• Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #658828
    Anonim

      Behaeddin-i Buhari hazretlerinin bir talebesi, bir gün bu zata gelerek;
      – Efendim, namazlarımdan zevk alamıyorum. Tasavvuf hallerim de iyi değil. Bana ne tavsiye edersiniz? diye sordu.
      Cevabında;
      – Yediğin lokmalara dikkat et, buyurdu.
      Talebe yediklerini araştırdı.
      Helaldi hepsi de.
      Tekrar huzuruna gelip;
      – Efendim araştırdım. Yemeklerimiz helal olup, bir kuruş bile haram karışmış değildir, dedi.
      Büyük Veli;
      – Biraz daha araştır, belki başka bir hususta hata yapıyorsundur, buyurdu.
      Tekrar araştırdı.
      Çok düşündü.
      Nihayet farkına vardı bir şeyin.
      Ocakta “şüpheli” bir odunun yakılmıştı.
      Koşup arzetti hocasına:
      – Bu olabilir mi efendim.
      – Evet, budur işte.
      Bundan dolayı tövbe istiğfar etti.
      Az zamanda iyi hallerini kazandı tekrar.

      EHL-İ SÜNNETİN MÂNÂSI
      Bir gün de, talebesinden biri;
      – Efendim, Ehl-i sünnet âlimlerinden çok bahsediyorsunuz. “Ehl-i sünnet” nedir? diye sordu.
      Cevabında;
      – Ehl-i sünnet vel cemaat demek, Resulullah Efendimiz‘in ve onun Eshabı‘nın gittiği yolda yürüyenlerdir, buyurdu.
      Ve ekledi:
      – Yetmişüç fırka içinde, Cehennemden kurtulacak olan, yalnız bu fırkadır.
      – Ya diğerleri hocam?
      – Onlar, yanlış itikatları sebebiyle Cehenneme gireceklerdir.
      – Orada sonsuz mu kalacaklar efendim?
      – Hayır, Cehennemde sonsuz kalmak, “kâfirler”e mahsustur.

      Menkıbeler
      Abdüllatif Uyan
      abdullatif.uyan@tg.com.tr
      10 Aralık 2009 Perşembe

      TÜRKİYE GAZETESİ

    1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
    • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.