• Bu konu 8 yanıt içerir, 7 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
10 yazı görüntüleniyor - 1 ile 10 arası (toplam 10)
  • Yazar
    Yazılar
  • #653902
    Anonim

      Aytekin ATAŞ – Üryan Geldim

      [DM=”Üryan Geldim”]xe90ip_aytekin-atas-uryam-geldim-www-risal_shortfilms[/DM]

      #744489
      Anonim
        Üryam geldim gene üryam giderim

        Ölmemeye elde fermanım mı var
        Azrail gelmişte can talep eyler
        Benim can vermeye dermanım mı var?

        Benim hak’tan özge sevdigim mi var?

        teşekkürler Saya:045::gül:

        #744490
        Anonim
          Livza;130837 wrote:
          Üryam geldim gene üryam giderim

          Ölmemeye elde fermanım mı var
          Azrail gelmişte can talep eyler
          Benim can vermeye dermanım mı var?

          Benim hak’tan özge sevdigim mi var?

          teşekkürler Saya:045::gül:

          :gül:rica ederim

          #744491
          Anonim

            …üryan mıdır yoksa üryam mı..üryamın anlamı nedir??

            #744492
            Anonim
              iyinesil;130843 wrote:
              youtube bende açılmıyor..ama üryan mıdır yoksa üryam mı..üryamın anlamı nedir??

              bildiğim kadarıyla kelimenin aslı üryan dır… üryanın kelime anlamı ise çıplak tır… üryam geldim yine üryam giderim denilmesini de düşünürsek doğarken ve ölürken insanın çıplak olmasındandır…

              #744863
              Anonim

                çok güzel SaYa…teşekkür ederiz……..

                #744864
                Anonim

                  Lizva senin koydunu da sonradan dinledim…. bu daha güzelmiş:)

                  #745426
                  Anonim

                    Üryan geldik de gidemiyoruz

                    uryangeldim.jpg

                    Birden şakır şakır bir bahar yağmuru… Birden kararan hava… Ansızın bastıran iç hesaplaşmalar…Oysa otoyoldayım.
                    Direksiyon başında…
                    Dikkatli olmak gerek. Yol kaygan, otoyoldaki sürücülerin kafaları dağınık.
                    Silecekler deseniz, yağmurun hızına yetişemiyorlar.
                    Neme lazım! Gaz pedalındaki ayağımı gevşetiyorum.
                    Ve aynı anda müzik çaların düğmesine dokunuyorum.
                    Şimdi Manga’nın yeni albümü Şehr-i Hüzün‘ü dinleme zamanı…

                    İşte o sevdiğim şarkı başlıyor.
                    “Üryan geldim.”

                    Şarkının kimi sözleri var ki, hepimizin bir anlığına da olsa derinden hissettiklerimizi anlatıyor.
                    “Herkes kendine taparken sıkılıp durdum aynı bedenden” deniyor mesela…
                    “Şeytanı haktan, düşmanı dosttan, hayrı şerden ayırmaz oldum, bir ömür sürdü hayallerim ama bir geceye sığdı tüm hüsranım” deniyor.
                    “Bir gece ansızın fark ediverdim, yalnızım”
                    deniyor.
                    Sonra…
                    Araya gür ve hikmetli sesiyle Karacaoğlan deyişi giriveriyor.
                    “Üryan geldim, yine üryan giderim
                    Var mı elde ölmemeye fermanım”

                    Saltanat sahiplerini bir yana bırakacak olursak, binlerce yıl boyunca insan dünya nimetleriyle haşır neşir oldu, bundan sevinç duydu ama ölüm bilgisi nden de kaçmadı, yok saymadı. Tersine bunları barıştırdı.
                    Üstelik hayat sürekli temize çekilebilecek kadar yalındı.
                    İnsanın insana köleliği hep vardı ama eşyaya, geçmişe ve geleceğe dair beklentilere kölelik gemi azıya almamıştı.
                    Oysa modern zamanlar öyle mi ya!
                    Her şey birikiyor.
                    Ömrümüz daha çok döküntü bir bit pazarını, biraz da değerli bir antikacıyı andırıyor.
                    Ve varlığımız derin bir birikim den çok birikinti haline geliyor.
                    Farkında mıyız acaba?
                    Ne ölümle ne hayatla barışamayıp koşturarak, didişerek, düşüp kalkarak sürdürdüğümüz şu hayat var ya…
                    Şu modern hayat!
                    Bir büyük unutuş üzerine kurulu…
                    Dünyaya geldiğimizi ve gideceğimizi unutturmak üzerine…

                    Köprüden Anadolu yakasına geçtikten sonra hava yine açıyor.
                    Etrafa bakıyorum.
                    İstanbul yine güzel; İstanbul yine insanın üzerine üzerine geliyor bütün baştan çıkarıcılığıyla…
                    Düğmeye basıp Manga‘nın şarkısını başa alıyorum.
                    “Üryan geldim, yine üryan giderim…”
                    O sırada hatırlıyorum.
                    Geçenlerde internet bağlantısı ve cep telefonu olarak kullandığım Blackberry‘im bozuldu.
                    Öyle bir huzursuzluk ve telaş içine düştüm ki, kendime inanamadım.
                    Geçmiş çağlardaki bir insanın ancak evi yansa içine düşeceği üzüntü ve kaygıyı ben o avuç içi kadar aygıtın bozulması karşısında yaşadım ve halime şaştım kaldım. (Yakında insanları yanlarında cep telefonlarıyla gömmeye başlarlarsa hiç şaşmayacağım!)

                    Fuzuli, Karacaoğlan, Pir Sultan Abdal, Sümmani Baba ve diğerleri…
                    Neden hâlâ çarpıp sarsıyorlar bizi?
                    Oysa dile getirdikleri ne varsa ya çok uzağımızdan, ya da yakından fakat teğet geçiyor.
                    Bu ozanlar…
                    Bu deyişler…
                    Bu türküler, şarkılar…
                    Sanki omuzlarımızdan tutup sarsarak ağır bir uykudan uyandırmaya çalışıyorlar bizi.
                    Mümkün mü?

                    Haşmet Babaoğlu

                    #745614
                    Anonim

                      Ayy hatlar karıştı çok afedersiniz :S:S

                      #745617
                      Anonim

                        ALLAH(c.c) razı olsun….

                      10 yazı görüntüleniyor - 1 ile 10 arası (toplam 10)
                      • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.