- Bu konu 2 yanıt içerir, 3 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
19 Haziran 2010: 17:56 #648295
Anonim
Ey Genel Kurmay Başkanlığı;Şehid Kamı Dursun…!!!!!!!!!
Samimiyseniz,vatan evlatları artık heba olmasın niyeti taşıyorsanız,yüreyinizde zerre kadar vicdan ve merhametiniz var ise bu kanın bitmesine engel olursunuz,
Dünyanın en disiplinli ORDUSU ve her konudaki başarıNIZ ortada iken üç tane çapulcuya yenilmeniz ve bu işin üstesinden gelemeyişinizi kınıyorum..
samimi olduğunuza inanmıyorum..Merhametinizden ve ÜLKE için bişeyler yaptığınızdan şüphe etmeye başlıyorum..
Ülkeyi sevdiğinizede artık inanacak mecalim KALMADI..
______________________________19 Haziran 2010: 18:05 #771804Anonim
19 Haziran 2010: 18:20 #771806Anonim
19 Haziran 2010: 18:52 #771807Anonim
33 erin şehit edilişine bakın.. Pkk terörünün kol gezdiği yerde 33 tane er kuzu kuzu ölüme gönderilmiiş.. Ve şaşırmamak elde değil “silahsız“ bir şekilde bir yerden başka yere sevkedilmişler.. Sonuç mu ne tesadüftür ki pkk lı itler askerlerimize saldırmış ve 33 tane ana kuzusunu şehit etmişler.. Genelkurmay başkanlığı 33 erin şehit edilmesini araştıran mahkemeye “ bu konuda bilgimiz yok“ şeklinde vahim bir cevap vermişti..
sonuç ne mi? Bu karanlık olay açığa çıkarılamadan kapanmış oldu..Silahsız ve korumasız olarak sevk edilen 33 askerin Bingöl’de şehit edilmesinin üzerinden 17 yıl geçmesine rağmen olay bir türlü aydınlığa kavuşturulamadı. İstihbarat bilgisine rağmen güvenlik önlemlerinin alınmadığı gibi birçok iddiayla da gündeme gelen olayı araştırmak isteyen Ergenekon Savcıları, Genelkurmay’dan gelen şok cevap ile karşılaştı. Askeri savcıktan şehit edilen 33 erle ilgili delil ve soruşturma dosyalarını isteyen savcılara Genelkurmay, “Elimizde bu olayla ilgili hiçbir belge ve bilgi yok” yanıtını verdi.
Ergenekon’un 4. iddianamesinin ek delil klasörlerinde yer alan bilgiye göre, Bingöl’de şehit 33 erin şehit edildiği katliamdaki sır perdesinin aralamak isteyen Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz, Genelkurmay Askeri Savcılığı’ndan katliam dosyasını istedi.
HİÇBİR BİLGİ YOKTUR!
İddianamenin 8. klasöründe, Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığı’nın, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdiği 25 Aralık 2009 tarihli cevap yazısı yer aldı. Askeri savcılığın cevap yazısında “Özel Yetkili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, 24 Mayıs 1993 tarihinde Bingöl- Elazığ Karayolu’nda 33 erin şehit edilmesiyle ilgili olarak bilgi ve belgeleri istediği görüldü. Yapılan incelemede, söz konusu olayla ilgili olarak Askeri savcılığımızda hiçbir belge ve bilgi bulunmadığı anlaşılmıştır. Rica olunur” denildi.
BELGEDEKİ İLGİNÇ NOT
Bu arada, aynı belgenin altında el yazısıyla yazılmış ilginç bir not dikkat çekti. Kim tarafından yazıldığı belli olmayan notta, “Yazıdaki olayla ilgili olarak başsavcılığımız bir soruşturma başlatmamıştır. UYAP kaydında da böyle bir soruşturmamıza rastlanmamıştır. Yazışmalar niçin yapılıyor?” ifadeleri kullanıldı.
Genelkurmay’ın bu yazısı üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 33 erin şehit edilmesiyle ilgili yürüttüğü soruşturma da tamamlanamamış oldu. Terör örgütü PKK’nın ateşkes ilan ettiği ve genel af hazırlığının yapıldığı sırada Türkiye 33 erin şehit edilmesiyle sarsılmıştı. 24 Mayıs 1993’te, Bingöl-Elazığ Karayolu’nda birliklerine gitmek isteyen 33 er, PKK tarafından acımasızca katledilmişti. Silahsız olarak nakledilmeye çalışılan askerlerin şehit edilmesi olayında katliamla ilgili yetkililerin elinde net istihbarat bilgileri bulunduğu halde önceden tedbir alınmadığı iddia edilmişti. Bingöl Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şubesi, katliamdan 4 gün önce İl Jandarma Komutanlığı ve diğer yetkili birimlerini, “Elazığ’ın Palu ilçesindeki 300 kişilik PKK grubundan ayrılan 150 kişilik bir grubun Bingöl bölgesine geldiği ve aynı grubun birkaç gün içinde Bingöl-Elazığ Karayolu’nu kesip eylem yapacağı, Bingöl il merkezi ile kendilerine yardımcı olmayan bazı köylere eylemde bulunacağı bilgisi alınmıştır” notu yazarak uyarmıştı.
TEDBİRLER YETERSİZDİ
Askeri Mahkeme’nin olayla ilgili açtığı soruşturmayı yürüten, Elazığ 8. Kolordu Komutanlığı Askeri Savcısı Hakim Binbaşı İnayet Taş’ın hazırladığı iddianame, kahreden ihmaller zincirini gözler önüne sermişti. İddianamede şu çarpıcı tespitler yer almıştı: “Böyle bir olayın yaşanacağını herkes biliyor. Olayın meydana geldiği karayolunun güvenliğini sağlamaktan sorumlu Bingöl İl Merkez Jandarma Komutanı Jandarma Yüzbaşı Nevzat Yıldız’ın da tespit edilen beyanlarında Kuruca-Bingöl Karayolu’nda kendileri tarafından alınan tedbirlerin yeterli olmadığını bildiği, hatta 150 kişilik bir terörist grubunun iki minibüsteki erlerin indirildiği Diztepe mevkine geldiklerini bildiği, 21 Mayıs 1993 tarihli istihbarat raporunda bildirilmiş ve haberin kaynağının doğru olduğu anlaşılmıştır.”
ASKERLER SİLAHSIZ SEVK EDİLDİ
Elazığ 8. Kolordu Komutanlığı Askeri Savcısı Hakim Binbaşı İnayet Taş’ın hazırladığı iddianameye yansıyan raporlarda da PKK’nın Bingöl’de yol kesip eylem yapacağı, askerlerin ise emre rağmen bölgeye silahsız bir şekilde korumasız geldiği ısrarla dile getirildi. Katliamın yapıldığı gün, Bingöl- Elazığ yolunda Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım’ın da bulunduğu, ancak Yıldırım’ın aynı gün Diyarbakır’ın Lice ilçesinde kuşkulu bir şekilde öldürülen Hadi Ari’nin cenazesine gittiği iddia edilmişti. Askeri mahkemede yargılanan yetkililer ise beraat etmişti.
Ve yine karanlık bir olay yakın zamanda gerçekleşen dağlıca baskını.. Genelkurmay yine yasak koydurarak halkın bu konuda bilgi sahibi olmasını engelledi.. Ardı ardına iddialar geldi ama tatmin edici cevap maalesef ki ordumuzun yetkili birimlerinden gelmedi.. Askerlerin silahlarının bozuk olmasından tutun, 2 saati geçkin zaman destek kuvvet yollanmayışı gibi birçok soru işaretiyle kafalarımız yine karıştı.. Sonuç yeni kurbanlar saldırıya uğrayan ve kaçırılan askerlerdi.. Kirli oyunların döndüğü apaçık ortada .. Maalesef ki gurur duyduğumuz Türk Silahlı Kuvvetlerimizin içinde çok kirli oyunlar dönmekte..
bir diğer vahim olay.. Bir ülke düşünün ki hem terörle mücadele edecek hemde kendi askerini kendi katledecek.. Bunu düşünmesi bile korkunç..
27 Mayıs 2009’da 7 Mehmetçik’in şehit olmasına yol açan Çukurca’daki mayın patlamasıyla ilgili önemli bir gelişme yaşandı. Soruşturmayı yürüten savcılık, mayınların MKE yapımı olduğu ve komutanın emriyle döşendiği sonucuna vardı. ‘Taksirle birden çok kişinin ölümüne sebep olmak’ suçundan sorumluların cezalandırılması istenirken, dosya Genelkurmay’a gönderildi.
Hakkari’nin Çukurca ilçesinde, 7 Mehmet-çik’in şehit olmasına yol açan mayın patlaması (27 Mayıs 2009) ile ilgili sivil savcılığın soruşturması sonuçlandı. Mayınların askeriyeye ait olduğu ortaya çıktı. Alınan bilgilere göre Van Cumhuriyet Başsavcılığı, şüpheli Tuğgeneral Z.E., Tümgeneral G.K. ve diğer sorumluların ‘taksirle birden çok kişinin ölümüne sebep olmak’ suçundan cezalandırılmasını istedi.
Suç askerî yargı kapsamında değerlendirildiği için görevsizlik kararı verilerek, dosya Genelkurmay Askerî Savcılığı’na gönderildi. Jandarma Kriminal’in raporuna yer verilen kararda, mayının hazırlanmasında MKE’nin ürettiği 120 mm’lik havan mühimmatı ve askerî telsiz pillerinin kullanıldığı kaydedildi.
Tugay Komutanı Z.E. ile Tümen Komutanı G.K. arasında mayının askerî birliğin sevk ve idaresinden sorumlu kişilerce güvenliği sağlamak amacıyla döşendiğine dair telefon görüşmesine de atıf yapıldı. Ayrıca Kara Kuvvetleri’nin idarî soruşturmasına dikkat çekilerek, Özel Alarm İkaz Sistemi olarak nitelendirilen el yapımı patlayıcıların, komutanların emri ile yerleştirildiği vurgulandı. Türkiye’yi yasa boğan olaydan sonra mayının terör örgütü tarafından yerleştirildiği açıklanmıştı. Genelkurmay’ın basın bilgilendirme toplantısında da, teröristlerin Irak’ın kuzeyinden sızdığı belirtilmişti. Ancak bir süre sonra internete düşen iki komutanın ses kaydıyla, mayınların 20. Jandarma Tugay Komutanı Tuğgeneral Z.E.’nin emriyle döşendiği gündeme gelmişti. Şehit ailelerinin savcılığa suç duyurusu üzerine de soruşturma başlatılmıştı.
Türkiye, 27 Mayıs 2009 günü Güneydoğu’dan gelen patlama haberiyle yasa boğuldu. Hakkâri’nin Çukurca ilçesindeki 20. Jandarma Tugay Komutanlığı’na bağlı askerî birlik, Hantepe’ye intikal ederken araziye döşenmiş mayın patladı. Askerler Ziya Bener, Deniz Demirci, Özkan Dumlu, Cafer Çelik, Kemal Özer, Adil Yılmaz ve Oğuz Kır’ın şehit olduğu patlamada, 7 asker yaralandı. Olayın yaşandığı ilk günlerde mayının PKK terör örgütü tarafından yerleştirildiği öne sürüldü. Bir süre sonra internete iki komutanın ses kayıtları düştü. Buna göre mayınlar PKK tarafından değil, bizzat 20. Jandarma Tugay Komutanı Tuğgeneral Z.E. tarafından döşendi.
Olayın ardından şehit Uzman Çavuş Ziya Bener’in kardeşi Refik Bener ile şehit Deniz Demirci’nin annesi Raziye Demirci, Hakkâri Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunarak ihmali görülen komutanların cezalandırılmasını istedi. Suç duyurusunda internette yayınlanan ses kayıtları delil olarak kullanıldı.
Patlamayla ilgili soruşturmayı yürüten Van Cumhuriyet Başsavcılığı, Jardarma Van Bölge Kriminal Laboratuvarı’nın 2.7.2009 tarihli uzman raporuna göre, olayda patlayan mayının hazırlanmasında MKEK tarafından üretilen 120 m’lik MOD 209 havan mühimmatı kullanıldığı tespit edildi. Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nca yapılan idarî soruşturma evrakına da yer verilen görevsizlik kararında şöyle denildi: “Olay günü intikali gerçekleştirilen askerî birliğin güvenliğini sağlamak amacıyla, geçiş güzergâhı ve konuşlanacak üs bölgesi çevresine ilgili komutanların emri ile ‘özel alarm ikaz sistemi’ olarak nitelendirilen el yapımı patlayıcı maddeler yerleştirildiğine, bu patlayıcı maddelerin içerisinde genellikle 50-1500 gram arasında TNT ve C4 tipi patlayıcılar bulunduğuna, yine bu tip patlayıcı madde düzeneklerinde 3-4 adet pil kullanıldığına, söz konusu patlamanın da askerî birliğin sevkinin sağlandığı güzergahtan sapıldığı noktada gerçekleştiğine dair bilgiler bulunduğu anlaşılmıştır.”
Savcılık kararında, olayın askerî birliği sevk ve idareden sorumlu komutanların ‘TCK’nın ‘bilinçli taksirle birden çok kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olmak’ suçundan yargılanması gerektiğini vurguladı. Savcı, bu suçun CMK 250. maddede sayılan suçlardan olmadığını, bu sebeple soruşturmanın askerî savcılarla yürütülmesi gerektiğini belirtilerek görevsizlik kararı verdiğini ifade etti. 4 Mart tarihinde verilen görevsizlik kararı Genelkurmay’a gönderildi.
Genelkurmay Askerî Savcılığı, sanıklara TCK’nın 85. maddesindeki taksirle öldürme suçundan dava açabilir. TCK’nın 85. maddesi şöyle: “Taksirle bir insanın ölümüne neden olan kişi, üç yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Fiil, birden fazla insanın ölümüne ya da bir veya birden fazla kişinin ölümü ile birlikte bir veya birden fazla kişinin yaralanmasına neden olmuş ise, kişi üç yıldan on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”
Daha saymak istesek bunun gibi karanlık ve kirli oyunların örnekleri bitmez.. 28 şubatlarla , laiklik elden gidiyor palavralarıyla hükümetlerle uğraşıp darbeler yapacaklarına terörle uğraşsalardı bunlar bugün olmazdı.. Ama hukukun içinde,siyasetin içinde var olan karanlık beyinler ordumuzun içindede var bu açık.. Sözde tatbikat denilen bir darbe planı geçtiğimiz aylarda ortaya çıkmıştı hatırlarsınız.. CAMİLERİ BOMBALAMAYI düşünecek kadar gözünü hırs ve kan bürümüş insanlar maalesef ki ordumuzun içinde mevcut.. Bana göre ASKER “mehmetçik“ demek.. Ana kuzuları demek.. Böyle paşalar ve onların uşakları temizlenmedikçe bu halkın orduya güveni falan kalmaz..
alıntı -
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.