• Bu konu 1 yanıt içerir, 3 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
3 yazı görüntüleniyor - 1 ile 3 arası (toplam 3)
  • Yazar
    Yazılar
  • #655010
    Anonim

      Baklava, kebap, aşure, imambayıldı, zeytinyağlı enginar, sulu portakal ve daha belki yüz binlerce çeşit yiyecek tüketiyoruz ömrümüz boyunca.
      Her birinden ayrı bir lezzet alıyoruz. Portakalın ekşimsi şekerli tropik tadını, baklavanın tarif edilmez lezzetini, enginarın mayhoş aromasını hissedebilmek için yaptığımız özel bir şey de yoktur. Ağzımıza götürüyoruz ve lezzet “kendiliğinden” geliyor.
      Bu kadar basit olabilir mi? En ufak bir ayar bile yapmadan, bir et parçasından ibaret dil, çeşidi ne olursa olsun her türlü yiyeceği ayırt edebiliyor ve birbirinden muhteşem lezzetleri hissettirebiliyor? Üstelik bir muzu gözümüz kapalı on yıl sonra yesek bile dilimiz onun muz olduğunu asla unutmuyor. Peki nasıl? Lezzet dediğimiz bu muhteşem hadisenin gerçekleşmesi tek başına bir mucizedir.
      Çünkü bahsettiğimiz meyvelerin, sebzelerin ve türlü türlü yemeklerin tadını doğru şekilde almak için dilin üzerine çok sayıda minik minik “lezzet fabrikaları” kurulmuştur.
      Bilimsel adı tat alma tomurcuğu olan bu minicik organların sayısı dil, damak, boğaz ve yutak boyunca on bini bulur. Her tat alma tomurcuğu, baş tarafı ağız boşluğuna dönmüş küçük süt şişelerine benzer. Yemek yediğimizde yemekteki çözünebilen elementler tat alma tomurcuğu ile temasa geçer. Sonra tat alma hücrelerinin zarlarında bulunan sinir taşıyıcılar vasıtasıyla uyarılar beyne gider ve o nefis yiyeceklerin lezzetini sonunda anlamış oluruz.
      Bu olay çok uzun gibi görünse de, dilimizin bu görevini yerine getirmesi saniyeden daha az bir vakit alıyor. Tat alma tomurcuklarının ömrü on gün ile iki hafta arasında değişir. Bu süre sonunda tat alma tomurcukları devamlı yenilenir ve ölü hücreler atılır. Böylece, hayatımızın en önemli zevklerinden birisini, hiç kesintiye uğramaksızın, bütün zenginliğiyle yaşamaya devam ederiz.
      Bu mükemmel fabrikalar büyük bir sanat ve ustalıkla yaratılmış ve her insana istemeden ikram edilmiş mükemmel ilahi birer hediyedir. Hiç bir ücret ödemeden istediğimiz zaman kolayca kullanabildiğimiz bu organımızın değerini ancak hastılık durumlarında anlayabiliyoruz. Bu organımızı ömür boyu kullanacağız elbette. Ancak bize bu güzel hediyeyi veren yaratıcımıza, bu muhteşem hediye için şükretmeyi unutmadan…
      Mehmet PAKSU

      #748352
      Anonim

        binlerce şükürler olsun Yaradana…
        Rabbim ağız tadımızı bozmasın, açlıkla imtihan etmesin…
        amin…
        Allah razı olsun gönlü sızlayan kardeşim, şükre vesile oldun…

        #748353
        Anonim

          ecmain olsun inşallah abi….

        3 yazı görüntüleniyor - 1 ile 3 arası (toplam 3)
        • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.