• Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #653025
    Anonim
      Sevgili Dilencisi

      Halâ senin yetimliğin düşer payıma
      Halâ senin öksüzlüğün gelip oturur
      En onmaz bir yanıma,
      Sensiz üşüdüm dehlizlerinde zamanın,
      Gülen yüzlerin ruhları mahkûm,
      Sen heybetini dağlara bıraktın
      Sıcaklığını çöllere
      Gidişini sakladın bir hurma çekirdeğinde,
      Vuslatları alıp gittin bir başına
      Sarı takvimleri bana bıraktın
      Firakları devşirdim zamanın aynalarında
      Kum saatlerine bakarak bekledim gelişini
      Heyhâtlara gömüldüm,
      Hangi gecenin sabahında bulurum ben seni,
      Günde beş defa iyi-kötü savaşı çıkartır kelimelerim,
      On dört asırlık uzaklıktan geliyorum kapına
      Suskunluğum, susuzluğum bu yüzden
      Bu yüzden sensizliğinde gurbetlerin dili lâl şairiyim.
      Senden sonra aşkın gözünü kör etti insanlık
      Bizlere âmâlık miras kaldı cetlerimizden
      Kör bir yılan Sevr’de bin yıldan beri yolunu bekler,
      Benim de beklediğim bu duraktan
      Yolun geçer mi senin,
      Gülüşün kadar sıcak gül kokuna hasret çekerim,
      Senden sonra güllerini kana buladılar,
      Gönlümün gözyaşları çoğaldı mısralarda,
      Yetim kalmak ve öksüz olmak
      Manâsını yitirdi zamanla,
      Oysa bütün yetimlikler, bütün öksüzlükler
      Firakının tam manasıydı
      Gidişine alışamayanların dilinde,
      Hendek’te karnına bağladığın taşlar
      Seni anmadan her nefes alıp vermemde
      Gelip boğazıma düğümlenir şimdi,
      Senin için canından geçenler de kimdi,
      Üç bin meleği etrafında pervane yapan
      Yoksa ALLAH’ın yerdeki kudret eli miydi!
      Bedir’den payıma halâ bir “keşke” düşer
      Senin için halâ canından geçenler aklıma düşer
      Senin için tahtına küsenler, yardan geçenler
      Senin için korkmadan atını denize sürenler var
      Halâ gelmeni bekleyenlerin sabrı umman kadar,
      Karen’de Üveys’in yalın ayaklarından
      Senin yolunu bulmak için iz sürenler delikanlılar
      Çağların ötesinden, taşların dilinden
      İzleri kaybolan yedilerin şehrinden
      Binler selam yollamakta sana Sevgili.
      Hira’da kurşunî bir ses akar sayfalara
      Hira’da sakladığın o sır
      Güneşten daha aşikardı oysa,
      Sana benzemek için
      Birbiriyle yarıştı bütün gülleri dünyanın,
      Kameri bir işaretiyle ikiye böldü Ahmed’î nazar,
      Gül bahçesinin sultanı ey gül-i yar
      Sendendir her çiçeğin adı gül konulmadı,
      Efendisinden kaçan köleler çoğaldı
      Koyunu kurda kaptırdı çobanlar
      Yorgun zamanlara hapsedildi hasretlerimiz
      Bir tek sana olan sevdamıza gem vurulamadı
      Bir tek sen olunca manâlar yüklenir firaka!
      Halâ senin yetimliğin düşer payıma
      Halâ senin öksüzlüğün gelip oturur
      En onmaz bir yanıma,
      Tahammülü yok dedim bu firakın
      On dört asırlık uzaklıktan kaçıp geldim kapına,
      Sevdalar zaman mekân tanımaz
      Ve ey zaman mekân aşmış Sevgili’m
      Ben senin gelişinin dilencisiyim.
      05.06.2005

      Zafer Şık
    1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
    • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.