- Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
29 Haziran 2009: 20:09 #655106
Anonim
Son toplantısı yapılan İslam Konferansına katılan Müslüman temsilciler ‘İslam karşıtı’ olarak tanımladıkları Türkiye
kökenli kişilere ağır eleştirilerde bulundular. DİTİB’den Bekir Alboğa bu kişilerin hem müslümanız dediklerini hem de
hakaret ettiklerini belirtirken, Ali Kızılkaya ise bu kişilerin hak alma değil hak engelleme niyetli hareket ettiklerini söyledi.1Alman devletinin inisiyatifiyle başlatılan İslam Konferansı’nda yer alan Diyanet İşleri Türk-İslam Birliği (DİTİ8-) Dinler arası Diyalog Müdürü Bekir Alboğa, bu konferansta ‘organize olmayan Müslümanlar’ kategorisinde yer alan ve kamuoyunun yakından tanıdığı bazı kişiler hakkında zehir zemberek açıklamalarda bulundu. Bu kişilerin Müslümanlık maskesi altında İslam’a ve inanan Müslümanlara saldırdıklarının altını çizen Alboğa, dine ve Müslümanlara karşı hırçın saldırıların yıllarca aralıksız sürdürüldüğünü ifade etti. Alboğa şunları söyledi: “Hırçın saldırılarını 3 yıldır hiç taviz vermeden devam ettiren bir takım Türkiye kökenli arkadaşlarımız ‘bizde Müslümanız’ diyerek gözümüzün içine baka baka Müslümanlara hakaret etmeye, saldırmaya devam ediyorlar.”
Konuyla ilgili ZAMAN’a açıklamada bulunan Bekir Alboğa kendisini Müslüman olarak tanıtan kişilerin ideolojik saplantılarının olduğunu kaydederek, devletin farklı alanlarla ilgili Müslümanlara verdiği desteğin bu kişiler tarafından engellenmek istediğini söyledi. Alboğa şöyle devam etti: “Gerek Başbakan Angela Merkel, gerekse İçişleri Bakanı Wolfgang Schaeuble ve bürokratları, Türkiye’nin ne kadar önemli bir ülke olduğunun farkındalar. Kendileri Almanya’da eğer Müslümanlarla başarılı bir birlik yaşantı olacaksa, bunu garanti edecek ve toplumu harekete geçirecek yegane güce sahip olan cemaatin DİTİB olduğunun da farkındalar. Bazı Müslüman veya kendini Müslüman olarak tanımlayan arkadaşlarımız bu gerçeği kabul etmek istemiyorlar. ‘Din dersi olmasın, cemaatler tanınmasın’ gibi ideolojik yaklaşımlar sergiliyorlar. İslam Konferansı onları maalesef bu noktada medenileştiremedi. Hırçınlıklarından vazgeçmediler, bu üzücü. Müslümanların ihtiyaçlarının giderilmesinin Alman devleti tarafından desteklenmesi noktasında engel çıkartmaları maalesef son derece düşündürücüdür. Birbirimizin ihtiyaçlarına karşı böyle bigane, hatta karşı tavırlar gösteren bu insanlar halen 1980 öncesinin ideolojisi ve saplantılarından kendilerini kurtarabilmiş değiller.”
Alman politikasının dengeyi çok iyi kurduğu tespitinde bulunan Alboğa, siyasetin kendilerine anlayış gösterdiğini belirterek devletle diyaloga açık olduklarını şu sözlerle dile getirdi: “Devlet bizleri dini cemaat olarak tanımak, camilerimizin yapılmasına ve eyaletlerde ilahiyat fakültelerinin kurulmasına destek vermek, İslam din dersinin uygulamaya geçmesini sağlamak istiyor.” Fakat, bütün bu olumlu adımların belli bir kısım Türkiye kökenliler tarafından engellenmek istendiği siteminde bulunan DİTİB Diyalog Müdürü Bekir Alboğa, bu kişilere karşı ‘sizin tavrınız ne oluyor?’ şeklindeki soruya ise, “Sabır, anlayış, tebessüm ve onlara dua etmek.” karşılığını verdi.
“BAZILARI SADECE HAKLARIMIZIN KISITLANMASININ MÜCADELESİNİ VERİYOR”
Almanya İslam Konseyi Başkanı Ali Kızılkaya da yaptığı açıklamada, konferansa katılan temsilcilerden bazılarının “İslam adına hiçbir talepleri olmadıklarını, aksine bazı haklarımızın kısıtlanmasının mücadelesini verdiklerini” kaydetti. İslam Konferansının faydalı olduğunu, Alman hükümetinin Müslümanlara önemli mesajlar verdiğini söyleyen Kızılkaya, “Bu kısmen de olsa kabul edildiğimizi gösteriyor.” dedi. Almanya’da 800 bin Müslüman çocuğun Anayasaya göre teorik olarak din dersi almaya hakkı olduğunu, bu derslerden halen bu çocukların mahrum bırakılmasını eleştiren Kızılkaya, bunun nedenini ise “siyasetin İslami kuruluşları ve cemaatleri resmi olarak tanımaktan çekinmesi” olduğunu belirtti. İslam Konferansındaki çalışma gruplarında kabul edilen ‘değerler’ ve ‘güvenlik’ ile ilgili bildiriyi kurum olarak imzalamadıklarını hatırlatan Kızılkaya devlete şu eleştiriyi de dile getirdi: “Siz Almanya’da Müslümanları entegre etmek istiyorsunuz ama dindarlığı ve İslami cemaatleri bir sorun olarak görüyorsunuz. Müslüman olmak, dinini yaşamak sanki Almanya’da bir sorun meydana getiriyormuş imasında bulunuluyor. Bu Anayasaya aykırı bir tutum. Önyargıları körükleyen, sorunları çözmeyen bu yaklaşıma destek vermedik.” -
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.