- Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
18 Kasım 2009: 17:44 #658342
Anonim
Bu Müslüman ülkede İslâm’ı tehdit ve tehlike olarak görenler ve İslâm aleyhinde yaygara kopartanlar kimlerdir? Müslümanlar mı?
Kesinlikle değil. Çünkü bir Müslüman kendi dinini tehdit ve tehlike olarak görmez, göremez. Böyle bir şey dehşet verici bir çelişki olur.
Müslüman, İslâm’a dönülmek istenmesini irtica olarak görmez.
Müslüman, İslâm ahlâkının ve barışının ülkeye hâkim olmasını hararetle ister.
Müslüman Allah’ın ve Peygamber’in emir ve yasaklarına uyulmasından memnun olur.
Peki İslâm’ı ve Müslümanları tehdit ve tehlike olarak görenler kimlerdir:
1. SABATAYCILARDIR. Onlar dilleriyle yarım ağız “Biz de Müslümanız” derler, öldüklerinde cenazeleri camiye getirilir ama İslâm’a ve Müslümanlara karşıdırlar. (Çok az sayıda binde bir insaflıları olabilir
.)
2. BENZETİLMİŞLER. Bunlar Sabataycıların eğitim, baskı ve propagandalarıyla beyinleri yıkanmış Müslümanlardır. Men teşebbehe hadîsi gereğince onlardan olmuşlardır. Bunlar da İslâm’ı ve Müslümanları tehlike ve tehdit olarak görürler.
3. KRİPTOLAR: Ülkemizde şu anda birkaç milyon Kripto bulunmaktadır. Bu konuda, fitne ve fesat çıkmaması için açık yazmıyorum
. İşte bunların militan bir kısmı da İslâm’a ve dindar Müslümanlara son derece karşıdır. Bu satırları, açık kimlikleri Ermeni, Rum vs. olan vatandaşlarımızı tenzih ederek yazıyorum. Onlara bir şey dediğim yoktur.
İç ve dış düşmanlarımız uzun yıllardan beri Müslümanları bölmek, birbirine düşman fırka ve fraksiyonlara ayırmak, Ümmet içinde fitne ve fesat çıkartmak için yoğun propaganda yapmaktadır. Maalesef bu cümleden olmak üzere tasavvuf ve tarikat aleyhinde amansız bir faaliyet başlatılmıştır. Kökü dışarıda olan ve petro-dolarla beslenen bu cereyan, tasavvufu ve tarikati şirk olarak görmekte, tarikat evliyasını, meşâyihini, bağlılarını müşrik ve kâfir ilan etmektedir. Bu hareketin arkasında da iç ve dış emperyalistler bulunmaktadır.
Tarih boyunca dünyada çeşit çeşit sömürgecilik ve sömürgeler görülmüştür. Fransa’nın Cezayir’de, Belçika’nın Kongo’da, Hollanda’nın Endonezya’da, Portekiz’in Angola’daki sömürgeciliği klasik sömürgecilikti.
Rusların Orta Asya’daki, Türkistan’daki sömürgeciliği neo-kolonyalizmdi.
Bir de içten sömürgeler vardır. Bağımsız devlet gibi görünür, iyi kötü seçimler yapılır, bayrağı ve istiklâl marşı vardır, hürriyet şarkıları âfâkı (ufukları) çınlatır ama ülke gizli, derin, içten bir sömürgedir. Birtakım egemen azınlıklar orada bir vesâyet ve baskı rejimi kurmuşlardır.
İşte birtakım gizli, egemen, amansız, zalim güçler ülkemizde böyle bir rejim olması için çalışıyor.
Bedavaya, bir ideal için mi çalışıyorlar?
Hayır hayır, onlar kesinlikle idealist değildir.
Türkiye’de çok az sayıda kişi, aile ve holding her yıl bu ülkenin 100 milyar dolarını iç etmekte, paylaşmaktadır. Böyle büyük bir pastayı hiç kimse terk etmek istemez.
Bu memlekete temiz, sağlam, ahlâklı, faziletli, vasıflı, güçlü Müslümanlar (Maalesef bozukları da var) hakim olursa iç-sömürgecilerin yıllık 100 milyar doları kesilecek, ayrıca zulaya koymuş oldukları yüzlerce milyar dolarlık kara ve kirli para da onlardan istirdat edilecektir (geri alınacaktır).
İşte onlar için en büyük tehdit ve tehlike buradadır.
Eyvah irtica geliyor!
Eyvah karanlık güçler!
Eyvah dincilik tehlikesi!
Eyvah ki, eyvah
.
Yetişin ey zinde güçler, irtica var, tehdit var, tehlike var, yangın var!
Mehmet Şevket Eygi – Milli Gazete
18/11/2009 -
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.