- Bu konu 0 yanıt içerir, 2 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
13 Mayıs 2009: 07:55 #653237
Anonim
Sevgi ve aşk üretim merkezi kalbin keşfi yolculuğu-1
Sevgiyi üreten kalbimizdir. Sevginin kaynama derecesi olan aşkın da… Delicesine aşık olmamız kalp sayesindedir. Ancak, kalbin işlevi yalnızca “sevgi ve aşk” üretmek değildir. Dolayısıyla, bütün yoğunluğu buna yönlendiremeyiz.Malûm, bir cihaz, bir âlet, bir vasıta niçin icat edilmiş, yapılmışsa, o istikamette kullanmak, istihdam etmek gerekir. Aksi takdirde, mahvolur. Kalbimiz yaratılış istikametinde terbiye edilmezse fonksiyonunu icra edemez… Kalbimizin fizikî özelliklerini, maddî fonksiyonlarını ve çalışma sistemini ayrıntılarıyla biliriz. Ancak, manevî cephesi, içyapısı, işleyişi, duyguların merkezi olması, vs. hakkında yeteri kadar bilgiye sahip olduğumuzu söyleyebilir miyiz?
Eğer, cevap, “Hayır!” veya tereddütlü ise; delicesine sev-seniz, âşık olsanız ve aile yuvası kursanız; kalbin diğer fonksiyonlarını yerine getiremezseniz; bir müddet sonra sevgi ve aşk tükeniverir. O zaman da adına evlilik yaptığınız ne güzellik, ne zenginlik, ne mal-mülk, ne soy-sop kalır…
Kalp, olumlu-olumsuz, pozitif-negatif bütün duyguların üretim merkezidir. Kalbimiz aynı zamanda iman mahallidir. Yani, hiçbir şeye muhtaç olmayıp, her şeyin, herkesin O’na muhtaç olduğu Yaratıcısına ayna olmak için yaratıldığını keşfetmeliyiz.
Kalp nedir, gördüğü fonksiyonlar nelerdir?
Ruhumuza irade (istediğini yapabilme serbestisi),
zihin (hayal, kuvve-i tasavvur ve tefekkür, akıl, hafıza, zekâ…),
his (anlama, sezme, idrak/algı) ile kâinat ağacının toplu bir fihristesi; binler âlemin manevî haritası hükmünde bir de kalp yerleştirilmiştir.1
Kalp;
Duyguların, hislerin, lâtifelerin ana merkezi,
Kâinattaki bütün enerji boyutlarının santrali;
Gayb/metafizik âlem ve ruhsal güçlerle ilişki ve alış verişi sağlayan;
Manevî cephemizi işlettiren,
Gücümüzü arttıran, yönlendiren,
İman hakikatleriyle Yaratıcı ve kâinatla bağlantıyı kuran,
Ancak Allah’ı zikretmekle tatmin olan, huzura kavuşan ve ha-yatımızı sağlayan bir mahiyettedir.
Kafamızdaki dimağ; sayısız telsiz, telgraf ve telefonların santralı, kâinatın bir tür manevî merkezi olduğu gibi;
kalbimiz de;
Kainat ağacının cihazları,
Sonsuz âleme dair, haşmetli makinenin âlet ve çarklarının çekirdeği,
İman, aşk ve sevgi üretim merkezidir.2
Küçük, şirin dünyamız, Allah’ın bin bir isminin yansıdığı, mu’cizevî san’atlarının sergilendiği, her an sayısız yaratılışa sahne olduğu kâinatın kalbidir. Çekirdekler de meyvelerin özeti ve kalbidir.3
İnsan kalbi de bitki, meyve, çekirdek, hayvan, sair canlılardaki bütün kalplerin özetidir.
İnsanın çekirdeği olan kalp;4
Hayatın mihveri;5
İnsaniyet makinesinin merkezi;6
Hislerimizin yoğrulduğu tekne ve duygularımızın kumandanıdır.
Kalp; hakikatin benliğimizdeki karşılığı iken aynı zamanda;
Gerçeğe ulaşma vasıtası,
Hakikatin temsilcisi,
İtikat/iman, inanç ve duygu merkezidir.
Rabbanî bilgiye, anlayışa ulaşmanın mekânı; hakikat güneşine açılan bir pencere ve büyük bir aynadır.7
Kâinat ve dünyadaki bütün oluşum, değişim ve hareketleri yaşayan, yansıtan;8
Bir nev’î Rabbanî konuşmaları9 telsiz, telefon gibi madde ötesi, yüksek ruhlarla iletişimi sağlayan;10
Melek ile şeytanın çarpışmalarına11 sahne olan İlâhî bir cihaz;
Cenâb-ı Haktan gelen feyzin alıcılara aksedilmesine vesiledir.12
(Yarın da kalbin keşif yolculuğuna devam edelim)
Dipnotlar:
1. Hutbe-i Şâmiye, s. 143. 2- Mektubat, s. 428-429. 3-Şuâlar, s. 25. 4- İşârâtü’l-İ’câz, s. 91. 5- Mesnevî-i Nuriye, 100. 6- Mektubat, s. 440. 7- Şuâlar, s. 113. 8- Sözler, s. 166. 9- Şuâlar, s. 117. 10- Lem’alar, s. 281. 11- A.g.e., s. 282. 12- A.g.e., s. 139.Ali FERŞADOĞLU
13.05.2009
Yeniasya
15 Mayıs 2009: 15:03 #742564Anonim
Sevgi ve aşk üretim merkezi kalbin keşif yolculuğu -2Sevgi, aşk gibi olumlu, nefret, düşmanlık gibi olumlu-olumsuz bütün duyguların merkezi, lezzet ve zevklerin kaynağı olan kalbimizi bugün de keşfetmeye devam ediyoruz.
Kalp, aynı zamanda mânâların çıkış kaynağıdır.
Sınırsız potansiyel yeteneklerimize uygun iş ve meyillerin hayat düğümüdür.
Sayısız kabiliyetlerin, emellerin, beklentilerin, isteklerin şubeleri olan arzulara hayat ile kıymet veren kalptir.
Lezzetleri içine atan, genişleten, yayan ve devam ettiren merkezdir.
Fiillerimiz hissin meyillerinden çıktığından kaynağı kalptir.Yani, meyiller; Rabbanî lâtife denen kalbin dış etkenlerinden ve bir kısım hassasiyetlerin titreşmesinden (duygularımızın harekete geçmesinden) doğar. Böylece, insanlık vasfımız belirginleşir, hayatımızla birlikte sair varlıklar da bir anlam ve değer kazanır.
Göz, maddî âleme açılan, kalp ise mânâ âlemlerine açılan ve her tarafı görebilecek kabiliyette yaratılmış bir penceredir. O takdirde kalp için zaman, yani, geçmiş veya gelecek söz konusu olamaz. Ruhun hazır günden seneler önce ve seneler sonraki büyük bir daire, hayat ve vücut dairesinde hareket eder, gider gelir, ona zaman ve mekân engel olmaz.
Rahmanî bir hediye olan akıl, göz, dil gibi kalbin de yaratılmasının sırrı öbür âlem için lâzım olan şeyleri temin etmek ve sonsuz mutluluğa ulaşmayı sağlamaktır. Akıl, eşyanın, fenlerin sırlarına ulaştığı gibi, kalbimiz de ne kadar temiz, ise, iman nuruyla ne derece aydınlanırsa, ibadet ve zikirle işletilirse, alıcı ve verici gücü de o nispette yüksek olur. Ve madde ötesi, metafizik/gayb âlemleriyle muhabereyi sağlar. Ruh derecesinde işlettirilen bir kalp, geçmiş ve gelecek zamana uzanabilir; gayb âlemlerindeki yüksek ruhlarla irtibata geçebilir. Madde ötesi bu “esrarengiz mesafelere” giriş yapar, “geçmiş ve gelecek” gibi zaman mefhumlarının olmadığı bir durumu yaşayabilir.
Samimî, saf, arı, duru insanın kalbi bir ayna gibidir. Kimi zaman doğru rüyalarla gayb âleminden haber alır ve ilhamlara mazhar olarak metafizik âlemlerden haberdar edilir. Kimi zaman daha derinlere dalıp, daha yükseklere kanatlanabilir. Rüyalarımızda seneler öncesinden meydana gelecek olayları görmemiz gibi, kalbî duyguları yoğun olanlar ve kalp aynasını parlak tutanlar, gayb âlemindeki bulunan gelecekle ilgili arşive girebilirler.
Rabbanî lâtifemiz kalp, maneviyatın bütününü canlandırır, iman nuruyla aydınlatır. İman nurunun sönmesiyle hareketsiz ölü gibi bir heykelden ibaret kalır. Kalpte çok kısa zaman dilimleri arasında “iyi veya kötü” hareketler çıkabilmektedir. Onun etrafında ilham ile vesvese savaşır, mükemmel hakikatler, dehşetli olaylar kıyasıya çarpışır. İçinde binlerce dalganın oynaştığı bir okyanus olan kalp aynı zamanda içinde sayısız emellerin cirit attığı bir meydandır. İşte bu değişken yapısından dolayı kalbe başkalaşan ve değişen anlamında “kalb” adı verilmiştir.
Ve kalp, dünyanın en basit olaylarından etkilenerek boğulma derecesine gelip bozulabilen, körelen, delinen, nifakla perdelenen, günahlardan kararan ve bundan dolayı mühürlenen bir mahiyettedir. Hayatı dolu dolu yaşamak, gerçek sevgi ve aşkı üretmek, dolayısıyla huzuru, mutluluğu yakalamak; kâinatın bütün unsurlarıyla ilgili olan kalbimizin maddî yönüyle birlikte manevî cephesini de tahlil etmekle ve gıdasını verip onu manen tatmin etmekle mümkündür.
Kalbin diğer duygular ve unsurlarla olan irtibatını keşfetmek, hayatı, varlığı, gerçeği ve sonsuzluğu keşfetmek de- mektir. İşte, kalbini eğiten, terbiye eden, işleten gerçek ve sarsılmaz bir sevgiyi ve aşkı bulur. Her şeyi Allah hesabına sever. O takdirde eş, çoluk-çocuk, akraba, insanlık ve varlıklar ile bütün nimetler meşrû dairede sevilmiş olur. Bu sevgiler de sonsuzlaşır. Faraza, bunlar elimizden çıksa da, sonsuza dayandıkları için devamlarının geleceğini düşünmek, o sevgi ve lezzeti devam ettirir.
Not: Rahmet-i Rahmana kavuşan muhterem Ali İhsan Tola ile Yılmaz Er Ağabeylere Cenab-ı Hak’tan rahmet, mağfiret; yakınları, dostları ve bütün Nur talebelerine sabr-ı cemil niyaz ederim.
Ali FERŞADOĞLU
Yeniasya
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.