- Bu konu 9 yanıt içerir, 8 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
1 Eylül 2009: 10:44 #656621
Anonim
Meksika’da 2007’de bir çiftçi tarafından bulundu ve öldürüldü. Cansız bedeni incelendikçe tuhaflıklar birbirini izledi. Kimine göre uzaylı, kimine göre henüz keşfedilmemiş bir hayvan türü. Bilim adamları ise “DNA’sı yok” diye şaşkın. Kimine göre ise her şey tartışmalı.

Ne var ki şimdilerde bir ikinci “yaratıktan” daha söz ediliyor.
Meksika’da uzaydan geldiği düşünülen ikinci bir yaratığın görüldüğü konuşuluyor.
İşçi Francisco Garcia:”Yaşayan ikinci bir yaratık gördüm. Gördüğüm 70 cm. boyunda bir insancıktı. Onu çiftlik kapısından çıkarken gördüm, sonra hızlıca oradan uzaklaştı” dedi.
İlk yaratık, Meksika’da 2007 yılında bulunduğunda büyük bir şok yaşanmıştı.
Çeşitli incelemeler sonunda bazı UFO uzmanları bu yaratığı ‘uzaylı’ olarak nitelendirirken, bazı uzmanlarsa yaratığın henüz keşfedilmemiş bir hayvan türü olabileceğini savunuyor: Yakalanan ilk yaratık üzerine yapılan DNA testlerinden herhangi bir sonuç çıkmadı.‘Bild am SONNTAG’ gazetesi muhabiri Michael Remke, yaratığı görmek için Meksika’daki Metepec kentine gitti. İzlenimlerini aktarırken, “Göz çukurları, insan üzerinde korkutucu bir etki yaratıyor” ifadesini kullandı.
Veteriner Marco Salazar, yaratığı bulan çifçinin, bir anlık korkuyla onu boğarak öldürmesinin hemen ardından yaratığı inceleme fırsatına sahip olduğunu anlatırken “Şu ana kadar her türden hayvanı görme imkanım oldu, ama böyle bir şey daha önce hiç görmemiştim” dedi.
Etobur bir hayvanın diş yapısına sahip bu yaratığın; aynı zamanda kafatası yapısı itibariyle de diğer hayvanlara göre daha yüksek zeka seviyesine sahip olduğu düşünülüyor. Diş yapısı, kertenkeleye benzeyen yaratık; eklem ve iç kulakları yapısıyla da insana benzediği iddia ediliyor.
Dört ayrı labaratuvarda en modern tekniklerle DNA yapısı çözülmeye çalışıldı ancak bir sonuç alınamadı. Uzmanlar “DNA’sı yok. Ya da var ama bu tekniklerle biz inceleyemiyoruz” diyor.
Bulunan yaratığın hücre testlerinde, bedenini ince bir deri tabakasının kapladığı ve daha önce tanımlanmamış, ilkel yaratıklara göre çok daha gelişmiş gözlere ve iç kulağa sahip olan bir canlı olduğu kaydedildi.
Çiftçinin yaratığı öldürmeden önce fotoğraflarını çektiği ve bu fotoğrafların yakında yayınlanacağı bildirildi.



1 Eylül 2009: 11:47 #754530Anonim
İnanasım gelmiyor ama neden olmasın Rabbimin hikmeti işte…
Dünya görebildeklerimizle sınırlı değil ki…1 Eylül 2009: 12:15 #754539Anonim
Ahsen kardeş aslında bu haberi ben ekleyecektim ama çok korktum görüntülerden…Vazgeçtim.Benim gibi korkak kardeşler olabilir diye….:dft005:
1 Eylül 2009: 12:40 #754546Anonim
@nimet06 153330 wrote:
Ahsen kardeş aslında bu haberi ben ekleyecektim ama çok korktum görüntülerden…Vazgeçtim.Benim gibi korkak kardeşler olabilir diye….:dft005:
Korkmamiz gereken daha onemli seyler var bence 🙂 aslinda +18 yazabilirdim basliga..
Hem nesi var yahu bebenin :021:
1 Eylül 2009: 15:17 #754555Anonim
@NuruAhsen 153338 wrote:
Korkmamiz gereken daha onemli seyler var bence 🙂 aslinda +18 yazabilirdim basliga..
Hem nesi var yahu bebenin :021:
abla bir alemsin…tebbesüm ettirdin ya ne diyim Allah razı olsun…:) bebe haa 😀
1 Eylül 2009: 16:37 #754556Anonim
Ne diyim?
2 Eylül 2009: 07:42 #754576Anonim
2 Eylül 2009: 07:44 #754577Anonim
Pöh, yaratıkmış!..
Dünya bu yaratığı konuşuyor diye yazıyor bütün gazeteler… İyi ya, biz de konuşalım. Bilim kurgu haberleri en esaslı sohbet mevzuularındandır ve bu muhabbetin sonu daima, ecnebilerin hızına asla erişemeyeceğimiz hükmüyle bağlanır; “Adamlar da yapıyordur canım!”, “Kimbilir buldukları halde açıklamadıkları daha ne keşifleri vardır?”, “Biz ağzımızı açıp uyurken onlar harıl harıl çalışarak…”
Bilcümle gazetelerin, haber ajanslarının hep bir ağızdan aynı haberden bahsetmesi bizi yanıltmasın. Filozofun biri, “Kesin doğruluk gerçek olmayabilir” diye bir paradoks kurmuş vaktiyle. Herkesin gözü önünde olup biten bir hadise bile pekâlâ yanıltıcı olabilir. Şüphecilik hakkımızı kullanalım ve diyelim ki, bu yaratık dedikleri şey, çizgi film yapan sanatçıların tasarladığı bir animasyon karakteridir belki de; üç boyutlu modellendikten sonra bilgisayarlı kalıp makinesinde silikon ve buna benzer maddelerden üretilmiş üç beş prototipten biridir. Belki bu anahtarlık büyüklüğündeki yaratığın plastik veya alüminyumdan yapılmış örnekleri, yakınlarda benzinliklerde, marketlerde satılmaya başlar!
Herkes gibi ben de bu yaratık işlerinden biraz anlarım, gazetedeki resmi şöyle bir inceledim; iri bir çekirge cirminde ufak tefek bir şey. Kuyruğu uzun, dört ayağı var, başı insanınkini andırıyor, gözleri iri… İster istemez “Ee, ne olmuş yani” diyorsunuz, “Yaratık dediğiniz bu mu yani?” Yadırgamakta haklısınız çünkü bu “yaratık” da, ötekiler gibi çeşitli hayvan uzuvlarının aynı gövde üzerinde bir araya getirilmesiyle oluşmuş bir kolaj çalışması; bir yırtma-yapıştırma eseri…
Ne demek istiyorum; şunu demek istiyorum: Yaratıkları tasarlayanlar neticede insanların müşterek bilgisi ve hayal gücü ile sınırlandırılmış hissediyorlar kendilerini.Mesela başka dünyalardan gelen yabancı yaratıkların uzay filmi yapımcıları tarafından nasıl da üç aşağı beş yukarı aynı surette tasarlandığını hatırlayacaksınız: İrice bir kafa, patlak gözler, ince boyun, kafadan çıkan antenler; bir yetişkinin yarısı kadar boy, derisi yeşil, beyni gelişkin vesaire. Temelde insanın farklı versiyonları. Zaten yaratık tasarımcılarının örnek alabileceği canlı türleri belli. İnsanla hayvan anatomisini biraz bulamaç yaparsın, bir iki renk değişikliği, al sana yaratık! Ha, bir de ürkütücü görünmeleri lâzımdır; çünkü insanlar ürkütülmekten haz duyarlar, yoksa korku filmleri çekilmezdi (yanlış mıyım?). Bu da demek olur ki biz insanlar, kendi sûretimize sıkışmış yaratıklarız; bir başka canlı türünü ille de kendi sûretimizde tasarlayabiliyoruz. (Dikkat buyurulsun, farkında olmadan araladığım bu kapıdan nice felsefî dehlizlere ışık sızdırmaktayım ki kadrini bilene ne hoş, ne güzel!)
Şimdi denilecektir ki, bu adam durup dururken bu yaratık meselesini niçin diline doladı; mutlaka lafı döndürüp dolaştıracak ve getirip iç siyasete bağlayarak okuyucularına ironik bir mesaj verecek…
Hayır, alâkası yok; hatta yemin ederim; vallahi ve billahi bu yazının politik göndermesi yoktur. Tamam, Meksika’da ele geçirilen yaratığın laboratuvar incelemelerinde DNA türünün tesbit edilememiş olması ilginç bir nottur vesairedir fakat DNA’sızlık da neticede insan zihninin dar hayalhânesinde icat olunmuş sıradan bir sıfattır. Kavramı icad edersiniz, sonra tersini çevirdiğinizde yeni bir buluş yapmış olursunuz; ne kadar banal bir mantık?
Üstelik DNA’sızlık demek, omurgasızlık, belkemiksizlik demek de değildir; fotoğrafa dikkatle bakınız; yaratığın DNA’sı yok ama belkemiği mevcut; hatta kuyruğuna kadar da uzanıp gitmekte… Öyleyse?..
Ahmet Turan Alkan – Zaman2 Eylül 2009: 09:37 #754596Anonim
Allah Allah
dnası yok yahut biz bu teknikle bulamıyoruz
kör olan gözlere gösteriliyor ama hala kör hala kör
2 Eylül 2009: 09:45 #754602Anonim
ben uydurmasyon olduğunu düşünüyorum netekim daha öncede yapılmıştı 🙂
2 Eylül 2009: 09:49 #754607Anonim
mutant canlıları gibi mi
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.