• Bu konu 6 yanıt içerir, 3 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
8 yazı görüntüleniyor - 1 ile 8 arası (toplam 8)
  • Yazar
    Yazılar
  • #657926
    Anonim
      Ebu Talib Cennetlik midir?

      Diyorsunuz ki: “Amcası Ebu Talib’in imanı hakkında esahh nedir?”

      Elcevap: Ehl-i teşeyyu’, imanına kail; Ehl-i Sünnetin ekserîsi imanına kail değiller. Fakat benim kalbime gelen budur:

      Ebu Talib, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın risaletini değil, şahsını, zâtını gayet ciddî severdi. Onun o gayet ciddî, o şahsî şefkati ve muhabbeti, elbette zayie gitmeyecektir. Evet, ciddî bir surette Cenâb-ı Hakkın Habib-i Ekremini sevmiş ve himaye etmiş ve taraftarlık göstermiş olan Ebu Talib’in, inkâra ve inada değil, belki hicab ve asabiyet-i kavmiye gibi hissiyata binaen makbul bir İmân getirmemesi üzerine, Cehenneme gitse de, yine Cehennem içinde bir nevi hususî cenneti, onun hasenatına mükâfaten hâlk edebilir. Kışta bazı yerde baharı hâlk ettiği ve zindanda, uyku vasıtasıyla, bazı adamlara zindanı saraya çevirdiği gibi, hususî cehennemi, hususî bir nevi cennete çevirebilir.

      b988.gif [İlim Allah katındadır.]

      b690.gif [Gaybı Allah’tan başkası bilemez. ]

      b457.gif [“Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki Sen, ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin.”] (Bakara Sûresi: 2:32.)

      28. Mektup s.376

      Soru:
      “Kiyamet Günü cehennemlikler içinde en hafif azap çekecek olanlar, atesten iki nalinla gezinecek olanlardir ki, tabanlarindan giren atesin harareti beyinlerini kaynatacaktir.” hadisin tam kaynağını bulamadım.
      Bu hadise göre Üstad’ın bahsettiği cehennem içindeki hususi cennet bu mudur?
      #759494
      Anonim
        karaelmas;85934 wrote:
        Soru:
        “Kiyamet Günü cehennemlikler içinde en hafif azap çekecek olanlar, atesten iki nalinla gezinecek olanlardir ki, tabanlarindan giren atesin harareti beyinlerini kaynatacaktir.” hadisin tam kaynağını bulamadım.

        Bu hadise göre Üstad’ın bahsettiği cehennem içindeki hususi cennet bu mudur?

        Cehennem içinde bir nevi hususî cenneti, onun hasenatına mükâfaten hâlk edebilir. Kışta bazı yerde baharı hâlk ettiği ve zindanda, uyku vasıtasıyla, bazı adamlara zindanı saraya çevirdiği gibi, hususî cehennemi, hususî bir nevi cennete çevirebilir.

        burada kisiye ozel muameleden bahsedildigi icin, bu Hadisi serifte anlatilan Cehennemlikler grubuna dahil olmayabilir..cunku Hadisi Serifte cogul bahsedilmis…Allah bilir…

        ama belki de dahildir, Ancak Algilayista farkli olabiliryani Ustadin dedigi gibi; zindandaki adamin ruya ile sarayda olmasi ve diger zindan arkadaslarindan bulundugu yeri algilayis bakimindan Farkli olmasi gibi, Onun durumu gorunuste digerleri ile ayni olsada mahiyeti farklidirseklinde anlarsak… Hadisi Serif ile bir celiski yok… sadece…tekraren; Gaybi ancak Allah bilir

        b690.gif [Gaybı Allah’tan başkası bilemez. ]

        Allahumme hallisna ve Ecirna ve Neccina min enNar….aminnn
        Allah razi olsun.

        #759495
        Anonim

          Allah sizden de razı olsun. İllaki bir açıklaması vardır ama bu şekilde bakmamıştım hiç. elinize sağlık.

          #759496
          Anonim
            Kader Gelince Göz Kör Olur.

            Eğer denilse: “Hazret-i Ömer’in (r.a.) minber üstünde, bir aylık mesafede bulunan Sâriye namındaki bir kumandanına, b192.gif [Ey Sariye, dağa dikkat et dağa!] (Müsned,Fezailü’s-Sahabe:355;Taberi,Tarih,2:380.)deyip, Sâriye’ye işittirip, sevkülceyş noktasından zaferine sebebiyet veren kerâmetkârâne kumandası ne derece keskin nazarlı olduğunu gösterdiği halde, neden yanındaki katili Firuz’u o keskin nazar-ı velâyetiyle görmedi?”

            Elcevap: Hazret-i Yâkup Aleyhisselâmın verdiği cevapla cevap veririz.Haşiye (Said-i Şirazinin Gülistan’dan bir şiiri olup, manası haşiyenin bulunduğu paragrafın altındadır.)

            Yani, Hazret-i Yâkup’tan sorulmuş ki, “Niçin Mısır’dan gelen gömleğinin kokusunu işittin de, yakınında bulunan Kenan kuyusundaki Yusuf’u görmedin?” Cevaben demiş ki:

            “Bizim halimiz şimşekler gibidir; Bazen görünür, Bazen saklanır. Bazı vakit olur ki, en yüksek mevkide oturup her tarafı görüyoruz gibi oluruz. Bazı vakitte de ayağımızın üstünü göremiyoruz.”

            Elhasıl, insan her ne kadar fâil-i muhtar ise de, fakat b199.gif [“Allah dilemedikçe siz hiçbir şeyi isteyemezsiniz.” İnsan Sûresi: 76:30.] sırrınca, meşiet-i İlâhiye asıldır, kader hâkimdir. Meşiet-i İlâhiye, meşiet-i insaniyeyi geri verir, b200.gif [Kader gelince göz kör olur.] hükmünü icra eder. Kader söylese, iktidar-ı beşer konuşmaz, ihtiyar-ı cüz’î susar.

            15. Mektup s.56

            #759497
            Anonim
              Az Bir Şeyle Çok Şeyler Kazanmak.


              Üçüncü Sualiniz: “O mübarek zatların başına gelen o feci, gaddârâne muamelenin hikmeti nedir?” diyorsunuz.


              Elcevap: Sabıkan beyan ettiğimiz gibi, Hazret-i Hüseyin’in muarızları olan Emevîler saltanatında, merhametsiz gadre sebebiyet verecek üç esas vardı:


              Birisi: Merhametsiz siyasetin bir düsturu olan, “Hükûmetin selâmeti ve âsâyişin devamı için eşhas feda edilir.”

              İkincisi: Onların saltanatı unsuriyet ve milliyete istinad ettiği için, milliyetin gaddârâne bir düsturu olan, “Milletin selâmeti için herşey feda edilir.”


              Üçüncüsü: Emevîlerin Hâşimîlere karşı ananesindeki rekabet damarı, Yezid gibi bazılarında bulunduğu için, şefkatsiz bir gadre kabiliyet göstermişti.


              Dördüncü bir sebep de, Hazret-i Hüseyin’in taraftarlarında bulunuyordu ki, Emevîlerin, Arap milliyetini esas tutup sair milletlerin efradına “memâlik” tabir ederek köle nazarıyla bakmaları ve gurur-u milliyelerini kırmaları yüzünden, milel-i saire Hazret-i Hüseyin’in cemaatine intikamkârâne ve müşevveş bir niyetle iltihak ettiklerinden, Emevîlerin asabiyet-i milliyelerine fazla dokunmuş, gayet gaddârâne ve merhametsizcesine, meşhur faciaya sebebiyet vermişlerdir.


              Mezkûr dört esbab, zâhirîdir. Kader noktasından bakıldığı vakit, Hazret-i Hüseyin ve akrabasına, o facia sebebiyle hasıl olan netâic-i uhreviye ve saltanat-ı ruhaniye ve terakkiyât-ı mâneviye o kadar kıymettardır ki, o facia ile çektikleri zahmet gayet kolay ve ucuz düşer. Nasıl ki bir nefer, bir saat işkence altında şehid edilse, öyle bir mertebeyi bulur ki, on sene başkası çalışsa ancak o mertebeyi bulur. Eğer o nefer şehid olduktan sonra ona sorulabilse, “Az birşeyle pek çok şeyler kazandım” diyecektir.

              15. Mektup s.59

              #759498
              Anonim
                İhtilaf Tahrip Etmek Değildir.



                Eğer denilse:b607.gif [ “Ümmetimin ihtilâfı rahmettir.” el-Aclûnî, Keşfü’l-Hafâ, 1:64; el-Münâvî, Feyzü’l-Kadîr, 1:210-212.] denilmiş. İhtilâf ise tarafgirliği iktiza ediyor.

                “Hem tarafgirlik marazı, mazlum avâmı, zalim havassın şerrinden kurtarıyor. Çünkü bir kasabanın ve bir köyün havassı ittifak etseler, mazlum avâmı ezerler. Tarafgirlik olsa, mazlum bir tarafa iltica eder, kendisini kurtarır.”

                “Hem tesadüm-ü efkârdan ve tehâlüf-ü ukulden hakikat tamamıyla tezahür eder.”

                Elcevap: Birinci suale deriz ki: Hadisteki ihtilâf ise, müsbet ihtilâftır. Yani, herbiri kendi mesleğinin tamir ve revâcına sa’y eder. Başkasının tahrip ve iptaline değil, belki tekmil ve ıslahına çalışır.

                Amma menfi ihtilâf ise-ki garazkârâne, adâvetkârâne birbirinin tahribine çalışmaktır-hadisin nazarında merduttur.

                Çünkü birbiriyle boğuşanlar müsbet hareket edemezler.


                22. Mektup s.258

                #759499
                Anonim
                  Hak Namına Tarafgirlik.



                  İkinci suale deriz ki:
                  Tarafgirlik eğer hak namına olsa, haklılara melce olabilir. Fakat şimdiki gibi garazkârâne, nefis hesabına olan tarafgirlik, haksızlara melcedir ki, onlara nokta-i istinad teşkil eder.

                  Çünkü, garazkârâne tarafgirlik eden bir adama şeytan gelse, onun fikrine yardım edip taraftarlık gösterse, o adam o şeytana rahmet okuyacak. Eğer mukabil tarafa melek gibi bir adam gelse, ona (hâşâ) lânet okuyacak derecede bir haksızlık gösterecek.


                  22. Mektup s.259

                  #759500
                  Anonim
                    Maksatta İttifak Lazım.

                    Üçüncü suale deriz ki:

                    Hak namına, hakikat hesabına olan tesadüm-ü efkâr ise, maksatta ve esasta ittifakla beraber, vesâilde ihtilâf eder.

                    Hakikatin her köşesini izhar edip hakka ve hakikate hizmet eder. Fakat tarafgirâne ve garazkârâne, firavunlaşmış nefs-i emmâre hesabına hodfuruşluk, şöhretperverâne bir tarzdaki tesadüm-ü efkârdan bârika-i hakikat değil, belki fitne ateşleri çıkıyor.

                    Çünkü, maksatta ittifak lâzım gelirken, öylelerin efkârının küre-i arzda dahi nokta-i telâkîsi bulunmaz. Hak namına olmadığı için, nihayetsiz müfritâne gider, kabil-i iltiyam olmayan inşikaklara sebebiyet verir. Hal-i âlem buna şahittir.


                    22. Mektup s.259

                  8 yazı görüntüleniyor - 1 ile 8 arası (toplam 8)
                  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.