Bu sabah dünyaya gözlerimi açtığımda tarifi mümkün olmayan bir hüzünle doluydum. Acaba gidecek olmandan mıydı bu hüzün yoksa hala bitmek tükenmek bilmeyen, yanımdayken bile hissettiğim özlemin miydi?
Ben içimde sensizliğin hasretini çekerken acaba sen şu an hangi duygularla iç içesin. Her geçen saniyede benden biraz daha uzaklaştığın hissi içime katranlar dökerken sende bu duygularımı hissedebiliyor musun?
Gözlerimi her kapadığımda ince bir yoldan kalbime düşüyorum. Bakıyorumda içimde ufacık kalmışsın, saliselerle bu küçülme daha da fazlalaşıyor.
Ey koca İstanbul… Bugün benim için boşsun, güzel boğazın, vazgeçilmez sahillerin, en güzel mekanlarının benim için hiç değeri yok. Çünkü seni bu güzelliklerlle değerli kılan sevgime sahip olanmış şimdi anladım.
Her gün birbirini kovalayan akrep ve yelkovan söyler misiniz bana, 48 saati 48 sn gibi geçtiğiniz oldu mu? Varsa öyle bir yeteneğiniz birkez de benim için sergiler misiniz?
Yaz benim çok dertlerime ortak olan kalemim; hüznümü yaz…
Seni tanımadan önce yokluğunu hissediyordum, üzülüyordum ama anladımki tanıdıktan sonra bu yokluk daha çok can acıtıyormuş. Sevgi, aşk gibi sözcükler sadece masallarda olur sanırdım ama seninle anladımki kalpte yaşanan duygularmış.
Güneşin doğuşu başka, batışı başka güzelmiş, nefes almak daha farklıymış…Yemek yemek, su içmek; gezmek eğlenmek, ibadet etmek seninle güzelmiş. Aynı safta namaza durmak, aynı anda kuran okumak seninle daha bi güzelmiş.
Dağlar yükümün ağırlığı belimi bükerken; bir tebessümünle, “atlatırsın Allahın izniyle” demekle hafiflediğini sende gördüm sevgilim.
Şu an kendimi yarım ve yalnız hissediyorum. Hiç şey yokluğunun acısını dindirmiyor.
Bir çok acılarıma ilaç olan, birçok özelimi paylaştığım zaman; biliyorum ki allah’ın izniyle bunuda atlatıcam.
Allah var gam yok!!!