- Bu konu 0 yanıt içerir, 2 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
26 Temmuz 2009: 18:38 #655796
Anonim
Ellerinden gelse diyecekler ki: “Her yasa otomatikman Anayasa Mahkemesi’ne gitsin, ondan sonra yayımlanıp yürürlüğe girsin.” Öyle ya mademki hukuka uygunluk güzel şeydir, başvuruya ve şikâyete lüzum yok; bunu otomatiğe bağlayalım, Anayasa Mahkemesi her kabul edilen yasayı veya yasa değişikliğini kendiliğinden incelesin ve sürekli olarak hukuka uygun yasaların sahibi olalım. Bunu CHP zihniyetinde olanlar ne kadar çok isterler! Tam onların gönüllerine hitap eden bir ütopya. Senato bile olsa, son kademeyi Anayasa Mahkemesi’nin incelemesi teşkil edecek; parlamentonun yasama yetkisi temelli kısıtlanacak. Bu olmaz, tasavvur edilemez. Peki, niçin olmaz? Şimdiki “bir kısım aydın”ın anlayışına göre böyle olmasını ideal bir durum olarak değerlendirmek gerekir. Anayasa Mahkemesi “kavram ve ilke” yorumlarıyla karar verecekse; anayasa maddelerinin objektif, teknik ve somut varlıklarıyla yetinmeyip, “çağdaşlık ve eşitlik ilkesine aykırılık” gibi soyut ve genel değerlendirmeler yapacak ise otomatiğe bağlamak da yadırganmayabilir. Aslında, “eşitlik-çağdaşlık ilkelerine aykırılık” gibi görüşlerin ifade edilmesi, muhalefetin işidir. İktidarın uyguladığı iktisat politikası, muhalefete göre milletin aleyhinedir; onu fakirleştirerek mutsuz edecektir. Adaletsizliğe, zulme sebebiyet verecektir. Bunları muhalefet iddia edebilir… Bu konular “adlî” değil, “siyasî” konulardır. Fikrî sosyal meselelerin kararlarını mahkemeler vermez.
Bir siyasî parti, Anayasa Mahkemesi’ne lüzum olmadığını savunabilir ve programına yazabilir. İktidara gelirse de bunu gerçekleştirebilir. Demokrasi dediğin budur. Ama CHP’ye göre demokrasinin teminatı millet değildir. Milletin iradesi ve sağduyusu değildir, parlamento değildir; onların hepsi yanılabilir; teminat Anayasa Mahkemesi’dir, o yanılmaz!
Eğer bakış açınız böyle olursa, nereye bakarsanız bakınız, yanlış görürsünüz, neyi düşünürseniz düşünün, yanlış değerlendirirsiniz.
Anayasa, uzmanlara hitap eden bir belge değildir. Anayasalar, herkes anlayabilsin diye yazılır. Anayasaların konusu, milletin hayatıdır. Bir ihale kanununu herkes anlamayabilir, bir vergi kanununun uygulamasını anlayamayabilir. Ama bir anayasayı, her normal vatandaş anlar. Her normal aydın, her normal siyasetçi anlar. İyi yetişmiş, seçilmiş insanlardan oluşan partilerin, heyetlerin anayasadan anlamadığını iddia etmek, varsaymak; “biz demokrasiye layık değiliz” demekle eşanlamlıdır.
Kavramların ve değer yargılarının ölçülerinin tanımlarını mahkemeler yapmaz, yapamaz. Evrensel, tarihsel birikim vardır, literatür vardır, müktesebat vardır; düşünenler, düşünürler, bilim adamları vardır. Bunların müşterek sesidir, kavramların tanım ve izah bilgileri. Burada bilirkişi bile olmaz. O müşterek sesin verilerini her aydın bilmek durumundadır; ayrıca kendine göre yorumlar yapsa da, bir ortak kabul çizgisi her zaman vardır.
Bizde en çok yanılanlar, çok bilme iddiasında bulunanlardır. Yani, “sözde aydınlar”dır.
Onlara göre her şeyden önce, bizim, “milletin seçmeyi bilmemesi” gibi bir derdimiz vardır! Bu milleti kandırmak kolaydır! Millet, seviyeli insanlara, seçkin aydınlara oy vermez! Boş vaatlere kolayca kanar! Bazı kültür değerlerinden hiç anlamaz!
… Bir insan buna inanırsa demokrasiyi sakıncalı görür. Demokrasinin Batı’daki gibi işlemesini, işletilmek istenmesini engellemek, onun ideali haline gelir! Milletin seçtiği kişilere iş yaptırmamak, onun amacı olur.
“Klasik CHP zihniyeti”nde öyle ukdeler var ki; onlara göre seçim sonuçlarının geçerliliği için bile Anayasa Mahkemesi’ne (yahut ona benzeyen bir kuruma) gidebilmek gerekir! “İnandırıcılığı olmayan ve hakkında şüpheler bulunan bir partinin iktidara getirilmesi demokrasinin özüne ve ruhuna aykırıdır.” diyebilmelidir birileri!
Bu mantık, bu mantalite, bu zihniyet, bu kafa; hem demokrasimizin, hem milletimizin talihsizliğidir.28 Temmuz 2009: 09:07 #751588Anonim
anayasa mahkemesi bir kontrtol mekanızmasıdır…
bizler oylarımızla seçtiğimiz insanların gerçekten de bizim istediğimiz kararlar verdiğine tam kanaatt getirbilirsek ki imkansız anayasa mahkemesinin gerekliliğine laf edemeyiz…
elbette anayasa mahkemesi bazen mantıksız kararlar veriyor ama bu sadece mantıksız karar verdğinin göstergesi olamaz…en güzel örnek mayın yasası…şükürler olsun ki chp en mantıklı işni yaptı ve yasayı engelledi…
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.