• Bu konu 6 yanıt içerir, 5 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
8 yazı görüntüleniyor - 1 ile 8 arası (toplam 8)
  • Yazar
    Yazılar
  • #658696
    Anonim

      Sual:İnsan hem günah işeyip hem namaz kılıyor ve 7 büyük kebairden kaçınıyorsa akibeti hakkında ne söylenebilir?
      Cevap:
      Allahu Teâlâ hazretleri Kur’an’da, büyük günahlardan sakınanları affedip cennete alacağını şöyle bildirir:

      “Eğer siz, yasaklandığınız büyük günahlardan sakınırsanız, diğer kusurlarınızı örter, sizi güzel bir makama koyarız.” (Nisa, 31)

      Elbette cennete girmenin tek yolu bu değildir. Çok ayetlerde işaret edildiği gibi iman edip iyi ameller işlemek de şarttır.

      “İman edip Salih ameller işleyenlere, altlarından ırmaklar akan cennetlerin kendilerine ait olduğunu müjdele!” (Bakara, 25)

      Burada iyi amellerden birinci derecede maksad farzları yerine getirmektir.

      Yalnız sualinizde geçtiği gibi büyük günahlar yedi taneden ibaret değildir. Büyük günahların en büyükleri yedidir. Bütün büyük günahları terk etmek şarttır. Büyük günahlar hakkında şu linki de okuyunuz.

      İmanı korumanın elde ateşten kor tutmaktan daha zor olacağının hadiste bildirildiği ahir zamanda yaşayan günümüz insanları hakkında; farzları yerine getiren büyük günahlardan sakınan kimselerin ahrette kurtulacağını ümid etmek elbette önceki asırlara göre daha da geçerlidir. Üstad Bediüzzaman bu mevzuyu teyid eden kanaatini şöyle dile getirir:

      “Bu zamanda tahribat ve menfî cereyan dehşetlendiği için, takva bu tahribata karşı en büyük esastır. Farzlarını yapan, kebireleri işlemeyen, kurtulur.” (Kastamonu Lahikası)

      #761164
      Anonim

        Helak edici yedi büyük günahtan sakının. Orada bulunan sahabeler: “Bu günahlar hangileridir?” diye sorunca Rasulullah (s.a.s) şöyle cevap verdi:
        Allah’a şirk koşmak, sihir, Allah’ın haram kıldığı bir nefsi haksız yere öldürmek, faizi yemek, yetim malı yemek, savaş meydanından kaçmak, namuslu ve yapılanlardan habersiz mü’min kadınlara zina iftirasında bulunmaktır. (Buhari, Müslim)

        Allah’ın haram kıldığı bir nefsi haksız yere öldürmek.

        ben bu noktaya fena halde takmış durumdayım .ALLAH RIZASI için bana bir kardeşim bunu açıklayabilir mi?
        Nefs ile ilgili bildiğim onu tamamen öldürmemek.Üstada göre hayra yönlerdirmek.ama nefsimizin istediğini bazen yaptığımızda büyük günaha girer mi? Nedir bunun doğrusu?

        #761165
        Anonim

          Mü`min kişi haksız yere Allah`ın haram kıldığı bir cana kıymaz. Biz, buna hayat hakkına dokunmamak da diyebiliriz. Asırlar önce Kur`an, canlıların hayat hakkı olduğunu ve bu hakkın dokunulmazlığını gündeme getirmektedir. Ayetin bu kısmında geçen en-nefs kelimesi, `can taşıyan her canlı` yı kapsamına almaktadır. Yeşil, hayvan ve insan buradaki nefs kavramının kapsamına girmektedir. Haksız yere bir ağaca, ormanın bir canlısına, haksız yere bir hayvana ve yine haksız yere bir insana kıyılamaz, onun yaşam hakkına dokunulamaz. Bu ilkenin, hac esnasında Mescidi Haram`da tatbiki olarak öğrenimi ve eğitimi yapılmaktadır. Ağaçları gereksiz yere kesilen topraklarda nasıl heyelan oluyorsa, gereksiz yere hayvanları öldürülen yerlerde ekolojik denge bozuluyorsa, gereksiz yere öldürülen insanların olduğu insanlıkta da hem manevheyelan olmakta, hem de medendenge bozulmaktadır. İsrailoğullarına verilen kitapta ve Kur`an`da `bir cana kıymanın bütün insanlığı öldürme` ye, `bir canı kurtarmanın bütün insanlığı kurtarma` ya denk olduğu temel ilke olarak konmuş ve böylece hayat hakkının ne denli önemli olduğu belirtilmiştir (Maide 5/32). Ayette en büyük günah, şirk; ikinci sırada ise cana kıymak gelmektedir.
          alıntı

          insaallah isine yarar :gül:

          #761176
          Anonim

            Garib kardeşim ALLAH RAZI OLSUN.benim bahsettiğim farklı birşeydi ama.şöyleki:insan nefsini tamamen öldürmemeli .hayra yönlendirmeli.daha açıkça söylemem gerkiyorsa biz şimdi nefsimizi tamamen öldürebilir miyiz? bunun sakıncası nedir? yararı nedir? benim merak ettiğim bu konuydu.ALLAHA EMANET OL.

            #761178
            Anonim

              “Nefislerinizi Öldürün” tabiri Kur’an-ı Kerim’de de geçen bir kavram. Ben geçen gün böyle bir ayeti görünce merak etmiştim. Elmalı tefsirinde geçen “nefislerinizi öldürünüz” bölümünü buraya aktarıyorum. Selam ve dua ile..

              “””
              54- Hani bir zamanlar Musa kavmine dedi ki; Ey kavmim cidden siz o buzağıyı put edinmekle kendi kendinize zulmettiniz, bari gelin Rabbinize tevbe ile dönün de nefislerinizi öldürün. Böyle yapmanız Bârî Teâlânız katında sizin için hayırlıdır, böylece tevbenizi kabul buyurdu. Gerçekten de o Tevvab ve Rahîm’dir.”
              (Bakara Suresi/54)

              Tevbe ve öldürme emrinin sorumluluğu Hz. Musa’ya ait bir vekillik tasarrufu, neticede meydana gelen düzelme de bizzat ilâhî bir ihsan olmuş oluyor. Ve furkan o zaman meydana gelmiş oluyor. Kavim ünvanı altında “Siz nefislerinize zulmettiniz.” deniliyor.. Bu da gösteriyor ki, nefse zulmetmek, ferdî nefisten ve kavmî nefisten daha umumî bir ifadedir. Şirkin zararı millete, milletin zararı da fertlere racîdir. Ve buzağıya tapma meselesi, Musa’nın kavmi içinde büyük bir bozulmaya ve karışıklığa sebep ol muş ve bu belanın temizlenmesi birtakım nefislerin ölmesini ve can kaybını gerektirmiştir.

              “nefislerinizi öldürünifadesi mefhum olarak üç mânâya gelebilir.

              Birincisi hakikat anlamı ki, herkesin kendi kendini öldürmesidir, yani intihar etmesidir. Lakin böyle olsa idi muhatap olarak kavim kalmaz veya ancak asîler kalırdı. Şu halde kastedilen mânâ bu değildir.

              İkincisi, işin geleneksel gerçeğidir ki, esasen kardeş olan bir kavmin fertleri, haydi bakalım şimdi birbirinizi öldürünüz, demektir. Çoğunlukla tefsirciler bu mânâyı gözetmişlerdir. Tur’a giden Hz. Musa’nın arkasından Sâmirî, altından bir buzağı heykeli yapmış, onu bağırtmış ve Apis öküzüne tapan Mısırlılar ve diğer puta tapıcılar gibi, İsrailoğulları’nın bir kısmını, “İşte Musa bunu aramaya gitti.” diyerek ona taptırmış ve çok yakın bir zamanda bizzat şahit oldukları nimetlere karşı nankörlük yapıp bir bozgun ve karışıklık çıkarmış, kavmin diğer bir kısmı Hz. Harun ile beraber bu gidişi önleyememiş ve Hz. Musa’nın dönmesini beklemişlerdir.

              O zamana kadar da bu karışıklık gittikçe yayılmış, Hz. Musa Tur’dan dönünce Furkan’ın hükmü ile hepsine birden “kendinize yazık ettiniz” diye hitap etmiş, hem buzağıya tapanlara, hem de ses çıkarmayıp bekleyenlere, bu günahlarından dolayı hemen tevbe etmelerini ve tevbe edenlerin, etmeyenleri derhal öldürmelerini emretmiş ve bu iç savaş Allah’ın izniyle zaferle sonuçlanmış. Bunun üzerine İsrailoğulları da hallerini ıslah edip uslanmışlar. İşte burada bu olay hatırlatılmıştır. Hikaye olunduğuna göre bu olayda ölenlerin sayısı yetmiş bine ulaşmıştır. Buna buyurulmayıp da buyurulması, hadisenin dahilî ve acıklı olduğuna ve nefse zulmetmenin mânâsına işarettir.

              Üçüncüsü ise sırf mecazî olmasıdır ki, nefsinizi öldürünüz, yani günahınıza nedâmetle gam ve kederden canınızı çıkarın yahut şehvetlerden nefsinizi men etmekle riyazet (perhiz) ediniz. Size bu kötülükleri yaptıran, sizi şirke saptıran hep nefsanî isteklerdir. Tevbe de bunların kırılması ile faydalı olur ve ancak o zaman kabul edilir demektir. Bu te’vil de gözetilmiştir. Bu da güzeldir, fakat bir işarî mânâdır.
              Bârî, yaratırken ayıpsız ve noksansız yaratan demektir, ki, “hâlîk”dan daha özeldir ve bunda ilk yaratılışı hatırlatma vardır.“””

              #761179
              Anonim

                HAK RAZI OLSUN derviş kardeş.Kanımca en doğrusu benim düşüncem de zaten buydu.fakat tabiki bunu yapabilmek çok zor birşey.Heleki şu zamanda.çoğu zaman nefsimize zulmetmek zorunda kalıyoruz.peki bu doğru bir şey midir?
                aslında bu konuda kafam bayağı karışık durumda.kendim herzaman için Peygamber efendimiz zamanında yaşayan insanlara imrenmişimdir.O zaman HAK YOLUNA GİRMEK o kadar kolayken gerçi kıymetini bilemeyenler olmuştu.

                RABBİM bizi HAK YOLUNDAN AYIRMASIN.Günahlarımızı kabul etsin.amin.

                Üçüncüsü ise sırf mecazî olmasıdır ki, nefsinizi öldürünüz, yani günahınıza nedâmetle gam ve kederden canınızı çıkarın yahut şehvetlerden nefsinizi men etmekle riyazet (perhiz) ediniz. Size bu kötülükleri yaptıran, sizi şirke saptıran hep nefsanî isteklerdir. Tevbe de bunların kırılması ile faydalı olur ve ancak o zaman kabul edilir demektir. Bu te’vil de gözetilmiştir. Bu da güzeldir, fakat bir işarî mânâdır.
                Bârî, yaratırken ayıpsız ve noksansız yaratan demektir, ki, “hâlîk”dan daha özeldir ve bunda ilk yaratılışı hatırlatma vardır.“””

                #761180
                Anonim

                  @nimet06 169348 wrote:

                  HAK RAZI OLSUN derviş kardeş.Kanımca en doğrusu benim düşüncem de zaten buydu.fakat tabiki bunu yapabilmek çok zor birşey.Heleki şu zamanda.çoğu zaman nefsimize zulmetmek zorunda kalıyoruz.peki bu doğru bir şey midir?
                  aslında bu konuda kafam bayağı karışık durumda.kendim herzaman için Peygamber efendimiz zamanında yaşayan insanlara imrenmişimdir.O zaman HAK YOLUNA GİRMEK o kadar kolayken gerçi kıymetini bilemeyenler olmuştu.

                  RABBİM bizi HAK YOLUNDAN AYIRMASIN.Günahlarımızı kabul etsin.amin.

                  Amin elfi elfi Amin…

                  Peygamberlerin bile Allah’a sığındığı bir zamanda yaşıyoruz.Ama İnşAllah Risale-i Nur lardan hakkıyla istifade edebilirsek Sahabelerin yaşamına azami derecede yaklaşırız diye düşünüyorum. Rabbim Risale-i Nur’dan hakkıyla istifade edebilmeyi nasip eylesin..

                  #761183
                  Anonim

                    RABBİM bizi HAK YOLUNDAN AYIRMASINAmin elfi elfi Amin

                  8 yazı görüntüleniyor - 1 ile 8 arası (toplam 8)
                  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.