Bundan 13 yıl önce Vicente Mota Alfaro, pazar ayinlerine devam eden ve İncil okuyan dindar bir katolikti. Bugün, sadece yeni bir Müslüman değil, aynı zamanda Valencia İslami Kültür Merkezi (CCIV) Camiinin de imamı. Bu göreve getirilen ilk kişi olmasına rağmen camideki Müslüman cemaate liderlik ediyor.
Valenciya’daki Müslüman toplum liderleri, Alfaro’nun üstün özelliklerinden dolayı prestijli imam görevine atandığını söylediler.
İspanya’da İslam’a geçenlerin sayısı son zamanlarda oldukça arttı. Yerel medya entelektüeller, akademisyenler ve küreselcilik karşıtı eylemcilerin de yeni Müslümanların ekserisini meydana getirdiğine işaret ediyor.
İspanya, 40 milyonluk toplam nüfusunun yaklaşık 1,5 milyonu Müslüman azınlığı oluşturan bir ülke. İslam, Hıristiyanlıktan sonra ikinci sırada yer alıyor ve 1967 Temmuzunda yayınlanan din özgürlüğü kanunu tarafından tanınıyor.
Yolculuk
İnsanlar Alfaro’ya kalplerin değişimi ve Hıristiyanlıktan İslam’a yolculuğu hakkında sorular soruyorlar. Onun cevabı ise çok basit: “İslam’ın benim seçimim ve hayatım olması Allah’ın iradesidir.”
Alfaro, Müslüman olmaya karar verdiğinde 20 yaşında bir lise öğrencisiydi, “Kur’ân-ı Kerîm’i okudum ve İsa Mesih’in gerçek hikâyesini keşfettim ve daha sonra İslam’ı benimsedim” diyor.
Alfaro, yolculuğunun başlangıcını hatırlayarak ilk gençlik yıllarında dindar bir katolik olduğunu belirterek şunları söylüyor: “Arkadaşlarımın dine hiçbir ilgi duymamalarına rağmen, ben her pazar günleri kiliseye giderdim ve İncil’i düzenli olarak okurdum. O zamanlar, İslam hakkında kesinlikle hiçbir şey bilmiyordum.”
Cezayirli Müslüman komşularıyla muhabbeti sırasında İslam’la tanışan Alfaro o günleri şöyle anımsıyor: “Bir keresinde konuşuyorduk ve tüm insanlığın Hz. Adem ve Havva’nın soyundan geldiğini ve hepimizin Hz. İbrahim’in oğulları olduğumuzu söyledi. Müslüman ve Arapların Hz. Adem, Hz. Havva ve Hz. İbrahim’i bizzat bilmelerine çok şaşırmıştım.”
Bu konuşmalar genç Hıristiyan Alfaro’yu daha fazla bilgi edinmeye teşvik etmiş. Daha sonra yaptığı ilk şey, kütüphaneye gidip okumak için bir Kur’ân-ı Kerîm meali almak olmuş. Ardından İslam’ın kutsal kitabını dikkatli bir şekilde okumaya başlamış. Hz. İsa’nın ve çarmıha gerilme hikâyesini Kur’ân bakış açısıyla okumak, Alfaro için dönüm noktası olmuş.
İncil’de İsa’nın Allah’ın oğlu olduğunu ve Allah’ın onu yeryüzüne, insanlığa kurtuluş getirmek maksadıyla öldürülmesi ve işkence edilmesi için gönderdiğini okumuştum” diye hatırlayan Alfaro, “Kur’ân’ı okuduğumda aradığım cevapları bulmuştum. Hz. İsa’nın öldürülmediğini veya çarmıha gerilmediğini artık öğrenmiştim” diyor.
Müslümanlar, Hz. İsa’nın Allah’ın büyük peygamberlerinden biri olduğuna ve ona yüksek bir değer verildiğine inanırlar. Çarmıha gerilmeyle ilgili olarak da Hz. İsa’nın onun öldürülmediğine ve gökyüzüne yükseltildiği inancını benimserler.
Hz. İsa’nın Kur’ân-ı Kerîm’deki hikayesi Alfaro’nun içine işlemiş ve Müslüman olduktan sonra adını Mansur olarak değiştirmiş: “Kur’ân’ın Allah’ın gerçek kitabı olduğunu kesin olarak anladım. Ve tam o dakikada Müslüman olmaya karar verdim”.