel sorunlarına yaklaşımları, dünyanın her yerinde İslam için mücadele eden Müslümanlara “terörist” yaftası vurup İslam’ın azılı düşmanlarına “diyalog” adına kucak açmaları gibi garip ve kabul edilemez davranışları olan bir kesimin yazılı ve görsel medyasında Hizbullah Cemaatinin Ergenekon ile bağlantılı olduğuna dair yalan ve iftira ürünü bir iddianameye dayandırdıkları haberleri esefle takip ettik” denildi.
Bugüne kadar neden sessiz kalındı?
Yaptıkları açıklamada bugüne kadar gazeteci, yazar ve analist gibi birçok kişinin iftira ve karalamalarına hedef olduklarını belirten Hizbullah, bu iddialara bugüne kadar “görevleri olan düşmanlıklarını yapıyorlar” düşüncesiyle hiç cevap verme gereği duymayarak sessiz kaldıklarını belirtti. Özelikle son zamanlarda sözde İslami kimlikli birtakım basın yayın organlarında haklarında iftira ve yalan yayınlar yapılması üzerine Müslüman kamuoyunu bilgilendirme ihtiyacı gereği duyulduğu belirtilen açıklamada, “Müslümanlara ve İslamî değerlere her türlü saldırının olduğu bir dönemde; hem PKK hem de laik rejimin halkı dinden uzaklaştırma gayretlerine karşı bölge halkını İslamî değerlerle buluşturma noktasında en büyük çabayı gösteren Hizbullah cemaatini böyle basit ve ucuz iftiralarla karalamaya çalışmanın küfrün faydasına ve Müslümanların zararına olacağı muhakkaktır. Böylesine düşmanca bir tutum içine girilmesinin sebebi Müslüman olmamız mı; hiçbir menfaat, makam, mevki ve dünya metaı gözetmeden sadece Allah rızası için İslam’a hizmet etmemiz mi; yoksa samimi ve ihlâslı çalışmalarımızın Müslüman halkımızın gönlünde büyük bir teveccüh, beğeni ve sempati kazanarak Amerika ve İsrail’in çıkarlarını baltalaması mıdır?” ifadeleri kullanıldı.
Kime ve neye hizmet ediyorsunuz?
Zaman gazetesinde çıkan iddiaların art niyetli olup hak ve hakkaniyetten uzak, bölge insanına ve İslama zarar vereceğinin altı çizilen açıklamada, bu tür iftira ve iddiaların ancak İslam düşmanlarını sevindireceği kaydedildi. Söz konusu iddia ve iftiraların ancak bölge üzerinde emelleri olan ABD ve İsrail’in işine yarayacağı vurgulanan açıklamada şöyle denildi: “Türkiye’de yaşayan ve kendisini Müslüman olarak gören herkes şu soruya açık ve net cevap vermenizi bekliyor: Müslümanları karalayıp iftira atmakla neyi amaçlıyorsunuz? Böyle yapmakla neye hizmet ettiğinizin farkında mısınız? Şunu kesin ve net olarak bilmelisiniz ki; Müslümanları töhmet altında bırakacak, Müslümanların su-i zannına sebebiyet verecek, Müslümanların birliğini bozup birbirlerine menfi gözle bakmalarına neden olacak her itham ve iftira, her karalama sadece ve sadece Amerika, İsrail ve tüm İslam düşmanlarının iğrenç çıkarlarına hizmet edecektir. Dolayısıyla ya bunu bizzat Amerikanın BOP ve İsrail’in Arz-ı Mev’ud hesabına yapıyorsunuz (Allah muhafaza), ya basit bazı grupsal çıkarlar için Amerika ve İsrail ile ortak hareket ediyorsunuz, ya da bilmeden onlara alet oluyorsunuz. Umudumuz ve temennimiz odur ki bu saldırılar bilinçsizce alet olunarak yapılmış olsun. Aksi takdirde insanın akidesine kadar taalluk eden vahim sonuçların olduğu malumdur. Ancak bu kadar çürük iddia üzerine bu kadar büyük sonuçlara ulaşıp, bu kadar insanı itham etmek, ayrıca haberlerin veriliş şekli ve tarzındaki saldırgan üsluba bakarak rahatlıkla diyebiliriz ki bu, gafletle yapılmış olsa bile Müslümanlara ihanete varan bir gaflettir”
Bütün iddialar tek tek yalanlanıyor
Söz konusu gazetede haklarında çıkan bir sayfalık haberin tamamen hayal ürünü ve iftira olduğu vurgulanan açıklamada bütün iddialara tek tek yalanlanıyor. Söz konusu gazetenin iddia ettiği gibi Emekli bir emniyet istihbaratçısının Adana Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Temel Cingöz ile İl Jandarma Komutanı Vicdan Başaran isimli komutanlarla Hüseyin Velioğlu’nu yemek yerken gördüğünü ve Hüseyin Velioğlu’nu komutanın “emireri” zannettiğini söylemesinin tamamen yalan ve hayal ürünü olduğu belirtilen açıklamada, “Bu iddianın yalan ve iftira olduğu, anlatımın kendisinden kolaylıkla anlaşılmaktadır. Çünkü Şehid Hüseyin Velioğlu’nu tanıyanlar bilir ve ele geçen fotoğraflarından da bilinir ki; Şehid Hüseyin Velioğlu şehid olduğu tarihe kadar sakallı idi. Sakallı olan bir insanın komutanın “emir eri” olduğunu düşünmek mümkün olmadığına göre bu senaryonun sadece hakaret için olduğu rahatlıkla anlaşılır. Zaten olayı yalanlayabilecek insanların hayatta olmadığı bir senaryoyu, meçhul bir şahsın ifadesiyle savunmaya çalışmak ve buna binaen büyük bir İslamî camiayı karalamaya kalkışmak tek başına büyük bir iftira ve bühtandır. Kaldı ki yukarıda söylediğimiz gibi ifadelerin ayrıntılarında da haberin yalan olduğu bellidir” denildi.
Yaşayanlar iddiaların yalan olduğunu ispatlayabilir
Yine Hüseyin Velioğlu’nun Tuğgeneral Temel Cingöz’ün talimatıyla Batmandaki Petrol-İş Sendikası başkanlığına aday olduğu iddiasını da yalanlayan Hizbullah, iddiayı ortaya atan gazetelerin “her iki taraf da hayatta olmadığından böyle bir iftira atarsak tutar” mantığıyla hareket ettiğini belirterek iddialara şu sözlerle cevap verdi: “Ancak şu bilinmelidir ki Şehid Hüseyin Velioğlu şehid olmuşsa da sendika seçimlerinde onun yanında olan insanlar halen hayattadırlar ve inanıyoruz ki bu konuda hak şahitlikte bulunanlar çıkıp gerçekleri açıklayacaklardır.”
Molla Mansur, eceliyle vefat etmiş
İddiaları ortaya atan söz konusu gazetenin Molla Mansur Güzelsoy ile ilgili de tamamen yalan ve uydurma haber yazdığı belirtilen açıklamada Mansur Güzelsoy’un eceliyle ve yurtdışında vefat ettiği kaydedildi. İşte Zaman’ın ‘sopalarla öldürüldü’ dediği ancak gerçekte yurtdışında ve eceliyle vefat ettiği bilinen Mansur Güzelsoy ile ilgili Hizbullah’ın verdiği cevap şöyle: “Diğer bir delilleri ise; Molla Mansur Güzelsoy’un Şehid Hüseyin Velioğlu’nun ayda bir “İranlılarla buluşuyorum” diyerek gidip kendisini yönlendirenlerle buluştuğu şeklindeki iftiradır. Bunun devamında Molla Mansur Güzelsoy’un sabah namazı çıkışında dövülerek öldürüldüğü dile getiriliyor. Bu bilgi ile de sanki Molla Mansur Güzelsoy’un bu önemli bilgiyi (!!!) deşifre ettiği için öldürüldüğü havası estirilmeye çalışılıyor. Öncelikle Molla Mansur Güzelsoy Türkiye’de değil, İran’da herhangi bir saldırı olmaksızın hastalık sonucu vefat etmiştir. (Allah rahmet eylesin.) Bu hadiseyi onu tanıyan herkes de çok iyi biliyor. Dolayısıyla delil olarak sunulan iddianın ispatlanabilen bölümü apaçık bir yalandır. İddianın “çamur at, tutmasa da izi kalır” nev’inden olan bölümüne gelince; öncelikle Molla Mansur Güzelsoy’un böyle bir şeyi söyleyip söylemediğini bilmiyoruz. Söylemiş ise kime söylemiş, ne zaman söylemiş, bunun delili nedir? Bunların hiçbiri ortaya konulmadan ve iddianın Molla Mansur’un ölümü ile ilgili bölümü de külliyen yalanken; ayrıca kendilerine iftira edilen zatlar hayatta değilken, böyle bir iddiayı öne sürmek apaçık bir iftiradır, bühtandır ve karalamadır”
Ergenekon bombaları ile hiçbir alakamız yok
Ergenekon soruşturmasında ele geçirilen bombaların sözde Hizbullah bombaları ile aynı seriden olduğu iddialarına da açıklık getirilen açıklamada, söz konusu bombaların Hizbullah ile hiçbir alakası olmadı vurgulanıyor. Hiçbir dönemde Hizbullah’a ait herhangi bir silahın Ağrı veya Kars’ta yakalanmadığı vurgulanan açıklamada, “Bu konuda en önemli delil olarak öne sürülen Ergenekon bombaları ile Mart 99’da yakalanan Hizbullah’ın sözde bombalarının aynı kafile ve seri numarasından olduğu iddiasıdır. Medyada bu bombaların yakalandığı yer olarak da Ağrı veya Kars telaffuz ediliyor. Öncelikle şunu açıkça dile getirelim ki ne Mart 99’da ne de hiçbir dönemde Hizbullah’a ait bombalar Ağrı veya Kars’ta yakalanmış değildir. Ancak bir dönem bölgedeki tüm İslamî yapılanmaları ‘Hizbullah’ diye ilan etmek polisin ve medyanın âdeti idi. Eğer bu şekilde birilerinde bu bombalar yakalanmış ise onu bilemeyiz. Nitekim Şırnak’ta bir kısım silahla birlikte bazı korucular yakalandı. Korucu oldukları için kısa süren mahkeme sürecinden sonra serbest bırakıldılar. Ancak bunlar da basına Hizbullah mensupları olarak yansıdı. Bunlarda da yakalanmışsa yine Hizbullah ile ilgisi yoktur. Bunun öğrenilmesi için bu bombaların hangi ilde, nerede ve kimin ifadesine veya yer göstermesine binaen çıkarıldığının netleştirilmesi lazımdır. Ancak o zaman, bu bombaların kime ait olduğu anlaşılır” ifadeleri kullanıldı.
Mezar evlerde çıkan şahıslar MİT, JİTEM ve Polis ile ilişkili kişilerdi
Hizbullah’ın hiçbir dönemde askeri veya başka birimler ile hiç bir ilişkisi olmadığı bunun en açık delillerinin de sık sık medyada yayınlanan mezar evler olduğu belirtilen açıklamada bu evlerde çıkan şahısların MİT, JİTEM veya Polis ile ilişkili oldukları için sorgulandıkları kaydedildi. İşte o açıklama: “Yine karalamak için arada bir zikrettikleri mezar evler de iddialarını yalanlayan ayrı bir delildir. Çünkü hem ele geçen arşivin; hem bu konuda suçlanan şahısların ifadelerinin; hem de bu konuda hazırlanan iddianamelerin şehadetiyle mezar evlerden çıkan şahıslar MİT, JİTEM ve Polis istihbaratıyla ilişkili oldukları için sorgulandılar. Buna rağmen tam aksi yönde bir iddia ile Hizbullah’ın askeri makamlarla ilişkili olduğuna delil bağlamında bu mezar evleri zikretmek ancak karalama niyetinin bir sonucudur.”
Suçlamalar insafsız ve maksatlıdır
Haklarında ortaya atılan iddiaların insafsız ve maksatlı olduğu ifade edilen açıklamada özellikle İslami kimlikli bazı kesimlere Allah’tan korkması çağrısı yapılarak yaptıkları yanlışların hesabını ahirette mutlaka verecekleri hatırlatılıyor. Hizbullah’ın bölgede halkın büyük sempati ve sevgisini kazandığı ileri sürülen açıklama şöyle devam ediyor: “Özellikle bölge halkı biliyor ki Hizbullah Cemaati ve onun Şehid Rehberi’nin İslam’a hizmet etmekten, Kur’an’ın hadimliğini yapıp sünnet-i seniyyeyi yeniden ihya etmekten başka hiçbir amacı yoktur. Mensupları öncelikle İslam’ı hayatlarında yaşayıp tatbik etmek, sonra da bunu çevresine yaymak için yıllardan beri kıt imkânlarla büyük bir çaba harcayan, binlerce insanın hidayetine vesile olan, bu konuda karşısına engel olarak çıkan PKK ile çatışıp binlerce şehid veren, süreç içerisinde binlerce tutuklu, yetim ve muhaciri barındıran, aynı zamanda hem PKK, hem de laik rejimin baskılarına göğüs geren ve bu konuda büyük bedeller ödeyen Hizbullah gibi bir camiayı ağır suçlama, hakaret ve ithamlarla karalamaya çalışanları Allah’tan korkmaya davet ediyor ve onlara ahiretten önce dünyada da ilahi adaletin tecelli edeceğini hatırlatıyoruz.
İslam’a hizmet sürecimizde insan olmamız hasebiyle yanlışlık ve kusurlarımız olabilir, olmuştur. Cenab-ı Allah tüm müminlerin ve bizlerin de taksiratını affeylesin. Ancak, Hizbullah; akidesine, İslam’a ve Müslümanlara düşmanlık yapan legal, illegal hiçbir kurum, kuruluş, parti, dernek ve diğer oluşumlarla ve mensuplarıyla ilişki ve dirsek temasında bulunmamış ve yan yana da olmamıştır. Bu konuda Allah’a ak yüzle hesap vermeye hazırız ve rahatız. Cenâb-ı Allah tüm müminleri özellikle İslam’a hizmeti meslek edinen Müslümanları haktan ayırmasın, Müslümanlara hakkı söyletsin, hakkı yaptırsın ve onları her türlü fitneye karşı muhafaza etsin. Âmin.”Doğru Haber Gazetesi
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.