Kasveti dorukta,ışığı gölgesine saklanmış,beli iyice bükülmüş,can ona sığınmış,canını ardına saklamış,ama kendini gizleyememiş bu yol nereye çıkar? Sesler kesilmiş, karanlık dehlizlere sinmiş, beden bitap düşmüş, boyunlar bükülmüş,kaşife yol görünmüş. Bir pranga daha paslanmış,ayakları mı incinmiş?
Yollara avazı düşmüş, ben yola düşmüş.Bu yol kime çıkar? Kayaları boşversen; taşlar hırpalar, çakıllara gem vursan; toprak hışmını salar. Yürümek istesem de neden hep engeller çıkar? Bu yol herkese mi bunu yapar?
Kaybolmaktı ancak havsalamın aldığı. Kendimde kaybolup sırrıma sığınmalıyım. Dahilimde hiç olmalıyım, haricimde sersefil. Sırrımı saklamalıyım, sırrımı sırma sandığıma koyup sarmalamalı aşikar etmeden götürmeliyim. Yalnızlığıma eşlik etmesine izin vermeliyim ki beni bana götürsün, sırrına erdirsin.
Yoluma revan olup hasbihal etmeliyim zerremle.
Yola üç nokta koyup devam etmeliyim kendime…; Kendimi bulup taşı yararcasına indirmeliyim virgülü gövdeme, bir soluk alıp ilerlemeliyim içimdeki soru işaretlerine ama son noktayı koymak bana mı düşer bu hengamede?
Alıntı