• Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #656260
    Anonim

      [googlevid]42344645676312824[/googlevid]

      Ellerinden değil ayaklarından öpüyorum
      Sebebim ustam koca babam
      Sana yazıyorum ey gidi ihtiyar
      Ellerinden değil ayaklarından öpüyorum

      Köylüydün belki ama onurlu mamur
      Bilirdin bir çok şeyi bir çok bilenden
      Sıcaklar altında orak sallayan
      Güneşten kavrulan teni bilirdin
      Kendini bilirdin kendini

      Onaltı yaşındaydım
      Bir gün türkiye tanıyacak diyordum beni
      Rençperiydim vahşi ve çılgın saflıkların
      Gülerdim benden ileri ve geri olanlara
      Dengesiydim her ikisinin
      Çocuksu, saf, masum gülerdim
      Birazda erkekçe
      Onaltı yaşındaydım

      Kırıldım belki defalarca bil ki eğilmedim
      Utanmadım ruhuma çizilen resmin yırtılışından
      Bir gül dalıydım koparılan
      Çelik bir kol
      Her fırsatta kasırgalaşan yellerinde
      Yerlerinde yeller eser diyebilecek kadar büyümüştüm
      Kırıldım belki defalarca bil ki eğilmedim.

      Bu ezan hangi selaya çıkar baba
      Nefesim acıyor.
      Sözlerim gözde kaldı artık
      Kaşlarım sual.
      Duymasın güzellerin gülü can birazdan gideceğimi
      Birikmesin gözlerinde intihar yüklü bulutlar
      Ben de yolculuk telaşı var.
      Bu ezan hangi selaya çıkar baba.

      Vurgun yedim baba vurgun
      Oltu taşı tesbihim , tütün tabakam ve siyah çakmağım şahit
      Bir de yüreğime çizdiğin resmin vardı yanımda
      Üç damla kan düştü geceye
      Üç damla baldıran zehri
      Vurgun yedim baba vurgun

      Ben böyle düşünmüyordum ölmeyi baba
      Altından azgın suların geçtiği demir köprüde olacaktım
      Rakipte olacaktı
      İkimizin elinde iki 14’lü ve gece
      Birbirimize sıkarak koşacaktık birbirimize
      Yıldızlar yağacaktı üzerime
      Beni sabaha götüren.
      Ben böyle düşünmüyordum ölmeyi baba.

      Bir gece düşüme giren ihtiyar adam
      “murad olsun söyleyim oğul” dedi
      Zafer nerde gizlidir dedim
      Ömrüne ömür can güzelin yüreğinde
      Peki güneş nerede saklanır dedim
      “yavuzun atının ak yelesindeki sırdır oğul” dedi
      Bir gece düşüme giren ihtiyar adam.

      Burda insanların yalnız ağzı var
      Siyah beyaz bir fotoğrafın içindeyim muzdarip
      Düşüncelerim kurşuna dizildi sabaha karşı
      Esselatu hayrun minen nevm derken ezanlar
      Açıldı sonsuza giden yol
      Burda insanların yalnız ağzı var.

      Ne açtı yüreğini güzellerin gülü can
      Ne de beyaz atın yelesindeki sır’a erdim
      Ve buyur eyledi ötelerden o ihtiyar adam
      Hoş geldin oğlum osman hoş geldin
      Ne açtı yüreğini güzellerin gülü can
      Ne de beyaz atın yelesindeki sır’a erdim

    1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
    • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.