- Bu konu 0 yanıt içerir, 2 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
17 Şubat 2010: 07:22 #660852
Anonim
Kullukta Süreklilik Esastır
Kulluk, süreklilik ister. Kullukta inkıta yoktur. Devamlılık onun temelidir. Bu açıdan kullukta tatil, izin, ara verme, istirahat gibi dünyevi işlerde görülen kavramlar yoktur. Ancak kullukta, insanın fıtrî özelliklerine, sağlık durumlarına ve hayat şartlarına göre özel kurallar ve ruhsatlar vardır. İnsan, erginlik çağından, ruhunu teslim edinceye kadar Allah’a kulluk yapmakla mükelleftir. Aşağıda sunacağımız âyet, kullukta sürekliliğin esas olduğunu Resûlüllah (s.) in zatında açıkça ifade etmektedir:
وَلَقَدْ نَعْلَمُ اَنَّكَ يَضِيقُ صَدْرُكَ بِمَا يَقُولُونَ “Onların söyledikleri yüzünden senin canınını sıkıldığın andolsun biliyoruz. فَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ وَكُنْ مِنَ السَّاجِدِينَ Sen şimdi Rabbini hamd ile tesbih et ve secde edenlerden ol! وَاعْبُدْ رَبَّكَ حَتَّى يَأْتِيَكَ الْيَقِينُ Ve sana yakîn (ölüm) gelinceye kadar Rabbine İbadet et.”[1][7]
Müşrikler, Hz. Peygamberi deli . وَقَالُوا يَآاَيُّهَا الَّذِى نُزِّلَ عَلَيْهِ الذِّكْرُ اِنَّكَ لَمَجْنُونٌ Hal böyleyken, Allah’tan gelen gerçekleri örtbas edenler, yine de derler ki: Ey kendisine Kur’ân indirilen! Sen gerçekten düpedüz delisin. [2][8], şairهُوَ شَاعِرٌ [3][9]; kâhinفَذَكِّرْ فَمَآ اَنْتَ بِنِعْمَةِ رَبِّكَ بِكَاهِنٍ وَلاَ مَجْنُونٍ Öyleyse ey Muhammed! Sen bütün insanlara öğüt ver. Çünkü sen, Rabbinin nimeti sayesinde, inkârcıların dedikleri gibi ne bir kahinsin, ne de bir deli [4][10]; sihirbaz اِنْ تَتَّبِعُونَ اِلاَّ رَجُلاً مَسْحُورًا büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz!” dediler [5][11] ve Kur’ânı da şiirوَمَا عَلَّمْنَاهُ الشِّعْرَ Bu söylenenleri, kâfirlerin dedikleri gibi şiir sanmayın.[6][12] diyerek sözlü tacizde bulunuyorlardı. Hz. Peygamber de onların bu çirkin iftiralarına üzülüyordu. Çünkü o da bir insandı. Onun da duyguları ve hassasiyetleri vardı. Onun da insan olması hasebiyle ağlamaya, gülmeye, neşelenmeye, üzülmeye, kederlenmeye hakkı vardı. Bu özellikler, bir zafiyet ve göreve karşı bir bıkkınlık değildir. Allah, yukarıda anlamlarını verdiğimiz âyetlerde Resûlünü teskin etmiş, onun gönlünü almıştır. Ayrıca “onlar, ne yaparlarsa yapsınlar, hangi hakarette bulunurlarsa bulunsunlar, seni ne şekilde incitirlerse incitsinler yılgınlık gösterme, tebliğ görevine devam et. Kulluk görevini ihmal etme. Secde edenlerden ol. Ölünceye kadar bana kulluk et” anlamında Hz. Peygamber’den ve ona tabi olan herkesten de aynı tarzda kulluğa devam etmelerini talep etmiştir.[1][7] Hicr, 15/97-99
[2][8] Hicr, 15/6; Şuarâ, 26/27; Sâffât, 37/158; Duhân, 44/14; Zâriyât, 51/39, 52; Tûr, 52/59; Kalem, 68/2, 51; Tekvîr, 81/22
[3][9] Enbiyâ, 21/5; Sâffât, 37/36; Tûr, 52/30
[4][10] Tûr, 52/29; Hâkka, 69/42
[5][11] Zâriyât, 51/39, 52; Furkân, 25/8
[6][12] Yâsîn, 36/69
17 Şubat 2010: 07:23 #766631Anonim
İbadetlerin Devamlılığı Esastır
Kulluk görevi süreklilik arz ettiğine göre, amellerde de devamlılık söz konusudur. Gerek Kur’ân’da[1][14] ve gerekse hadislerde[2][15] insanın bütün ömür dakikalarından hesaba çekileceği, verilen hayat nimetini nasıl ve ne yolda tükettiği ve harcadığının sorulacağı beyan edilmektedir. Kur’ân’da, ibadetlerin başı olan namaz konusunda حَافِظُوا عَلَى الصَّلَوَاتِ وَالصَّلوَةِ الْوُسْطَى وَقُومُوا لِلَّهِ قَانِتِينَ “Namazlara devam edin…[3][16] buyurulmaktadır. Yine Kur’ân’da mü’minlerin özellikleri şöyle anlatılır: قَدْ اَفْلَحَ الْمُؤْمِنُونَ “ Gerçekten mü’minler kurtuluşa ermiştir. اَلَّذِينَ هُمْ فِى صَلاَتِهِمْ خَاشِعُونَ Onlar, namazlarında huşu içindedirler… وَالَّذِينَ هُمْ عَلَى صَلَوَاتِهِمْ يُحَافِظُونَ Yine onlar, namazlarına devam ederler.”[4][17] “اَلَّذِينَ هُمْ عَلَى صَلاَتِهِمْ دَآئِمُونَ Onlar, namazlarına da devamlıdırlar:”[5][18] Bunlar ve benzeri âyetler ibadette devamlılığın esas olduğunu göstermektedir. Hz. Peygamberimizin amellerin devamlılığı konusundaki uygulamaları ve sözleri de bu izahımız teyit etmektedir. Alkame (r.a) şöyle rivayet eder. Mü’minlerin annesi Aişe’ye sordum ve şöyle dedim: “Ey mü’minlerin annesi! Resûlüllah (s.)’ın ibadeti nasıldı? Günlerden birine tahsis ettiği bir şey olur muydu?” Bunun üzerine Aişe (r.a) bana şu cevabı verdi: “Hayır! Onun ameli devamlıydı. Resûlüllah (s.)’ın güç yetirip yaptığı şeye, sizin hanginiz güç yetirebilir?”[6][19] Yine Hz. Aişe’nin anlattığına göre Resûl-i Ekrem şöyle buyurmuştur: “Allah indinde amellerin en makbulü az da olsa devamlı olanıdır.”[7][20]
Görüldüğü gibi ibadetlere devamlılık teşvik edilmiştir. Devamlı surette yapılan ibadetlerin az da olsa ara sıra yapılan ibadetten hayırlı olduğu anlaşılmaktadır. Zira devamlı bir şekilde yerine getirilen ibadet, az bile olsa Allah’a itaati, bağlılığı ve O’nu hatırlamayı ifade eder. Bu açıdan devamlı yapılan bir ibadet, devam etmeyen çok amelin kat kat önüne geçer.
Farz ve vacip olan ibadetlerde (namaz, zekat, oruç, kurban vb.) kesinti söz konusu olamaz. Bunların miktarları ve vakitleri kesin olarak tayin edilmiştir. Ayrıca revâtip (bir tertip ve düzen içinde beş vakit farz namazları ile birlikte ve belli devamlılık içinde kılınan) sünnetlerde de süreklilik esastır. Dolayısıyla azlık-çokluk bu ibadetler için söz konusu olamaz. Azlık-çokluk ancak bunların dışında tatavvû[1][14] Bkz. Bakara, 2/284; Ankebût, 29/3
[2][15] Tirmizî, Kıyâmet, 1
[3][16] Bakar, 2/238
[4][17] Mü’minûn, 23/1, 2, 9
[5][18] Meâric, 70/23
[6][19] Buharî, Savm, 64, Rikâk, 18; Müsâfirûn, 217; Ebû Dâvûd, Tatavvû, 27; Ahmed b. Hanbel, IV, 109
[7][20] Buharî, Îman, 32; Rikâk, 18; Müsafirûn, 216, 218; Münâfikûn, 78; Ebû Dâvûd, Tatavvû, 27; Nesâî, Kıyâmü’l-Leyl, 19; İbn Mâce, Zühd, 28; Ahmed b. Hanbel, V, 219; Nesâî, Kıble, 13;
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.