- Bu konu 8 yanıt içerir, 8 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
1 Aralık 2008: 23:37 #647976
Anonim
Ey sersem nefsim! Acaba şu vazife-i ubudiyet neticesiz midir, ücreti az mıdır ki, sana usanç veriyor? Halbuki bir adam sana birkaç para verse veyahut seni korkutsa, akşama kadar seni çalıştırır ve fütursuz çalışırsın. Acaba bu misafirhane-i dünyada aciz ve fakir kalbine kut ve gına ve elbette bir menzilin olan kabrinde gıda ve ziya ve herhalde mahkemen olan Mahşer’de sened ve berat ve ister istemez üstünden geçilecek Sırat Köprüsü’nde nur ve burak olacak bir namaz, neticesiz midir veyahut ücreti az mıdır? Bir adam sana yüz liralık bir hediye va’detse, yüz gün seni çalıştırır. Hulf-ul va’d edebilir o adama itimad edersin, fütursuz işlersin. Acaba hulf-ul va’d hakkında muhal olan bir zat, Cennet gibi bir ücreti ve saadet-i ebediye gibi bir hediyeyi sana va’d etse, pek az bir zamanda, pek güzel bir vazifede seni istihdam etse; sen hizmet etmezsen veya isteksiz, suhre gibi veya usançla, yarım yamalak hizmetinle onu va’dinde ittiham ve hediyesini istihfaf etsen, pek şiddetli bir te’dibe ve dehşetli bir tazibe müstehak olacağını düşünmüyor musun? Dünyada hapsin korkusundan en ağır işlerde fütursuz hizmet ettiğin halde; Cehennem gibi bir haps-i ebedinin havfı, en hafif ve latif bir hizmet için sana gayret vermiyor mu?
1 Aralık 2008: 23:41 #723278Anonim
Ey insan! Senin nokta-i istinadir ancak ve ancak Allah’a olan imandir. Ruhuna, vicdanina nokta-i istimdad ise ancak ahirete olan imandir. Binaenaleyh bu her iki noktadan haberi olmayan bir insanin kalbi, ruhu tavahhus eder; vicdani daima muazzeb olur.
Imana gel ki, elemden emin olasin. Kadere teslim ol ki selamette kalasin.
Insan eger kesrete dalip kainat içinde bogulup dünyanin muhabbetiyle sersem olarak fanilerin tebessümlerine aldansa, onlarin kucaklarina atilsa, elbette nihayetsiz bir hasarete düser. Hem fena, hem fani, hem ademe düser. Hem manen kendini idam eder. Eger insan-i Kuran’dan kalb kulagiyla iman derslerini isitip basini kaldirsa, vahdete müteveccih olsa, ubudiyetin miraciyle ars-i kemalata çikabilir. Baki bir insan olur.1 Aralık 2008: 23:50 #723280Anonim
İnsan ebed için yaratılmıştır. Onun hakiki lezzetleri, ancak marifetullah, muhabbetullah, ilim gibi umur-u edebiyedir.
20 Aralık 2008: 20:57 #724425Anonim
Allah razı olsun
duaile.20 Aralık 2008: 21:13 #724435Anonim
NuruAhsen;86757 wrote:Ey insan! Senin nokta-i istinadir ancak ve ancak Allah’a olan imandir.Soru
“ey insan! senin noktai istinadın ancak ve ancak Allaha olan imandır. ruhuna, vicdanına noktai istimdat ise ancak ahirete olan imandır.” bu cümleyi nasıl anlamalıyız, neden yalnız ahirete olan iman ruhun ve vicdanın noktai istimdadıdır?Cevabımız
Değerli Kardeşimiz;
Allaha iman ile ahirete iman insan için iki istinad noktasıdır. Başına gelen bir musibetten dolayı Allaha dayanan vicdan, kaybettiği sevdiklerinin eleminden kurtulmak için de ahirete iman onun imdadına yetişir. Her türlü musibet ve ızdırabın kaynağı bu iki iman rüknününe iman ile tadavi edilir.
Ahirete iman konusundaki inceliği ifade için on birinci şuanın üçüncü meselesinden aldığımız aşağıdaki pasajı istifadenize sunuyoruz.
Meselâ, senin gayet sevdiğin birtek evlâdın sekeratta ölmek üzere iken ve meyusâne elîm ebedî firakını düşünürken, birden Hazret-i Hızır ve Hakîm-i Lokman gibi bir doktor geldi, tiryak gibi bir macun içirdi. O sevimli ve güzel evlâdın gözünü açtı, ölümden kurtuldu. Ne kadar sevinç ve ferah veriyor, anlarsın.
İşte, o çocuk gibi sevdiğin ve ciddi alâkadar olduğun milyonlar sence mahbup insanlar, o mazi mezaristanında, senin nazarında çürüyüp mahvolmak üzere ken, birden hakikat-i iman, Hakîm-i Lokman gibi, o büyük idamhâne tevehhüm edilen mezaristana kalb penceresinden bir ışık verdi. Onunla baştan başa bütün ölüler dirildiler. Ve “Biz ölmemişiz ve ölmeyeceğiz, yine sizinle görüşeceğiz” lisan-ı hal ile dediklerinden aldığın hadsiz sevinçler ve ferahları iman bu dünyada dahi vermesiyle ispat eder ki, iman hakikatı öyle bir çekirdektir ki, eğer tecessüm etse, bir cennet-i hususiye ondan çıkar, o çekirdeğin şecere-i tûbâsı olur dedim.
Selam ve dua ile…
Sorularla Risale-i Nur Editör24 Aralık 2008: 21:52 #724770Anonim
Allah razı olsun nurelmas kardeşim
9 Mayıs 2011: 10:34 #791016Anonim
“Ey sersem nefsim! Acaba şu vazife-i ubudiyet neticesiz midir, ücreti az mıdır ki, sana usanç veriyor? Halbuki bir adam sana birkaç para verse veyahut seni korkutsa, akşama kadar seni çalıştırır ve fütursuz çalışırsın. Acaba bu misafirhane-i dünyada âciz ve fakir kalbine kut ve gına ve elbette bir menzilin olan kabrinde gıda ve ziya ve herhalde mahkemen olan Mahşer’de sened ve berat ve ister istemez üstünden geçilecek Sırat Köprüsü’nde nur ve burak olacak bir namaz, neticesiz midir veyahut ücreti az mıdır? Bir adam sana yüz liralık bir hediye va’detse, yüz gün seni çalıştırır. Hulf-ul va’d edebilir o adama itimad edersin, fütursuz işlersin. Acaba hulf-ul va’d hakkında muhal olan bir zât, Cennet gibi bir ücreti ve saadet-i ebediye gibi bir hediyeyi sana va’d etse, pek az bir zamanda, pek güzel bir vazifede seni istihdam etse; sen hizmet etmezsen veya isteksiz, suhre gibi veya usançla, yarım yamalak hizmetinle onu va’dinde ittiham ve hediyesini istihfaf etsen, pek şiddetli bir te’dibe ve dehşetli bir tazibe müstehak olacağını düşünmüyor musun? Dünyada hapsin korkusundan en ağır işlerde fütursuz hizmet ettiğin halde; Cehennem gibi bir haps-i ebedînin havfı, en hafif ve latif bir hizmet için sana gayret vermiyor mu?”
ALINTI9 Mayıs 2011: 10:41 #791019Anonim
Allah razı olsun kardeşim …
9 Mayıs 2011: 11:11 #791022Anonim
ey ehl-i iman! Sizi idam-ı ebedîden ve dünyevî ve uhrevî cehennemlerden kurtaran Kur’ân’ın himayeti altına mü’minâne ve mutemidâne giriniz ve Sünnet-i Seniyyesinin dairesine teslimkârâne ve müstahsinâne dahil olunuz, dünya şekavetinden ve âhirette azaptan kurtulunuz.
Lemalar9 Mayıs 2011: 11:16 #791023Anonim
”insanda gayet şedit bir arzu-yu beka var. İnsanın bu maksadını öyle bir zat verebilir ki, bütün kâinatı bir saray hükmünde tasarruf eder. Bir odanın kapısını kapayıp, diğer bir menzilin kapısını açmak gibi kolay bir surette dünya kapısını kapayıp âhiret kapısını açabilsin. ”
Şualar -
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.