• Bu konu 1 yanıt içerir, 2 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
3 yazı görüntüleniyor - 1 ile 3 arası (toplam 3)
  • Yazar
    Yazılar
  • #651729
    Anonim
      بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ.1 اَلسَّلاَمُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللهِ وَبَرَكَاتُهُ.2

      Azîz, sıddık kardeşlerim,
      Hapis musîbetine düşenlere ve onlara merhametkârâne sadâkatle
      hariçten gelen erzaklarına nezâret ve yardım edenlere
      kuvvetli bir teselliyi Üç Noktada beyân edeceğim:

      Birinci Nokta:
      Hapiste geçen ömür günleri, herbir gün,
      on gün kadar bir ibâdet kazandırabilir.
      Ve fânî saatleri, meyveleri cihetiyle,
      mânen bâkî saatlere çevirebilir.
      Ve beş on sene ceza ile,
      milyonlar sene haps-i ebedîden kurtulmaya vesîle olabilir.

      İşte ehl-i İmân için bu pek büyük
      ve çok kıymettar kazanç şartı,
      farz namazını kılmak
      ve hapse sebebiyet veren günahlardan tevbe etmek
      ve sabır içinde şükretmektir.
      Zâten hapis, çok günahlara mânidir, meydan vermiyor.


      İkinci Nokta:
      Zevâl-i lezzet elem olduğu gibi,
      zevâl-i elem dahi lezzettir.
      Evet, herkes geçmiş lezzetli, safâlı günlerini düşünse,
      teessüf ve tahassür elem-i mânevîsini hissedip “Eyvah” der.
      Ve geçmiş musîbetli, elemli günlerini tahattur etse,
      zevâlinden bir mânevî lezzet hisseder ki,
      “Elhamdülillâh, şükür, o belâ sevâbını bıraktı, gitti” der,
      ferahla teneffüs eder.

      Demek, bir saat muvakkat elem,
      ruhta bir mânevî lezzet bırakır
      ve lezzetli saat, bilakis, elem bırakır.


      1. Allah’ın adıyla. Onu her türlü kusur ve noksandan tenzih ederiz.
      2. Allah’ın selâmı, rahmeti ve bereketleri üzerinize olsun.
      Onüçüncü Söz s.137
      #737738
      Anonim
        Mâdem hakikat budur.
        Ve mâdem geçmiş musîbet saatleri,
        elemleriyle beraber mâdum ve yok olmuş;
        ve gelecek belâ günleri, şimdi mâdum ve yoktur.
        Ve yoktan elem yok; ve mâdumdan elem gelmez.

        Meselâ,
        birkaç gün sonra aç ve susuz olmak ihtimâlinden,
        bugün, o niyetle mütemâdiyen ekmek yese
        ve su içse, ne derece divâneliktir;
        aynen öyle de,
        geçmiş ve gelecek elemli saatleri-ki,
        hiç ve mâdum ve yok olmuşlar-
        şimdi düşünüp sabırsızlık göstermek
        ve kusurlu nefsini bırakıp
        Allah’tan şekvâ etmek gibi,
        “Of, of!” etmek divâneliktir.

        Eğer sağa, sola, yani, geçmiş
        ve geleceklere sabır kuvvetini dağıtmazsa
        ve hazır saate ve güne karşı tutsa, tam kâfi gelir;
        sıkıntı, ondan bire iner.

        Hattâ, şekvâ olmasın,
        ben bu üçüncü medrese-i Yûsufiyede,
        birkaç gün zarfında, hiç ömrümde görmediğim
        maddî ve mânevî sıkıntılı, hastalıklı musîbetimde, hususan
        Nurun hizmetinden mahrumiyetimden gelen me’yusiyet ve kalbî ve
        ruhî sıkıntılar beni ezdiği sırada, inâyet-i İlâhiye, bu mezkûr
        hakikati gösterdi. Ben de sıkıntılı hastalığımdan ve hapsimden
        râzı oldum. Çünkü, “Benim gibi kabir kapısında bir bîçareye,
        gafletle geçebilir bir saatini, on adet ibâdet saatleri
        yapmak, büyük kârdır” diye şükreyledim.

        Onüçüncü Söz s.138

        #793498
        Anonim
          “…Hakikî zevk ve elemsiz lezzet ve kedersiz sevinç


          ve hayattaki saadet yalnız imandadır
          ve iman hakikatleri dairesinde bulunur.
          Yoksa, dünyevî bir lezzette çok elemler var.
          Bir üzüm tanesi yedirir, on tokat vurur,
          hayatın lezzetini kaçırır.”

          On Dördüncü Şuâ
        3 yazı görüntüleniyor - 1 ile 3 arası (toplam 3)
        • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.