• Bu konu 0 yanıt içerir, 2 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
  • Yazar
    Yazılar
  • #647216
    Anonim

      /Yalnızlıktan geliyorum koyu bir karanlık,

      ne sen sor ne ben söyleyeyim/

      Eylül gözlüm! sana pişmanlıklarımı getirdim,

      amansız ağrılarımı, sarı yaprakları, ah keşkelerimi,

      kaybettiğim imtihanları, sular seller misali gözyaşlarımı,

      sonra gür dereleri, şiddetli yağışları, fırtınaları, ah;larımı,

      vah’larımı, eyvah’larımı sana sonbaharı getirdim

      son kez aç koynunu.

      /Kalu beladan geliyorum bembeyaz bir aydınlık,

      sen sorsanda söyleyecek gücüm yok/

      Tüm mevsimler güz oluyor gözümde, ölümle nişanlı

      doğduğumu çok geç anladım, şimdi hazan olmuş

      yıkımlardan sonra, bir elimde hiç ölmeyecekmiş gibi

      biriktirdiğim hüzünler, diğer elimde uçup

      yok olacakmış gibi yaptığım iyilikler,

      sana ürkek yanlarımı getirdim, acemiliğimi,

      ceylansılığımı yani çocuk yanımı, masumluğumu,

      ilk dua ezberleyişimi, ilk alnımın secdeye varışını,

      sana asıl beni getirdim tüm benliklerimden sıyrılarak.

      /Yok oluştan geliyorum, puslu bir gökyüzü,

      ne sen sor ne ben söyleyeyim/

      Sana unutuluşlarımı getirdim, kullanılıp atılmalarımı,

      fiyakalı yenilgilerimi, arkadan vuruluşlarımı,

      Yusufluğumu yani, yani suçlanışımı,

      hainlerin şuh kahkahalarını, sana davamı getirdim;

      dışardan sapasağlam, içerden ipincecik.

      /Kendimden geliyorum, koca bir muamma,

      ne sen sor ne ben söyleyeyim/

      Eylül gözlüm! sağ elimle ne getirebiliyorsam

      kaldırdım

      hepsini ve getirdim. Bir bardak su getirdim

      ilk korkmalarımda içemediğim,

      sana sonbaharı getirdim aç koynunu,

      okşa sevgilerden mahrum kalmış katran karası

      bahtımı,

      umutlarımı nadastan çıkar, koynuna al düşlerimi,

      düşüşleri unuttur, yılların üşümüşlüğünü sil,

      sıcak bir yorgan gibi sar beni.

      /Zemheriden geliyorum, hesapsız bir titreme,

      ne sen sor ne ben söyleyeyim/

      Eylül gözlüm! Tüm mevsimler güze evrilirken,

      bir zemherilik üşümeyi çok görme bana,

      bir yanım donsuz ayazlarda diğer yanımla seninim,

      ömrüm, işgal edilmiş kalbim, dalgalı saçlarım,

      çürük yaprak yeşili gözlerim,

      bilmiyorum hala yerindeyse aklım

      sana sapasağlam gelmeyi ne çok isterdim,

      sen beni meçhul bir yol çıkmazında terk ettin,

      kendimden arta kalan ne varsa yarım yamalak

      topladım

      sana geldim aç koynunu.

      /Gitmelerden geliyorum, hep kalmış gibi,

      ne sen sor ne ben söyleyeyim/

      İki şehirden kovuldum, üç kente küstüm,

      bunu ben istemedim biliyorsun, ve bir şeyi daha

      biliyorsun;

      benden yollara dökülen her parça,

      birilerinin tekerine batacak ve her ölümde

      daha çok sonbahar getireceğim sana,

      ben başka mevsimleri sevdikçe sen beni güze

      hapsettin.

      Al bu kanı çekilmiş ellerim ancak bir kez daha

      kalkar,

      bir sağa bir sola ELVEDA.

      /Kutsal bir sevgiden geliyorum, tarifsiz aşk,

      sen sor ben bıkmadan anlatırım/

      Eylül gözlüm! senden ilkbaharı götürdüm,

      kapatabilirsin koynunu.

      alıntı

      #721177
      Anonim

        çok beğendim…

      2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
      • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.