- Bu konu 4 yanıt içerir, 3 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
8 Aralık 2009: 13:59 #658740
Anonim
Rotterdam İslam Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akgündüz, Bediüzzaman’ın mezarının kıyamete kadar meçhuliyetini sürdüreceğini söyledi.

“Bir kaç nokta var. Birincisi; Bediüzzaman Hazretlerinin kabri ile diğer isimlerin kabrini ayru tutmak lazım. Sebebine gelince Bediüzzaman Hazretlerinin kabri konusunda Bediüzzaman’ın henüz vefat etmeden önce kaleme almış olduğu vasiyeti ve mektubu var. Çok açık. Diyor ki; ‘Benim kabrim çok yakın birkaç talebem dışında kimse tarafından bilinmeyecek.’ İnsanların kabrine yönelik teveccühü arttıracakları ve Risale-i Nur’un manasını unutabilecekleri noktalardan dolayı Kader-i İlahi ona hissettirmiş ve bunu yazmış.
“İkinci nokta Cenab-ı Hakk’ın emriyle emr-i hak Urfa’da vaki olunca cenazesi Halilürrahman’da çok güzel bir yere naklediliyor. Bizzat Bayram abi ve Sungur abiden duymuştum; ‘Biz şaşkınlık içinde takip ediyorduk. Çünkü her gün yüzlerce misafir geliyor Üstadın kabrini ziyaret ediyor. Halbuki Üstad benim kabrimi kimse bilmeyecek diyor’ demişlerdi. İkinci safhayı 1960 ihtilali sona erdiriyor. İhtilalciler Bediüzzaman’ın dirisinden korktuğu kadar ölüsünden de korkuyorlar. Üstadın kabrini kanuni bir kılıf uydurarak, Abdülmecid Efendiden zorla dilekçe alarak Isparta’da defnediyorlar.
“Üçüncü nokta. Üstad 1960 ihtilalinden sonra gömüldüğü arşivlerde bilinen yerde değil. Abiler vasıtasıyla alınmış kimsenin bilmediği bir mekana götürülmüş ve bir kaç abinin bildiği bir mekana defnedilmiş. Dolayısıyla ne Üstadın rükünleri yerini söyler ne de hükümet arşivlerde belirtilen yerde bulabilir.
“Üstad hazretlerinin bugüne kadar haber verip de doğru çıkmayan haberi yok. Benim kanaatim kabir konusu kıyamete kadar meçhuliyetini sürdürür.
Risale Haber8 Aralık 2009: 14:00 #761231Anonim

Yazar Cemil Tokpınar, kabir meselesini RisaleHaber’e değerlendirdi.
Bediüzzaman Said Nursi’nin mezarının ortaya çıkarılması tartışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu konuda kendi vasiyeti var. “Mezarım gizli kalmalı” demiş…
Ben bu vasiyetin tüm zamanları kapsadığını düşünmüyorum. O günkü şartlarda öyle gerektiği için böyle bir vasiyette bulunmuştur. Çünkü o dönemde tüm Türkiye’de Üstad hazretlerine olağanüstü bir muhabbet vardı.
Yani “la teşbih” şöyle bir hal vardı. Nasıl ki, Peygamber Efendimizin vefatı esnasında Hz. Ömer “Kim Hz. Muhammed öldü derse kellesini vururum” ifadesinde belirlenen kabullenemeyiz var ya, işte Üstad’ın vefatı esnasında da talebeleri hariç ama yakın çevresinde O’na karşı böyle bir aşk, şevk ve sevgi vardı.Üstad Hz. Hayattayken sürekli esbabı reddedip, Müsebbib-ül esbabı göstermek istediği için vefatından sonra da şahsını gizleme, tevazu, mahviyet halini sürdürmek istiyor. Ama geçen dönem içinde o hikmet hükmünü icra etti diye düşünüyorum.
O nedenle diyorum ki, mezarı bulunmalı ve O’na layık bir türbe yapılmalı, hatta bir kültür merkezi, bir külliye tarzında olmalıdır. Ve inanıyorum ki, o hali hayatı gibi hizmet edecektir.
Hatta bu konuda İhsan Atasoy’un kitabında bir hatıra var. Hatırladığım kadarıyla bir abiye Üstad “mezarının bir zaman sonra bulunacağını ve Mevlana’nın türbesi gibi bir türbe yapılacağını” söylediğini okumuştum.
O nedenle ben O’na layık bir türbe yapılmalı diyorum. Bazı kesimler Anıt Mezar diyorlar. Bana anıt mezar pek sıcak gelmiyor. Benim “Türbe” kelimesi daha çok hoşuma gidiyor. Ama dediğim gibi O’nun manevi şahsiyetine yakışır bir türbe olmalı hatta dediğim gibi bir külliye olmalı.Bu arada bir hissiyatımı ifade etmek istiyorum. Risale Haber çok güzel hizmetlere vesile oluyor. Şahsınızda çalışanlarını ve emeği geçenleri tebrik ediyorum. İnşaallah daha da gelişir ve daha güzel hizmetlere vesile olur…
8 Aralık 2009: 14:01 #761232Anonim

Bediüzzaman Said Nursi’nin talebesi Said Özdemir:
MEZARININ BULUNMASI VASİYETİNE MUHALİF
Aralarında Said Nursi’nin de bulunduğu bazı isimlerin mezarlarının bulunması tartışmaları var. Nasıl değerlendiriyorsunuz?
Üstad Hazretleri kendisi istemedi. Vefatından 5-6 sene önce bize mektup yazmıştı: “Cenab-ı Hak’tan niyazım odur ki kabrimi bir kaç talebemden başka kimseye bildirmesin.”Kabriniz bilinirse herkes gelir Fatiha okur dendiği zaman, “Fatiha bir nurdur ben nerede olsam o bana yetişir” diyor. “Fakat bu zamanda kabirlere fazla bir gösteriş, ölülerden istimdatlar ve bidatlar meydana geliyor. Ben hayatım boyunca İhlas düsturunu takip ettiğim için ihlas düsturunun vefatımdan sonra devamını Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyorum, benim kabrimi bir kaç talebemden başka kimseye bildirmesin” diye mektup yazmıştı.
O zaman biz dedik ki “vefat edince onun mübarek cesedini alıp götüreceğiz” diye. Tabi öyle olmadı. Biz hapisteydik o zaman. Vefatından 119 gün sonra o günkü ihtilal hükümeti Urfa’daki kabrinden çekinmişler. Karar vermişler ve Abdülmecid abiyi de götürmüşler. Ona, “abimin kabrinin burdan kaldırılmasını istiyorum” diye kağıt imzalatmışlar. Mezarın taşlarını balyozla kırıyorlar. Üstadın cenazesini çıkarıp tayyareye koyuyorlar ve bir yere götürüyorlar.
İkinci kez gömüldüğü yerde bazı kardeşler yeni bir mezar kazarken buluyorlar. Hatta sandukayı da ters koymuşlar. Ordan alıp esas kendisinin vasiyet ettiği, istediği bir yere gömdüler. Şimdi orada. Cenab-ı Hak Üstadın bu vasiyetini kabul etti. Mezarının bulunması o vasiyetine muhalif. Diğerlerini değil ama Üstadınki nasıl olur bilemiyorum.
SESİMİZ YETİŞSE, SÖZÜMÜZÜ DİNLESELER…
Üstadın bu vasiyetine rağmen bulunursa, devlet ortaya çıkarırsa ne yapmak lazım?
Onlara “Bediüzzaman hazretlerinin vasiyeti buydu. Bilinmesini istemiyordu” demek lazım. Onlara sesimiz yetişse, sözümüzü dinleseler böyle diyeceğiz. “Diğerlerini araştırın ama Üstadın mezarıyla uğraşmayın” derdim. Çünkü bulunursa bakarsın bazılar çaput bağlar, mum yakar neler neler olur. Üstad bunları istemiyordu.ANIT MEZARI AĞABEYLERLE İSTİŞARE ETMEK LAZIM
Anıt mezar gibi düşünceler var. Hatta bir milletvekili bunu teklif etmişti. Böyle bir şey olabilir mi?
Anıt mezar da orda olmadığını herkes bilir değil mi? Bilemiyorum bunu ağabeylerle bir istişare etmek lazım.ÜSTADIN NAAŞINI GİZLİ BİR YERE GÖTÜRELİM DİYORDUK
Nur talebelerinin mezarın bulunması gibi bir önceliği var mı?
Yok. Üstadın mektubunu söylediğim gibi.Bediüzzaman vefat ettiğinde hapiste olduğunuzu daha önce de “Üstad vefat ederse gizli bir yere götümek istediğini” söylediniz?
Böyle diyorduk. Üstadın naaşını alıp gizli bir yere götürelim diyorduk. Ancak biz hapisteydik herkes de Urfa’da vefat ettiğini biliyor. Fakat Cenab-ı Hak 119 gün sonra Üstadın vasiyetini yerine getirdi.
8 Aralık 2009: 14:02 #761233Anonim

Bazı kesimlerin Başbakan Recep Tayip Erdoğan’ı ziyaretinde “Seyit Rıza, Said Nursi, Şeyh Said” gibi mezarı bilinmeyen yerde olan isimlerin mezarlarının bulunmasını istemesi gündeme geldi. Bunun üzerine Başbakan Erdoğan, “kayıp mezarları bulun” talimatı verdi.
Bir anda gündeme gelen mezar tartışmalarının odağında yine Bediüzzaman Said Nursi bulunuyor. 1960 ihtilalinden sonra Urfa’daki mezarından alınarak bilinmeyen bir yere defnedilen Bediüzzaman’ın mezarı ile ilgili tartışmalar hiç bitmedi.
Bediüzzaman’ın “mezarının bilinmemesi” vasiyeti nedeniyle Nur talebeleri bu konuyu gündemlerine almadı. Ancak Başbakan’ın talimatı yeni bir durum ortaya çıktı.
Peki bu meselede Nur talebeleri ne düşünüyor? Başta Bediüzzaman Said Nursi’nin hayattaki talebeleri olmak üzere konuyla ilgili uzmanlara mezar tartışmalarını sorduk.
Bediüzzaman Said Nursi’nin talebelerinden Abdülkadir Badıllı Risale Haber’e konuştu:
KİM NE YAPARSA YAPSIN ÜSTADIN DUASI NEDENİYLE MEZARI AÇIĞA ÇIKARILAMAYACAKBediüzzaman Said Nursi’nin mezarının ortaya çıkarılması tartışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Üstadımız hayatta iken bu konuda yazmış olduğu vasiyeti var. Mezarının gizli kalmasını daha uygun buluyor. “Fatiha okuyacakların ille de gelip mezarın başında okumaları şartı yoktur” diyor. “Mezar ziyaretinin eski zamandaki gibi yapılmadığını” ifade ediyor. “Bugün insanlar başka niyetlerle mezarları ziyaret ediyor” diyor.
O nedenle kendi mezarının saklı bulunmasını istiyor. Bu vefatı sırasında mümkün olmadı. Herkes onun vefat ettiğini bir anda duymuş oldu. O nedenle o gün herkesin gözü önünde bulunan ve bilinen bir yere, Dergah Camiinin avlusuna defnedildi.
Ama daha sonra “Beşer zulmeder ama kader adalet eder” hakikati hükmetti.O günün idaresi mezarının bu şekilde bilinen bir yerde olmasından rahatsızlık duydular. Onun davasına daha çok hizmet edeceğini sandılar. Bunu engellemek için kardeşi Abdülmecit Abiyi Konya’dan alıp getirerek ve kendisine bir de dilekçe imzalatarak mezarından çıkarıp götürdüler. Burada beşerin zulmü içerisinden Üstadın arzusunun ve duasının kabulü vardır.
O nedenle ben diyorum ki, kim ne yaparsa yapsın Üstadın bu duası nedeniyle mezarı açığa çıkarılamayacaktır. Daha önce de bu tür tartışmalar yapıldı, Mecliste tartışmalar oldu, araştırmalar yapıldı ama o zaman da ortaya çıkmadı.
Hatta bu konuyu Türkeş’e de sordular. O “ben bu konuda bir şey bilmiyorum” dedi. “O gün karşıma bir yazı getirdiler, Abdülmecit Nursi’nin böyle bir talebi var dediler, bu talebi yerine getireceğiz dediler, ben de o emri imzaladım. Ama, ondan başka bir şey bilmiyorum” demişti.ÜSTADA FATİHA OKUMAK İSTEYENLER NEREDE OLURLARSA OLSUNLAR FATİHALARI O’NA GİDER
Vasiyetine rağmen ortaya çıkması durumunda neler yapılabilir?
Anıtmezar şeklinde bir şey yapılmasına bir şey diyemeyiz. Ama Üstadın bu konuda da vermiş olduğu bir ders var.
Kendisi Mevlana’yı ziyaret ettiğinde -ki daha dış kapıdayken ayakkabılarını çıkararak içeri girmiş ve öyle ziyaret etmiş- ama çıktığında demiş ki, “maalesef burayı puthaneye çevirmişler.” Yani türbenin içine koydukları müritleri ile ilgili heykelleri kastederek böyle diyor.Demek ki, bu şekilde bir mezar yapılacaksa bu hiçbir şekilde caiz değildir. Zaten şu anda Mevlana’nın kabri amacından sapmış birçok yanlış şeye alet ediliyor.
O nedenle dediğim gibi, Üstada Fatiha okumak isteyenler nerede olurlarsa olsunlar Fatihaları O’na gider. Kabrinin başına gitmeye gerek yoktur. Ve bulabileceklerine de ihtimal vermiyorum. Ne yapsalar bulamayacaklar diyorum.DEVLET “BİZ ONA KARŞI YANLIŞ YAPTIK” DERSE…
“Bediüzzaman’a iade-i itibarının” devletçe verilmesi gerekir” diyenler var bu hususa ne dersiniz?
Onun itibarına kimse dokunamaz, dokunamamış, o nedenle böyle bir şeye gerek yok. Ama devlet “biz ona karşı yanlış yaptık” deyip o yanlışlarını düzeltmek için bir şeyler yapmak isterlerse ona bir şey diyemem. Yoksa onun itibarı her zaman var. Milletin kalbinde en yüksek seviyededir.Onun itibarı onun cihadıdır, Onun mücadelesidir, Onun eserleridir. O galip gelmiştir. Bugün milyonlarca insan onun eserlerini okumaktadır. Dünyanın her tarafında onun müntesipleri var ve gittikçe de yayılıyor. O nedenle kimse onun itibarına dokunamadı. Sadece mezarı ile ilgili bir yanlış yaptılar. Kendilerince Nurculuğu böylece bitireceklerini zannettiler. Ama bitmedi daha şaşaalı bir şekilde devam ediyor Elhamdulillah…
8 Aralık 2009: 14:36 #761234Anonim
s.a.nuru ahsen kardeşim böyle bir konuyu gündeme getirdiğin için teşekkür ederim siz hiç barlaya gittinizmi orada bir mezarlık var ve güllerle kaplı sağında ve solunda abiler var ve ortası isimsiz inan kardeşim oraya giden ve gönül gözü ölmeyen hissedebilir illaki taşında ismi yazması gerekmez gönülden arzu eden görür ve hisseder selam ve dua ile
9 Aralık 2009: 08:00 #761267Anonim
@r_o_s_e_76 169482 wrote:
s.a.nuru ahsen kardeşim böyle bir konuyu gündeme getirdiğin için teşekkür ederim siz hiç barlaya gittinizmi orada bir mezarlık var ve güllerle kaplı sağında ve solunda abiler var ve ortası isimsiz inan kardeşim oraya giden ve gönül gözü ölmeyen hissedebilir illaki taşında ismi yazması gerekmez gönülden arzu eden görür ve hisseder selam ve dua ile
Hayir gitmedim 🙁 insAllah nasip olurda giderim dediginiz yerleri gormeyi nasip eder Rabbim banada Aminnn.Evet dediginiz gibi tasin ustunde bir isme gerek yok Allah gonul gozuyle gorenlerden eylesin, bu konuda zaten ustadimiz ilk sozude son sozude soylemis,bu tartismalar gundem degistirmekten baska birsey degil 🙂
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.