- Bu konu 2 yanıt içerir, 3 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
7 Şubat 2009: 01:51 #649492
Anonim
Ermeni Gazeteci Hrant Dink, öldürülmeden önce verdiği bir röportajda Bediüzzaman’ın Ermenilerle ilgili görüşünü hayretle takdir etmişti
24/12/2008 – 13:44Hasan Hüseyin Kemal’in röportajından:
(Röportaj tarihi 16.10.2005)
(Mahkemenin görevlendirdiği üç kişilik bilirkişi, yazısı hakkında suç unsuru bulmadığı halde ceza almasını “art niyet olarak ve siyasi bir hareket olarak değerlendiriyorum” cevabı üzerine) Buradaki siyasetin arkasındaki ne sizce?
Benim düşündüğüm kadarıyla, Türkiye`deki derin zihniyet, benim ve gazetemin yapmış olduğu bu çalışmalardan ve demokratik duruştan rahatsız oldu. Benim sesimi, soluğumu kesmek istiyorlar. Bunun örneklerini yaşadım. Atatürk`ün manevi kızı Sabiha Gökçen`in, Ermeni bir yetim olduğuna dair bir haber yapmıştım, inanılmaz şekilde üzerime gelindi. Ondan beri de, bana rahat yüzü yok.
`Demokratik duruş` dediniz. Çatışmalar ortadan kalktıkça, derin dediğiniz zihniyet de güç kaybediyor galiba…
Türkiye`nin artık iç ve dış düşmanları kalmıyor. Komşuları düşman olmaktan çıkıyor. Ama derin zihniyete düşman lazım ki, derinliğini sürdürebilsin. Ben bu ülkedeki yurttaşların kardeşiyken, sonuna kadar onları sarmış sarmalamışken, beni beraber yaşadığım insanlara Türk düşmanı olarak lanse etmeye çalışıyor. Derin zihniyet, buradan kendine siyaset üretmeye çalışıyor. Kendi varlık mücadelesini bu mesele üzerinden de yürütmeyi hedefliyor. Barış kültüründen kendine çatışma kültürü oluşturmaya gayret gösteriyor, ağır olan bu…
Bakın Kürdistan hazırlığı var, bir de Ermenistan bizden toprak isteyecek havası var sanki…
Hayır. Ben, Kürt meselesinde de birlik beraberlik taraftarıyım. Kürtler ve Türkler arasında çatışma çıkmaması içinde elimden gelen demokratik çabayı gösteriyor, yazılar yazıyorum. Bizim demokratik üslubumuz, aslında derin zihniyeti şaşırttı. Yani, onlar siyah bir üslup takınıyorlarsa, karşılarında beyaz bir üslup istiyorlar. Beyazsa siyah bir üslup istiyorlar. Ortadaki gri renklere tahammül etmiyorlar. Oysa biz, bu meydanı çatışma isteyenlere terk etmeyeceğiz. Çünkü, Türklerle Ermeniler kadim halklardır. Asırlarca beraber yaşamışlardır. Talihsiz sıkıntılı günleri olmuştur, ama asıl olan bundan sonra barış içerisinde yaşamalarını sağlamaktır.
Ermeni kimliği üzerinde, İslamiyetin ve Türklüğün etkisi olduğundan bahsediyorsunuz. `Ermeni kimliğinin bugünkü yapısını şekillendiren ve Ermeni kimliğinde bir tür kanserojen tümör işlevi gören asıl etken `Türk` olgusudur` diyorsunuz. Burada İslamiyetle Türklüğü ayırıyor musunuz?
Evet, kesinlikle ayırıyorum. Ben inanıyorum ki, asırlardır barış içinde yaşayan bu topraklardaki insanların kaderi, Hıristiyanlık ve Müslümanlığın bir arada yaşama geleneğine terk edilmiş olsaydı, bu tarihi acılar ve dramlar ortaya çıkmazdı. Araya milliyetçilik girdiği için, bu tarihi dramlar yaşandı. Kanserojen görevi gören, bugün hala Türk olgusudur.
Peki Türkiye`de yaşayan Ermeniler bu sorun konusunda ne yapabilir?
Çok şey beklememek gerekir, ancak Türkiye`deki Ermenilerin samimiyetine inanmak lazım. Türkiye Ermenileri, bu iki halk arasında kalıcı bir barış istiyorlar. Sonuçta Allah, bu iki halkı birbirine komşu kılmış. Bunlar isteseler de, istemeseler de yan yana, barış için de yaşamak zorundalar. Bizim amacımız, bu barışın biran önce tesis edilmesidir.
Bediüzzaman Said Nursi`yi tanıyor musunuz?
Tabii ki…
Bediüzzaman Doğu da aşiretleri gezip meşrutiyeti anlatırken, halk meşrutiyetin Ermenilere tanıyacağı eşitlikten rahatsızlık duyuyor, o da, `Kendimizi dev aynasında görmemeliyiz. Kabahat bizde. Tamamen zimmetimize alamadık, bilhakkın adalet-i şeriatı gösteremedik… Hem de dostluğun sebebi vardır. Zira komşudurlar. Komşuluk dostluğun komşusudur. Hem de onlar uyandılar, dünyaya yayıldılar, terakkiyat tohumlarını topladılar; vatanımıza ekecekler` diyor ve Ermenileri korumak gerektiğinden bahsediyor.
Bunları kaç yılında söylüyor?
1910 yılında…
Çok ilginç. Allah Bediüzzaman`dan razı olsun. Zamanın ölçülerine ve bakış tarzına göre, burada Bediüzzaman`ın ahlaklı ve etik bir duruş sergilediğini görüyoruz
7 Şubat 2009: 03:03 #729883Anonim
hmm kel ölür sırma saçlı olur kör ölür badem gözlü olur
bana göre Hrant Dink hem kel hemde kör
ne sölemiş olursa olsun bakış acım degişmez
cünkü ben onun sözüyle ve gözünde kanı zehirli bir Türküm7 Şubat 2009: 09:21 #729887Anonim
derda;99621 wrote:hmm kel ölür sırma saçlı olur kör ölür badem gözlü olurbana göre Hrant Dink hem kel hemde kör
ne sölemiş olursa olsun bakış acım degişmez
cünkü ben onun sözüyle ve gözünde kanı zehirli bir Türkümkardesım burda hakıkat konusuyor bedıuzzaman konusuyor
hemde zehırlı turk olmana da gerek yok
insan isterse yumusaklıgıyla demırı erıtır zehıre gerek olmadan8 Şubat 2009: 00:42 #730066Anonim
çok şükür bizim kanımızda zehir yok onu diyen Hrant Dink idi ben o söze atıfta bulundum
onun için öle yazdım sevmem kendisini bana göre o su yolunda kırılan bir su testisi
bu röportajda sölediklerini samimi oldugunu düşünmüyorum bu benim görüşüm tabi katılmak zorunda degilsin kardeşim
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.