İnsan en çok sustuğunda ağLar asLında.SözcükLer döküLürken kaLemden kağıtLara,gözyaşLarı da seL oLur akar mısraLara…
Bu gün bir SessizLik çöktü içime nedense
SessizLik işte,avaz avaz susuyorum…
Bugün bir AğLayış çöktü içime nedense
GözyaşLarımı tutuyorum…
………………………………………………………..
Tren hernangi bir hastanenin doğumhanesinde başlıyor yolculuğuna. Ağır ağır çıkılan yolculukta tekerlerler hızla dönüyor sonra… O sizin treninizdir, siz de onun yolcusu. Treniniz akıp giderken, ara istasyonlarda durur, soluklanır. Size; inmekle, yol adevam etmek arasında ikilemler sunar. Fazla vakiniz yoktur.
Trenin ikinci istasyonu, sizi hiç yaşamadıklarınızı yaşamaya davet eden tabelalarla doludur. Tren düdüğü çalar, geri kalır denenmemiş heyecanlar. Ömür devam eder…
Üçüncü istasyonda, çağıran bir arkadaş ıslığı uğruna bırakıp inmek vardır trenden. Yanında olmak, zor zamanlarda; yani adam gibi yaşamak arkadaşlğı… Ne var ki, vakit çok dardır.
Dörrdüncü istasyonda,bireysel mutluluklar uzanır. Zenginlik ve risk…İstasyonda yanyana durup sırıtır yüzünüze…Zenginliği ve riski istasyonda bırakıp devam edersiniz seferinize
Beşinci istasyonun, gök gürültüsünü andıran sesleri, daha kilometrelerce öncesinden duyulur. Zulme ve haksızlığ başkaldırının sancılı bayrakları sarmıştır dört bir yanı.
Altıncı istasyonda, kır çiçekleri arasında aşkın isyankar tomurcuklarının kokuları doluşacaktır pencelerden. Ve anlaşılacaktır ki; AŞK ACILARLA YAŞANACAKTIR. Ve devam yolculuklara.
Sonra…
Yedinci istasyon…Tren durur!
Makinistler, ter ederler mekanı. Kimi beklior bu cenaze töreni?
Ne daha ileriye, ne daahg eriye gitmek mükkündür artık. BU SON İSTASYON’dur.
Birde vurur PİŞMANLIKLAR.
“KEŞKE…KEŞKE DURSAYDIK…” derseniz önceki istasyonlarda.
Hep treni kaçırmaktan söz edilir ya, hayatta; oysa treni kaçırmak olası değildir ki…
Siz durulacak ve inilecek istasyonları bilin yeter!…