• Bu konu 0 yanıt içerir, 2 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
  • Yazar
    Yazılar
  • #659392
    Anonim

      Bediüzzaman’ın Rize’yi ziyareti ile ilgili, Rüştü Tafral naklediyor:

      “Bizim Pazar ilçesine bağlı eski ismiyle Venek,yeni ismiyle Örnek köyünden arif Kantaroğlu ; Osmanlı döneminde Çayeli’nin eski ismiyle Mahavri Nahiyesi’nde müdürlük yapıyormuş.

      Bediüzzaman Hazretleri ile ilgili ,o sıra duymuş olduğu şöyle bir hatırasını anlattı : (Hatırasını bana anlattığı zaman,tarih tahminen 1964 sıralarıydı .O sıra bu zatın yaşı 80-85 idi. Gözleri kapanmış,evden çıkmıyordu. Babaanem de o köydenmiş. Aşağıdaki hatırasını bana anlatmak için,anneme haber göndermiş ,beni yanına çağırtmıştı .Bu zatın anlattığı hadise ,hatıranın içinde makamları zikredilen zatlardan bizzat duymuş.)

      “Bediüzzaman Hazretleri Rize’ye geldiğinde ,o sıra Rize Sancak idi.Mutasarrıf, Jandarma Kumandanı Binbaşı ,bir de Liman reisi;memleket erkanı olarak onu karşılamışlar ,şehrin muhtelif yerlerini gezdirmişlerdi. Bu arada deniz kenarındaki iskele üzerine de çıkmışlar.

      O zamanlar iskeleler,demir direkler üzerine ağaçlar çakılarak yapılırmış. Denizin dalgaları bu tahtalara çarpa çarpa bir kısım ağaçları sökülmüş,demir direkler kalmıştı. O kısma geldiklerinde;Bediüzzaman Hazretleri sağda ,Mutasarrıf ortada ,Binbaşı solda,liman Reisi de birkaç adım Bediüzzamanın arkasında oldukları halde yürüyorlarmış.

      Bu esnada Liman reisi arkadan Bediüzzaman’ı seyretme dalgınlığıyla önündeki boşluğa adımını atmış…tabii düşüp denize yuvarlanması ve demir direklere çarpması lazım iken ve o heyecanlı anı geçirmekte olduğu halde;bir anda nasıl olmuş,bilememiş,kendini Bediüzzaman’ın kolları arasında ve kucağında görmüş.
      Halbuki Bediüzzaman birkaç adım önde ,şu düşme hadisesi de onun arkasında cereyan ettiği halde,nasıl onun kolları arasına girdiğini anlıyamamış.
      Beraberindekiler de anlıyamamışlar.
      Ve bu hadiseyi Bediüzzaman’ın kerametine hamlederek çok hayret ve taaccübde kalmışlardır.”

      Müdür bey ,bana bu hadiseyi ölmeden evvel ,manevi mes’uliyetten kurtulmak üzere ,onu anlatacağı kimseyi bulamamış olacak ki, beni çağırttı ve mühim bir hadise olarak ifşa-i sır nev’inden bana nakletti.”

      Van Hayatından İlginç Bir Hatıra

      Bediüzzaman Hazretleri ,Kur’an’ın i’cazi nüktelerini nasıl kayedetmeye başladığı hadisesini böylece kaydettikden sonra ,Horhor Medresesi’nin durumuna ve yetiştirdiği talebelerinin kalitesine ve yetiştirme usülüne dair bir iki hatıra nakledelim:

      N Şahiner’in ,Antakya Reyhanlı ilçesinden Nurattin Borak’tan ,o da babası Zeyneddin’den dinlediği bir hatıra şöyledir:

      “Birkaç arkadaş birleşip ;Van’da Horhor Medresesi müderrisi Molla Saidi Meşhur diye büyük bir alimi duymuş ve oraya varmıştık.Horhor Medresesine vardığımızda , Hoca efendi yoktu. Bizi Molla Habib diye birisi karşıladı,içeri aldı..Ve biraz sonra Hoca Efendi’nin geleceğini söyledi.

      Bu arada sağımıza solumuza baktığımızda ,duvarlarda asılı bir sürü mavzer tüfekleri ,kamalar ,fişeklikler hayretimizi celbetti.

      Aynı zamanda masaların üzerinde kitaplar da vardı.
      Biraz bekledikten sonra, “Hoca Efendi geliyor” dediler.Kendimize çeki düzen vererek bekledik.

      Bir baktık başında külah,ayağında çizmeler,belinde kama,sert ve dik adımlarla gelen bir adam…Bizim eskidenberi bildiğimiz, tasavvur ettiğimiz bir hoca beklerken,karşımızda bir kumandan ,bir erkan-ı harb şeklinde bir insan çıkıverdi.Çok genç olmasından dolayı “acaba duyduğumuz gibi gerçekten bir ilmi var mı” diye kalbimizden geçmedi değil doğrusu …Ne ise ,bize “Hoş geldiniz!” dedi. Ne için geldiğimizi sordu.

      Biz de kendisinden ders almak için geldiğimizi söyleyince : “Peki ,ama benim şartlarım vardır. Eğer o şartları kabul ederseniz tamam …”dedi ve ilave etti : “Benimle başlayan ,bir daha geri dönmek diye bir şey yok.

      Hayatının sonuna kadar benimle beraber olacaktır.”Ayrıca şunu da ilave ederek dedi ki: “Bugün söz verip de,başlarsanız,sonra da herhangi bir sebepten bırakıp gitmeye kalkışamazsınız.Van valisi benim ahbabımdır.

      Kaçarsanız da sizi yakaltır,getirtirim:İşte şartlarım bunlar…Bu gece misafirimizsiniz ,düşünün ,sabaha kadar kararınızı verin” dedi.

      Biz düşündük,taşındık ,yapamayacağımızı anladık. Özür dileyerek ayrıldık
      Aynı hadiseye benzer ,başka bir grup talebe Van’a Hazret-i Üstad’ın medresesine gittiklerini ve yine Üstad Bediüzzaman buna benzer şartlarını söyleyince ,sabahleyin o talebelerden iki-üç tanesi şartları kabul ederek kaldıklarını bir kısmı da özür dileyerek ayrıldıklarını Malazgirtli bir Hocadan duymuştum.


      Abdulkadir BADILLI
      Mufassal Tarihçe-i Hayat

      #768890
      Anonim

        bize “Hoş geldiniz!” dedi. Ne için geldiğimizi sordu.
        Biz de kendisinden ders almak için geldiğimizi söyleyince : “Peki ,ama benim şartlarım vardır. Eğer o şartları kabul ederseniz tamam …”dedi ve ilave etti : “Benimle başlayan ,bir daha geri dönmek diye bir şey yok.

        Hayatının sonuna kadar benimle beraber olacaktır.”Ayrıca şunu da ilave ederek dedi ki: “Bugün söz verip de,başlarsanız,sonra da herhangi bir sebepten bırakıp gitmeye kalkışamazsınız.Van valisi benim ahbabımdır.

        Kaçarsanız da sizi yakaltır,getirtirim:İşte şartlarım bunlar…Bu gece misafirimizsiniz ,düşünün ,sabaha kadar kararınızı verin” dedi.

        Biz düşündük,taşındık ,yapamayacağımızı anladık. Özür dileyerek ayrıldık
        Aynı hadiseye benzer ,başka bir grup talebe Van’a Hazret-i Üstad’ın medresesine gittiklerini ve yine Üstad Bediüzzaman buna benzer şartlarını söyleyince ,sabahleyin o talebelerden iki-üç tanesi şartları kabul ederek kaldıklarını bir kısmı da özür dileyerek ayrıldıklarını Malazgirtli bir Hocadan duymuştum.

        ************

        Allah razı olsun mübarek
        çok güzel hatıralar ve lezzetli bir paylaşım olmuş…

      2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
      • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.