- Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
30 Kasım 2008: 13:13 #647959
Anonim
SİYAH YILDIZLAR
Altay eteklerinde muhayyel bir Türk Hanlığında korkunç bir ihtilal çıkıyor,hükümdarı çarmığa geriyorlar,11 erkek çocuğun gözlerine mil çekiyorlar.Bu aileden yalnız küçük şehzade kurtuluyordu.Çünkü onun henüz kesilmemiş uzun saçlarına bakarak bir kız çocuğu sanıyorlardı.Dadısı birçok seneler şehzadeyi sakladıktan sonra sırrın meydana çıkmasından korkuyor,eline bir asa vererek onu huduttan çıkarıyor.Eserin asıl mevzusu küçük şehzadenin derbeder hayatıydı.Tek başına Hint’i,İran’ı dolaşıyor,senelerce yaylalarda çobanlarla,tekkelerde rintlerle yaşıyor.Nihayet İran’da yeni bir muhayyel memlekete geliyor.Küçük şehzade sırrını halen daha saklamaktaydı.Ölünden korkmuyordu çünkü yaşamaktan bir zevk almamıştı.Onu her dakika takip eden bir korku vardı ki kardeşlerinin akıbetine uğramak Siyah Yıldızlarını (gözlerini) kaybetmekti.Küçük şehzade bu yeni memlekette çobanlık yaparak yaşamaya başlar.Zengin bir kadının koyunlarını yaylaya götürüyordu.Bir gece yoluna devam karşısına baştan başa sarmaşıklarla kaplanmış bir duvar çıkıyor.Yoldan geçen bir dervişe bunun ne olduğunu soruyor.İhtiyar adam,bu kocaman kale duvarlarının arkasında bir saray ile bir bahçe olduğunu söylüyor.Hükümdar güneşten bile kıskandığı 12 karısını burada muhafaza ediyor.Küçük şehzade,garip bir cazibeye tutuluyor,her gece bu duvarın önüne gelip saatlerce düşünüyor.Bir karanlık gecede duvarın bir tarafında beyazlı bir kadın fark ediyor.Küçük şehzade evvela bunu bir gece hayaleti zannediyor.O hayalet değil padişahın en küçük karısıdır.Ne o muhteşem masal sarayı ne o güneş girmediği için bütün çiçekleri renksiz açan bahçe onu tatmin edememektedir.Duvarın sarmaşıklarla kaplı bir köşesinden sellerin açtığı gizli delikten her gece böyle dünyaya çıkıyor.
Parlak Siyah Yıldızlı çobanla soluk yüzlü sultan arasında derin bir aşk başlar…
Birçok geceler gökyüzünün yıldızları yukarıdan dünyanın en güzel bir aşkını seyrediyorlar.Aşk gözlerini öyle bürümüştü ki,bir gece karanlıkta yavaş yavaş hareket eden ve etraflarını saran uzun mızraklı gölgeleri göremiyorlardı.Çoban tehlikeyi fark ettiği zaman iş işten geçmişti.Fakat o şimdi bir çoban değildir.Sevgilisinin büyük bir tehlike geçirdiği bu vakit damarlarındaki eski cengaver kanı birden bire tutuşan bir hükümdar oğludur.Asasını mızrak gibi kullanıyor,sevgilisini o gizli duvar deliğinden çıkarana kadar korucularla dövüşüyor.Ertesi gün çobanı hükümdarın karşısına çıkarıyorlar.Tehditler,işkenceler nafiledir.Küçük şehzade sevgilisinin hangi sultan olduğunu vahşi bir inatla saklamaktadır.Onu karanlık bir hücreye kapatıyorlar ve günlerce süren bir müzakereden sonra bir çare bulunuyor.12 sultanı birer birer şehzadenin önünden egeçirecekler.Sevdiği kadını tanıdığı zaman mutlaka kendini tutamıyacak bir ses veya bir hareketle değilse bile hiç olmazsa gözlerinde yanıp sönecek bir ışıkla sırrını meydana koyacaktır.Küçük şehzade bir gece bu haberi alınca ölü gibi sarardı.Fakat bir şey söylemedi.Ertesi sabah Ay Bahçesinde büyük bir kalabalık toplanıyor.Şehzadeyi çiçeklerle kırmızı güvercinlerle süslü bir çarmıhın karşısına oturtuyorlar.Sultanlar birer birer önünden geçirilmeye başlar.Hangisinin suçlu olduğu anlaşılırsa çarmıha gerilecektir.Sultanlar beyaz ipekler örtüler içinde titreşerek çobanın önüne geliyorlar uzun boylu bir arap birer birer yüzlerini açıyor.Hükümdar iki kor ateşi gibi parlayan gözlerini çobanın gözlerine dikiyor.Her yeni bir örtü açıldıkça göz yaşlarıyla ıslanmış korku ile solmuş güzel yüzler meydana çıkıyor.Fakat çoban hepsine aynı sakin aynı dalgın çehreyle bakıyor.Hükümdar ruh işlerinde tecrübeli bir adamdır.Bu çobanı bulduğunuz yere bırakın…Siz bir gece hayaleti görmüş olacaksınız.Zevcelerimden hiçbiri kabahatli değildir.Bu genç çoban onlardan birinde sevdiğini tanımış olsaydı mutlaka sırrını inşa edecekti.Bu benim yaptığım en kanlı işkencelerden daha ince bir tecrübeydi der.
Sultan geçirdiği tehlikeye rağmen ertesi gece yine aynı duvar deliğinden çıkar ve çobanı aynı ağacın altında bulur.Buradan kaçalım…Beni nereye istersen götür…diyor.Çoban bir peygamber tevekkülü ile gülüyor,gözlerinde hala o dalgın bakışla
Artık kaçmamıza imkan kalmadı.Sen yolları bilmezsin bende seni sevk edemem.Seni karşımda gördüğüm vakit gözlerimin sırrımızı gizleyememesinden korktum,dün gece zindanda kendi ellerimle gözlerime mil çektim…Siyah Yıldızlarım görmüyor…
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.